
| Kategori : / GEÇERKEN UÐRAYAN YAZARLAR | Okunma Says: 8195 |
Sabah rüzgâryla saa sola savrulan kuru yapraklarn üzerine basarak dükkâna kadar geldi. Sonbaharn belki de en keyifli yan yapraklara basnca çkan o hrty duymakt.
Camnda büyük harflerle “Kadn Terzisi Osman Efendi” yazan bu dükkân, bir yannda büyük alveri merkezi ile dier yanndaki lüks lokantann arasnda âdetâ küçük bir nokta gibi kalyordu. Terzi Osman Efendi isteseydi dükkânn yerine koca bir apartman diktirebilirdi. Ya da daha bakml, modern bir dükkân yapabilirdi. Kars Nuriye Hanm çok söylemiti büyük bir dükkân yaptrmasn, ama o, hayatnn geri kalann hâlâ hâtralarnn yaad bu mekânda geçirmek istiyordu.
Hrdayan yapraklarn ve krdayan anahtarn sesi Hamza'nn “Bismillah” sesine kart. Her gün ustasndan önce gelir, dükkân açar, ortal toplar o gün kesilecek kumalar, önceki günden kesilip dikilecek etekleri, gömlekleri, elbiseleri ayr ayr düzenlerdi. Üzerine düen bütün ileri halleder, ustas gelince de bir dediini iki etmezdi. Küçük yata babasn kaybetmiti. Bu yüzden ustasna “Osman Baba” der, ona babasym gibi hizmet ederdi.
Bu küçük dükkân, dndaki dünya ile içindeki dünya arasnda sanki bir zaman makinesi gibi iliyordu. Eikten içeriye girenler âdetâ geçmie doru küçük bir yolculuk yaparlard. Atlan ilk admla beraber gcrdamaya balayan ahap döeme, be tane eski koltukla, bunlarn arasnda duran eski model bir sehpay üzerinde tayordu. Sehpalarda yllar öncesinden kalan, sayfalar çevrile çevrile ypranm be alt tane moda dergisi duruyordu. Kapnn karsnda kuma toplarn indirdikleri küçük bir tezgâh, arkasnda duvar boyunca uzanan raflar, raflarda ince kaln, açk koyu, desenli desensiz kuma toplar vard.
Bo kalan duvarda siyah bir çerçeve içinde Osman Efendi’nin babasnn resmi aslyd. Beyaz, düzgün taranm saçlar, ksa sakal ve hüzünlü görünen kahverengi gözleri ile resime bakanla sanki konuacakm gibi duruyordu. Bazen ustasn resmin karsnda bir sandalyeye oturmu, uzun uzun ona bakarken bulurdu. Arada bir çocuklar gibi hçkrklarla aladna da ahit olmutu.
Ustas elli be yalarnda orta boylu, kr saçl, tombul yanakl, sevimli bir adamd. nce sesli, mülâyim, merhametli birisiydi. Müteriler kadn olduklar için her eyi en ince teferruatna kadar sorar, kyafetlerde ille de bir kusur bulur, beenmedikleri yerleri söktürüp yeniden diktirirlerdi. Ustas bunlara hiç sinirlenmez, arkalarndan kzmaz:
“Ben yanl anlammdr efendim” deyip yeniden yeniden dikerdi. Oysa her seferinde fikir deitiren kadnlar kararszlklaryla pekâlâ bir terziyi kolaylkla çileden çkarabilirlerdi. Diktiklerini beenmeyen kadnlara neden sinirlenmediini sorunca da:
“Evladm kalp krmaya ne lüzum var, yeniden dikiveririz ” derdi.
Giriteki odadan sonra arka tarafta küçük bir oda daha vard. Hamza burada çalyordu. Yine gcrdayan, cilasz, ahap döeme üzerinde iki diki makinesi, bir ütü masas, eski usul arca bir ütü, duvarda asklarda asl yars dikilmi yars teellenmi renk renk kyafetler vard. Hamza daha ziyâde odasnda durur, müterilerin olduu odaya pek gitmezdi. Arada bir kap aralndan bakar, teel alrken ya da ütü yaparken konuulanlara kulak kabartrd. Lüks dükkânlar olan terziler dururken itibarl, zengin kadnlarn evvel zamandan kalma bu eski, küçük dükkân doldurmalarna bir türlü anlam veremezdi.
Ustas küçük yandan beri örendii bu meslein erbabyd. Gelenleri memnun edene kadar urar, didinirdi.
