HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÞU GÝDENLER (Tasavvuf Büyüklerinden Levhalar)
Okunma Says: 5804
Yazar: Ali Ramazan Sönmez
FÂTÝH'ÝN MÂNEVÎ DESTEÐÝ: HÂCE UBEYDULLAH-Ý AHRÂR HAZRETLERÝ

Fatih'in gizli destekçisi: Hace Ubeydullah

Fâtih'in gizli destekçisi: Hâce Ubeydullah

 

Ubeydullâh- Ahrârî Hazretleri Fatih devrinin kutuplarndand.

“Gönül almaya vesile olacak bir hizmet, zikir ve murakabeden önce gelir. Bazlar zannederler ki, nafile ibadetlerle uramak hizmetten üstündür. Halbuki gönül feyzi, hizmet mahsulüdür.”

Doum tarihleri 806 Ramazan/1404 Mart ayna denk geliyor... Anneleri nifastan taharetlenip gusl abdesti alncaya kadar 40 gün süt emmeyen harika çocuklardan.  Takent-Baistan´da douyor.. Çocukken yüzlerinde öyle bir aydnlk, nur ifadesi varm ki, görenler kendilerine gönül verirler ve istikballeri bakmndan dualar ederlermi. En küçük yalarnda bile dillerinden «Allah» kelimesi dümez ve fikirleri hep Allah ile olurmu.

Naki meayhnn muammerininden olan Ubeydullah- Ahrarî Hazretleri, Hz. Ömer neslindendi. Temel ilimleri Takent'te okuyor. Sonra  Semerkant´a geçiyor. Ulu Bey medresesinde Nizameddin Hamü'un talebesi oluyor. Fakat bâtnî yönelileri zahirî tahsile mâni oluyor. Bu yüzden «Hâcegân» azizlerinin sohbetlerinden çkmyor. 24 yanda Herat´a gidiyorlar... Be yl kadar da Herat eyhleriyle sohbet edip 29 yalarnda aslî vatanlarna dönüyorlar. Nihayet Çiganyan'da Yakub Çerhî' Hazretlerine ulat, ona bende oldu, emaneti ondan ald. ahsî kabiliyeti ve daha önce görütüü eyhlerden ald feyz sayesinde Ya'kub- Çerhî k.s.’nin yannda ksa zamanda seyr-ü sulükunu tamamlad, eyhinin iltifat ve sevgisine mazhar oldu. Muhtelif kesimlerinden pek çok mürid ve halife yetitirdi. Helâl rzk elde etmek için ziraat ileri  ile urat. Az zamanda Allah, mahsullerine öyle bereket verdi ki, idaresinden âciz kalp yerlerine vekil tayin etti.

Aada, kendi ifadeleriyle bir manevi yolculuk ustasnn seyahat srlarna dair baz iaretleri bir araya getirilmitir. Burada, iin srrnn uzun yllar büyük üniversiteler okumak, kitaplar devirmekten öte bir eitim yönteminden bahsediliyor: Hizmet! Hizmet, manevi yolculuk dalgçlarnn levazmatndan. Cüneyd-i Badadi Hazretleri k.s. Hz. iblî´yi manevi yolculua kabul edebilmek için eline öyle bir reçete verdii biliniyor:

“Yedi yl ticaret ve kazanç! Bu yedi yllk kazanç, iblî´nin o güne kadar iledii zulümlere kar sadaka olarak datlacakt. Ondan sonra yedi yl tuvalet temizlii vazifesini yükledi. Ancak ondan sonra kendisine tarikat ve riyazet tâlim etmee balad.”

