HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / HÝKÂYE
Okunma Says: 18178
Yazar: Abdullah Harmancý
MUSTAFA KUTLU HÝKÂYECÝLÝÐÝ- TAHLÝLLER



MUSTAFA KUTLU HKÂYECL- TAHLLLERMenekeli Çekmece

06.03.2007 - 12:01, Krkikindi

 

Menekeli Mektup'la on altnc öykü kitabn yaymlayan Mustafa Kutlu'nun öykücülük serüvenini dört devre içerisinde düünebiliriz. Yazarn öykücülük serüvenini dört devre içerisinde deerlendirmek için hakl sebeplerimiz varsa da, kukusuz, Kutlu'nun ilk kitabndan bugüne uzanan (1970-2007) öykücülük çizgisinde, koyulasa da açlsa da, etkisini hiç yitirmemi yazarlk renkleri mevcuttur; dönemler deise de bu renkler tonlarn deil, varlklarn korumulardr.

lk dönemi (1970-74) oluturan Ortadaki Adam ve Gönül i, yazarn henüz Sait Faik ve Kemal Tahir etkisinden syrlamad, ama (özellikle ikincisinde) kendi sesini oluturacann sinyallerini kuvvetli bir biçimde verdii eserlerdir. Kutlu bu dönemden bahsederken "Ben 'kendi hikâyesi'ni geç bulmu yazarlardanm. Bu i on ylm ald. Bu arada iki de kitap çkardm. Artk basmadm bu iki kitap, bir nevi ilkgençlik ürünleri."(Mustafa Kutlu Kitab, s.23) demektedir. unlar da söyler: "Bu kitaplardaki hikâyeler 'yeni memleket hikâyecilii' snfna girebilir. Deiimin getirdii straplar, ykmlar, adâletsizlii, Anadolu insannn çilesini dile getirir. Tasvirci olduu kadar eletireldir. Dönüp bu ilk iki kitaba baktmda bendeki eilimlerin çekirdeini görüyorum; tabiatla olan bam, adâlet arzusu, mizah, yerlilik, mistisizm, görsel alanda etkili bir ifâde vesâire." (Adam Öykü 40, s.73)

Yokua Akan Sular'la balayp Sr'la biten ikinci dönem (1979-1990), Mustafa Kutlu hikâyesinin bütünüyle tezâhür ettii, toplumsal meselelerin gelenekten damtlm bir anlatm biçimiyle kaynatrlarak sunulduu, deyim yerindeyse "asl Mustafa Kutlu" dönemidir. Yazar, sâdece bu dönemde yazd be eseri ile -bizce- edebî kiiliini oluturmu ve gene deyim yerindeyse, yazarlk mârifetlerini tümüyle sergilemitir. Yazarn izler-çevresi, onu bu be kitabyla aslî yerine yerletirmitir. Sr, bu be kitabn sonuncusu olmakla birlikte ayn zamanda doruk noktasdr. Anlatmyla, öz biçim uyumuyla, bu kitap bütün bir dönemin en son ve en güçlü halkasdr. Yazarn bu dönem hikâyelerini nasl ortaya çkardn, bu hikâyelere nasl "vardn" anlamamz açsndan gene kendi ifâdelerine dönelim: "Bu dönemde (74-79 aras - AH) kendi hikâyemi dayandracak fikrî ve estetik temelleri, yeni bir dil arayarak bulmaya çaltm. Kendi kültürümüz, halk edebiyat, menakplar, Dîvân edebiyat, müzik, mîmârî, minyatür... nereye baktysam altndan tasavvuf düüncesi çkt. Tasavvuf, sembolik dünyâs ve kendine mahsus dili ile muazzam bir zemin ve kaynak idi. Ben bu birikimden, bu kaynaktan beslenerek, günümüz insanlarna, günümüzün meselelerine, günümüzün dili ile yeni bir terkip, yeni bir tarz getirmek için çabaladm. Dayanaklarm iki kavrama indirilebilir: Hikmet ve âhenk." (Adam Öykü 40, s.73-74)

