
| Kategori : EDEBÝYAT / YAZI VE YAZMAK ÜZERÝNE | Okunma Says: 2445 |
Ben kim namâz- akta Mecnûn'a uymuum/Terk eyleyip ikameti kanuna uymuum
Galib'in, ikameti terk ederek genel geçer kanunlara, hele de Mecnunluk tabiatna uyduundan söz ettii bu namaz ak namazdr. Dolaysyla Mevlevi eyhi'nin ikameti terk ettiinden söz etmesi abes gelmez bize. Çünkü o mazmununu kurmu, snrlarn belirlemi, namaz gerçek anlamndan kaydrarak akn erkanna uygun bir imgeye dönütürmütür.
Gerçi geleneksel edebiyat dine ait bir terminolojinin düpedüz gerçek anlamnda kullanld, amelin, ibadetin hatta imann ak kazasna urad örneklerden de beri deildir.
Kanuni, air olarak Muhbbi, akam namaznda, geceye yemin ederek balayan Velleyl Suresi'ni okurken leyl sözcüünü telaffuz ettiinde artk ne ettiini ne kldn bilmediini itiraf eder samimiyetle. Leyl gece demektir. Gece siyahtr. Sevgilinin zülfü de siyahtr. Bu hatrlay geri kalan her eyi unutturur aire:
Sûre-i Velleyl okurdum dün namâz- âmda
Zülfün andm dilberin n'ettim ne kldm bilmedim
Nesimi de namazn kazas olduu halde sevgiliden uzakta geçirilen zamann telafisinin olmadn ifade eder:
Gel gel berî ki savm ü salâtn kazâs var
Sensiz geçen zamân- visâlin kazâs yok
Fuzuli ise sevgilinin zülfünün imannda açt gediklerden söz ederek perian haline kafirlerin bile aladndan dem vurur:
Küfr-i zülfün salal rahneler îmânmza
Kâfir alar bizim ahvâl-i perîânmza
Arttrlabilecek bu örnekler Divan airinin herhangi bir yan anlam yüklemeksizin de dorudan dini terminoloji üzerinden konuabildiini gösterir bize. O kadar ki kutsal olann edebiyat yoluyla dahi tahfifine izin vermeyen geleneksel algnn en azndan knamas gerektiini düünürüz. Fakat olmaz böyle bir ey. Çünkü "airdir ne söylese yeridir"den çok öte bir muafiyet ve meruiyet alan açmtr kendisine air; asrlar içinde akan gümrah bir rmaktr bu. Bu muafiyetin ba nedeni iir dilinin gelenekte soyutlayc bir dil oluudur. Onun, gerçei en fazla taklit ettii anda dahi onu sadece yorumlad, bu yorumlayn da nihai hedef olarak sadece hikmeti hedef ald peinen kabul edilmitir. lham hikmete muhalif olmad sürece mazmununu her türlü terminoloji üzerinde kurabilir. En fazla "anlatyor" gibi göründüü anlarda bile soyutlamakta, en somut olan gösterirken bile ideyi, ayn, sabiteyi iaret etmekte, hikmetli müteree giden bir yol açmakta, yalan bile doruyu söylemekte, ortak mesaj teyid etmekte, üçüncü çizgiyi, malum bilekeyi vermektedir. Bir baka ifade ile atlan ta ürkütülen kurbaaya yeterince demektedir ve okuyucu bu hazrla yeteri kadar sahiptir. Bu kabul, iir dilinin meruiyet ve muafiyet alann oluturur. Olaanüstü bir özgürlüktür bu. iirin bu soyut dilidir ki Kur'an'da zaten gerektii kadar anlatlm o halde daha fazlasnn bu dünyada bilinmesinin yararsz olduuna inanan geleneksel okuyucuyu bile Peygamber kssalarnn mesnevi/iir dilinden anlatlmas karsnda sessiz kalmaya ikna eder.
Lakin nesrin dili bu kadar ayrcalkl deildir. Geleneksel zamanlarn türü olmayan roman bu ayrcala peinen sahip deildir bir kere. Ayn eyi anlatsalar bile airin soyutlad yadrganmaz da nasirin anlatt yadrganr. Çünkü airin hikmete baland peinen kabul görmektedir de nasirin anlatt ayann badr.
Belki de mesnevi ile roman arasnda bir tür ihtiyac hissettiini her frsatta dile getiren bu satrlarn yazcs, gelenee balanyorsa nesir için de soyutlayc bir rmak yatann varlnn okuyucu tarafndan artk kabul görmesi gerektii beklentisi içindedir. Çünkü o, gelenein hissi ve dili ile dardan deil içeriden, takliden deil aynen, kesbi deil vehbi, akli deil kalbi, ireti deil sabit, geçici deil kalc ilikiler kurulmas ihtiyacndadr. Ve bir tür olarak mesneviden tevarüs edilen miras, hikmete bani soyutlayc muafiyet ve meruiyet alanlarn beraberinde getirmelidir. Bizim bir nesrimiz olacaksa böyle bir ey olmal, demektedir. n.bekiroglu@zaman.com.tr
NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)
Yazar: Nazan Bekiroðlu |
11-10-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||