
| Kategori : / CEMÝL MERÝÇ'TEN SEÇMELER | Okunma Says: 6564 |
Cemaleddin nazariyeci1 olmaktan çok politikac onun girift ve tezatlarla dolu kiiliini Renan’a verdii cevapta buluyoruz. Ne gariptir ki aa yukar bir asr önce cereyan eden bu münakaa (müsahabe2 demek daha doru olurdu) bize yanl intikal etmitir. Hiç kimse Cemaleddin’in yazsn okumak zahmetine katlanmam, bütün yazarlar büyük bir cömertlikle eyhi slâmiyet’in müdafii mertebesine yükseltmitir. Bu vesika bizim için çok mühimdir. Çünkü hem Cemaleddin’in girift ve müttezat3 kiiliini a kavuturur, hem onu Namk Kemal’le mukayese etmek imkânn verir. Zira Renan’n 1883’de irat4 ettii konferans, Efganl’ya yârenlemek frsat vermekle kalmaz, Namk Kemal’e de mehur Müdafaaname’sini5 ilham eder. Namk Kemal’in müdafaanamesi taarruz, Cemaleddin’in mektubu teslimiyet. Namk Kemal öfke ve küçümseyi. Cemaleddin terbiye ve makyavelizm6.
Namk Kemal önce Renan’ tantmakla ie balar: “Engizisyonun7 kötülüklerini tenkit ede ede, her fenal dine balayan ve her dini ayn meziyette vehmeden bir münkir8, üstelik ele ald konuyu da hiç bilmemektedir. Nasl olur denecek, bir ark dilleri mütehasss9, bir Akademi10 âzâs slâmiyeti nasl olur da bilmez? Bilmez, Avrupa ark’ bilmez. Bu cehaletin sebebi u: Avrupa’da slâmiyet’le uraanlar ya Hristiyandrlar ya deildirler. Hristiyansalar fikr-i aslileri bu tetkikatn11 selâmetle icrasna mânidir. Biz aratrmalarmzda bitaraf olabiliriz. Bizce Hristiyanlk mensuh12 bir dindir. Hâlbuki slâmiyet Hristiyanlara göre ilahî deildir.Onun için her kitapta yalan, yanl ararlar. nanmayanlar ise, bütün dinlere efkâr- beerin13 en ar zincir-i esareti, terakkiyat- marifetin14 en kuvvetli sekte-i hâili15 nazaryle16 bakarlar. Dinin ilahî mahiyeti yoksa üzerinde neden durulsun? Renan’n risalesini görmeden bu kadar az lakrdya bu kadar çok hata sabileceini sanmazdm”.
Advar, “Namk Kemal’in müdafaas daha ziyade bir polemik eklinde olup her satrnda Renan’n cehliyle17 (?) istihza18 doludur” buyuruyor.
Salip19’le Hilâl’in kavgas devam ediyor. Renan’n müttefikleri içimizde yaamaktadr. Namk Kemal’i hatrlayan yok. Kemal’in yazsnda konuan herhangi bir fert deil, tarihin kendisi, iftiraya urayan bir medeniyet.
imdi de Cemaleddin’e geçelim. 18 Mays 1883 tarihli, Le Journal des Debats’da20 unlar okuyoruz: “Malum olduu üzere, eyh ulema zümresindendir. Paris’e dilimizi örenmeye, Avrupa medeniyet ve ilimlerini tahsil etmee gelmitir... Yine hatrlardadr ki, geçenlerde bir konferans vermi büyük bir alâka toplayan bu konferans ilk defa olarak gazetemizde yaymlanmt. eyh Cemaleddin bize bu vesile ile Arapça bir mektup yollam. Muharririmizin21 konferans hakknda düündüklerini yazyor. eyhin mektubunu mümkün olduu kadar sadakatle tercüme ettirdik. Dou’da düünce ve medeniyetimizin nasl anlaldn göstermek için takdim ediyoruz.
Sonra eyhin mektubu:
“Efendim,
Deerli gazetenizin 29 Mart 1883 tarihli nüshasnda M. Renan’n bir nutku var. öhreti bütün Bat’y tutan, Dou’nun en ücra köelerine kadar uzanan ünlü filozof, bu nutukta dikkate deer müahedeler22, yeni görüler serdetmi23. Ne yazk ki, bendeniz, nutkun ancak az veya çok sadk bir tercümesini görebildim. Franszcasn okuyabilseydim, o büyük filozofun fikirlerine daha iyi nüfuz ederdim. Renan’n nutku, iki noktay kucaklyor.
1-slâm Dini, mahiyeti icab, ilmin gelimesine manidir.