Aadaki içe yolculuk yöntemlerinin, günümüzün, yükselmeyi sadece dünyevi alanda ve resmi tahsilden ibaret gören anlay için ibret-âmiz olacan ümid ediyoruz:

Kendileri anlatyor: “Mektebe gider, gelirdim. Gönlüm daima Allah ileydi. Herkesi de benim gibi sanrdm. Souk bir k günü krdan geçerken ayam çamura batt. Onu kurtarmaya çalrken eteimi de kaptrdm. O srada bana bir gaflet çöktü. Bu ile urarken Allah’ anmaktan uzaklatm hissine kapldm. Karda köylü bir genç çift sürüyordu. «Bak, bu genç bunca eziyet içinde Allah’ düünüyor da, sen, ayan çamurdan kurtarmak gibi küçük bir urama yüzünden onu nasl unutuyorsun?» diye kendime çattm ve hüngür hüngür alamaya baladm. Ben o zaman herkesi kendim gibi sanyor ve her an Allah´ anmakta biliyordum. Bulû yana erinceye kadar Allah´tan gafiller bulunduunu anlayamamtm. Zannediyordum ki, Allah, herkesi, kendisini düünmek için yaratmtr. Sonradan anladm ki, Allah´tan gafil olmamak, yalnz baz kullara mahsus ilâhî bir inayet imi. Ancak riyazet ve nefs mücahedesiyle elde edilebilir, hattâ bazlarnca bununla bile elde edilemez bir keyfiyetmi.”

Hoca hazretlerinin yeenleri Hoca shak anlatyor: “Ben ve öbür çocuklar oyun oynarken Hoca hazretlerine aramza katlmalar için, ne kadar srar göstersek gösterelim, kabul ettiremezdik. Oynar gibi görünüp bir kenarda dururlar ve kendi hâllerinde olurlard.”

Kendileri anlatyor: “Çocukluumda rüyada gördüm ki, eyh Ebubekir âî hazretlerinin mezar yanndaym. Ve mezarn eiinde îsa peygamber.. Hemen ayaklarna dütüm. Elleriyle bam kaldrp buyurdular : «Gam çekme! Seni ben terbiye edeceim!» Rüyay anlattm insanlar onu tp ilmiyle tefsir ettiler. Yani bana tp ilminden bir nasip olacan söylediler. Ben bu tâbire raz deildim. Benim tâbirim uydu : Mademki Isa Peygamber bu fakirin terbiyesini üzerlerine aldlar, demek bana ölü kalbleri ihya sfat verilecekti. Nitekim ksa bir zaman sonra Allah bana öyle bir halet ve kuvvet bahetti ki, bende o mâna, kemâliyle zuhura geldi.

Kendileri anlatyor: “Hâlimin balangcnda rüyada kâinatn efendisini gördüm. Gayet yüksek bir dan eteinde sahabîleriyle topluluk hâlinde bulunuyorlard. Beni görünce elleriyle iaret edip yaklamam ihtar ettiler. Ve buyurdular : «Beni bu dan bana çkar!» Ben de kendilerini omuzlarma alp dan tepesine çkardm. Buyurdular : «Ben sende böyle bir kuvvet bulunduunu biliyordum. Fakat bakalar da görsün ve bilsin diye sana bu ii yaptrdm.»

Kendileri anlatyor: “Yine hâlimin balangcnda rüyada Hoca Bahaeddin Nakibend hazretlerini gördüm. Bâtnm öyle tasarruf ettiler ki, ayaklarmda mecal kalmad. Ondan sonra dönüp yürüyüverdiler. Ben de son gücümü sarfederek arkalarndan kotum ve yetitim. Geriye dönüp «mübarek olsun!» buyurdular. Daha sonra Hoca Muhammed Pârsâ hazretlerini de rüyada gördüm. Beni tasarruf etmek istediler, fakat baaramadlar.”

Kendileri anlatyor: “Bende bir aralk öyle bir istek peydahland ki, hac, hoca, eyh, mürid, âlim, fadl demezdim; kime rastlasam ayana kapanp gönül yardm isterdim.”

