
| Kategori : ÝKTÝBAS / ÇARPIK VAZÝYETLER | Okunma Says: 5832 |
Geçen akam bir ey oldu. Televizyonda bir yarma program. Üniversite son snf örencisi, mühendis aday bir genç yaryor. Sunucu soruyor: "Hayatta en hakiki mürit ilimdir, sözündeki 'mürit' ne anlama gelir?" Dört seçenek: amaç, zenginlik, klavuz, kudret... Yarmac akn. Bocalyor, kzaryor, kekeliyor, çaresiz, cevap yok! Salondaki seyirciye soruluyor, onlar da bilemiyor klavuzun anlamn. "Joker hakkm kullanacam" diyor mühendis aday, "babama soracam!" Sunucu nezaketle babasn aryor. "Hayatta en hakiki mürit ilimdir." sözündeki "mürit" ne anlama gelir? Amaç, zenginlik, klavuz, kudret... Baba da düünüyor, çabalyor, cevap yok!
u birkaç dakikada gördüklerim, duyduklarm gerçek mi diye soruyorum kendi kendime. Ürpertici... Yllar önce, neredeyse yirmi yl buluyor, bir grup eitimci oturmu tartyorduk. Öfkeyle ayaa kalkp "Gün gelecek" dedim, "gençler Türkçe konumay, okuyup yazmay unutacak. Öyle bir çaa gidiyoruz." Yukardaki manzarann utancyla etrafma baknrken o iddetli kehaneti hatrladm. Evet o gün geldi, Türkçe konumay, okuyup yazmay bilmeyen çocuklar, gençler hatta 'büyük'ler öyle çok ki...
Bir bu deil, okumak-yazmak deil. Ne yana baksanz, hangi kapa kaldrsanz, diz boyu köksüzlük, hazr lezzet dükünlüü, keyif budalal, dünbilmezlik... Sonra adamakll küstahlk! Bilmemekten, yetersizlikten gelen o masum utangaçlk ah, nerede?
Gazeteler, televizyonlar; haberler, spotlar, fotoraflar... Sahih olan nerede? Bir tek dertleri var; okunsun, izlensin! Bu balk okutur, bu resim patlatr, bu spot ilgi devirir! Çou yalan, yalan, yalan! Hakikât öyle mahcup, öyle uzak, öyle pusup kalm çok uzakta, derinlerde. Hakikatin esamesi okunmuyor. Gördüümüz, onun giydirilmi, süslenmi, cilalanm ve adamakll saptrlm gölgesi.
Bir oyuncu ölüyor. Yarm asrlk tiyatro sanatçs, Sönmez Atasoy ölüyor. Ertesi gün gazetelerde (bizimki dahil) "Halo Day hayatn kaybetti, Halo Day'y yitirdik, Halo Day öldü..." Halo Day, oyuncunun, geçen yllarda bir dizide büründüü karakter. Yarm asrlk Devlet Tiyatrolar sanatçs, rol ald onlarca oyun, rejisör koltuunda yönettikleri, yazdklar... Hiçbirinin anlam, önemi yok. Hepsi çöpe! Ve belki de yalnz ekmek paras için oynad bir dizideki karakter, bütün o elli yln üstüne gelip konuyor. "Halo Day öldü!.." Tiyatroya, sanata, emee, oyunculua saygszlk. Böyle balk okutur çünkü. Filan dizinin etiketiyle... Dünbilmezlik; kaypak, cvk, köksüz bir 'bugün' esareti. Bulac bir hastalk...
Burada durmayacak bu hastalk, biliyorum. Birikimler, emekler, hassasiyetler çöpe atlacak büsbütün. Ne var prim yapacak, diye soracaklar. Bir hikâye, bir skandal, öyle ltl, patlamaya müsait popüler bir ey, yok mu? diyecekler. Ölümler bile haber olmayacak. Bir büyük air, usta bir romanc, sinema sanatçs, tiyatro ustas, ses sanatkâr öldüünde, 'neyi var?' diyecekler... Hangi dizide oynad, hangi skandalla anld? Hangi kadnla, hangi erkekle?.. Sanat, iiri, romanlar, filmleri, sahneye aktt terler, buharlap gidecek o saat. Hiç yaamam gibi.
