ÂYET-İ KERÎME
Yoluna gücü yetenlerin o evi hacc etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün alemlerden müstağnidir.
Al-i İmran, 97.
HADÎS-İ ŞERİF
Umre, gelecek umreye kadar ikisinin arasındaki günahların keffaretidir. Mebrur haccın ise cennetten başka bir mükafatı yoktur.
Buhari, Hacc, 1773.
SÖZÜN ÖZÜ
Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan aldanıyorsun!
İmâm-ı Gazâlî
Son Dakika!
Kazanan dostluk oldu    U19'da kavga A2'de fair-play    Bir gümüş bronz daha    Şampiyon Amerika    IŞİD'in havanları Türkiye'ye düştü    Tek bir başarı hikayesi var    İnşaat 1 günde 5 can daha aldı    16 milyon öğrenci ders başı yapıyor    Boş kontenjan varsa puanın önemi yok    Öğretmen 4 yıl kalacak    Arda'nın hayali gerçek oldu    Prandelli'den sert sözler    En çok balığı yakalayana ödül    Engelli çiftin mutlu günü    Teröre taviz yok   
Kategori : / DİL KALESİ
Okunma Sayısı: 2135
TDK'NİN ATASÖZLERİ – 1

TDK’nin, kerameti kendinden menkul ve kendince makbul lügatleri meğer yıllardan beri sapır sapır dökülüyormuş...
Öyle ki “atasözü” maddesini bile tecrübe tahtasına çevirmiş. Hadi açıklama noksanlarını görmedik diyelim; peki, yanlış izahlarını da görmeyelim mi?
Mesela bütün atasözleri öğüt mü veriyor?
TDK öyle diyor:
“Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz...”

TDK tabii ki yine hata ediyor...
Hatasını anlatayım:
Evet, birçok atasöz(darbımesel)lerimiz bal gibi ve pek hoş öğüt(nasihat)ler verir:
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.

Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.
Ayağını yorganına göre uzat.
Bugünkü işini yarına bırakma.
Yoldan kal, yoldaştan kalma.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
Bir kısım atasözleri aslında apaçık bir gerçeği söyler, bir taraftan da ima yoluyla bize nasihat eder:

Taşıma su ile değirmen dönmez.
(İşini başarmak için başkasından yardım bekleme.)
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ.
(Faydalandığın şeyin bakım ve tamirini ihmal etme.)
Keskin sirke küpüne zarar.
(Öfkene hâkim ol.)
Çobansız koyunu kurt kapar.
(Kendine mutlaka bir idareci, hami, reis bul.)
Ak akça kara gün içindir. (Paranı çarçur etme.)
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
(Veresiye verme.)
Ağlamayan çocuğa meme vermezler. (Talebinin karşılanmasını istiyorsan bunu ifade et.)
 
Fakat aşağıdaki atasözlerimizin öğüt verir gibi bir hâli yok:
Ananın bahtı kızına.

Alet işler, el övünür.
Aç esner, âşık gerinir.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Açılan solar, ağlayan güler.
Denize düşen, yılana sarılır.
Yabancı koyun kenara yatar.

Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.

Velhasıl, atasözlerinin hepsinde nasihat bulunmaz. Bunların bazılarında sosyal ve psikolojik gerçekler, bir kısmında bazı tabiat kanunları, kimilerinde halkın çeşitli fikir ve inançları ve millî değerler dile getirilmiştir.
Peki, TDK atasözlerimizin bu farklı yönlerini kuşatan bir bakışla görebilmiş mi, güzel bir tarifini bize verebilmiş mi?


TDK Lügatlerinden Türlü Türlü Atasözü Tarifleri

TDK 1945 yılında çıkarttığı Türkçe Sözlük’te “atasözü”nü şöyle tarif etmiş:
“Az kelime ile anlatılmış ve halka mal olmuş hikmetli söz.”
Fena bir tarif sayılmaz fakat bir kusuru var:
“Az kelime ile anlatılmış...” sözü, bellisiz bir vasıf veya şartı bildiriyor. Öyle ya, sadece iki kelimeden ibaret atasözleri olduğu gibi 10 – 15 kelimeyle kurulmuş olanlar da vardır:
Vakit nakittir.
Dağ başına harman yapma, savurursun yel için; sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için.