Kendileri anlatyor: “Balangç zamanndaydm. Validemin bir tarafta ziraat vard. Bana çöl adam bir Türk ile bir miktar buday gönderdi. Ben buday anbarlamak üzere megul olurken o Türk, çuvallarn alp gitti. Nereye gittii, hangi yolu tuttuu belli deildi. O anda içimde müthi bir istifham ve strap düümlendi. Niçin bu basit adamdan himmet istemediim için kendimi suçlandrdm. Sanki o, kaçrdm, elden çkardm bir frsatt. Budaylar kendi hâline brakarak o Türkün yoluna dütüm. ehrin yan yolunda kendisine yetitim. Yalvardm : «Beni gönlünüze aln! Hâlime bir inayet nazar atn! Belki himmetiniz bereketiyle Allah beni balar, esirger de düümlü yollarm çözülür!» Adam hayretle yüzüme bakt: «Galiba siz Türk eyhlerinin sözüyle amel ediyorsunuz! Her kimi görsen Hzr bil, Her geceyi Kadir bil! Ama ben çölde yaayan bir Türk´üm ki, elimi yüzümü ykamay bile" lâykiyle bilmem. Senin istediin eyden bende ne olabilir?» Yalvarlarmdan o Türk´te öyle bir teessür dodu ki, ellerini kaldrp benim için dua etti. Ben de o duann bereketiyle bâtnmda fetihler ve inkiaflar gördüm.” Allah’n hangi duay ve hangi artlar altnda kabul ettii bilinmez.

Kendileri anlatyor: “Hoca Abdülhalik Gucdevânî Hazretleri ve ballar, çar ve pazarda gezerken halkn ve satclarn gürültü ve amatalar, kulaklarna zikir gelirmi. Zikirden baka hiç bir ey iitmezlermi. Balangç demlerinde zikir bana öyle hâkim ve galip olmutu ki, rüzgârn seslerini ve iniltilerini hep zikir diye iitirdim. Bir gün Semerkant zenginlerinden biri bir düün yapt. Bir arkadan ricasyla düün yerine yakn bir noktaya gitmitim. Bütün düün halknn barp çarmalar ve çalg sesleri bana zikir gibi geldi. Baka bir ey duymuyor, iitmiyordum. O zamanlar on sekiz yalarndaydm.”

Yine kendileri öyle bir vak’a naklediyor: “Semerkant´ta Mevlânâ Kutbüddin medresesinde bulunan iki üç hastann hizmetini üzerime almtm. Marazlar arttndan yataklarn murdar ederlerdi. Ben onlar elimle ykayp, çamarlarn elimle giydirirdim. Bu hizmetim sk sk olduu için hastalklar bana da bulat. Ben de yataa dütüm. Bu hâlimle bile birkaç desti su getirtip hastalarn kirlerini yine ben ykamaya devam ettim.”

Kendileri anlatyor: “Heri´deyken sabahtan hamama gider ve iyi veya kötü gözetmeden Müslümanlara hamamda hizmet ederdim. Hizmetime karlk bana ücret vermee kalkan olmasn diye de iimi bitirip hemen çkardm. Zamanla hamam harareti sebebiyle bünyem ve shhatim zedelenmitir. Bu yüzdendir ki, imdi hamama asla rabetim yoktur.”

Ubeydullah-  Ahrarî Hazretleri, manevi yolculuun srrn u ifadelerle özetliyor:

Hâcegân tarikatnda vaktin icab neyse ona göre davranlr. Zikir ve murakabe, ancak müslümanlara hizmet edecek bir mevzu olmad zaman tatbik edilebilir. Gönül almaya vesile olacak bir hizmet, zikir ve murakabeden önce gelir. Bazlar zannederler ki, nafile ibadetlerle uramak hizmetten üstündür. Halbuki gönül feyzi, hizmet mahsulüdür. Hoca Bahaeddin Nakibend ve ballar eer kimsenin hizmetini kabul etmemilerse, bu, hizmet ve tevazuu tercih etmelerindendir. hsan ediciyi sevmek zaruridir ve muhabbet miktarnca alâka dahi tabiidir. Bu yolun ballar kendilerini halkn menfaatine vermiler ve mukabilinde hiçbir ey beklememei iar edinmilerdir.. Ben bu yolu tasavvuf kitaplarndan deil, halka hizmetten elde ettim. Herkesi bir yoldan götürürler. Bizi hizmet yolundan götürdüler. Hayr umduum herkese hizmet ederim.”

