HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 2322
Yazar: Ali Kemâloðlu-karakutu
TOPRAÐIMIZIN KIZI ÝLE KONUÞMA

 


Röportaj: Meryem Aybike Sinan: “Edebiyatmz, emperyalist yozlatrmann arenasna dönütü.
Tarih: 01.03.2007 Saat: 20:22 Gönderen: karakutu
 

“Dünyann hangi ülkesindeki aydnlar, kendi etnik kimlikleri, kültürel kökleri, gelenekleri ve dinleri karsnda bu kadar derin bir yabanclama içindedir, bana söyleyebilir misiniz? Türkiye’de yaanan gidiat kesinlikle hastalkldr ve yeryüzünde de bir benzeri daha yoktur.”

Edebiyat dünyamzn yldz giderek yükselen genç kuak yazarlarndan Meryem Aybike Sinan ile Türk aydnndaki kültürel yozlama ve bunun edebiyatmza yansmalar üzerine geni kapsaml bir söylei gerçekletirdik. lgiyle okuyacanz umuyoruz.
Söylei ve fotoraflar: Ali Kemâlolu

O, son bir kaç yldr edebiyat dünyasnda elde ettii mütevaz kariyer ve öhreti, kendi milletine kar hastalkl bir yabanclama duygusunu üstünkörü bir Türkçeyle kâda döküp d kaynakl pohpohlamalarla inâ edenlerden deil. Yani, bu anlamda “srtn ta Avrupa ve Amerika’lardan salama alm torpilli edip ve edibeler” listesinde yer almyor. u ana kadar edebiyat adna her ne yapt, ne baar elde ettiyse hepsini diiyle trnayla ve yalnzca kaleminin gücüyle elde etmi biri Meryem Aybike Sinan.

“Türkiye’ye düman olmadan Türk yazar olmaya çalma mücadelesi”nin önüne çkard bütün zorluklar tek tek, sabrla göüsleyerek…

Özellikle öykü ve deneme alannda son yllarn en baarl bayan yazarlar arasnda gösterilen Meryem Aybike Sinan’n yldz, kültür ve sanatn dier bütün alanlar gibi edebiyatta da olanca iddetiyle hissedilen “özbenlik reddiyesi”ne, sektörün kadim hastal durumundaki “sol hegemonya”ya ramen her geçen gün biraz daha parlyor.

“Hayat Gerçee Yürür” adl ilk öykü kitab geçtiimiz ylbanda piyasaya çkan genç yazar, edebiyat dostlarndan gördüü samimi ve youn ilgi nedeniyle, eserlerinin basmn üstlenen Ak Yaynevi’nden, çok ksa bir süre sonra ikinci eserinin yaym için de teklif alm. Böylelikle, yazarn ilk kitab bir buçuk ayda ikinci basksna ularken, “Hüzün ebneme Benzer” adl yeni çalmasnn da bugünlerde raflar süslemeye baladn görüyoruz.

Nitekim, her iki eserinin ardarda piyasaya çkmasyla birlikte, çeitli radyo ve televizyon kanallarndaki kültür-sanat programlarndan ald davetler de gitgide artan bu ilginin bir baka kant. Onu geçtiimiz haftalarda önce Hilâl TV’de Arzu Erdoral’n hazrlayp sunduu “Çay Saati” programnda, ardndan da Mehtap TV’de Ramazan Ümit imek’in konuu olduu “Çnaralt”nda izleme imkân bulduk. Sinan, katld her iki programda da Türk dili ve edebiyat üzerine ilginç ve derinlikli görüleriyle izleyenlerin dikkatini çekerken, ayn süreçte düzinelerce radyo programna da konuk oldu.

‘Malatya’nn çok kültürlü ikliminde yetitim’

Kimi prestijli edebiyat sitelerinde sadk okurlar tarafndan kendisine “Türkçe’nin yeni sultan” ve “kadife üslûplu öykücüsü” gibi nitemelerde bulunulan bu genç ve yetenekli bayan yazar sorduumuz ilk soru, onun hayata ve edebiyata baknn da bir tür özeti aslnda…

“Malûm, ülkemizde hemen her ey gibi edebiyat dünyas da alabildiine siyasallam durumda. ‘Sol edebiyat’ ve ‘sa edebiyat’ gibi iki ana akm, iki temel kavram var karmzda. Bu ise sanatn kuatcl adna çok arzu edilen bir durum olmasa da artk ne yazk ki bir realite. Pekiyi ya siz, kendinizi kültür ve sanattaki duruunuz açsndan bu yelpazenin neresinde konumlandrmaktasnz?” diyoruz Sinan’a…

