HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / HÝKÂYE
Okunma Says: 3128
Yazar: Nevzat Canan
ELMA

Bademlik mahallesi imam Kasm Efendi, görev yapt küçük kentin sözü en tesirli imam-hatibiydi. Tok sesli ve salklyd. Makam çok güzeldi. Zekâca da akranlarna ve meslektalarna faikti.

Fevkalâde bir konuma kabiliyetiyle yaratlm olan Kasm Efendi’nin çok düzgün bir telâffuzu vard. Edas tabii ve samimîydi. Sadece bilgili deil, ihlâslyd da. Çarpc yorumlar, dosdoru hükümleri ve özgün öyküleriyle mahallesinin ve cemaatinin gönlünde taht kurmutu. Sigara kullanmadndan sesi de prl prld. ehrin ta nerelerinden kendisini dinlemeye gelenler olurdu.

Seciye ve ahlâk bakmndan apayr bir mümtaziyeti olan ve dinleyenlerini derin bir ekilde etkileyen bu seçkin din adamna kaç defa, ehrin merkez camiinin ba imaml teklif edildiyse de o, bunlarn hiçbirini kabul etmedi. Beni hocamdan ayrmayn, dedi.

Kasm Efendi’nin hocam dedii kii, Bademlik mahallesinde yaayan ve evinin yaknnda bulunan bir Kuran kursunda gönüllü hizmet veren aksakall bir zat- muhteremdi. O seçkin insan, ayn zamanda bir talebe yurdu olan bu Kuran kursunun en üst katndaki geni salonda, yllardr muhtelif din ilimlerinin en yüksek ksmlarn öretmekteydi. Kasm Efendi, hiçbir resmî unvan bulunmayan bu yal din adamnn hem mütevaz bir talebesi hem de ba asistanyd.

Fakat bu ba asistan, bir gece televizyona dald ve yatana baya geç bir vakitte girdi. Sonra yatakta da epeyce döndü. Bir saatten fazla geçti, uyuyamad. Hayat düzenindeki küçük bir sapma, iç dünyasnda öyle ciddî bir sarsnt meydana getirdi ki, sabah namazna, bir iki saatlik kalitesiz bir uykudan sonra istemeye istemeye kalkt ve bu en huzur verici namaz esnasnda da kendisini hiç iyi hissetmedi. Camiden çkarken, içinde, bütün ilerinin birdenbire ters gitmeye baladn ihtar eden bir vehim domutu.

Kasm Efendi kendisini ne kadar zorlasa bir türlü huu içinde klamad bu sabah namazndan dönerken, takdirin kim bilir hangi hikmetinin bir icab olarak, önüne bir elma çkt. Fakat Kasm Efendi, bu elmann, önüne takdirin bir icab olarak deil, aaçtan düerek çkm olduunu zannetti. Bir elma, kendisini çeken bir kuvvet olmadan elbette dümezdi, hiçbir ey izinsiz olmazd, fakat Kasm Efendi bunu düünmedi, sadece, elmann nereye dümü olduuna dikkat etti: Elma, ne yolda ne de bahçedeydi, yolun kenarndaki alçack duvarn üzerindeydi.

Bahçenin içine dümü olsa elmay almak Kasm Efendi’nin aklndan bile geçmezdi. Eer elma kaldrmn üzerine dümü olsa, çok temiz bir yere dümü olmadkça Kasm Efendi onunla yine ilgilenmezdi. Fakat elma bahçenin ne içinde, ne dndayd; tam snrda, tertemiz duvarn üzerindeydi.

Kasm Efendi, hzl bir zihinsel ilemle, duvarn, bahçenin d saylmasnn daha isabetli bir yorum olaca neticesine vard. Akabinde de, dütüünde bir yan iyice ezilip hafifçe suyu çkm olan bu meyveyi alp yemeye karar verdi. Yolun o en ssz vaktinde herhangi bir kii tarafndan görülmesi ihtimalinin çok zayf olduunu biliyordu.

Yalnz, iin bir de uhrevî veçhesi vard. Yani caiz miydi, deil miydi? Fakat o sabah, bu, pek büyük bir sorun olmad. Çünkü daha Kasm Efendi, hayli lezzetli görünen o epeyce iri meyveyi alçack duvarn üzerinden alma kararn verirken, içi bir yandan gerekli fetvay hazrlamt bile: Kular, böcekler bu tazecik elmay birazdan ziyan edeceklerine göre, onun, kâinatn gözbebei olan insanolundan biri tarafndan deerlendirilmesi hiç üphesiz, aklca da, dince de daha uygun bir seçim idi.

