RAMAZAN İLHÂMI


Kur'an üzerine eğilir başlar
Gönülde bir mânâ seyrânı başlar

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakıldık.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / CEMİL MERİÇ'TEN SEÇMELER
Okunma Sayısı: 4829
Yazar: Harun ŞAHİN
CEMİL MERİÇ'TEN SEÇMELER (Toprak ve İnsan)

Toprak ve İnsan1

Himalaya'nın2 ezelî karlarından Seylan'ın3 boğucu sıcağına kadar uzanan rüyalar diyarı: Hindistan. Kuzeyde dağların, güneyde okyanusun sonsuzluğu ve göklerden boşanırcasma coşkun ırmaklar. Hind'e adını veren İndus4, her sabah bütün bir canlılar dünyasını susuzluktan ve milyonlarca Hintli'yi günahlarından kurtaran Ganj5... 

Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert. Kıraçlardan altın başaklar fışkırtır bir sağanak. Tek kökten koca bir orman doğarÇöllerden çiçek bahçelerine geçilir. Yaz yağmurları hem tabiatın yüzünü güldürür, hem insanın. Ama kışlar kurak, baharlar boğucudur ve yağmur her bölgeyi aynı cömertlikle başaklandırmaz. Kuzeyi Himalaya'nın kasırgaları tarar, güneyi Asya güneşinin alevi. Musonlar6 kesilince açlık başlar. Sıcak, damarlardaki kanı erimiş kurşuna çevirir; toprak bakırlaşır, ölümü arzular insan. 

Hintli'nin ruhunu yoğuran bu coğrafya... 

Pencap7 vadilerine yerleşen akıncılar anayurtlarını unutuverdiler. Arkalarında Himalayalar vardı, önlerinde umman... Dünyadan ayrıydılar ve bu aşılmaz sınırların ötesinde ci­hangirlik arzularım kamçılayacak ülkeler yoktu. Tabiata ferman dinletemeyince, kendi ihtiraslarına dizgin vurdular. Unsurların hışmından riyazet8 kalesine sığındılar. 

Hind'in düşünce örgüsünde koyu renkler ağır basar. Hint, hayatı küçümseyenlerin vatanıdır. Ama bu geniş ülkeyi bir dervişler tekkesi sanmayalım. Firavunlar diyarı muhteşem bir taş yığını, Fırat boylarında yükselen mamureler9 toprak altında, Atina10 bir hayal, Roma11 bir efsane... Hint beş bin yıldan beri var. Hintli elini kolunu bağlayıp hayaller âleminde ya­şasaydı, o büyük medeniyet nasıl doğar, nasıl gelişir, nasıl ayakta durabilirdi? 

Hintli'nin ruhu da, Hind'in tabiatı gibi, bir tezatlar mahşeri, ihtiraslardan soyunup sükûna ermek ve denize karışan ır­maklar gibi, Tann'nın varlığı içinde erimek bu ruhun en büyük kaygusu. Fakat aşkın hazlarını tatmayan insan da ömrünü heba etmiştir, Hintli'ye göre. Hayat okyanusunda fırtınaya tutulduktan sonra, tevekkül limanına sığınan bir ruh bu. 

Hint düşüncesinin en büyük zaferi, değişmeyeni kavrayabilmesinde. Imparatorluklar devrilmiş, akınlar akınları kovalamış, Hintli bütün bu canlı komedyalara seyirci kalmış, bakışlarını ezelî cevherin esrarından ayırmamıştır. Avrupa'nın madde üzerindeki fetihleri, Hintli için birer çocuk oyuncağı. Batı'da teknik, Hint'te huzur. Batı'da müspet ilim, Hint'te rüya, din, felsefe... 

Bu ülkede mevsimler de, çağlar da, inançlar da sarmaş dolaş. Şiirle dua, felsefe ile din, inkârla iman kucak kucağa. Bu Babil Kulesi'nde12 iki yüz yirmi dil konuşulur. Bir yanda taş devrini yaşayan siyah derililer, kaba bir putperestlik; ötede beyaz ırkın en saf örnekleri. Şiir, felsefe ve o uçurumla bu zirve arasında inançların bütün dereceleri, medeniyetlerin bütün basamakları, ırkların bütün alaca bulacalığı. Ama bu mahşer bir kaos değil. Çağların rengârenk mozayiğinden tılsımlı bir bütün yaratmış zaman. 

Evet, Hind'in düşünce örgüsünde Hint şallarındaki esrarlı ahenk var. Felsefesi ormanlarından girift, edebiyatı ırmak­larından gür. Ha dağlarını seyretmişsiniz, ha mimarisini... ikisinde de aynı heybet. 

Hint edebiyatının ayırıcı vasfı muhayyilenin saltanatı. Bu edebiyatta nesre pek az rastlanır.Gramer ve tıp kitabları bile çok defa manzum. 

