HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : EDEBÝYAT / UNUTULMAYANLAR
Okunma Says: 4900
Yazar: Mehmet Emre Ayhan
TARÝHÝ RÜYALAÞTIRAN YAZAR: MUSTAFA NECATÝ SEPETÇÝOÐLU
KIZILELMA NERES?
Sepetçiolu’nun dünyas

Ölüm bir güzel turna kuudur, uçar gider dizi dizi. nsan o uçuu seyreder; bir gün omuzuna konar turna kuu..

21 Ocak 2010 Perembe 10:03

Ömer Seyfettin’in Kzlelma neresi? isimli hikayesini okuduumda ortaokulda olmalydm. Hikaye u idi: Zamann Süleyman’ otanda vezirlerini, beylerbeyilerini, kazaskerleri, nianclar, aalar, kethüdalar, hasl maiyetindeki “Horasanî kavuklu balar” toplar, sefer kararn netletirir onlarn da ikrarlaryla.

Fakat cengin nerede olaca, nereye sefer yaplaca bilinmemektedir. Onlar çktktan sonra otanda yalnz kalan padiah bir süre sonra –sefer haberi ordu içinde yaylm olacak ki- o geni alana toplanan ordunun üstünde bir uultu duymaya balar: Kzlelma’ya, Kzlelma’ya… Sultan Süleyman bu söze ainadr, ta çocukluundan beri sarayda, derslerde, darda gezerken hep bu ad duymutur: Kzlelma. Fakat neresi olduuna dair bir bilgisi yoktur, ama…. Ama sezgisi vardr.

En sonunda dayanamaz ve vezirlerine de danma gerei duyar Kzlelma’nn neresi olduunu. Tekrar çarr onlar otaa ve sorar: Dardaki bu uultuyu siz de duyuyorsunuz. Söyleyin Kzlelma neresi? Koskoca vezirler hiç böyle bir ey beklemedikleri için arr kalrlar, kimisi Hind der kimi Sint, kimi Viyana cevabn verir kimisi Roma, bir bakas Kaf Dann arkas cevabn bile verir.

Sultan bakar ki her kafadan ayr bir ses çkyor, anlamak istedii eye tatminkâr cevaplar alamyor; kazaskere irade buyurur, nümayi alannda “Kzlelma’ya” diye baran rastgele üç kiiyi tutup huzura getirmesini. Gelenlere sorar teker teker ayn soruyu. Üçü de sanki az birlii etmicesine ayn cevab verir: Padiahmzn önümüze düüp bizi götürecei yer. Arad cevab bulan Süleyman rahatlar, Kzlelma onun gidecei yerdir, Hakk’n onu gönderecei yer… Derken herkes çkar. Ordu içinde nümayi devam etmektedir, “sefer elentisi yapan yüzbinlerce asker ota etrafnda geni bir daire çeviriyorlar, Kzlelma’ya Kzlelma’ya naralaryla, sanki hayalin eremeyecei derecede yüksek, pek yüksek bir ara doru… kalkandan kanatlaryla uçmaya hazrlanyorlardr.”10801

Kzlelma, bir kutlu yürüyüün ad…

Bu hikayeyi hatrlamam sebepsiz deil. Her ne kadar bugün Kzlelma kelimesi kirletilmi, absürd koalisyonlara(!) isim olmu, üstüne saçma sapan siyasi anlamlar boca edilmi olsa da; onun ifade ettii anlam dünyas, öz o kadar birletirici ki. Bizim Kzlelma’ya gidiimizi, yazd romanlarla safha safha anlatan Mustafa Necati Sepetçiolu bakn bu ‘öz’ü nasl tarif ediyor bir söyleisinde: 

“Bizde eski, en eski bir Kzlelma vardr. Kzlelma n ben görebileceimiz en son yer; tutunacamz en uç nokta bilir, bir sonraki duran dr diye düünürüm. O son duraa vardmzda yandn, daha ötede bizi çardn gördüümüz k... O bizim Kzlelmamzdr. O k, Yaradanmzn özümüzde bizim için yakt ktr. Biz neredeysek, bir adm ötemizden bizi yine çaracaktr.“

10803Zaten Sepetçiolu’nun yazd ve tarihin satr aralarnda tozlanm onca güzellii sunduu romanlarn okuyanlar, o havay teneffüs edenler o Kzlelma yürüyüüne ainadr. Bu yürüyü bugün hâlâ devam etmektedir. Deiik isimler deiik suretlerle bu kutlu yürüyüü devam ettiriyorlar.

“Odunun bile özü var”

Peki Mustafa Necati Sepetçiolu bu yürüyüü nasl aktarr genç kuaklara? Çada bir Dede Korkut kimliiyle yazd Kilit, Anahtar, Kap, Konak, Çat, Üçler-Yediler-Krklar, Bu Atl Geçide Gider, Geçitteki Ülke, Daraac, Ebemkua, Sabr, Gündönümü romanlaryla, yani Dünki Türkiye Dizisi adn verdii nehir romanlaryla ortak eder bu yürüyüe herkesi. Bu da “millî romantik duyu tarznn bir seremonisi”ne zemin hazrlar.