“Kadnlar hassastrlar, onlara kyafet dikerken dikkat etmeli, tüm maharetini göstermeli insan.” derdi. Babasndan terziliin yannda asl insan olmay örendiinden bahseder, kulana küpe ettii u sözlerini, konuurken sk sk tekrar ederdi.
“Ne yaparsan yap; ama u kapdan kalbi krlm bir insan gönderme.”
Birkaç gün önce gelen müterilerden birisi, daha önce gittii terziyi anlatt. Diktirdii gömlein kollarn beenmemi ve sökülmesini istemi. Terzisi barp çarp sökemeyeceini söylemi ve gömleini eline tututuruvermi. Bu kii kocaman, lüks dükkân olan terzilerden birisiydi. Demek itibar dükkâna ve yeni eyalara deil, terzinin ahlaknayd diye düündü Hamza. O zaman anlad zengin kadnlarn neden bu eski dükkân doldurduklarn.
Hamza, çou zaman kapsn kapatr, diki makinesinin tkrtlar arasnda yalnz zaman geçirirdi. Odann dier binalarn arka tarafna bakan küçük bir penceresi vard. Pencereden baknca küçük bir kiraz aac görüünyordu. On yldr orada çalmasna ramen bu aacn serpilip büyüdüüne ahit olmamt. Ne büyüyor ne de doru dürüst meyve veriyordu. Her yl onbe yirmi çiçek açar, ancak be on kiraz olurdu. Tpk hasta bir çocuk gibiydi. Küçüklüünden, zarifliinden onu daha ziyade sevimli bir kz çocuuna benzetir bu yüzden de adn “Kiraz Kz” koymutu.
Nasl dal verip büyüyecekti ki Kiraz Kz? Etrafn çevreleyen büyük binalardan dolay çok az güne görüyordu. Topra sertti ve Hamza'dan baka su vereni de yoktu.
Hamza odaya girer girmez hemen pencereyi açar, ona öyle bir bakar sonra da ksk bir sesle konuurdu:
“Kiraz Kz, ikimizin kaderi birbirine ne kadar da benziyor deil mi? Bu rada kimseleri görmeden akam ediyoruz.”
nsan kendisini yalnz hissetmeyegörsün, deil bir aaçla, bir kayayla bile böyle konuabilirdi. Çok yorulduu günlerde pemcerenin kenarndaki koltua kendini yavaça brakrd. Sürahiden bir bardak su doldurur, suyu avuçlarna döküp bu küçük aacn yapraklarna serperdi.
Ustas birkaç gündür yüksek mevkiden bir hanma beyaz ipekli kumatan diktii gömlekle urayordu. Ei Nuriye Hanm: “Osman Efendi, aman çok dikkatli ol, bu hanma kar mahcup olmayalm.” diyerek iyice tembih etmiti. Nuriye Hanm Hamza'y da ikaz etmeyi unutmad.
Birkaç gün sonra ustasnn büyük ihtimam gösterdii beyaz ipekli gömlek dikilmiti. Sadece ütüsü kalmt. Gömlein alnaca gün Hamza uyuyakalm, gecikmiti. Geldiinde ustas dükkân çoktan açm, gelen müterilerle ilgileniyordu. Hamza mahcup bir halde aceleyle odasna geçti, duvarda asl duran beyaz ipek gömlei ütü masasna koydu, telala ütülemeye balad. Gayri ihtiyârî pencereye doru gözlerini kaldrd. Yanl m gördüm acaba diye düünüp, pencerenin yanna gitti, baknd. Kiraz Kz yoktu. Can bedeninden çekilir gibi oldu, elleri buz kesti. Dolan gözlerini koluyla sildi. Nasl oldu, neden oldu diye düünürken bir yank kokusunun odaya yayldn fark etti. Neden sonra hatrlad ütüyü gömlein üzerinde unuttuunu. Ütüyü hemen kaldrd ama gömlekte kocaman bir delik açlmt.