Yol son derece sakindi. Kasm Efendi yine de kendisini hiçkimsenin görmediinden emin olmak istedi. Bundan dolay, duvarn üzerindeki meyveyi almadan evvel, sana soluna bir daha bakt. Böcek ve ot arayan birkaç tavuktan baka etrafta tek bir canl bile yoktu. Çekinilecek hiçbir ey olmadn görünce, Kasm Efendi, seri bir hareketle, elmay duvarn üzerinden ald. Fakat kötülüklere o kadar yabancyd ki, yüzü buna ramen kpkrmz kesildi.

Kasm Efendi, yoluna devam ederken, biraz da psikolojik rahatlatclndan yararlanmak gayesiyle, elmann üzerindeki tozu eliyle silerken, bu iyice olgunlam meyvenin duvara çarpmakla çatlam ksmlarna daha imdiden birkaç karncann girmi olduunu gördü ve kuvvetlice üfürerek onlar hemen yere düürttü. Sonra da, her abdest öncesinde misvaklad güçlü ve bembeyaz dileriyle bulduu iri sar elmadan büyük bir parça kopard. Kokusu hafif ve hotu. En tatl zamanna erimi elma, gecenin ayaznda buz gibi olmutu. Hem sulu, hem lezzetli, hem de kütür kütürdü.

Fakat Kasm Efendi, daldan düen lezzetli elmay yerken, kalben pek rahat deildi. çinde, yanl bir i yapm olmann sknts vard. Meyvenin son ksmn yerken, gözünün önüne, hocasnn,

“Yapmadan önce sana soluna bakndn davran, asla hayrl bir amel deildir.” deyii geldi. O zaman, yaptnn yanl olduundan emin oldu ve belli belirsiz bir nedamet duydu. Yapmamas gereken bir ey yapmt...

Kasm Efendi, bu can skc konunun üzerinde çok fazla durmak da istemedi. Nasl olsa, artk, olan olmutu. Buna ramen o, olaylarn zincirin halkalar gibi birbirine balandn, yanl bir hareketinin yepyeni yanllara yol açtn sezinlemiyor da deildi. Nitekim eve girdiinde, bütün duygularnn ve bütün iç karklnn kendisiyle birlikte içeriye girdiini, hiçbirinin darda kalmadn açkça gördü. Dahas, ei de kendisine soru dolu gözlerle bakyordu. Kasm Efendi, huzursuzluunun bakalar tarafndan hissedilmesinden holanmad. Yine de, iyimser olmaya çalt. Uyursam bütün bunlar geçer diyerek yatana uzand. Olup bitenlerin ba müsebbibinin, gece yeterince uyuyamamas olduunu düünüyordu.

Galiba da haklyd, yatakta be on dakika uzannca biraz sakinlemiti. Eine seslendi, “Hayriye, dedi, bak bugün Cuma ha. Uyur kalrsam, en geç saat 10’da beni kaldr.”

Kasm Efendi, kuluk vaktini uykuyla geçirip kâfi derecede dinlendi. Kars onu uyandrdnda saat 10’u geçmiti. Fakat Cuma namaz buna ramen hiç ho geçmedi. Ne vaaz vaaz oldu, ne hutbesi hutbeye benzedi. Cemaati esnedi durdu. Kendisine en ziyade sempati duyan yüzlerin, yüzüne, “Hocaya ne olmu böyle?” diyen nazarlarla baktklarn gördü. Makam da artc derecede, bozulmutu. Sesini yükselterek bu durumu belli etmemeye çalmas hiçbir ie yaramad, bilakis o gibi rötularn cemaatini daha da rahatsz ettiini görüp iyice panie kapld. çi karnca anlad ki; ahsiyet, huzur, bilgelik, makam ve eda gibi bir ömre mal olan kymetler, hep ruh üzerine bina edilmi yatrmlardr ve ruh ayarnn bozulduu andan itibaren hemen hemen hiçbir ie yaramamaktadrlar.