Bu duyu tarznn en önemli meyvesi genç nesillere bir tarih uuru kazandrlmas ve suretin ardna gizlenen “öz”ün okuyucuya alanmas... Basit bir örnekle bunu öyle açklayabiliriz. Sepetçiolu’nun bir çok roman bir sembolden yahut metafordan adn alr.

10802O, romanlar bu metafor çevresinde ve kanaviçe gibi ilenen bir üslupla oluturur. Bir de, her romanda muhakkak “her Fatih’in bir Akemseddin’i” olduunu da ekleyerek serinin ilk roman olan Kilit’e gelelim. Selçuklu Sultan Alpaslan’n çocukluk döneminden Malazgirt Savana kadarki 30-35 senelik bir dilimi kapsayan bu ilk romanda, bir gün küçük Alpaslan’a, klç hocas Sav-Tekin tarafndan bir Bizans kilidi verilir.

Hem Alpaslan hem Sav-Tekin kiliti açmaya urarlar. Fakat baaramazlar. Bunu gören Alpaslan’n manevî hocas Sar Hoca, Sav-Tekin’e çkr: “Açmasn öretmediin kilit çocua verilmez.” Kilidin nasl açlacan görmeleri ve örenmeleri için gözlerini açmalarn, söyleyeceklerini iyi bellemelerini tembih eder: “Kilidi ald. Anahtar arkasndan tala vurup eskisi gibi kilitledi. ‘Bak Sav-Tekin’ dedi. ‘Deli yiidim benim; Sar Hoca’nn deli yiidi, sen ne yaptn ne yapmadn bir deyim sana. Bu kilit kilitliydi; açlmas gerekti, âmennâ.

Her kilidin açlmas gerektir ki o kilidin kilitledii yere giresin de oturacaksan oturasn; yurt yapacaksan yurt yapasn.. Bunun için de ne gerek? Anahtar gerek. Kilit paslysa yalamak gerek... Daha daha?.. Orasn burasn kurcalamak, san solunu yoklamak, skysa gevetmek, gevekse sktrmak gerek. Ama bu her kilit için böyle mi gerek?.. Hayr! Kilidine göre, kilidin icabna göre… Onu artk ehli her kimse o anlar. Ya sen ne yaptn Sav-Tekin yienim? Sen de bunlar yaptn. Tamam m tamam. Ee; tamam da kilit niye açlmad? Açlmaz tabii... Hani besmelesi bunun? Besmele niye gelmez aklna Sav-Tekin yienimin? Gelmez tabii, neden? Çünkü Sav-Tekin yiitliine güvenir! Eyi, güvenmesini biz de istiyoruz, amma besmeleyi de unutmasn diyoruz, besmelesiz balamasn. Odunun bile neyi var? Özü var. Öyleyse? Hadi al bakalm imdi kilidi; al da, o yiitliin, o akln besmeleyle cilalansn, hep beraber bir besmele çekelim de görelim ne olacak.” (s.16)

Ne olacan sayfalar ya da yllar sonra görürüz. Toplad meverette beylerine hitap eden Alpaslan’a kulak verelim: “Bu kilit…’ dedi; ‘Meselesini konumak istediim kilit bu kilit… Sav-Tekin’in Sar Hoca’ya emaneti, onun da bana mirasdr. Bu kilidi Sar Hoca, ahmelik’in baskn yapt gün vermiti. Beylerim, O baskn bir daha yaamamamz gerek. O bozgunu Selçuklu bir daha görmemeli. Onun için de kilidin açlmas gerek. Sar Hocam, bu kilit sandan solundan dövülmeli, iyice dövüldüüne kanaat getirilince de besmeleyi çekip anahtar kilidin içinde çevirmeli demiti. Bizim de öyle yapmamz gerekir. (…) Bu kilidi Bizans sayn siz… Bizans’ da, bu kilit gibi yllar yl toprak altnda kalm, paslanm bilin. Dorudan anahtar vurup kilidi açamayacamza göre her biriniz bir yanndan gevetmee bakmalsnz.” (s. 227)

10804Nitekim 6 yl sonra Alpaslan’ Malazgirt Savann hemen öncesinde görürüz, denilen gibi yaplm Bizans kilidi bu süre zarfnda sandan solundan iyice gevetilmitir. Romana geçersek: “Alpaslan, ertesi günü Malazgirt’te bulumak üzere mevereti tamamlad ve beyleriyle vedalat. Çadrn kapsndan çkarken içinden geni, derin, bütün göüs boluundan kopup gelen bir besmele çekti. Yine içinden ‘Sen de duydun mu hay Sar Hocam’ diye sordu. ‘Duymadysan, Bismillâhirrahmânirrahim…” (s.265)

Öz budur ve netice itibariyle sonraki kitaplarda kilit’in açldn, Anadolu’nun nasl yurt tutulduunu görürüz. Onun kitaplarn okuyan nesiller böylece bu milleti Anadolu’ya hâkim klan akl ve gönül birlikteliine, pratik yaama üslubuna en ince ayrntlarna kadar vakf olurlar.

