Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / GEÇERKEN UĞRAYAN YAZARLAR
Okunma sayısı: 155
 
 
HAYAT DERSİ...
 
 

Uzaktan her ne kadar güler yüzlü, şakacı bir tip olarak gözüksem de aslında her insan gibi benim de kötü günlerim geçti. Bu kötü günlerimi sayfalara dökmeye başladım. Birgün yazdıklarımı şöyle bir gözden geçireyim dedim. Sayfalardan çoğu ailemin kavgaları ile doluydu.

Kendimi bildim bileli bu tür kavgalar beynimde iyice kökleşip dal budak salmaya başladı. Kendi durumumu başkalarına belli etmemek için hep güler yüzlü görünmek zorunda kalıyorum. Asıl kişiliğimi sahte gülücükler altına saklıyor ve bu halimden hiç de hoşnut olmuyorum. Hayatımın yarısından çoğu ağlayarak geçti.

Bu hüzün aromasındaki hayatım benim okul yaşantımı da etkilemişti. Arkadaşlarım aralarına beni almazlar, küçük görürler, dışlarlardı. Derslerimde başarılı değildim. Sorulan sorulara çözüm aramaya çalışmaz,  sağıma soluma bakar dururdum. Şimdi bu da bir çözüm arayışı diyeceksiniz, değil mi? Ben sorunun cevabını aramıyordum ki... "Neye bakardın?" diye sorsalar, “İmrenirdim, kıskanırdım arkadaşlarımı.” demekten başka cevabım yok. Derste birbirlerine şaka yapmalarını, oyun oynamalarını, sağa sola kağıt atmalarını büyük bir imrenmeyle seyrederdim. Koca sınıfta kafa dengi bir tek arkadaşım vardı: Sercan... Kıvırcık saçlı, kısa boylu, tombul yanaklı, kısık gözlü ve kalın kaşlı birisiydi. Onunla hep hayal kurardık. Yaz tatili gelince babasının çalıştığı otele gidip, kocaman bir salam alıp hepsini bir nefeste yemeyi. Çocukluk hayali işte… Ne garip değil mi ? Her erkek çocuk araba, motor, bisiklet hayal eder, biz ise salam hayal ediyoruz. Ben aile kavgaları sebebiyle ağlamaktan hayal kurmaya fırsat mı buldum ki… Bir çocuk nasıl hayal kurar? İlk babası ve annesini örnek alarak başlar hayal kurmaya, değil mi? Onlar mutlu olursa erkek, bir baba; kız ise bir anne olma hayaliyle büyümeye başlar. Erkek babayı, kız anneyi örnek alır. Peki ben kimi örnek alaydım? Babamın bir öfke fırtınasıyla ses tellerini zorlayarak bağırmasını mı? Mutlu bir aile hayatımızın olmaması üzerine bir de fakirlik binerse bizim de hayalimiz salamla sınırlı kalır elbette. Neyse... Sercan’la hep okuldan kaçar,  kendimizi ya atari salonuna yahut en yakınımızdaki köprünün altındaki çaya atardık. Anlayacağınız okul ile de doğru dürüst bir alakam olmadı benim.

Ağzımdan çıkan iki kelimeden birisi "yapma!" oldu. Her yapma deyişimde gözlerimden iki damla yanaklarıma süzülüyor, her gözlerimi kapatışımda da hayalimde babamın kanlı gözleri beliriyordu. Evde her zaman ağlayan üç kişi olurdu. Ben, kardeşim ve annem... Bizleri o kadar çok etkiledi ki bu kavgalar, artık babamı dövmek istiyordum. Bunu yapabilmek için o küçük yaşta televizyondaki dövüş filmlerini seyreder, dövüş tekniklerini taklit ederdim. Ama her defasında babama tek bir laf bile edemezdim. Ne zaman evde kavga çıksa kesinlikle masanın üstünde "TEKEL"  yazan rakı şişesi ve bardağın içerisinde de  aslan sütü dedikleri "ZIKKIM" olurdu . Ne vardı da bunu içiyordu hiç anlamadım. Bütün sinirlerini bir yetmişlik şişenin içine sığdırıyor ve arkasına siper alıyordu. Acaba doğru muydu yaptığı? Böyle gereksiz şeylere para verip hem kendine, dünya ve ahiretine, hem de bize zarar verdiğinin farkında değil miydi? Peki, bir çocuk böyle bir babanın neyini örnek alsın? Baba olmayı içki içmek, bağırmak-çağırmak olarak hafızama kazırsam ilerde nasıl biri olurum?

Ama ben böyle bir kişiliğe asla sahip olmayacağım. Karıma iyi bir yol arkadaşı, çocuklarıma daima iyi bir baba olup "BABA" gibi davranacağım. Benim mesleğini iskelede icra edenlere özenecek lüksüm yok.

Babamda gördüğüm her kötülük, bende bir iyilik fidanı olarak boy verecek. Gördüğüm her yanlışı, uymak için değil, doğruyu işaret eden bir levha olarak kullanacağım.

Biz göz yaşlarını boşuna dökmedik…



 
 
Yazar: Ahmet Gürkan
13-02-10
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
HAYAT DERSİ... / GEÇERKEN UĞRAYAN YAZARLAR Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
1e534
 
Kodu Gir

Online Kişi: 13
Bu Gün: 43 Bu Ay: 305 Toplam Ziyaretçi: 36374 Toplam Tıklanma: 519511
Copyright © 2009 AlanJaweb