Bu durumda, içindeki direktör, Kasm Efendi’ye, derhâl bir mola almasn önerdi ve Kasm Efendi, iin çrndan çkmamas için Cumadan sonra eve hiç uramadan, Kuran kursuna gitti. Oradaki bütün görevlileri ve hocalar tand hâlde hiçbir yerde oyalanmadan doruca en üst kattaki büyük salona yöneldi.

Kuran kursunun tatbikat mescidi olarak da kullanlan ve Cuma imamln ekseriya hocasnn yapt büyük salona doru merdivenleri düünceli düünceli çkarken, Kasm Efendi, geceden beri her saniye ruhunu biraz daha istilâ eden huzursuzluunun imdi daha da artm olduunu, ritmi iyice bozulan kalbinin üzerinde bir basnç olutuunu gördü. Hocasna ne diyeceini, ondan nasl bir yardm talep edeceini bile bilmiyordu.

Üst kattaki büyük salona girdiinde, Kasm Efendi, hocasn, meyve fidanlaryla dolu arka bahçeyi seyrederken buldu. Cübbesi hâlâ srtndayd. Her zamanki gibi derin ve durgundu. Kasm Efendi onun huzuruna ve ahsiyetine bir daha imrendi. Dirayetli, sakin ve istikrarlyd. Cannn istedii çada yayordu. Selâm verdi. Hoca, sesinden, yalnz gelenin kim olduunu deil, hangi ruh hâlinde olduunu da bildi ve selâmn o tonda ald:

— Aleykümselâm.

O zaman Kasm Efendi’nin zihninden, hocas tarafndan da bir suçlu olarak görülmeye baland endiesi geçti. Fakat hemen akabinde l l yüzüyle hocas kendisine döndü:

— Ho geldin Kasm Efendi.

Ne çehresinde üphe, ne gözlerinde tecessüs, ne de baklarnda soru vard. Nurlu yüzü, tertemiz yüreinden baka hiçbir eyi yanstmyordu. Bunu fark ettiinde, Kasm Efendi’nin, hocasna kar hürmet ve muhabbeti bir kat daha artt. Sanki birdenbire gösü genileyip kalbindeki sknt hafiflemiti. Kyam hatlar eritler hâlinde dümdüz uzanan uçuk yeil halnn üzerinde ayak izleri çkan üstadn, her saniye manevî bir arndrc ile ykandn duyumsayarak, bir çocuk gibi adm adm takip etti. Büyük salonun giri kapsna yakn ksmndaki koltuk ve sehpalarla tefri edilmi lobilerden birine girdiklerinde Kasm Efendi, oturma yer ve pozisyonunu hocasnn seçmesini istedii için üstad oturana kadar bekledi. Hoca, mutat ziyaret vakitlerine uymayan bu beklenmedik geliinden, Kasm Efendi’nin söyleyecek mühim eyleri olduunu tahmin ettii için, halefine, oturduu koltuun tam karsn gösterdi:

— Gel bakalm Kasmcm, gel benim iki gözüm dedi, otur uraya.

Yüzünde ön yarg deil, yarg bile yoktu. Talebesine, her zamanki gibi son derece önem vermekte, Kasm Efendi’nin yüzüne ruhundan vuran frtna izlerini görmezden gelmekteydi.

Bu beklenmedik iltifat ve hogörü, Kasm Efendi’yi iyice rahatlatt. Dar insanlarn kendisinin suçlu ve huzursuz çehresini görür görmez nasl daraldklarn, bir derya gibi snr görünmeyen hocasnn ise insanlarn kiriyle bulanklamadn, bakasnn günahlaryla kendi arlndan hiçbir