“Ben bir Dou çocuuyum” diyor göz bebeklerine kadar ilemi bir samimiyetle, “Doulu olmaktan alabildiine memnun bir Dou çocuuyum. 1975 ylnda, Kürtler ile Türkler’in yüzlerce yldr birarada ve kardeçe yaadklar Malatya’da dünyaya geldim. Köken itibaryla Türk’üm ve bununla da gurur duyuyorum. Fakat, yetime çalarmda, Malatya’nn -balangc ta Selçuklu medeniyetine kadar uzanan- o gpta edilesi çok kültürlü atmosferinden youn biçimde etkilendim. Yaz serüvenimin temellerini de uyum içindeki bu çok kültürlülüe duyduum derin hayranlk atmtr aslnda…

Bahçeli bir evimiz vard Malatya’da. Ve pek çok farkl etnik kökenden gelen iyi kalpli, çalkan, dürüst, yardmsever komularmz… Kürd’ü, Alevî’si, Ermeni’si, Süryanisi’yle, hepimiz Malatyal’ydk. Tpk bir zamanlar hepimizin Selçuklu ya da Osmanl tebâs olduumuz gibi. Bir güne bir gün de babamn yakn çevremizdeki o kiilerle tatsz bir olay yaadn hatrlamyorum.

Çocukluk ve gençlik yllarm boyunca, bu ülkenin kültürel mozayiini yeryüzünde benzersiz klan tlsmn kaynann, farkl dinler ve etnik kimliklere sahip bütün o insanlar olduunu, bunlarn her birinin söz konusu mozaik içinde bütünü tamamlayc birer rolü bulunduunu gözlemledim. O yüzden de hepsini ayr ayr sevdim. Zaten, sonradan bir çok öykü ve denememi de yakn çevremde gözlemlediim bu rengârenk karakterlerin gerçek hayatlarndan esinlenerek yazdm. ”

“Öretmen kökenli edebiyatç” geleneinin son halkas

Son derece zengin bir kütüphaneye sahip, her sabah en az üç-dört tane günlük gazete okunan bir evde büyümenin avantajn yaayan Sinan’n edebiyata dükünlüü de yine aile ocandaki bu kkrtc atmosfer sayesinde ortaya çkm. lkokul, ortaokul ve lisede adm adm artarak devam eden bu dükünlük de onu 1990’larn balarnda, Samsun 19 Mays Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’ne yönlendirmi.

“Baarl bir yüksekörenim sürecinden sonra, 1990’larn ikinci yarsnda ‘Türkolog’ unvanyla mezun oldum bu okuldan” diyerek sürdürüyor konumasn, “Bitirme tezim ‘Yavuz Bülent Bâkiler’in iirleri Üzerine Bir nceleme’ baln tayordu. Sonrasnda ise daha profesyonel bir anlayla öykü ve denemeler yazmaya devam ettim.

Kendimi daha lisedeki örencilik yllarmdan itibaren daima ‘milliyetçi ve muhafazakâr’ çizgide bir insan olarak tanmlammdr. Mensup olduu kavmin insanlk ailesi içindeki gerçek deerini slâmiyetle ereflendikten sonra bulduuna inanan, kendisini var eden etnik ve kültürel kökleriyle de diniyle de alabildiine bark bir Dou ülkesi yazarym ben. Ruhumda çalkantlara yol açabilecek hiçbir kimlik bunalmm yok elhamdüllilah. Bu üslûp ve duru içinde, edebiyattaki yoluma da ayn kararllkla devam etmekteyim. Belki benim ilerleyiim, küresel destee sahip baz kalemörler kadar hzl olamayacaktr. Çünkü hem iç piyasada hem de yurt dnda bir Türk yazarnn kendi deerleriyle bark olmasnn alabildiine garipsenip knand ve böyle bir bak açsna otomatik biçimde cephe alnd kültürel bir ‘fetret devri’ni yaamaktayz. ‘Türkler’in tarih boyunca en büyük elencesi, zrt-prt Ermeni ve Kürt kesmek olmutur’ yazarak edebiyatn meakkatli patikalarnda bir anda uzun atlama yapanlar karsnda iimin hiç de kolay olmadnn farkndaym. Bu alann baronlarnn önüne ayn anda hem ilmî alandaki bir terakkiye, hem gelenein güzel ve olumlu yönlerine, hem de bizi biz yapan inançlara bal, sentez bir kimlikle çkmak epeyece gözükara olmay gerektiriyor. Böyle bir tercih çou kez ‘aforoz’ ya da en hafif ekliyle ‘yok saylma’ tehlikesini de beraberinde getirmekte çünkü.

