
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 4816 |
Bir hanm profesör, ilham gelmi gibi çok farkl eyler söylemeye balad. Meselâ diyor ki: "Biz yaptrc kullanmak, çimento kullanmak ihtiyâcn unuttuk." "Dînimiz vard birletirici olarak, onu da korkulacak bir ey hâline getirdik." "Yanl anlalyor." deyip onu âdetâ korku kayna hâline getirmemiz üzerinde duruyor sayn profesör. Bu defa da dînin korku kayna hâline getirilmesine duyulan tepkilerin yanllara yöneldiini belirtip analizlerini sürdürüyor. "Halbuki bizim ne güzel, ne etkili birletirici ballklarmz, benzerliklerimiz vard." diyerek hasretlerini dile getiriyor. "Ne oldu bize?" sorusunu soruyor. Milletimizi millet yapan birletirici ve kaynatrc deerlerimizden uzaklatk. Dînimizi sayardk, devletimizi sayardk; çünkü millettik. Her eyi o kadar andrdk ve yprattk ki, imdi nasl ayakta durabileceimizi bilemez bir haldeyiz.
Doruydu söyledikleri. Çoktan beri unuttuumuz bir özeletiri üslûbunu kullanyordu.
Meselâ dini o kadar çok tarttk ki... Din, bireylerin alglayp yaamas içindir. Üzerinde toplumun hiç anlayamad felsefî tartmalar yaplsn için deildir. lmihal bilgilerini bile üpheyle karlama tedirginliini insanlarn yüreklerine iletmek, "Herkes baka türlü söylüyor." güvensizliini telkin etmek tefekkür falan deildir.
Merkezkaç kuvveti, merkezî câzibe (çekme) kuvvetinin dengelenmesi içindir. Merkezî çekme, birletirme, bütünletirme gücü zaafa uramsa, merkezkaç (adem-i merkeziyet) filozofluu yaplmaz. Sabahtan akama kadar her gün, uzaklamann, aykrln, marjinalliin fazîletleri anlatlmaz.
Bir ülkede "din" kavram alerji uyandrr hâle gelmise, millet ve devlet kavramlar alerjik konular gibi konuulur olmusa; her gün etnik ilgiler, aznlklar, uç yorum mensûbiyetleri aktüel heyecanlarla gündemde tutuluyorsa; bizim dengemiz, bütünlüümüz, nasl ve nereden beslenecek? Bu duruma fikirsiz tepkiler gösterme arlklar hangi îtidal kültürünün verileriyle tedâvî edilecek?
çteki durum, dtaki menfî üretim mihraklarnn itahn arttryor. Darsn bouna ithâm ediyoruz. Sâdece yumuak karnn da deil, yumuak beynin, gevek balarn, tekleyen motorun var ise ve bunlarn varl bir fazîlet gibi allanp pullanyorsa; tabiî ki d mihraklarn seninle ii olur, hesâb olur, meguliyeti olur, planlar, stratejileri olur, müdâhale arzular ve hevesleri olur.
Bir ariv aratrmas yaplsn; bütün medyada, medyatik yansma alanlarnda; Alevîlikle, Kürtlükle, Ermenilikle ilgili ne yaz yazlm, söz söylenmi, sözde düünce üretilmeye çallm; buna karlk dil, kültür, âile, bütünlük dengesi, îtidal-merkez-eksen ile ilgili meselelere ne kadar temas edilmi?
Benzerlikleri bulunmayanlarn farkllklar deil, yabanclamalar söz konusu olur. Yabanclamann farkllklar, zenginlik falan da deildir. Önce benzerlikler, asgarî bütünlük ve berâberlik paylamlar olacak; sonra o çerçevedeki ve çatdaki farkl özellikleri zenginlik olarak deerlendirmeye sra gelecek. Ayr milletlerin bireyleri için bile böyledir! Önce insan olacaz ki, insânî deerlerin farkl renklerini neeyle anlatabilelim.
uurdan iyice uzaklam, gözlem alanmzn ve görü mesâfemizin dna çkm, temel meselelerimiz vardr bizim ve hiç konuulmamakta, yazlmamaktadr. Âdetâ bunlar konuup yazmak, çok riskli hâle gelmitir! Bu risklerin en büyüü ise; aydn saylmamak, medyatik prim ve rabet piyasasnn dna itilmektir!
Çarpc bir eyler mi yazalm, düündürücü ve uyarc bir eyler mi? Çarpclk sâdece üst ve alt balklarla ve prim jargonunun birkaç nakaratyla hemen salanr; ama hiçbir ie yaramaz. Biz mi uyaralm, hayat aknn sadmeleri mi? Birinden birini seçmek durumundayz, çünkü gafletin istikrâr olmaz. Yâni bu böyle gitmez.
Bayan profesörü, açk oturum hâzirûnlar, "Ezberimizi bozmak isteyen böyle bir çada nasl çkt?" aknl içinde dinliyorlard. Çok iyi gözlemledim, aynen böyleydi.
Yazar: Ahmet Selim |
18-07-09 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||