Bu çlgn, bu yatmaz, Necatigil'in deyiiyle, bu "çok çi ça", hakikatin bütün safln önüne katp süpürecek. Ve bize cilal, vck vck haberler, görüntüler kalacak. Biz, tiksinip gözlerimizi kapatacak, kulaklarmz tkayacak ve köemize çekilip kadim kitaplarn sayfalar arasnda ölmez klar arayacaz.
imdi çok uzaklardan bir akamüstü kzll. Gün kararyor, darda köpek havlamalar, kuzu sesleri, toz toprak ve kular uçuup geçiyor kzl ufuklardan. çeride, radyonun banda iki çocuk, kardeim ve ben... Radyo'da Çocuk Bahçesi'ni dinliyoruz. Hafta içi her akam 18.20'de. Sadece on dakika. Hiç bitmesin istenen on dakika. Sönmez Atasoy'un babacan sesi. Dinlediimiz, uzak ülkelerden meçhul insanlarn hikâyesi. Fakat öyle içindeyiz ki, can kulayla, sabrszlkla, yayor gibi... Bitiveriyor on dakika. Ertesi akama kadar sabrsz bekleyi... Hafzann damanda tarifsiz bir lezzet.
Sönmez Atasoy ite odur. Radyoda bir ses. Uzakta bir yerde, iki köy çocuunun akam sevinci. Sönmez Atasoy, saysz oyun: Krlangçlar, erefiye, Zoraki Tabib, Cad Kazan, Romeo ile Juliet, Gecikenler, Genç Osman, Ana Hanm Kz Hanm, Kanl Nigar, Sinan, Haydutlar... Sönmez Atasoy, sahnede, mikrofonda, hep babacan... 'Halo Day' deil!
"Mürit"in anlamn bilmeyen mühendis aday, Sönmez Atasoy'a "Halo Day" diyen gazeteci, ayn, ayn, ayn, hep ayn! Gitgide daha 'çok çi ça'... Gitgide daha çok mide bulants.
Hakikat, eski bir arkdr aramzda. Hatrlamak, kederli, daima...
Yazar: Ali Çolak |
10-01-12 |
||
| E mail: zaman. com.tr | Tweet | ||
| Harun ÞAHÝN | |||
Var Ol Yakup Þimþek |
Tarih : 11-01-12 | ||
Var Ol Yakup Þimþek. Sen de olmasan bilerek Bazen bilerek bazen bilmeyerek düþtüðümüz bu dil gafletinden kimse bizi uyandýramayacak. "Kavga insanla kader arasýnda deðil artýk, insanla kelime arasýnda" diyor Cemil Meriç. Keþke senin kadar uydurukça muarýzý birkaç kiþi daha tanýyabilseydik. |
|||
| C.Yakup Þimþek | |||
ÞAÞIRMAYIN |
Tarih : 11-01-12 | ||
Þaþýrmayýn: “Mürþit” kelimesinin unutulmasýna râzý olmayan ve hayret edenler bile meselâ “þýk, talebe, namzet, mânâ, ehemmiyet, maarif-tâlim-terbiye-tedrîsât, seyretmek, alâka-raðbet” gibi kelimelerin unutulmasýna bir þekilde râzý ve hattâ yardýmcý oluyorlar. Ne gibi mi? “Seçenek, öðrenci, aday, anlam, önem, eðitim, izlemek, ilgi” gibi kelimeleri benimsemek ve kullanmak gibi... Týpký Ali Çolak gibi... |
|||
| orhan | |||
bir temenni |
Tarih : 11-01-12 | ||
hissiyatýnýz ve yazýlarýnýz daima alakamý celbetmiþ müþterek duygularýmýzýn tercumaný oluyorsunuz bir gün yüzyüze görüþmek sohbetinizden paye almak dileðiyle |
|||