HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : USTALARDAN / AHMET HÂÞÝM
Okunma Says: 13375
Yazar: Ahmet Hâþim
MÜSLÜMAN SAATÝ

MÜSLÜMAN SAAT

stanbul'u yeniletiren ve yerlisini artan istîlâlarn en gizlisi ve en te'sirlisi yabanc saatlerin hayâtmza girii oldu. "Saat"ten kasdmz, zamân ölçen âlet deil, fakat bizzat "zaman"dr.

 Eskiden kendimize göre yaaymz, düünüümüz, giyiniimiz ve kendimize göre; dinden, rktan ve an’aneden hayat alan bir zevkimiz olduu gibi, bu üslûb- hayâta göre de "saat"lerimiz ve "gün"lerimiz vard. Müslüman gününün balangcn afan parltlar ve nihâyetini akamn ziyâlar ta'yin ederdi. Ma'denden salam kapaklar altnda mahfuz tutulan eski ma'sum saatlerin yelkovanlar, yorgun böcek ayaklar tarznda, günein semâ üzerindeki seyriyle az çok münâsebetdâr bir hesâba tebaan, minenin rakamlar üzerinde yürürler ve sâhiplerini, zamandan takribî bir shhatle, haberdâr ederlerdi. Zaman nâmütenâhî bahçe ve saatler orada açar, gâh saa gâh sola mâil, güneten rengârenk çiçeklerdi.

 Ecnebî saati ibtilâsndan evvel bu iklimde, iki ucu gecelerin karanlyla simsiyah olan ve srt, muhtelif evkaatn krmz, sar ve lâcivert ateleriyle yol yol boyal, azîm bir canavar hâlinde, bir gece yarsndan dier bir gece yarsna kadar uzanan yirmi dört saatlik "gün" tanlmazd. Ziyâda balayp ziyâda biten, on iki saatlik, ksa, hafif, yaanmas kolay bir günümüz vard. Müslümann mes'ut olduu günler, ite bu günlerdi; erefli günlerin vakaayiini bu saatlerle ölçtüler.

 Gerçi, felekî hesâbâta göre bu "saat" iptidâî ve hatâl bir saatti, fakat bu saat hâtrâtn kudsî saatiydi. Zevâlî saatin âdât ve muâmelâtmzda kabûlü ve ezânî saatin geri safa düüp câmilere, türbelere ve muvakkithânelere braklm metrûk bir "eski saat" hâline gelii, hayâta tarz- rü’yetimizin üzerinde vahim bir te'siri hâiz olmam deildir.

 Giden saatler babalarmzn öldüü, annelerimizin evlendii, bizim doduumuz, kervanlarn hareket ettii ve ordularn düman ehirlerine girdii saatlerdi. Bunlar, hayât etrâfmzda serbest brakan geni lâkayd dostlard.

Gelen yabanclar ise hayâtmz bozup onu meçhul bir düstûra göre yeniden tanzîm ettiler ve ruhlarmz için onu tanlmaz bir hâle getirdiler. Yeni "ölçü" bir zelzele gibi, zaman manzaralarn etrafmzda zîr ü zeber ederek, eski "gün"ün bütün sedlerini harâb etti ve geceyi gündüze katarak saâdeti az, meakkati çok, uzun, bulank renkte bir yeni "gün" vücûda getirdi. Bu Müslümann eski mes'ut günü deil, bedmestleri, evsizleri, hrszlar ve kaatilleri çok ve yeraltnda mümkün olduu kadar fazla çaltrlacak köleleri saysz olan büyük medeniyetlerin ac ve nihâyetsiz günüdür.

 Unutulan eski saatler içinde eksiklii en ziyâde hasretle tahattur edilen saat, akamn on ikisidir. Artk on iki, solgun yeil semâ altnda, ilk yldza kar müezzinin Müslümanlara hitap ettii, sokaklarn lâcivert bir sisle kapland, klarn yand, sinilerin kurulduu ve yarasalarn mahzenlerden çkp uçutuu o müessir ve titrek saat deildir. Akam telâkkisinden koparak, gâh ölenin harâretinde ve gâh gece yarlarnn karanlnda mevhum bir zaman bildiren bu saat, imdi hayâtmzda renksiz ve akn bir noktadr. Yeni saat, Müslüman akamnn mahzun ve mua’a' dakîkasn datt gibi, yirmi dört saatlik yabanc "gün"ün getirdii maîet ekli de bizi fecr âleminden mehcûr brakt. Baka memleketlerde fecri yalnz krdan ehre sebze ve meyve getirenlerin ahmak gözleriyle muztariplerin ikin kapaklar içinden bakan krmz ve perîan gözleri tanr. Bu zavalllar için fecrin parltlar, yeniden boyuna geçirilecek olan hayat ipinin kanl ilmeini aydnlatan bir ziyâdr.