***

TDK’nin 1948’de bastırdığı Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü çok tuhaf bir tarif yapmış. Bu kitaba göre “atalar sözü” tabirinden şunu anlamalıymışız:
“İfade sanatlarına bürünmüş eski söz...”
Demek
“eski söz” ha? Bu vasıflandırma ile neyi kastediyorlar, “eskiden kullanılan fakat günümüzde unutulmuş olan söz”leri mi?
Böyle atasözü olur mu? Onu bir yana koyalım.
Peki, “ifade sanatlarına bürünmüş” olan ne kadar “eski söz” varsa hepsi atasözü mü oluyor? O takdirde bütün divan şairlerinin her mısrasını birer atasözü yaptınız demektir.
Kitabı hazırlayanlar böylesine eksik ve yanlış bir tarifle nasıl yetindiler acaba? Hadi bu güdük ve abidik gubidik tarifi kendilerine yakıştırdılar diyelim; peki, bunu atalarımıza, onların güzel sözlerine ve milletimize nasıl layık görebildiler?

***
TDK, 1972 baskılı Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü’nde, atasözünü 1948’deki – ne idiği belirsiz, kadük ve güdük – tariften nispeten kurtarmış görünüyor:
“Eski kuşakların denemelerinden kalma yol gösterici, akıl verici yargı ve öğüt...”

***

Atasözünü 1948 model o anlaşılmaz tarifinden 1972’de çekip çıkaran TDK, ataların “yol gösterici, akıl verici yargı”larını bir güzel karıştırıp öğütür ve hepsini “öğüt” kalıbına doldurur. Evet, onun 1974 model Yazın Terimleri Sözlüğü’ndeki atasözü tarifi 72 modelin bile gerisine düşer:
“Ataların uzun denemelerine dayanan yargılarını öğüt olarak kurallaştıran özsöz.”

***

1978’in Halkbilim Terimleri Sözlüğü’ndeki atasözü tarifiyse bu sefer “öğüt” kalıbından tamamen çıkıp başka şekillere girer:
“Halkın, doğal ve toplumsal olaylarla ilgili kanıtlarını belirleyen özlü, kısa, geleneksel halk anlatımı.”
(TDK bu sözlükleri İnternet’teki
Büyük Türkçe Sözlük’e aktarırken sürekli hatalar yapıyor: Buradaki “kanıtlarını” kelimesi aslında “kanılarını” olacak...) 
 

***
Atasözlerimiz TDK sahnelerinde kılıktan kılığa sokulmakta, sireti ve suratı sürekli değiştirilmektedir. Fakat – TDK’nin hakkını yemeyelim – atasözleri arada sırada siretine az çok uygun bir surete kavuşmaktadır. Nitekim 2003’te çıkan Gramer Terimleri Sözlüğü’nde TDK’nin “atasözü” tarifi epey olgunlaşmış görünüyor:
“Anonim özellik taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüzyıllar boyunca geçirdiği gözlem ve denemelerden, ortak düşünce, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki kısa, özlü, kalıplaşmış söz.”
(Aslında burada ifade kusuru var:
“Deneme= tecrübe” geçirilir fakat “gözlem= müşahede” geçirilmez; yapılır, edilir.)
Gene tuhaftır ki bu uzun ve detaylı tarifte atasözlerinin “öğüt verici” olduğundan hiç bahsedilmemiş...

