
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 4038 |
"Eer bir insann bakasna secde etmesini emretseydim, kadnn, kocasna secde etmesini emrederdim" anlamndaki hadis hakknda hayli soru geliyor. Kur'an'a aykr olduu ya da kadn tahkir ettii gerekçesiyle uydurma olduunu söyleyenlerden alntlar eliinde bu hadisin durumunun ne olduu soruluyor.
Öncelikle belirtelim ki, bir rivayetin sahih olup olmadn, bizatihi o rivayetten hareketle ortaya koymak gerekir. Meseleyi kendi önyarglarmzn, pein kabullerimizin ya da yaygn anlayn/hakim söylemin boyunduruu altna sokmaya çalmak, kendi heva ve heveslerimizi hadisin, dolaysyla Efendimiz (s.a.v)'in rehberliinin önüne geçirmek anlamna gelecektir. Kur'an'a aykrlk vb. söylemlerin de bu balamda bizim heva ve hevesimizi tahkim etmekten baka bir fonksiyonu olmayacaktr.
Kur'an'a neyin uygun ve neyin aykr olduunu salkl bir ekilde tesbit edebilmek için öncelikle salkl bir Kur'an anlaynn ortaya konulmu olmas gerekir. Ben Kur'an' "bana göre"li bir ekilde tarif edersem, herhangi bir meseleyi "Kur'an'a götürün" derken "benim Kur'an anlayma getirin" demi olurum. Ulemamzn yüzlerce yldr Kur'an'a aykr görmedii bir ksm hadislerin ahir zamanda Kur'an'a aykr olduu gerekçesiyle reddedilmesi tam da bu "el çabukluu"nun göstergesidir!...
Maksada gelecek olursak, evet, Efendimiz (s.a.v)'den çeitli balamlarda nakledilmi birçok rivayetin ortak noktasn tekil eden bu cümleye "uydurma" demek mümkün deildir. Tesbit edebildiim kadaryla konu hakknda 10 ayr sahabînin naklettii 10'dan fazla rivayet mevcuttur. Ksaca zikredecek olursak:
1. Mu'âz b. Cebel (r.a)'dan nakledildiine göre kendisi am'a gittii zaman oradaki Ehl-i Kitab'n ileri gelenlerine ve din adamlarna secde ettiklerini görmü, bunun ne olduunu sorunda, "Bu peygamberlerin selamlanma eklidir" cevabn alm. Medine'ye döndüünde bunu Efendimiz (s.a.v)'e haber verdiinde (aada gelecek olan rivayetlerde Mu'âz (r.a)'n, Efendimiz (s.a.v)'in huzurunda secde ettii tasrih edilmektedir) Efendimiz (s.a.v) öyle buyurmutur: "Onlar peygamberleri adna yalan uydurdular; kitaplarn da böyle tahrif etmilerdi. Eer bir kimsenin baka birine secde etmesini emredecek olsaydm, kadna, üzerindeki hakknn büyüklüü sebebiyle kocasna secde etmesini emrederdim. Kadn, hayvan srtnda olsa bile kocas onu istediinde kocasnn hakkn eda etmedikçe imann tadn alamaz."[1]
2. Kays b. Sa'd (r.a) Hîre'de Mecusilerin, ileri gelenlerine ayn ekilde sayg göstergesi olarak secde ettiklerini görmü ve Efendimiz (s.a.v)'in kendisine bu ekilde secde edilmeye daha layk olduu düüncesiyle Efendimiz (s.a.v)'e gelerek bu durumu sormutu. Efendimiz (s.a.v) ile aralarnda u konuma geçti:
- "Benim kabrime uradnda ona secde etmeyi düünür müsün?"
- "Hayr."
- "Bunu yapmayn! Eer bir kimseye, baka birine secde etmesini emredecek olsaydm, Allah'n kadnlara kar kocalarna bir hak verdii için kadnlara, kocalarna secde etmelerini emrederdim."[1]
3. Ebû Hureyre (r.a)'den: "Resulullah (s.a.v) öyle buyurdu: "ayet bir kimsenin baka bir kimseye secde etmesini emretseydim, kadna, kocasna secde etmesini emrederdim."[2]
Ayn sahabîden, balamn da zikredildii daha uzun bir rivayet öyle gelmitir: "Resulullah (s.a.v), Ensar'dan birinin bostanna/bahçesine girdi. Resulullah (s.a.v) kendilerine yaklanca orada bulunan ve tepinen iki azgn deve, O'nun önünde çöküp boyunlarn yere koydular. Orada bulunanlar "Size secde ediyorlar (ey Allah'n Resulü)" dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) öyle buyurdu: "Kimsenin kimseye secde etmesi uygun deildir. Eer bir kimsenin bakasna secde etmesi uygun bir davran olsayd, Allah'n kocaya verdii hakkn büyüklüü sebebiyle kadna, kocasna secde etmesini emrederdim."[3]
Cumartesi günü devam edelim.
[1] el-Hâkim, el-Müstedrek, IV, 172. el-Hâkim bu hadisin el-Buhârî ve Müslim'in artlarn tadn söylemi, ez-Zehebî de ona muvafakat etmitir. Bu rivayetin sadece merfu ksmn et-Taberânî de el-Mu'cemu'l-Kebîr'de (XX, 52) zikretmitir.
[1] Ebû Dâvud, "Nikâh", 40; et-Tahâvî, erhu Mükili'l-Âsâr, IV, 129; ed-Dârimî, "Salât, 159; el-Hâkim, a.g.e., II, 187. Bir önceki rivayette olduu gibi, bu rivayetin shhatinde de ez-Zehebî, el-Hâkim'e muvafakat etmitir.
[2] et-Tirmizî, "Radâ’", 11;
[3] bn Hibbân, es-Sahîh, IX, 470. Bu rivayet, et-Taberânî'nin bn Abbâs (r.a)'dan nakli olarak daha uzun ve tam bir lafzla ileride gelecek.
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
04-02-12 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||
| uðurlu | |||
Hayaýmýzýn Düsturlarý |
Tarih : 04-02-12 | ||
Varlýk sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaþadýðý hâdiseler ümmeti için yani bizim için deðil mi? Zira, O hevasý ile hareket etmez ve söylemezdi. Elbette hayatýmýza düstur olacak hâller hatýrlatýlsa güzel olmaz mý? |
|||