Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : TÂRİH / DÜNDEN BU GÜNE
Okunma sayısı: 199
 
 
KÜRTLER TÜRKLEŞTİRİLDİ Mİ, TÜRKLERDEN KOPARILDI MI?
 
 

Anlatması zor

Kürt kökenli vatandaşlarımızın asimile edilmeye çalışıldığı ama başarılı olunamadığı söyleniyor. Bunun tahliline hiç girmeden ben başka bir görüşü ifade etmek istiyorum:

Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir kısmı, var olan entegrasyondan, manevi değerlere ve duygulara önem vermeyen bir çağdaşlık ve aydınlanma anlayışıyla uzaklaştırıldı, bir çeşit yabancılaştırmaya maruz kaldı. Bunda da "din birleştirici değildir" zannı önemli bir rol oynadı. Öyle olmasaydı Marksist PKK, daha baştan hiç etkili olamazdı. Muhtemelen doğamazdı bile. Tabii bunu anlatmak zor. Çünkü alışılmış ve modalaşmış izah kalıplarına uymuyor. Yaşanmış hayattan gözlem örnekleri verip hikâyelerini çeşitli çizgileriyle canlandırmak ve hafızaları yeni bir dikkatle yenilemek lazım.

"Biz millet olamadık" görüşüne katılmıyorum. Biz millet olmuştuk; sonradan gevşemeler oluştu, oluşturuldu, buna istemeden yol açıldı. Farklı gaflet türleri bir araya geldi ve bundan dolayı bazı tahrikler belli derecelerde etkili olabildi. Bunu yazıyla anlatmak kolay değil; uygun şartlarda saatlerce, belki çeşitli bölümler halinde günlerce aylarca konuşmak gerekir.

Millet olmak için din Batı'da da önemlidir ama bizde daha çok önemlidir. Çünkü etnik homojenliği çok önemsemeyen bir tarih yapısından geliyoruz. Millet kavramını oluşturan unsurların önem dereceleri, farklı milletlere göre farklılık gösterir. Mesela İngilizlerin İngilizliği sanki alınlarında yazar. Almanlar da öyle sayılır... Bizim tarihimizde, din unsurunun diğer unsurları da etkileyen, yorumlara tabi tutan ayrı bir sosyal fonksiyonu vardı. Ayrıca Türkçenin "anlaşabilecek asgari seviyede öğrenilme" kabiliyeti çok yüksektir. Müslüman'sa biraz da Türkçe biliyorsa hiçbir yakınlık problemi kalmaz! Rumeli'de Osmanlı'da öyleydi. Bu yakınlık yeterliliği mesela çok önemli bir konu olan "evlilik" açısından çok anlamlıdır; çünkü millet dokusunu çok etkileyicidir. Biz Osmanlı'dan kaldık, oradan geliyoruz. Bizde din'in, sosyal dokuyu bir maya gibi etkileyen sosyolojik bir rolü vardır. Osmanlı Türkçesi ise, üst seviyesiyle dinimizin diliyle akraba gibidir; pratikte ise, yüz kelimeyle bile Tarzanca dedikleri türden de olsa iletişimin sağlanabileceği bir kolaylık sihrine sahiptir. Müslüman nüfus arasındaki etnik farklılıkları Türkçenin bu özelliği çok basit bir yoldan aşıverir. İnancın çok önde tutuluşu da bu gönül ortamını teşvik eder, motive eder... "Batılıların ihtida edene Türk oldu" demelerinin sebebi de bu. Osmanlı'da Türk gibi görünmek Türk gibi olmak her Müslüman için çok kolay bir şeydi. O görüntü hemen oluşuverirdi... Böyle bir dil yoktur ve mesela Fatiha, Osmanlı Türkçesini bilen için sanki Türkçe gibidir. Şahsen bana hep Türkçe gibi gelmiştir... Bunun için yıllarca "Din-Dil-Tarih şuuru" deyip durdum ve ilk kitabımın adı da budur. Mağfirete "yarlığamak" dediklerinde sinir olurdum. "Yarlığamak diye bir kelimeyi herhangi birinin kullandığını ben hiç duymadım" derdim kendi kendime!

Sağa sola sapmayalım da konu dağılmasın. Küçüklüğümde babama bazı etnik ilgiler hakkında sorular sorduğum olurdu. Mesela "Kürtler nasıl insanlardır?" diye sorduğumda bana "mütedeyyin insanlardır" cevabını vermişti. Babamın insani nitelik ölçüsü o. Ve bu cevap sempati ifade eden bir cevaptı. Rumeli'den 18 yaşında gelmiş, onun toplumsal bakışında Osmanlılık kriterleri var. Yugoslavya'da doğmuşsun dediğim zaman, kızmış ve Osmanlı'nın verdiği hüviyeti göstererek "ben doğduğumda orası Türkiye idi" demişti. Bu kişilik yapısı, millet kavramının her meselesini suhuletle, güzellikle, zerafetle çözer. Bir tarihte "Osmanlı milli idi" derken ve bazılarını şaşırtırken kastettiğim buydu. Fakat Yeni Osmanlılar da Jöntürkler de, bu kişilik yapısının fikri analizini ve ona bağlı düşünce üretme sentezlerini maalesef yapamadılar. İçinde yaşadıkları hayatın fikir diliyle tercümesini dahi başaramadılar.

Yaşadıklarımızı düşünmesini bilmek, yeni şartlarda nasıl yaşayacağımızı bilmemizi de sağlar.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.



 
 
Yazar: Ahmet Selim
13-03-10
 
  E mail: aselim@zaman.com.tr  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KÜRTLER TÜRKLEŞTİRİLDİ Mİ, TÜRKLERDEN KOPARILDI MI? / DÜNDEN BU GÜNE Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

Solak
Ha gayret
Dikkatinizin isabetli, azminizin sürekli olması dileğiyle elinize sağlık....
08-02-12



uğurlu
Gönül
Ey gönül, gönül gel koybolma. Yoğrul, yoğrul ve doğrul da gel....
07-02-12



uğurlu
Aciliyet arz etmektedir
Evet, eğitimde darbenin izleri müfredatta sistemde var ama en belirgin hali kesintisiz sekiz yı...
07-02-12



hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12




G. Kodu:
a3b56
 
Kodu Gir

Online Kişi: 13
Bu Gün: 27 Bu Ay: 342 Toplam Ziyaretçi: 36422 Toplam Tıklanma: 519615
Copyright © 2009 AlanJaweb