
| Kategori : / AKTÜALÝTE | Okunma Says: 3267 |
Toplumun farkl kesimlerinin ortak kanaati, mevcut anayasann artk yeterlilik vasfn yitirdii, çan gereklerini ve toplumsal gerçeklikleri karlamad; bir an evvel deitirilmesi gerektii...
Buraya kadar tamam; ancak bu noktada iler çatallanmaya, fikirler ve kanaatler ayrmaya, hatta yer yer çekimeye kadar varyor. Zira bu noktada, yeni anayasann temel niteliklerinin neler olmas gerektiinin belirlenmesi lazm geliyor. Yeni nitelikler ise her kesime göre farkllk arz ediyor.
Bu iin sonu nereye kadar gider bilemem; ancak “her türlü kesimin her türlü kanaatleri”nin dikkate alnd, hesaba katld ve “orta yol - ortak kanaat” arand bir zeminde, “hayatn Allah’n dinine göre yaamay ilke edinmi”, her eyden de önce buna iman etmi bir Müslüman olarak, slami kesimin kanaatlerinin de hesaba katlmas gerekmez mi? Biz, “Müslümanlar” olarak “Müslümanca duru”un neresindeyiz? Buna da bakmak lazm gelmez mi? Bu kapsamda, yeni anayasaya yeni girmesi gereken yeni bak açsn, yeni kavramlar, yeni anayasann istikametinin ne olmas gerektiini betimleme sadedinde, toplumun en büyük kesimini oluturduu söylenen “Müslümanlar”n inanç, kimlik ve kiilik deerlerinin evleviyetle dikkate alnmas çok mu abes olur?
“Müslüman insan”, nedense bir süreden beridir “dini hassasiyetler”ini kaybetti, “tevhidi tutum”unu yitirdi ve “Peygamberi duru”u öteleyerek, bu zamana kadar reddettii söylemleri kurtulu reçetesi veya strateji olarak savunur oldu. Epey bir zamandr skntsn çektii anayasa hususunda da, deitirilme çalmalar kapsamnda taraf olarak kanaat belirtmeye, fikir ileri sürmeye çalt, çalyor.
Elbette bir insann, üzerine hükmeden bir sistemin, kendisine rahatszlk veren taraflarnn “rahatlama” yönünde deimesini arzu etmesi normaldir. Ebu Leheb’in tasallutu yerine Ebu Talib’in himayesinde olmak elbette Müslümana daha cazip gelebilir. Ancak bunu bir “ana tercih meselesi” haline getirmek ne derece dorudur acaba? Yani “Ebu Talib’in fonksiyonu” gibi bir gerekçe belki mazur görülebilir de; slam davasnn “Ebu Talib’in himayesi”yle mi, yoksa “Müslümanca durutan ayrlmamak” ile mi baarya ulatna bakmak gerekmez mi?
Ya da öyle söyleyelim: Taraf olduumuz bir anayasa deiikliinin, iman ettiimiz ve hayat düsturu olarak kabul etmekle mükellef olduumuz Kur’an- Kerim ile uyum içinde olup olmadna bakmak, Müslümanca duruun bir gerei deil mi? Bundan da önemli bir husus daha var: Hadi “deiiklik” Kur’an ile uyumlu olsun, ancak deiikliin anayasa bütünlüü içinde kazand anlama da bakmak, anayasa maddelerinde yaplacak ta’dilâtn anayasal sistemin genel geçer esâsatna “Müslümanca durua uygun” bir nitelik kazandrp kazandrmadn da dikkate almak, “Tevhid”in bir gerei deil mi? Mesela, anayasa deiikliklerine taraf olurken, ya da katkda bulunurken, Kur’an’da geçen “taut” kavramnn mana ve mefhumunu nereye koyacaz? Hani biz, Allah tarafndan, “tautu reddetmek”le emrolunduk ya!... Peki, anayasa deiikliklerinde taraf olmak ya da katkda bulunmak, “tautu reddetmek” kavramnn içine giriyor mu, girmiyor mu?
Her Müslümann, bu ve benzeri sualleri kendi vicdannn derinliklerinde sormas lazmdr diye düünüyorum. Sonuç itibariyle eer elde edilecek “Yeni Anayasa” ürününün “Müslümanca duru”a uyup uymadnn iyi tahlil edilmesi, bunun gereine uygun bir tutum belirlenerek strateji oluturulmas Müslüman için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Neden mi? undan...
Varsayalm ki iyi bir organizasyon yapld, kamuoyunun destei de alnarak anayasa deiikliinde önemli kazanmlar elde edildi. Peki, bu kazanmlar, Müslümann vazgeçilemez iman esaslarna uygun olabilecek mi acaba? Hayatn her alann tam olarak kuatan tevhid ilkesi yeni anayasann esasatn tekil edecek mi, etmeyecek mi? Anayasa “tevhid” ilkesi ekseninde mi biçimlendirilecek, yoksa “laiklik” ilkesi ekseninde mi?... Allahu Teala “hak ile batl kartrmama”y emrederken, acaba Müslümann taraf olduu yeni anayasa, nitelik itibaryla hak ile batl “ayran” m, “kartran” m olacak? Müslümann kimlik ve kiilik deerlerine acmaszca ve bitmek bilmeyen bir taarruzun yaand bir ortamda, yeni Anayasa slam inanc ile beeri arzular “ayrtran” m, “bartran” m olacak?
Bu sualleri artrmak mümkün; ancak hepsinin ayn kapya çkt da malûm. Demek ki, anayasay deitirmeden önce, deiikliin neye göre ve nasl olacann belirlenmesi lazmdr. Bu arada “Müslüman insan” da konumunu, durumunu, tutumunu belirlemeli; neye taraf olduuna bakmal, ona göre admn atmaldr. Zira Müslüman insan, sürüklendii kulvarda “meru” alglanmak için nelere meruiyet kazandrdnn hesabn ince ince yapmaldr. slam’n “hak” ve “batl” kavramlarna yükledii anlam malûmken, “batla omuz vererek hakk savunduunu iddia etme”nin ne anlama geldiinin de farknda olmaldr.
Evet. Yeni bir anayasa yaplacak ve bu ülkede yaayan Müslümanlar da bu anayasadan etkilenecekler. O halde bu deiiklie taraf olmallar. Buras net. Ancak esasta net olup da kafalar kart için mat hale gelen husus, “Müslümann taraf”nn nerede ve nasl olacadr. imdi, bu dünya bir imtihan salonu ise ve eytan da insana her yönden yaklayorsa, Müslüman, anayasa deiikliinde nerede ve nasl durduundan da imtihan ediliyor olmayacak m?
Merak ediyorum, meseleye bir de bu yönden bakan kaç kii kald acaba?
Yazar: Faruk Köse |
16-10-11 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||