
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 2571 |

Durakta üç kii/ Adam kadn ve çocuk…
![]() |
| (+) |
Yam icab hiç tanma erefine eriemediim (ama artk buna hayflanmak yerine kaderden raz olmay yava yava örendiim) Süheyl Ünver’i ve kz Gülbün Mesara’y neden çok sevdiimi anlyorum sanki. En belirgin özellikleriyle, Süheyl Bey’in –bir anlamda- kültürümüzün taycs olmasnn ve Gülbün Hanm’n zarif bir insan olmasnn bu sevgide pay yadsnamaz bir gerçek; lakin benim bu sevgimde, sanrm ikisinin arasnda, klasik baba-kz ilikisinin çok daha ötesinde, baka bir ruh birlikteliinin var olmas büyük etken…
Adamn elleri ceplerinde/ Kadn çocuun elini tutmu…
“Okumaya ve tefekküre davet” mottosuyla yayn hayatna devam eden Muradiye dergisi, 20. saysnda (Güz 2009) çok özel bir dosya hazrlam: Ailemiz… (Dergiden de, derginin bu özel saysndan da Gülbün Hocamn bana verdii bir nüshasyla haberdar olduumu itiraf etmeliyim.) Derginin gerek görsel tasarm gerekse bu özel saynn içerii beni sayfalar arasna çarp kaybolmam salad desem, inann abartm olmam. Zaten Gülbün Mesara ve babas/hocas Süheyl Ünver arasnda, yukarda bahsettiim ilikinin derinliine de, Gülbün Hocamn, Muradiye’nin bu özel saysnda yer alan “Ahmed Süheyl Ünver’in Kz Olmak” balkl yazsyla vakf olabildim.
![]() |
| (+) |
Adam hüzünlü/ Hüzünlü arklar gibi hüzünlü…
Tp ilmiyle megulken ayn zamanda devrin önde gelen sanat ve kültür adamlarnn yannda bulunmu, ailesinden ald terbiyeyi ve adâb bu kültür adamlarnn yannda bulunarak da perçinleyen bir ahsiyet Süheyl Ünver… Sadece bu deil, bir sanatkâr ayn zamanda, gördüü/duyduu her eyi yazya döken/kaydeden ve böylece yüzlerce deftere sahip olan bir kültür taycs, maziden tevarüs ‘ettii’ yahut bir ekilde tevarüs ‘edilen’ güzelliin kaybolup gitmesine göz yummayp bu güzellikleri gelecee aktaran bir kültür tarihçisi…
Elbette böyle bir babann kz olmak zordur. Onun geride braktklarna sahip çkacaksnz, gelitirip gelecee aktaracaksnz, arkasnda brakt tertemiz ‘isim’e en küçük bir leke bir sür(dür)meyeceksiniz, vs. Gülbün Hocam da söz konusu yazda bu zorluklardan bahsediyor.
Kadn güzel/ Güzel anlar gibi güzel…
Tabii bahsettii sadece bu tür bir zorluk deil… Onca hatra ve mesela onlarca mektup-defter… Baba-kz bir ekilde ayr dütükleri her vakit, birbirlerine, küçük defterlere ksa mektuplar eklinde, hallerini ya da balarndan geçen hadiseleri yazmlar ve üstelik bunlar yazmakla kalmayp biriktirerek saklamlar da… Mesela Gülbün Mesara ve einin ABD’ye yerlemek zorunda kaldklar bir dönem, Süheyl Bey’in, bir mektup-deftere dütüü ve bu ayrlktan neet eden hissiyatn ifa eden u notlar, o gün ABD’de bu mektubu okuyan Gülbün Hocamza deil sadece, bugün bana da yakc bir hasreti duyuruyor:
Sen gidersin ardnca gözüm ya gider
Mükül oldur ki, kii kalr ve yolda gider.
…
Garib olmaz terk eden diyar,
Garib oldur ân terk eder yâr…
Çocuk/ Güzel anlar gibi hüzünlü/ Hüzünlü arklar gibi güzel… (Cemal Süreya)
Derginin bu epey hacimli özel saysnda beni etkileyen sadece Gülbün Hocamn bu yazs olmad; Ümit Meriç’in, babas Cemil Meriç hakknda söyledikleri; Kemal Sayar’n, babas Nuri Sayar hakknda yazdklar; Emine Insu’nun annesi Halide Nusret Zorlutuna hakknda dütüü notlar da etkileyici yazlardan sadece birkaç dergide… Derginin son sayfasnda yer alan Cahit Zarifolu’nun Anlamak iirini de okuyup soruyorum kendime… Bir gün büyür de adam ve hayat yolda olabilirsem, acaba kzlarma nasl bir baba olacam? Zor bir soru…
Yazar: Mehmet Emre Ayhan |
29-03-10 |
||
| E mail: Haberkültür.net | Tweet | ||