Baka neleri yazd?

Mustafa Necati Sepetçiolu, Dünki Türkiye Dizisi’nden baka; yazd Bugünki Türkiye Dizisi ile yakn dönemde yaanan toplumsal deiim ve bu deiimin beraberinde getirdii sorunlara da deinir. Burada özellikle Karanlkta Mum I’na deinmeliyim çünkü birkaç kere okudum bu kitab ve Hac Arif Bey’in strabna ortak oldum ben de sayfalar sayfalar boyunca: 10805

“Mum, isterse gecenin ikisinde sönsün, isterse o saatte kar frtna birbirine girmi olsun, kan uykusundaysa bile kalkp yeniden yakmak görevi Hac Arif Bey’e verilmiti.” Sabr Aac nehir roman dizisi ile Kbrs’ gündeme tayan Sepetçiolu, …Ve Çanakkale-Geldiler/ Gördüler/ Döndüler romanlaryla da, Mehmed Akif’in “ey ehit olu ehit, isteme benden makber/ sana agûunu açm duruyor peygamber” çlyla iire döktüü Çanakkale destann edebiyatmzda ilk kez romana döker.

Velud bir kaleme sahip olan yazar ayn zamanda bir takm tarihî ahsiyetlerin hayat hikâyelerini de romanlatrr; Kutsal Mahpus Ebu Hanife’yi anlatr, Benim Adm Yunus Emre koca Yûnus’u romana tar. En son roman ise Yesili Hoca Ahmed’dir. Bir nevi tekrar baa dönmü gibidir Sepetçiolu; zaten hayat da nedir ki?

10806Roman, uzun soluklu maraton…

Üretken bir yazar olan Sepetçiolu, neden roman tercih ettiine dair bakn neler söylüyor: “Bir maraton kousu gibidir roman; öylesine uzun, öylesine dengeli, öylesine ölçülü biçili ve öylesine hesapl kitapl bir kou iiri veyâ mûsikîsidir. Soluu dil’dir; dil’i de ‘kök’ besler. Köksüz-dilsiz bir geliim ortaya ‘eser’ çkaramaz. (…) iir de, hikâye de, tiyatro da benim için basamak idi, roman’a yükselecek basamaklar... iir, roman için bir vazgeçilemez olan üslûbu besler; hikâye, eskilerin ‘tahkîm’ dedii hikâye eyleme gücünü oluturur... Konunun çekirdekletirilerek çiçeklendirilmesi, meyveye dönütürülmesi gibi...

Tiyatro ise Frenkçe’siyle ‘diyalog’tur; önce diyalogtur, sonra sahneleme unsurlaryla görkemleme gelir, k, renklenme, heykelleme, hareket ve benzeri tiyatro unsurlar... Resimleme meselâ. Roman hem iirdir, hem mûsikîdir, hem hareket ve bütün unsurlardr. O yüzden maraton kousuna benzettim zâten; bunun için de ‘soluk’ ister.”10807

Ölüm bir güzel turna kuudur.”

Bu ‘soluk’ Benim Adm Yunus Emre romannda ölümü ne kadar da iirsel tarif ediyor: “Ölüm bir güzel turna kuudur, uçar gider dizi dizi. nsan o uçuu seyreder; bir gün omuzuna konar turna kuu, ne uçuunu fark edersiniz ne turna kuunun kendini… Ölmüsünüzdür, turna kuunun kanadndasnzdr, onun ile uçuyorsunuzdur fakat bilmiyorsunuz; ölüm budur.”

9 Temmuz 2006’da bir güzel turna kuu da Sepetçiolu’nun omzuna konar. Fakat onun, romanlaryla hayatmza tad Kzlelma ilerlerde bir yerde hâlâ uyank kalmaya devam etmekte. Bugün hâlâ romanlar çok okunan ama özellikle 30’lu ve 40’l yalarn süren binlerce insann vefa borçlu olduu Sepetçiolu, kimbilir belki de gittii yerde Sar Hoca’larla, Edebali’lerle, Akemseddin’lerle beraberdir.

DünyaBizim

Mehmet Emre Ayhan hepsinin ruhuna bir Fatiha göndermeyi unutmad.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Mehmet Emre Ayhan
06-02-10
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
TARÝHÝ RÜYALAÞTIRAN YAZAR: MUSTAFA NECATÝ SEPETÇÝOÐLU
Online Kii: 24
Bu Gn: 472 || Bu Ay: 5.564 || Toplam Ziyareti: 2.928.595 || Toplam Tklanma: 58.607.307