Ama olsun; uruna kesinlikle mücadele etmeye deecek güzellikte, ulvi bir dâvâ bu. Tanzimat’tan bu yana kafas alabildiine kartrlm olan Türk milletinin, medyada dizginleri ellerinde tutan bunca ‘Batc’ karsnda, kendi deerleriyle bark kadn ve erkek yazarlara artk eskisinden de iddetle ihtiyac var. Ben de ortaya koyduum düünceler ve eserlerle bu edebiyat cephesi içinde yer almaya adaym.”

‘Mermi sesleri’ arasndaki ilk öretmenlik tecrübesi

Daha önce de vurguladmz gibi, Meryem Aybike Sinan, kitaplarn ve okumann çok sevildii, bütün üyelerinin gündelik hayatta buram buram edebiyat soluduu kalabalk bir aileden geliyor. Var olanla kanaat etmeyi bilen, dinine ve geleneklerine bal, o kalabalk mevcut içinde bile mutluluk ve huzur adna yine de salkl bir armoni yakalayabilmi örnek bir orta snf Türk ailesi. Ki zaman içinde, bu ailenin bütün üyeleri evdeki kadim gelenee uyarak, eitimlerini orta hâlli ekonomik koullar altnda büyük bir baaryla tamamlam ve bir bölümü de devletin çeitli kurumlarnda görev yapmaya balamlar.

Meryem Hanm da devletin “baba” olarak görüldüü bu zinciri koparmam, ‘Türkolog’ unvann kazand yükseköreniminden sonra Millî Eitim Bakanl’na bavurarak lise edebiyat öretmenlii kadrosu kazanm. “lk görev yerim Mardin-Nusaybin’di” diyor ac ac gülerek, “Gencecik, bekâr bir hanm öretmen için oldukça zorlu bir görev yeriydi. Fakat, dedim ya, damarlarnda doutan Doululuk ruhu gezinen biriyim ben. Her ne kadar, kafamda yaattm kardelik bilincini yüzlerce yl önce yakalam olan o Dou son yirmi ylda yerini daha farkl bir Dou’ya brakm olsa da bu ilk görev yerimde acmasz gerçeklere kar var gücümle direndim. Kendi Dou algm belleimde inadna inadna yaatarak görev yaptm Nusaybin’de… Ayrlkç terörün gemi iyice azya ald bir dönemde, her iki-üç gecede bir makineli tüfek ve bomba sesleri arasnda ifâ ettiim ‘ark Hizmeti’, skntl ama o oranda da eitici bir süreç oldu benim için. Pek çou yoksulluun dibine vurmu Kürt çocuklarndan oluan yüzlerce örenci yetitirdim. Onlar beni sevdiler, ben de onlar.... Birlikte iirler, romanlar okuduk, güldük, elendik, bazen de aladk. Nusaybin’in o çetin ceviz artlarnda bile, edebiyatn içinden türlü türlü lezzetler çkardk. Kendimi o yllarda ünlü ‘Ölü Ozanlar Dernei’ filminin idealist edebiyat öretmeni (Robin Williams tarafndan canlandrlan ‘John Keating’ karakteri) gibi hissederdim. Fakat, taraflar arasnda böyle bir sevginin yeermesini asla istemeyen er güçler gördüm orada. Dou’daki görev sürem bitince de örencilerimi, nefretten nemalanan, onlarn körpe beyinlerinin bilimle, sanatla, imanla ve sevgiyle deil gözleri kör eden bir hnçla dolmasn arzulayan, gençleri daa kaldrp ekya yapmann derdindeki bu kesimlerin ellerine brakp zmit’e tayin oldum. Son 6-7 yldr da benim gibi eitimci olan eimle birlikte bu kentte görev yapmaktaym.”

Üslûbunun kvrakl çocukken kefedilmi

Meryem Aybike Sinan, ardarda yaymlanan iki kitabnda ve internet âleminin en prestijli kültür-sanat sitelerinden biri konumundaki “Sanat Âlemi”nde her ne kadar erikinlerin edebiyet beenisine hitap ediyor olsa da onun bu alann yakn takipçileri tarafndan iyi bilinen bir dier tutkusu da “çocuk edebiyat” üzerine eserler vermek…