Toprakla insan hiçbir edebiyatta böylesine içli dışlı değildir. Her çiçek konuşur, her patikanın göğsünde bir kalp çarpar, her ağaç canlıdır. Hint toprağı buram buram aşk tüter. Hint şiiri sonsuz bir aşk neşidesi13. Bu edebiyatın baş kahramanı Tanrılar, yani kâinat. Sahne bazen göktür, bazen toprak. Kâh ölümsüzlerin altın saraylarında gezinir, kâh cehennemin derinliklerine inersiniz. Ve Hint bütün cazibesi, bütün esran ile yaprak yaprak açılır önünüzde.



1 Bir Dünyanın Eşiğinde, İletişim Yayınları, İstanbul 1998, s.89

2 Himalaya Dağları: Dünyanın en yüksek zirvesi Everest’inde içinde bulunduran, Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Butan' dan geçen 2400 km uzunluğundaki dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları.

3 Seylan: Sri Lanka’nın eski adı. Resmî adıyla Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti. Güney Asya'da, Hindistan'ın 31 kilometre güneyinde ve Hint Okyanusu'nda bulunan bir ada ülkesidir.

4 İndus Nehri. Pakistan’ın en uzun nehri. İndus Nehri, Tibet Platosu'ndan başlar batıya doğru Hindistan üzerinden devam ederek Pakistan'a ulaşır ve Karaçi yakınlarında Umman Denizi'ne dökülür. Başta Pencap bölgesi olmak üzere Pakistan’ın en önemli su kaynağıdır.

5 Ganj Nehri: Hindistan'ın kuzey topraklarından ve Bangladeş'ten geçen akarsu. Hindu inancına göre belirli günlerde nehirde yıkanmak günahların affedilmesi ve tövbelerin kabul görmesini sağlar.

6 Muson Yağmurları: Tropikal iklim özellikleri taşıyan Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da, özellikle Hindistan’da tesirli olan yağmurlar. Görkemli yağmur bulutları, aralıksız yağış ve güçlü rüzgârlar muson ikliminin en başta gelen özelliğidir.

7 Pencap:  Pakistan'ın 4 eyaletinden en kalabalık olanıdır. Lahor şehri Pencap eyaletinin başkentidir.

8 Riyazet: Az yiyip az uyuma ve sürekli ibadet ederek nefsi terbiye etme. Dünya zevklerinden el etek çekmek suretiyle nefis terbiyesi yapma.

9 Mamure: İmar edilmiş, işlenmiş yer. Fırat mamureleri kelimesiyle yazarın kastı Mezapotamya medeniyetidir.

10 Atina ile kastedilen Yunan Medeniyetidir.

11 Roma Medeniyeti.

12 Babil Kulesi: Eski ve Yeni Ahid’de bahsi geçen Babil Kulesi'nin hikayesi şu: Efsaneye göre Babilli'ler güçlerini ve medeniyetlerini ispat etmek gayesiyle, göğe dek erişen bir kule yaparak Tanrıya ve cennete ulaşmak istemişler. Tanrı insanların bu hadsiz davranışına, kendini beğenmişliğine kızar ve o zamana kadar aynı dili konuşmakta olan insanların dillerini karıştırarak birbirlerini anlayamaz hale getirir. Nihayet Babil tam bir karmaşa alanı olur. Dehşete düşen işçiler Babil Kulesi'ni yarım bırakarak dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Edebiyatta Babil ve Babil Kulesi kelimeleri verilerek bu hadiseye telmihte bulunulur ve bir yerdeki karmaşa iklimi anlatılır.  

13 Neşide: Şiir, nağme, manzume.

Yazar: Harun ŞAHİN
01-10-13
E mail:
Yazar Hakkında Bilgi ve Diğer Yazıları
 
 
Yorumlar: 2
Mehmet Toprak
Güzel Olmus
Tarih : 19-11-14

Kaleminize saglik Harun hocam. Güzel bir yazi olmus. Akici, koca bir Hind irkini ve cografyasini cok güzel ve özlü bir sekilde aktarmis...saygilar

 
Uğurlu
Fikir İşcisi
Tarih : 03-10-13

Düşünce deryasında kulaç atma derdinde olanlara; kendisini 'fikir işcisi' olarak ifade eden, bu anlamda gözlerini kaybetmesine rağmen cehdinden bir şey kaybetmeyen rahmetli Cemil Meriç'i eserleriyle,düşünce zenginliği ile asıl tesbitleriyle faydalanılması gerektiğini zaman zaman hatırlatan Harun hocamıza teşekkür ederiz.

 
CEMİL MERİÇ'TEN SEÇMELER (Toprak ve İnsan)
Online Kişi: 35
Bu Gün: 144 || Bu Ay: 9023 || Toplam Ziyaretçi: 1269318 || Toplam Tıklanma: 34059352