2- Arap kavmi tabiat icab, metafizik24 ilimleri de felsefeyi de sevmez.
yi ama acaba ilimlerin gelimesini önleyen bu mâniler, dinin kendisinden mi geliyor, bu dini kabul eden kavimlerin hususiyetlerinden mi? Renan bu noktalar aydnlatmyor. Ama tehis yerindedir. Hastaln sebeplerini tayin etmek güç. Hastala çare bulmak ise büsbütün zor. Balangçta hiçbir millet, srf akln rehberliiyle yetinemez, korkularn pençesindedir. Hayr erden ayramaz... Ne sebeplere yükselebilir, ne neticeleri fark edebilir. Tedirgin uurunun dinlenebilecei bir vaha arar. O zaman “mürebbi”ler25 çkar ortaya. Bilirler ki, onu akln emrettii yola sürüklemek imkânszdr. Hayalini okar, ümitlerini kanatlandrr, önünde geni ufuklar açarlar. nsanolu, ilk devirlerde gözleri önünde cereyan eden26 hadiselerin sebeplerini ve eyann esrarn bilmediinden mürebbilerin emirlerine ve öütlerine uymak zorundadr. Mürebbiler ona: itaat edeceksin diyorlard, Mutlak Varlk öyle emrediyor. üphe yok ki bu beeriyet27 için boyunduruklarn en ar, en küçültücüsü idi. Fakat Müslüman, Hristiyan, putperest bütün milletlerin barbarlktan bu dinî terbiye sayesinde çktklar ve daha ileri bir medeniyete doru yürüdükleri de inkâr edilemez”.
eyh efendi, dinlerin insanlk tarihinde büsbütün lüzumsuz birer müessese olmadklarn beyan buyurduktan, slâmiyet’le putperestlii ayn kefeye koyduktan sonra... slâmiyet’i müdafaaya geçiyor.
“slâmiyet terakkiye mâni imi! yi ama, bu konuda slâmiyetin baka dinlerden ne gibi bir fark vardr? Dinlerin hepsi de müsamahasz28 deil mi?” Aferin slâm mücahidine! Ar nezaketi bir Draper29 mülhidi30 kadar olsun tarafszlk göstermesine mâni olan eyh efendi tâvizlerini her satrda biraz daha artryor: “Hristiyan toplumlar iaret ettiim iptidai31 merhaleden uzaklamlardr artk. Hür ve serazad32, terakki ve ilim yolunda dev admlaryla ilerlemektedirler. slâm cemiyeti ise dinin vesayetinden33 kurtulamamtr”. Ama Efganl eyh büsbütün meyus34 da deildir. Öyle ya Hristiyanlk slâmiyet’ten asrlarca önce domu: “Neden slâm cemiyeti de günün birinde zincirlerini krp Hristiyan cemiyetleri gibi terakki yolunda ahlanmasn? Hristiyanlk da müsamahaszd, sertti, ama yenilmez bir engel olamad”. slâmiyet’in böyle bir ümitten mahrum edilmesine gönlü raz olmuyor eyhimizin. “Burada Mösyö Renan’n huzurunda slâm Dininin müdafaasn deil, yüz milyonlarca slâm’n müdafaasn yapyorum. Bu ümit (Müslümanlk’tan kurtulma ümidi mi?) gerçeklemezse barbarlk ve cehalet içinde mahvolurlar. Filhakika slâm dini ilmi bomaya ve terakkiyi durdurmaya gayret etmitir. Ama Hristiyanlk da ayn eye teebbüs etmedi mi? Katolik Kilisesi’nin35 muhterem reisleri bildiime göre bugün bile mücadeleden vazgeçmi de deildirler... Biliyorum, müslümanlarn Avrupa’yla ayn medeniyet seviyesine yükselmeleri çok güçtür. Felsefî ve ilmî usullerle hakikate vüsul36 onlara yasaktr. Gerçek bir mümin, konusu ilmî hakikat olan her çeit aratrmalardan kaçnmaldr. Oysa baz Avrupallara göre her hakikat ilme dayanmak zorundadr. Kölesi olduu nassa, sabana balanan bir öküz misali balanan mümin ilanihaye37 eriat tefsircileri38 tarafndan çizilen yolda yürümeye mahkûmdur... Hakikatin zaten bütününe sahip, aramasna ne lüzum var? mann kaybederse daha m bahtiyar olacak? Böyle olunca da ilmi küçümsemesi tabiî deil mi?”
DEVAM EDECEK
1 Nazariye: Kuram, teori.
2 Müsahabe: Konuma, görüme, söylei.
3 Müttezat: Tezatl, zt dümü. Zt halli.
4 rat: Söyleme.
5 Renan Müdafanamesi: Ernest Renan’n slamiyet ve Maarif hakkndaki “L’slâmisme et Science” adl konferansnda slâmiyet’in çeitli konularda tenkit edilmesine karn slâm müdafaa olarak Namk Kemâl’in yazd eserin ad. Eser, 1908 ylnda stanbul’da neredilmitir.