“Çocuklar sevmeyen öretmenlik yapamaz; çocuk edebiyat alannda salam ve kalc eserler verilmeden de bir ülkenin millî edebiyat gelenei oluturulamaz” diyen yazar, basl bir yaynda boy gösteren ilk eserini bundan uzun yllar önce yine bir çocuk dergisi için vermi. Henüz ortaokul yllarnda yazd bir öyküsünün o dönemin en popüler çocuk dergilerinden Türkiye Çocuk’ta baslmas, üstüne üstlük kendisine bunun için küçük bir de telif bedeli gönderilmesi, hiç unutamad yazarlk anlar arasnda yer alyor. Türkiye Çocuk’un sonraki dönemlerde de pek çok öyküsüne yer vermesinin yansra, ya ilerleyip kalemi kuvvetlendikçe çocuk merkezli eserleriyle daha bir çok süreli yaynda da boy göstermeye devam etmi Sinan…

Onun üslûbundaki zenginlii, anlatmndaki sradl kefedip kendisine edebiyat dünyasnda yeni bir açlm salayan en önemli kii ise kültür-sanat câmiamzn saygn isimlerinden gazeteci-yazar ve edebiyatç Mehmet Nuri Yardm olmu. Genç yetenekleri erkenden kefedip büyük bir alçakgönüllülük içinde topluma lanse etmesiyle tannan Yardm, geçen yln yaz aylarnda baz deneme ve öykülerini ökuduu Sinan’a, yöneticiliini kendisinin yapt “Sanat Âlemi” sitesinde yazmasn teklif etmi. Ve balay o balay... Anlan tarihe kadar düük tirajl dergilerde nisbeten daha dar çerçeveli bir okur kitlesine seslenen yazarmz, kalemiyle sivrilmeye aday pek çok yetenekli insana -soyadna lâyk bir tutum içinde- yeni kanallar açan Mehmet Nuri Hoca’nn tevik ve öngörüsüyle ksa sürede yüzbinlere seslenmeye balam.

Son olarak da Ak Yaynlar’nn yöneticisi, popüler gençlik romanlaryla tannan gazeteci-yazar ve tecrübeli editör smail Fatih Ceylan’n “Bu güzelim yazlar unutulup gitmemeli. Deneme ve öykülerinizi belli aralklarla yaymlamak istiyoruz” teklifiyle kitaplar domu.

‘Çocuklarn eitimi çok önemli’

Halen, yaynlanm iki kitabnn yansra, biri roman olmak üzere iki yeni kitap üzerinde daha çalmasna ve “Sanat Âlemi”nde düzenli olarak denemeler kaleme almasna ramen, çocuklara yönelik çalmalarn da hiç hz kesmeden sürdürüyor Meryem Aybike Sinan. Sözgelimi, bu alann önde gelen dergilerinden “Somuncu Baba”, her saysnda mutlaka onun çocuk öykülerine yer vermekte. Kendisi de iki çocuk annesi bir bayan olarak, “Çocuklar benim hem enerji hem de gözlem kaynam” diyor ve ardndan da unlar ekliyor:

“Onlar üzerine, onlarn duygu dünyasna yönelik metinler kaleme almak, beni hem bir anne, hem bir eitimci, hem de bir yazar olarak sürekli gelitiriyor. Genç kuaklarn eitimini garantiye almayan, bu alanda onlara salkl bir kültürel altyap sunmayan bir toplum, psikopatln gitgide daha fazla prim yapmasna da hiç armamal. Tabiî, benim burada eitimden kastettiim ey, çocuklarnn önüne kendilerine gün içinde ayak ba olmasn diye kan ve vahet dolu bilgisayar oyunlarn fütursuzca koyan, onlara -çizgi filmden baka hereye benzeyen- sadistik japon animasyonlarn tekrar tekrar izleten ebeveynlerin yaptklar bencillik gösterileri deil… Vatan, millet, bayrak ve Allah sevgisini yüceltecek eserlerden söz ediyorum ben. Ancak ne yazk ki böyle eserlerin says hiç de fazla deil. Barbie ve erkek arkada Ken’in, Winx kzlarnn serüvenleriyle ya da vahi sava oyunlaryla büyüyen, iddet ve cinsellik dükünü sorunlu bir nesil geliyor. Emperyalistlerin de istedii tamamen bu aslnda. Reflekslerini yitirmi bir Türk toplumu. Ve ne yazk ki ebediyat gibi kadim bir sanat bile, toplumun uyuturulduu bu emperyalist savan en önemli arenalarndan birine dönütü.”