 Hâlbuki fecir saati, Müslüman için rûyâsz bir uykunun nihâyeti ve ykanma, ibâdet, ne'e ve ümîdin balangcdr. Müslüman yüzü, ku sesleri ve çiçek kokular gibi fecrin en güzel tecellîlerindendir. Kubbe ve minâreleri o alaca saatte görmemi olan gözler, taa en ilâhî ma'nây veren o muhayyirü'l-ukuul mi'mârîyi anlam deillerdir. Esmer câmiler, fecrden itibâren semâvî bir altn ve semâvî bir çini ile kaplanr ve slâm ustalarnn nâtamam eserleri o saatte tamamlanr. Bütün mâbedler içinde güneten ilk ziyâ alan, câmidir. Bakr oklu minâreler, günei en evvel görmek için havalarda yükselir.

imdi heyhât, eski "saat"le berâber akam da fecir de bitti. Birçoklarmz için fecir, artk gecedir ve birçoklarmz güne, yeni ve acâyip bir uykunun atelerinden, eller kilitli, az çarplm, bacaklar bozuk çaraflara dolanm, kvranrken buluyor. Artk geç uyanyoruz. Çünkü hayâtmza sokulan yeni ve fenâ günün eiinde çömelmi, kin, arzu, hrs ve haset sürülerinin bizi ate saçan gözlerle beklediini biliyoruz. Artk fecri yalnz kümeslerimizdeki dargn ve marur horozlara braktk. imdi Müslüman evindeki saat, baka bir âlemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor.  

 Çölde yolunu aranlar gibi biz imdi zaman içinde kaybolmu kimseleriz.

 KELMELER

üslûb- hayat: Hayat üslûbu, yaama tarz.
an’ane: Gelenek.
ziyâ: Ik.
münâsebetdâr: Alâkal.
tebaan: Tâbî olarak, uyarak.
takribî: Yaklak.
nâmütenâhi: Sonsuz, snrsz.
mâil: Meyilli.
ecnebî; Yabanc, Avrupaî.
ibtilâ: Dükünlük, tiryakilik.
iklim: Ülke, corafya parças.
muhtelif: Çeitli.
evkaat: Vakitler.
azîm: Büyük, çok büyük.
vekâyi’: Vak’alar, hâdiseler, vukuuât.
felekî: Astronomiyle, gökyüzüyle alâkal.
hesâbât: Hesaplar.
iptidâî: lk eklinde kalm, eski tarzda.
kutsî: Mukaddes.
zevâlî saat: Öle vaktini esas alan alafranga saat.
âdât: Âdetler.
muâmelât: Muâmeleler, karlkl münâsebetler.
ezânî saat: Günein batt ân 12 olarak kabul eden alaturka saat.
muvakkithâne: Vakit hesaplayan müessese.
metrûk: Terk edilmi, artk kullanlmayan.
tarz- rü’yet: Bak tarz; görü.
lâkayt: Kaytsz, umursamayan.
zîr ü zeber: Altüst.
sed: Duvar, snr.
meakkat: Sknt, zahmet.
bedmest: Fenâ halde sarho.
tahattur: Hatrlama.
müessir: Te'sirli.
telakkî: Anlay, deerlendiri.
mevhûm: Gerçekte olmayan, vehmedilen, var sanlan.
semâvî: Göklere has, gökle alâkal.
nâtamam: Tamam olmayan, eksik.
fecr: Sabahn ilk vakitleri, gecenin bitiinden günein domasna kadar olan vakit.
düstûr: Prensip, ölçü.
tanzim etmek: Düzenlemek.
mua’a': a'a'al, gösterili.
maîet: Geçim, yaamak için gerekli i ve kazanç.
mehcûr: Uzak, ayr.
muzdarip: Izdrap çeken, ac çeken.
mahfuz: Sakl.
seyr: Gidi, hareket.
muhayyiru’l-ukûl: Akllar hayrette brakan.

NOT:

AHMET HÂM’in bu muhteem makaalesi Dergâh Mecmûas'nda (16 Mays 1337/1921, c.I, nr.3) neredilmi ve yazarn 1928’de çkan Gurebâhâne-i Laklakân kitabna alnmtr.

 Bu yaz, edebiyatmzn (ve sosyolojimizin) klâsiklerindendir. Ahmed Hâim, sembolizme yaklaan iirleriyle Türkçenin en temiz ve en asil örneklerini vermi büyük bir âirimizdir. Milletin dertlerine lâkayd olmakla ithâm edilen âirimizin bu yazsnda bu hükmü hak etmediini görüyoruz.

Müslüman Saati, Batllama yâhut yozlama târihimizin en ma'nâl ve en hazin tenkidlerinden birisidir. Evet, hayâtmzdan büyük bir ey koparlmtr, o da slam’dr. Bu rahatszl iki yüzyl aan bir zamanda büyük küçük herkes duymakta, herkes kendi zaviyesinden bunu az çok görmekte ve söylemektedir. "Melankolik bir akam âiri..." diye  tantlan Ahmed Haim de sanatkâr rûhunun bütün incelik ve keskinliiyle ayn meseleyi en güzel ve ince bir ekilde ifade etmitir.                                                                                   

Yazar: Ahmet Hâþim
12-07-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 1
Uðurlu
Hâlimizi Ýdrak
Tarih : 08-09-13

Deðiþen hâl-i pür melâlimizi bin doküzyüz otuzlarda hüzünle ifade eden 'merdiven' þairinin bu enfes yazýsýný her müslüman evladý idrak kapýlarýný açarak sindirip deðerlendirerek okumalý deðil mi?

 
MÜSLÜMAN SAATÝ
Online Kii: 31
Bu Gn: 583 || Bu Ay: 5.675 || Toplam Ziyareti: 2.928.744 || Toplam Tklanma: 58.610.249