***
Görüldüğü gibi, atasözlerinin hepsinin öğüt vermediğini TDK’nin kendisi de daha evvel birçok yerde ifade etmiştir. Ne var ki iş Güncel Türkçe Sözlük’e gelince – karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar misali – ifadeyi tekrar bozmuştur.
Zihni mi bulanıyor acaba?
Hâlbuki halkımızın TDK ile irtibata geçtiği birinci adres Güncel Türkçe Sözlük’tür. Yani TDK tarafından “Türkçenin en güvenilir, en gelişmiş ve en güncel sözlüğü, 1945’ten beri yayımlanan Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’ünün Genel Ağ'daki sürümü...” diye överek tanıttığı lügat... Bu lügatin “Türkçenin en güvenilir” lügati olduğundan bendeniz emin değilim. Çünkü “atasözü” nedir, ne değildir; doğru dürüst tarif edemiyor...
TDK, Güncel Türkçe Sözlük’ü hakkında şunu da söylüyor: “Türkçe Sözlük dilimizde yaşanan gelişmelere bağlı olarak sürekli güncellenmektedir. Şu anda sözlükte 121.509 anlam bulunmaktadır...”
TDK’ye derim ki:

Sen asırlardan beri kullandığımız – “atasözü” gibi – kelimeler için yaptığın izahları önce tek tek ve adamakıllı bir gözden geçir. Gözünde, sözünde ve özünde ne hatalar varmış; iyi bak da gör... Lügatinde 120 bin mana olduğunu söylüyorsun; onda kaç bin manasızlık ve itinasızlık bulunduğunu da gör ve onları da iyi hesap et.
TDK – bırakalım “atasözü” gibi çok mühim bir tabiri – bütün kelimeler için “efrâdını câmi, ağyârını mâni” tarifler yapmak zorundadır.
Eğer Türkçenin resmî lügatini hazırlama vazifesi ondaysa...

***
Bakın, resmen böyle bir mesuliyeti olmayan D. Mehmet Doğan Bey “atasözü” için ne güzel bir tarif yapmış:
“Uzun gözlem ve tecrübelerden sonra varılmış hükümleri hikmetli tarzda kısa olarak ifade eden, eskilerden kalma söz, atalar sözü, eskiler sözü, darbımesel.”
Kubbealtı Misalli Büyük Türkçe Sözlük
’ün atasözü” tarifi de güzel: “Bir düşünceyi, gerçek ve hikmeti veciz şekilde anlatan, atalardan bugüne gelmiş ve halka mal olmuş kısa söz, darbımesel.”
Dil Derneği
kendi Türkçe Sözlük’ünde TDK’nin Güncel Türkçe Sözlük’ündeki atasözü tarifini tekrarlamış ama “öğüt verici nitelikte” kısmını çıkarıp onun yerine “özlü”  demeyi seçmiş ve TDK’nin bir puan önüne geçmiş:
“Uzun deneme ve gözlemlere dayanarak kısaca söylenmiş ve halka mal olmuş özlü söz, °darbımesel.”

***

TDK’nin “atasözü” faslında yalpa vuran bu zikzaklı tarifleri benim kafamı çok yordu.
Bu satırları okuyana atasözleri hakkında diyeceğim sözün özü şu:
Levnî’nin “Tut atalar sözün...”  tavsiyesini dinle, eyvallah.
Fakat TDK’nin
atasözü” faslında bekleme, yallah!..

Yazar: C.Yakup Şimşek
10-11-11
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com
Yazar Hakkında Bilgi ve Diğer Yazıları
 
 
Yorumlar: 1
Alaettin Emre YAPAR
Net Tahlil
Tarih : 14-11-11

Temelsiz dil anlayışının neticelerinden biri ve daha fazlası olarak gördüğüm bu tutarsız hali ayan beyan ortaya koymuşsunuz. Teşekkürler

 
TDK'NİN ATASÖZLERİ – 1 / DİL KALESİ Kategorisi
Online Kişi: 8
Bu Gün: 38 || Bu Ay: 2936 || Toplam Ziyaretçi: 304961 || Toplam Tıklanma: 7946292