stanbul'un fethinin mânevî vazîfelilerindendi

Osman Nuri Topba’n Osmanl Tarihi’nde öyle bir anektot zikrediliyor:

Ubeydullah- Ahrar Hazretlerinin torunu Hace Muhammed Kasm anlatyor:

"Ubeydullah- Ahrar Hazretleri bir gün, öleden sonra, aniden atnn hazrlanmasn istedi ve binip Semerkand'dan süratle çkt. Talebelerinden bir ksm da ona tabi olup takip ettiler. Biraz yol aldktan sonra, Semerkand'n dnda Abbas Sahrasna doru atn hzla sürdü. Mevlana eyh adyla tannm bir talebesi, bir müddet daha onu takip etti. Bu talebesi, gördüklerini öyle anlatt: "Hace Ubeydullah Ahrar Hazretleri ile sahraya vardmzda, atn saa sola sürmeye balad. Sonra birdenbire gözden kayboldu."

Ubeydullah- Ahrar Hazretleri daha sonra evine döndüünde, talebeleri nereye ve niçin gittiini sordular. O da "Türk sultan Muhammed Han, kafirlerle harp ediyordu.Benden yardm istedi. Ona yardma gittim. Allahü Teala'nn izniyle galip geldi, zafer kazanld." buyurdu. Hace Muhammed Kasm, babas Hace Abdülhadi'nin öyle anlattn nakletmiti: "Bilad- Rum'a (Anadolu'ya) gittiimde, Fatih Sultan Mehmed Han'n olu Sultan Bayezid Han, bana babam Ubeydullah Ahrar'n emailini tarif etti ve: "O mübarek zatn beyaz bir at var m idi?" diye sordu.

Ben de tarif ettii bu zatn, babam Ubeydullah Ahrar olduunu ve beyaz bir atnn olup, bazen ona bindiini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bayezid Han "Babam Fatih Sultan Mehmed Han bana öyle anlatt: Istanbul'un felhinde muhasarasnn en iddetli bir annda, eyh Ubeydullah Hazretlerinin imdadma yetimesini istedim. u vasfta ve u ekilde ve beyaz bir atn üstünde bir zat hemen yanma geldi ve bana "Korkma!" buyurdu. Ben de "Nasl korkmayaym, bir türlü kale dümüyor." dedim.

Elbisesinin yeninden bakmam söyledi. Baktm, büyük bir ordu gördüm. "te bu ordu ile sana yardma geldim. imdi sen falan tepenin üzerine çk, üç defa kös vurdur ve orduna hücum emri ver." buyurdu. Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana gösterdii ordusuyla hücuma geçti. Böylece düman hezimete urad ve stanbul'un fethi müyesser oldu."

Rabb-i zülcelâlimiz efaatlerine nail etsin, bizleri de yüce büyüklerimizin hizmet uuru ve yüce himmetiyle desteklesin inallah.

 

AL RAMAZAN SÖNMEZ / www.haberkultur.net, 12 Ocak 2010 - 05:41:33

Yaznn kayna için tklaynz.

Yazar: Ali Ramazan Sönmez
20-02-10
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
FÂTÝH'ÝN MÂNEVÎ DESTEÐÝ: HÂCE UBEYDULLAH-Ý AHRÂR HAZRETLERÝ
Online Kii: 35
Bu Gn: 444 || Bu Ay: 5.537 || Toplam Ziyareti: 2.928.558 || Toplam Tklanma: 58.606.963