
| Kategori : TÂRÝH / TÂRÝHÝN ARA SOKAKLARI | Okunma Says: 2467 |
Cumhuriyet Bayram münâsebetiyle: Yeni Türkiye'nin merûiyet tanmlamas "taktik"mi?
Yeni Türkiye Devleti’nin kuruluu, yaplan 1920’lerde ngiltere öncülüündeki kapitalist dünya karsnda yeni bir güç merkezi oluturan Sovyetler Birlii’ne endeksli olarak tasarlanmtr. Türkiye Cumhuriyeti’nin oluumu ile ilgili resmî anlatma göre, Anadolu’da büyük bir zaferin galibi olan Türkiye taraf neredeyse bütün dayatmalarn sonuçlandrm, böylece 1. Dünya Sava’nn galibi konumundaki ngiltere ve müttefiklerine kar parlak diplomatik bir zafer kazanmtr.
Bu anlatmn bir meruiyet tanmlamas olduu açktr. “Konuyu farkl bir açdan düünmek faydasz deildir. 1922’de Anadolu’da Türk-Yunan Sava’nn galibi olan kadro, günün dünyasnda daha etkili bir devlet için imkânlardan/alternatiflerden tamamen yoksun deildi. Bu imkânlarn kullanlmas halinde bize Lozan Bar Konferans olarak takdim edilen Yakn ark leri Konferans’nda daha olumlu sonuçlar elde edilebilirdi. Bunun neden olmad konusunda söylenecek eylerden birisi, merkez devletlerin (daha dorusu ngiltere’nin) Mücadele srasnda kulland insan unsuru ve aletlerle ilgili olmaldr.
“20. Yüzylda dünyann gidiatn etkileyen en önemli olayn, hatta 1917 bolevik ihtilali deil, Osmanl Devleti’nin ykl olduunu bugün rahatlkla söyleyebiliriz. 1917 Bolevik devriminin meydana getirdii etkiler altnda kapitalist-komünist kutuplamas arasnda Osmanl/Türkiye öncülüünde bir slâm bloku ortaya çkabilirdi. Bunun için vasat hazrd. Lozan Anlamas bunu önleyen bir belge olarak da olumsuz bir metindir. Çünkü bütün slâm dünyas umutsuzlua düürülmü, zulüm ve sömürge altnda kalmaya mahkûm edilmitir. Ondan sonra, slâm dünyas sömürgeciler için hiç bir eyin deimemesi, bat sömürüsünün her halükârda devam için büyük deiikliklere sürüklenmitir.”1
Üç nesildir tekrarlanp duran yeni Türkiye’nin resmî meruiyet tanmnn gerçek ve mantkî gerekçeleri, hiç bir ekilde ortaya konulmamtr; hatta bu konularn düünülmesi bile istenmemitir. Bu hususta nâdir istisnalardan biri, 1960 darbesinin genç elemanlarndan (kurmay yüzba idi), Alparslan Türke’in arkada, fakat partileme süreci içinde, yollar ayrlan Muzaffer Özda’n görüleridir. Ona göre, milletimiz slâm âleminin hâmisi ve velisi mevkiinde çalar boyunca bütün bir dünya ile sürekli sava hâlinde bulunmu ve milyonlarca evladn slâm’n serhaddi kabul edilen diyarlarda feda etmitir. Bütün servet ve kudretini bu uurda sonsuz bir özveri ile sarf ediinin en belirgin sonucu, “kesin hesaplama saatinde slâm düman güçler karsnda yalnz kalmak ve bu güçlerce acmadan yok edilmesi elzem saylan bir hasm kabul edilmek olmutur”.
19. yüzyl boyunca slâm ülkeleri pepee sömürgeletirilmi, 20. yüzylda Osmanl Devleti’nin tasfiyesi ve Türk unsurunun imhas ile bu süreç tamamlanmak ve emniyete alnmak istenmitir... Türk’e saldran 1. Cihan Sava’nn galipleri gerçekten bütün dünyada emsali görülmemi bir üstünlüün temsilcileri mevkiinde bulunmaktadrlar... Afrika’nn neredeyse tamam, bütün Arap ülkeleri, Hindistan, Ortaasya ve Uzakdou müslümanlar kendi yurtlarnda yurtsuz, devletsiz, basz, çaresiz ve aalanm haldedir.