‘Osmanlca mirasn reddederek kaliteli edebiyat üretilemez’

Meryem Aybike Sinan’n son derece naif ve iirsel bir üslûba sahip olan eserlerinde en çok dikkati çeken özelliklerden biri de, eski ve yeni kelimeleri son derece dengeli, ayn zamanda lezzetli bir sentez içinde harmanlamas… Bunun yansra, Türkçe gramer kurallar konusunda gösterdii youn hassasiyet de hemen göze çarpmakta…

Gramerin doru kullanmna ilikin hassasiyetine deindiimizde, Sinan bu konudaki görülerini de son derece çarpc ifadelerle dile getiriyor:

“Türkçe’nin kendine özgü iirinin büyük bir yozlatrma ve talan furyas altnda yerle bir edildii, milyonlarca insann dükkan tabelalarndan internet yazmalarna kadar her alanda ne idüü belirsiz paçoz bir dil kulland bu ahir zamanda, birilerinin Don Kiot’luk yapp yozlama karsnda inatla direnmesi gerekiyor. Yanl anlalmasn, ben uzun zaman önce Türkçeye yerlemi ve artk iyice kabul görmü olan kimi türetme kelimeler konusunda kat bir reddiyecilik içinde deilim. Bunlar arasndan, gerek gramer gerekse fonetik açdan yerini bulmu olanlar elbette ki Türkçe bünyesinde kalabilirler. Çünkü dil yaayan ve sürekli gelien bir varlk; doru köklerden baaryla türetilmi kelimeler de dilimizi zenginletirmekteler…

Fakat, ayn efkat hiç bir zaman Osmanlca’ya gösterilmedi. Yaz yazarken, Osmanlca’dan miras pek çok kelimeyi de bilerek yediriyorum metinlerime. Türkolog olmama ve edebiyat öretmenliini kendime meslek olarak seçmeme ramen, Türk dili konusunda hayatm boyunca kesintisiz bir eitim sürecinde olduumu varsayyorum. O yüzden de her gün mutlaka bir kaç saatimi Osmanlca sözlükleri incelemeye ayrmaktaym.

Osmanlca kelimelerden bütünüyle ayklanm ve çorak bir tarlaya benzetilmi olan bir Türkçeyle ‘büyük edebiyat’ yaplamaz. Üstelik, bu yalnzca bizim dilimiz için geçerli bir durum da deil. Bat edebiyatnn en seçkin klasiklerine bakarsanz, orada da eski Franszca’nn, eski Almanca’nn, eski ngilizce’nin tartlmaz arln görürsünüz. ‘Tarumar etti’ fiilinin, içinde bulunduu cümleye kazandrd iiri ve edebî anlam ‘ykt’ fiilinde bulabiliyor musunuz? Osmanlca kelimeleri tek tek ayklanm bir Türkçe belki internette birbirine ‘Mrb’ ‘Nbr’ yazmakta çok ie yarayabilir; fakat iir, roman, öykü, deneme ve hatta günlük gazetelerde kaliteli köe yazs yazmaya asla yetmez. O yüzden de Türk edebiyatnn kökününün kurumamas için, hem bir eitimci hem de yazar olarak gelenekle ba koparmamaya özel bir hassasiyet gösteriyorum.”

Meryem Aybike Sinan’n dil ve edebiyat dünyamzdaki ürkütücü çoraklama üzerine yapt bu anlaml vurgulardan sonra, sorunu tanmlarken söylenebilecek çok da fazla bir ey kalmyor aslnda…

Bask teknolojilerinin gelimesiyle birlikte kitap yazmann ve yaymann kolaylamas edebiyatmzda “nicelik” açsndan belli bir gelimeye vesile oldu belki; fakat onca yllar sonra sanat dünyamzn ufuklarnda hâlâ yeni bir Necip Fazl Ksakürek, Arif Nihat Asya, Nazm Hikmet ya da Cahit Külebi kükremesi duyamam olmak bu endieyi fazlasyla hakl klyor.

Edebiyatmzn gün be gün “tektip”letii, bu da yetmiyormu gibi -kendisine tema olarak eziklik psikolojisini ve “piç”leri seçmi kimi kafas kark kalemleri saymazsak- edebiyat alannda kadn varl ve duyarllnn iyice geriledii bir dönemde, yalnzca kvrak kalemi ve Anadolu’ya yönelik sevdasyla varolmay seçen Meryem Aybike Sinan’a çkt yolda sonsuz baarlar diliyoruz.

 

Yaznn kayna için tklaynz. 

 

NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)

 

 

 


Yazar: Ali Kemâloðlu-karakutu
31-10-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
TOPRAÐIMIZIN KIZI ÝLE KONUÞMA
Online Kii: 27
Bu Gn: 415 || Bu Ay: 5.508 || Toplam Ziyareti: 2.928.519 || Toplam Tklanma: 58.606.253