ey yitirmediini gördü ve ferahlad. Engin olduu için suçlayacana affediyor, herkesi ve yaratlm olan her eyi sevdii için, hâl diliyle etrafna huzur ve emniyet telkin ediyordu. Bu durumda Kasm Efendi, konumasn plânlamaya lüzum görmedi ve lâf hiç dolandrmadan, ne söylemesi gerekiyorsa onu söylemeye karar verdi. “Hocam, dedi, bana bir hâl oldu, yüzümün kayma kurudu, sesimin cilas uçtu, içimdeki heves birdenbire söndü. Ne sözümde tesir kald, ne içimde huzur. Daha düne kadar vaaz u nasihatlerimi evkle dinleyen adamlar, u mübarek Cuma gününde beni isteksizce dinlediler. Dengemi korumaya ne kadar uratysam da ruhuma söz geçiremedim. Gönlüm tozland, saçlarm soldu. Sanki görünmez bir güç yüreimin üzerine bir pençe atp onun gemlerini eline geçirdi ve hzlanmas için kalbimi habire krbaçlad. Bu halet bende bütün gün devam etti. Sanki etrafmdaki insanlarn hepsine giden bir sknt yayyordum. Nasl ki önceden hepsine benden huzur ve itiyak gidiyor idiyse, bugün de hepsinin içine benden bir manevî kir akt. O bunaltyla zannettim ki, zihnimden yaymlanan olumsuz frekanslar, dünyann öteki ucuna kadar huzursuzluk tamaktadr ve âlemin yeniden ferahlamas için ruhumun dünyadan çkmas, bedenimin topran altna girmesi gerekmektedir.

Kasm Efendi’nin bu içten ve uzun konumas süresince hocann yüzü hemen hiç deimedi. Sadece duruuyla konutu. Çünkü o, eitim dairesine girenleri daha ziyade, bilinçli susular ve cesur baklarla gelitiriyordu. Çehresi yalnzca anlk hislerini deil, umumî kanaatlerini ve sözleriyle tutumlarnn nedenlerini de daima gizliyordu. Yine de Kasm Efendi, hocasnn da bugün kendisine farkl bir gözle baktn hissetti. Hatta farkl gözle baklmann ne demek olduunu Kasm Efendi açkça analiz edebilmeye hayatnda, ilk defa orada muktedir oldu. Ana baknda kulland gözüyle deil, hocas, bugün kendisini öteki gözünün dikkatiyle ve seyrek göz krplaryla izlemiti.

Kasm Efendi, sözünü noktalad hâlde hocasnn önüne baktn ve konumaya yeltenmediini görünce, durumunu biraz daha açkça anlatmaya çalt:

— Yani hocam, bilgilerimin hiçbir ksmn unutmu olmadm hâlde, dinleyicilerimin tümü, bugün kendilerine verebilecek hiçbir iyi eyim olmadn ayn anda gördüler. Bu hâl beni öyle artt ki, aklm muhafaza edemeyeceim diye korktum.

Kasm Efendi’nin bütün konumas süresince mee kaplama sehpann çizgi çizgi desenlerini izleyen Hoca, yine ban hiç kaldrmadan konutu:

— Bütün bunlar sebepsiz olmaz Kasm Efendi, dedi. Hepsinin bir balangc vardr ve onu sen biliyorsundur. Durumu meydana getiren veriler bilinmeden nasl hüküm verilebilir, yarm yamalak malumatla sana kim nasl yol gösterebilir?

Kasm Efendi, elmadan bahsetmeyi basit ve ikisini birden küçültücü buluyordu. Olayn, televizyona dalmayla balayan ilk ksmn ise, özel alan kabul ettiinden hiç mi hiç, açmak niyetinde deildi. lkin biraz duraksad. Saa sola döndü, baklar geni salonda bir müddet avarece gezindi. Üstadn gözleri sehpann desenlerinden hiç ayrlmamt. O sükût içinde sükûnu bulan Kasm Efendi, sonuçlar önemli olan hiçbir eyin önemsiz kabul edilemeyeceini düündü ve televizyona dalma gafletiyle balayan hadiseler silsilesini bir çrpda hocasna nakletti. O vakit hocas:

— Sen her bir eyi biliyorsun be Kasm Molla, dedi.

Kasm Efendi düünmeye balad. Hoca da uzun uzun sustu ve neden sonra:

— Üzülme be Kasm Efendi, dedi. Bunun böyle olmas daha hayrldr. Allah, dininin yalnzca temiz insanlar yetitirmesi için, onun sadece temiz insanlar vastasyla tebli edilmesini murat etti ve hiçkimsenin o temiz suyu kirli kaplardan içmemesini salad.

Sandal Sefas, Sütun Yay. stanbul 2006, s. 11

Yazar: Nevzat Canan
20-02-10
E mail: nevzatcanan@hotmail.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ELMA
Online Kii: 22
Bu Gn: 506 || Bu Ay: 5.598 || Toplam Ziyareti: 2.928.644 || Toplam Tklanma: 58.608.242