1990-2000 yllar Kutlu'nun öykücülüündeki üçüncü dönemi oluturur. Bu yllarda, yazar, iki öykü kitab nereder. Görünüe baklrsa, Kutlu, 90-2000 arasn bir tür yazamama hâli içerisinde geçirmi olmaldr. Arkakapak Yazlar ve Hüzün ve Tesâdüf'te yer alan hikâyelerin önemli bir bölümü, (belki kurgusal damar bilerek zayflatldndan, belki deneme/fkra türüne yaklatrldndan dolay) "hikâye" olarak tanmlanmasnda zorluk çekilebilecek metinlerdir. Dergâh, bu dönemde yaymna balamtr. Editörlüün, Kutlu'nun üretkenliine engel olduu yolunda kimi deiniler bile yazlmtr. Kutlu, Sr'la doruuna ulatrd çizgisinde srar etmek yerine, bu çizgiyi orada kesmi, gene ksa hikâyelerden oluan, ancak daha "serbest" kitaplar kurgulam ve ikinci dönemin ortak kahramanl metinlerini geride brakmsa da, sâdece Kambur Hafz ve Minâre öyküsü bile, yazarn ülkenin deien edebiyatna kaytsz olmadnn kant gibidir. O kadar ki, bu öykü, edebiyatmzdaki postmodern evrilmenin en olgun örneklerinden biridir. Gene bu dönem öykülerinden olan "Dürbünlü Çiçek", anlatmndaki iirsellik ve younlukla modern öykümüzün unutulmaz bir "pastoral senfonisi"dir.

Uzun Hikâye, yazarn öykücülüündeki dördüncü dönemi balatr. 2000'den bugüne, yedi ylda yedi kitap yaynlayan yazar, Menekeli Mektup'ta iki uzun, bir ksa öykü olduu düünülürse, bu dönemde toplam sekiz uzun bir ksa öykü yaynlamtr. Bu dönemin kitaplarnda yer alan öykülerin "ksa öykü"nün snrlarndan çok çok uzaa inâ edildiine kuku bulunmamaktadr. (Burada, "Roman m-uzun öykü mü, uzun öykü mü-ksa öykü mü?" tartmalarna girmeyi gereksiz buluyorum.) Demek oluyor ki dördüncü dönem, her eyden önce yapsal anlamda bir deiimin, yenilenmenin mahsulüdür.

Menekeli Mektup, bu dönemin imdilik son kitabdr ve dördüncü dönemin önceki kitaplarda ortaya çkan özelliklerini pekitirmektedir.

Kitaba adn veren uzun öykü; kendi hâlinde, yalnz, yoksul, sessiz, içekapank, kars tarafndan terk edilmi, mektup götürdüü evlerden birinin hanmna aka yakn duygular hissetmeye balam, âir yaratll bir kahramann hayâtn, geçmiini, iç dünyâsn gözler önüne serer. Yazar, bunu yaparken, zaman zaman "Tanrsal bak açs" olarak düünülebilecek bir teknii kullanr. Yâni, kahramannn zihninin içinden geçenleri bilen, her eye hâkim bir bak açs... Ayn zamanda, örnein bir iç-monolog, iç-diyalog, ya da dorudan diyalog tekniklerini kullanarak, sözünü ettiimiz tekniin katlndan kurtulmaya çalt olur.

Gene ayn amaçla yöneldii bir baka teknik "romantik ironi" tekniidir. Romantik ironi tekniini, Kutlu, öykücülüünün üçüncü döneminden îtibâren kullanm, ama özellikle dördüncü dönemde yazd uzun öykülerde srarla kullanmtr. Romantik ironi, yazarn, eserin kurmaca oluuna, kurgunun ak içerisinde deinmesidir. (Avrupa Yakas'nn fondan gelen balama sesinden rahatsz olan ya da bu sese dâir yorumlar yapan kahramanlarn hatrlayalm.) Menekeli Mektup'a adn veren uzun öyküde geçen "Niçin aramad? Onu ben de bilmiyorum. Bir de derler ki, yazarlar yazdklar kitapta yer alan kiilerin her hâlinden haberdar olur. Hadi canm sen de!.." (s.46) cümleleri, belirttiimiz gibi, anlatlardaki "hâkim bak açs"nn katlndan yazarlar biraz olsun kurtarr.

