
Bir kitap hikâyesi
Kâgarl Mahmud'un Divânü Lugati't-Türk adl ünlü eseri, kaleme alnd tarihten tam bin yl sonra Türk Dil Kurumu tarafndan güzel bir kutlama kitabyla yâdediliyor.
TDK Bakan Prof. Dr. ükrü Halûk Akaln'n hazrlad kitap, konuyla ilgili renkli illüstrasyonlar, fotoraflar, harita ve belgelerle zenginletirilerek her merak seviyesine hitab eden, bilgilendirici ve derli toplu bir yayn olmu. Adn herkesin bildii fakat pek az kimsenin mâhiyeti hakknda fikir sahibi olduu bu gibi eserleri tantan klavuz kitaplara ihtiyacmz var.
Divânü Lugati't-Türk'ün kefedilme hikâyesi çok renkli unsurlar tayor. Ad bilinen fakat o güne kadar hiçbir nüshas ele geçirilemeyen kitap, meer eski Maliye Nâzrlarndan Nazif Paa'nn kütüphanesinde mevcut imi ve Nazif Paa bu esiz (unique) eseri, her ne hikmetse yaknlarndan bir kadna vererek, "yi sakla, sktn zaman Sahaflar'a götür, altn parayla otuz liradan aa satma" diye tembihlemi. Gel zaman git zaman paraya bunalan bu hanm, kitab Sahaflar'da Burhan Efendi'ye satmaya kalkm. Fiyat fazla bulan sahaf, belki o fiyat verir ümidiyle devrin Maarif Nazr (mehur) Emrullah Efendi'ye götürmü, nâzr da kitab lmiye Encümeni'ne satn alnmas için havale etmi. Bir hafta sonra Encümen kitaba 10 lira baha biçince, Sahaf Burhan kitab yeniden dükkâna getirmi. te tam o günlerde Ali Emiri Efendi, her eyden habersiz dükkâna urayp "ne var ne yok" vezninden sohbet açnca kitap meselesi gündeme gelmi...
Eline ald kitabn adn okuyan Ali Emiri Efendi, Akaln'n tâbiriyle "baylacak gibi" olmu. Evvela, "otuz çok, onbee balayalm" diye beylik pazarlk usulüyle yola çksa da, "sahibi dul bir hanmdr, aasna raz olmuyor" itirazn iitince "i deiti" diyerek cebindeki 15 liray hemen bastrm fakat, ii borca brakmak da istemiyor çünkü yeni bir alc çkabilir! Can havliyle dar urayan Ali Emiri Efendi, neyse ki Darülfünun'un edebiyat hocalarndan Faik Reit Bey'le karlar. Para tamamlanr, üç lira da sahafa bahi brakan Emiri Efendi, barna bast kitapla dükkândan hayli uzaklatktan sonra, arkasndan kimsenin gelmediinden emin olup, "oh, elhamdülillah" diyerek evine kapanr. Yapt iten marur ve müftehir Ali Emiri, elbette bu haberden eine dostuna bahsedince haber tez zamanda her yere yaylr. Ziya Gökalp can havliyle Emiri'nin evine ziyarete koarsa da Ali Emiri deil kitab göstermek, koklatmaz bile, "imdilik olmaz, iki ay sonra belki" diye savuturur Gökalp'i. Bunun üzerine Gökalp, kitabn yaynlanmas ve herkesin istifadesine arz için devrin Dahiliye Nazr Talat Bey'i (daha sonra Sadrazam ve Paa) devreye sokmay tasarlar. Adliye Nazr'nn verdii iftara Ali Emiri Efendi de davet edilir. ftardan bir saat sonra maiyetiyle davete gelen Talat Bey, kendisine takdim edilen Ali Emiri Efendi'nin ismi geçince hemen eline sarlr,
"Üstad- muhterem, mübarek elinizi öpmeke kesb-i eref etmek isterim, müsaade buyurunuz" diyerek eline sarlp öper, srayla maiyetindekiler de el öpme kuyruuna girerler. Ali Emiri Efendi, "Ben o gece belki otuz üç kere estafurullah çektim. Ben istifar ettikçe onlarn ak artyor, elimi brakp eteimi öpmek istiyorlard" diye naklediyor hadiseyi. Neticede Talat Bey sadede gelir ve Divânü Lugati't-Türk hakknda mâlumat istirhamnda bulunur; hazirun Ali Emiri'yi zevkle dinler ve sohbetin hitamnda Talat Bey, eserin yaynlanmas için Ali Emiri Efendi'ye ricada bulunur. Gösterilen iltifat Ali Emiri'yi mest etmitir; baz küçük artlarla rza gösterir. Bunun üzerine Talat Bey, hangi makam dilerse Ali Emiri Efendi'yi yeniden bilfiil devlet hizmetinde görmek istediklerini belirtirse de Emiri Efendi istina gösterir, "Ben milletime edecek hizmeti yaptm. Bugün nazarmda hiçbir memuriyetin kymeti yoktur" diye meseleyi tatlya balar...
Bugünlerde vizyonunu geniletmek isteyenler için çok tatl bir eser kaleme alm ükrü Akaln Hoca. Eline salk.
u iftar sahnesindeki tatl ve mâsum müsâmereye taklp kaldm ben; kitabn hikâyesinden ne kadar ho bir belgesel-drama çkarlrd diye düünüyorum imdi.
Yazar: A.Turan Alkan |
25-01-10 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||