6 Makyavelizm: Makyavelcilik, talyan devlet adam ve düünürü Makyavel(1469-1527)‘in siyaset ve devlet anlaynn ad. Özetle: Yönetmek için her yolun geçerli olduu düüncesine dayanan ve hiçbir ahlâkî ve manevî deeri dikkate almayan Machiavelli’nin siyasal sistemi.
7 Engizisyon: Katolik Kilisesine bal bir mahkeme sistemi. Gerek kararlar, gerek siyasi ve dini erki sebebiyle üç büyük engizisyon adndan çok söz ettirdi: a)Orta Ça Engizisyonu, b)spanyol Engizisyonu, c)Roma Engizisyonu.
8 Münkir: nkar eden, kabul etmeyen.
9 Mütehass: Uzman, ihtisas olan.
10 Akademi: Faransz Akademisi. 1634 ylnda üç be aydn, haftada bir iki gün, kralmn sekreteri Conrard’n evinde toplanyorlard. Edebiyattan, Politikadan söz ediyorlar içerinden biri herhangi bir eser kalebe almsa birlikte okunuyor herkes fikrini söylüyordu. Bavekil bu toplantlar haber ald ve üyelere toplantlarn devletin himayesi altnda yapmalarn teklif etti. Richelieu, saylarn coaltmalarn ve kurulacak cemiyet için bir nizamneme hazrlamalarn istedi. Cemiyete bir ad bulmayada çaltlar bu arada “Edebiyatçlar Akademisi”, “Belagat Akademisi” gibi isimler tartld sonra Fransz Akademisi ismine karar verildi. lk toplant 1634’te yapld. Krk Üyeden oluuyordu. 1672’de 14. Louis Akademinin hamisi oldu ve Akademi’yi resmi bir kurum haline getirdi. O zamana kadar toplantlarn belli bir yeri yoktu bir evden ötekine dolayorlard 14. Louis Louvre’da bir dâire ayrd Akademiye ve 40 koltuk yollad. Akademinin itibari gün geçtikçe artt. 1793’te kapatlan akademi 1816’dea tekrar kuruldu.
11 Tetkikat: Aratrmalar, incelemeler
12 Mensuh: Nesholunmu, hükümsüz klnm, hükmü kaldrlm.
13 Efkâr- beer: nsanln fikirleri
14 Terakkiyat- marifet: marifetin yükselmesi artmas.
15 Sekte-i hâil: Engel, mâni.
16 Nazar: Bakma, bak
17 Cehl: Cehalet
18 Istihza: Alay. Gizli veya ince alay
19 Sahip: Haç, hristiyanlarn dini sembolü.
20 Le Journal des Debats:Faransa’da1789 ylnda kurulan gazete.
21 Muharrir: Yazar.
22 Müahede: Gözlem, görme.
23 Serdetmek: leri sürmek
24 Metafizik: Felsefenin öze, mahiyetlere ve sebeplere ait olan ksmn ihtiva eden felsefe r daldr.ncelemeleri varlk, varolu, evrensel, özellik, iliki, sebep, uzay, zaman, tanr, olay gibi kavramlar üzerinedir.
25 Mürebbiye: Kendisine bir çocuun eitim ve bakm verilmi olan kadn.
26 Cereyan etmek: Geçmek, olmak, yaplmak
27 Beeriyet: nsanlk
28 Müsamahasz Tavizi olmayan, kesin kurallara bal.
29 John William Draper: (1881-1882) Amerikal bilim adam, filozof, hekim.
30 Mülhit: Dinsiz, imansz, doru yoldan çkm.
31 btidai: lkel, balangç.
32 Serazat: Hür, serbest.
33 Vesayet: Vasilik, Bir yetimin veya aklca zayf, hasta birinin maln yöneten kimse:
34 Meyus: Üzgün, Karamsar
35 Katolik Kilisesi: Katolik Kilisesi veya Roma Katolik Kilisesi, ruhani bakan Roma Ba Piskoposu yani Papa olan, en fazla cemaate sahip Hristiyan mezhebi. Dünyada yaklak 1.2 milyar mensubu vardr. Katolikler youn olarak Güney Amerika’da ve Avrupa’nn güneyinde bulunurlar.
36 Vusul: Ulama, varma.
37 lanihaye: Ebedi, sonsuza kadar
38 Tefsirci: Kur’an’n surelerini açklayarak görüler ileri süren ve bunlar yazan, yorumlayan. açklayc, yorumlayc.
Yazar: Harun ÞAHÝN |
12-11-11 |
||
| E mail: harunsahin75@gmail.com | Tweet | ||