Mücadelenin eritii noktada fiilen 350 milyonluk yekpâre slâm âlemi deil, esarete rza göstermeyen, yenilgiyi kabul etmeyen yorgun ve yaral Türkiye vardr... “Türkiye Kurtulu Sava’na evrensel çapta bir din sava mahiyeti kazandrmak, slâm cenah yönünden uygulanabilirlik imkânndan fiilen yoksun olmasna ramen mücadeleye böyle bir sathi görünüm verilmesi halinde, Türkiye türklüünün, varlna kasteden saldrlar krp bara, huzura ve güvenlie eriebilmesi, bamszln âleme kabul ettirebilmesi için emperyalizme kiralanm Yunan Ordusu’nu imha etmesi asla yeterli olmayacaktr. Zira böyle bir durumda halk kitlelerini bin yllk haçl taassubunu kolaylkla ateleyerek denetimine alma imkânn bulacak emperyalist hükümetler, Anadolu üzerine pepee yeni ordular göndermekte, kendi halklarn da caniyane planlar dorultusunda savaa sürüklemekte zorluk çekmeyecektir. u halde Türk Milleti’nin öz yurdunda hayatn korumak için girecei mücadelenin, Türk stiklâl Sava’nn siyasî programnn ve iarnn -lâfzen ifade edilmemi olsa dahi- laik millî Türk devleti olmas kaçnlmaz bir askerî, siyasî, maddî, mantkî zarurettir... Yeni Türkiye’nin ba emelinin iç ve d bar korumak olmas ve bunun için baz fedakârlklara katlanmas sebepsiz deildir. Yeni Türkiye’nin laik devlet oluu slâmî iman ve itikad reddetme, bir baka din ve mezhep arama, dinsiz toplum yaratma çabas deil, zaferle elde edilen sonuçlar güvene alma, bar koruma ve sürdürme amacyla ilgili psikolojik, politik, diplomatik tedbir olarak görülmeli ve anlalmaldr.”2
Özda’n yorumuna esas olan hususlarla ilgili olarak elbette söylenecek eyler vardr.(Bizce de. "Dorulu"). (Millî Mücadele’ye verilen islâmi renk ve Anadolu’nun bütün slâm âleminin mücadele merkezi olduu yönündeki tutum allar konusunda Malubiyet deolojisinin Sonu kitabmzn 4. bölümüne baklabilir.
1. Dünya Harbi’ni zaferle neticelendirmi olan müttefik güçler, harp sonrasnda büyük bir askerî harekat yürütecek durumda deillerdi. Hem iktisadî olarak buna imkânlar yoktu, hem de kamuoylar ypratc bir harbin sonunda bezgindi. Dier taraftan, ngiltere, Fransa ve talya’nn Türkiye’ye kar bir harekat, kesinlikle Sovyetler Birlii’nin elini iin içine sokard ve Türkiye, zorunlu olarak Sovyet Bloku içinde kalrd. Batllarn bu riski hesaplamadklarn sanmyoruz. Dier taraftan, Türkiye’yi igal eden üç müttefik, bir çok konuda uzlaamyordu. Önce talyanlar, sonra Franszlar ngiltere’nin yanndan ayrldlar, ancak Lozan’da Osmanl mirasn paylamak için masaya oturdular. Bu itibarla, Yunanllarn malubiyetinden sonra, batyla bir hesaplama sava ihtimali çok zayft.
Bu tespitlerimizi bir yana brakarak, Özda’n deerlendirmelerine dönersek, yeni Türkiye’nin meruiyet zemininin tamamen “taktik” olarak belirlendii sonucuna varrz. Bütün yaplp, edilenlerin, çok övünülen devrimlerin ve laiklik ilkesinin büyük düman korkusu ile mecbur olunan taktik icab eyler olduu kabul ediliyor. Bizim daha önce, “sava sonras ideolojisi” olarak nitelediimiz de tam bu durumdur.3
Bu durumda, kemalizmin 1920’li yllarn artlarnda gelitirilmi bir sava sonras ideolojisi olduu düüncesi kuvvet kazanmaktadr. Bu strateji o zamann artlarnda Anadolu’daki mevcudiyetimizi korumak için takip edilmitir. Bu dönem çok geride kalm, dünya artlar tamamen deimitir. Türkiye’nin bugünün artlarn doru deerlendiren, batyla ilikilerini kesmeden dünyay gözeten yeni bir strateji takip etmesinden baka yol kalmamtr. 1920’lerin sava sonras ideolojisinin bugünün dünyasnda tek geçerli yol olarak savunulmas bir ça yanlmasndan baka bir ey deildir. (Bugünkü yazmz, Malubiyet deolojisinin Sonu isimli kitabmzn sonuç bölümünden alnmtr).
Dipnotlar:
1- A.Osman Eilmez: Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giri, sf. 148
2- Muzaffer Özda: Türkiye ve Türk Dünyas Jeopolitii Üzerine. Avrasya Stratejik Aratrmalar Merkezi Yaynlar, Ankara 2001
3- Bkz. D. Mehmet Doan: Bir Sava Sonras deolojisi: Kemalizm. 2. bs. Konya, 1994, bilhassa sf. 89 vd.
Yazar: D. Mehmet Doðan |
30-10-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||