Kiraz Kz’n gitmesine mi üzülecekti yoksa delinen gömlee mi? Ustas kapdan ban uzatt: “Gömlein ütüsü bitti mi Hamza?” diye sordu. Hamza cevap vermeden önce kiraz aacn sordu. Osman Efendi de odaya n girmesini engelledii için Nuriye Hanmn kestirdiini söyledi. Ne bilsinlerdi Hamza'nn onu küçük bir kz çocuu gibi bakp büyüttüünü…
Ustann arkasndan kars içeri girdi. Ütü masasndaki gömlei görünce:
“Ben dikkat edin dememi miydim?” diye bir çlk kopard. Odadan çkarken de:
“Bir daha bu dükkâna gelme, kendine baka bir usta bul.” demeyi de ihmal etmedi. Ustasnn yüzüne bakt, alamaklyd. “Hamza gitme kal.” diyemedi Osman Efendi, sadece ban sessizce önüne edi.
Zaten Kiraz Kz da gitmiti. Kime su verecek, kimin çiçeklerini sayp, meyvelerini bekleyecekti ki? Ceketini eline ald, ustasnn elini öptü: “Osman Baba üzerimde hakkn çoktur, helal et.” dedi. Cebinden dükkânn anahtarn çkarp ütü masasnn üstüne brakt ve çkt.
Terzi dükkân açldndan o güne kadar belki de kalbi krk olarak kapdan çkan ilk kii Hamza olmutu.
Yazar: Zuhal Gedik |
24-02-12 |
||
|
E mail: zuhalgedik@dogrulus.com Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar |
Tweet | ||
| nurcan katipoglu | |||
harika |
Tarih : 21-10-14 | ||
Çok etkileyici güzel bir hikaye tebrik ediyorum |
|||
| sibel þimþek | |||
etkileyici |
Tarih : 28-05-12 | ||
farkýnda olmadýðýmýz nice duygularý hiçe saydýk þimdiye kadar kimbilir |
|||
| nuriye | |||
güzel hikayelerinin takipçilerinden |
Tarih : 19-04-12 | ||
Uzun zamandýr vaktim olmamýþtý bu siteye girip senin hikayelrini okumaya. Mailimde sitenin adresini görünce hemen girdim ve doðru senin sayfana geldim. >Yine beni çok etkiledin, merak ettirdin sonu nasýl bitecrk diye ve yine bir duyguyu bu derece duru ve akýcý ve yalýn bir þekilde ne güzel anlatýþýný gösterdin. Tebrik ederim arkadaþým. Güzel yazýlarýnýn devamýný dilerim |
|||
| osmkan yýldýz. | |||
hikayeleriniz çok güzel. |
Tarih : 31-03-12 | ||
KALPLERÝN SAHÝBÝ RABBÝMÝZDÝR.KALPLERÝ KIRMAK MEVLAYI ÜZMEKTÝR ÇÜNKÜ ONUN YARATICI MEVLAMIZDIR.BAÞARILARINIZIN DEVAMINI DÝLER SELAM VE DUALARIMLA... |
|||
| süveyda | |||
içim acýdý... |
Tarih : 21-03-12 | ||
anlatýlmaz duygularla doldum bu hikayeyi okuyunca sevgili Zuhal ... ne desem nasýl anlatsam bilemiyorum... kesilen minik kiraz agacý ve hamzanýn kýrýk kalbi yuregimi acýttý... |
|||
| hüseyin manisalý | |||
çok güzel |
Tarih : 04-03-12 | ||
sen kimseyi kýrmýyon rabbimde seni kýrmasýn |
|||
| hatice su kýlýnçer | |||
diktiðini sökmeyenler |
Tarih : 25-02-12 | ||
Kaç yüreðin üzerine affedilmemenin ve affedememenin yanýðý, aðrýsý var? Azýcýk dikkat etsek yüreðimizdeki yanýklarý görüp çýðlýk çýðlýða kaçarýz kendimizden. Diktiðini sökemeyen , hatasýný göremeyen insanlar sizce "ahseni takvim üzre olmanýn" güzelliðini çýkarýp hamza ustanýn anahtarý ile birlikte masaya koymamýþ mýdýr? Kaleminizle gönlümüze danteller iþlemeye devam edin ola ki yangýnýmýz hafifler. |
|||
| AHMET | |||
SIRADANIN TABÝÝLÝÐÝ |
Tarih : 24-02-12 | ||
Arka sokaklarýn insanlarý ne güzel anlatýlmýþ... Yüksek mevkilerdeki insanlarýn hayatlarýnda hep bir sun'ilik, sýradan insanlarýn hayatýnda ise sýmsýcak bir tabiilik hissedilir; burada da böyle olmuþ. Olaðanüstü iniþler çýkýþlar yok. Hikaye durgun bir gölün titreyiþi gibi ilerliyor. Eline diline saðlýk Zuhal... |
|||