Kutlu, öykünün bir noktasnda bak açsn deitirip, öyküyü postacnn azndan anlatmakta bir mahzur görmez. Ayrca yazarn romantik ironi tekniindeki srar, metinlerini postmodern anlatlarn çemberine dâhil edecektir. Yazar, bir adm daha atarak, okuyucunun öyküyü eletirmesine, öyküdeki mantkî boluklara deinmesine izin verir. Bu da postmodern bir anlatnn özelliklerindir.

u satrlar, öyküye okuyucular tarafndan yöneltilebilecek eletirileri öykünün içerisinde vererek, yazarn bir anlamda romantik ironi tekniini ilevsel anlamda kullanma denemesidir: "...Postac karsnn pencereden uzaklara doru uzanan mahzun baklarn fark etti. / Eh, pes dorusu, maallah yani. / Bunca zaman sonra m? / Öyle demeyin ân gözü kör olurmu." (s.20) Yazar, bu diyalogla, öyküye yöneltilebilecek mantkî tutarszlk eletirilerinin önüne geçmeye çalmaktadr.

Ayn dorultuda bir örnek daha verelim: "Kafamz kart sayn Kutlu. Cinsellik ak kirleten bir ey deil ki; hayâtn kanunu böyle. (...) Senin söylediin, umuma aykr bir durum. Pek de kabul edilecek bir yan yok yani." (s.19) "Postac, Ey bu kitab okuyanlar benim bu lâflara karnm tok, sizinle lâf yartrmaya da hiç niyetim yok, deyip kulann üzerine yatt." (s.19)

Kutlu öykücülüünün dördüncü döneminin özelliklerinden biri de, "portre"ciliidir. Kahramanlarnn (tabii ki "kahramanlarnn"), portrelerini çkartr. Bu portre, kiilik özelliklerinin örneklenmesi sûretiyle, öykünün farkl yerlerine yaylarak yaplr. Örnein "Menekeli Mektup"taki postac, titiz bir insandr. Bekâr olmasna ramen evinde ciddî bir tertip düzen gelitirmitir. Az konuur. nsanlara uzaktr. Bu ve benzeri özellikler okurlara dorudan doruya anlatlr. Sezdirmek ya da hissettirmek deildir bu.

Epizodik anlatm da gene bu dönem öykülerinin özelliklerinden biridir. Yazar, hikâyenin ana çizgisi akadursun, orada soluklanp, bizi baka bir kahramana, baka bir olaya, baka bir "geçmi özetlemesine" götürür. Bu da biraz, hikâye içinde hikâye anlatma tekniinin uygulanmasdr. Çerçeve anlatnn içinde küçük adalar hâlinde baka hikâyeler, epizotlar, daha çok bir geçmi özetlemesi eklinde geliir. Özetleme; hikâyenin, ana hikâyenin serimidir. Dökümüdür. Bir taraftan ana hikâye yürütülürken bir taraftan alttan alta "dolgu" yaplr.

Kutlu'nun balangcndan beri tüm öykülerinde, bir biçimde tabiata vurgu yaplmtr. Tabiat, hâlâ çözülmeyenin, hâlâ eskimeyenin, hâlâ yitirilmemi olann simgesidir. Tabiat bir müjdedir. Bir cennet hayalidir. Bu duygunun "âha kalkt" öykü, yukarda da deindiimiz "Dürbünlü Çiçek"tir. "Menekeli Mektup" öyküsünde de doa, frsat geldikçe bir yerlerden "fkrr." Bir biçimde kendisine vurgu yaplr. u cümle, doa unsurundan hareketle, ülkede yaanan toplumsal deiimin, çözülüün, yprann gösterilmesidir. "Arsada naslsa kesilmeden kurtulmu iki ulu fstk çam var." (s.9)

Yazar zaman zaman öykü anlatmna ara verip örnein TRT'nin radyo kanallar hakknda, dinleyicileri hakknda yorumlar yapar. Gerçi bu yorumlar, postac sâyesinde hikâyenin bir parças olurlar ama bunu yaparken yazarn asl amac, bize kalrsa, romantik ironi tekniini kullanrken olduu gibi, "anlat"nn kurallarn zorlamak, allm olan krmak, bir anlamda okuru artmaktr. Bu arada, TRT ile ilgili bu pasaj öyküye koyarken, yazarn baka bir amac da, gene Kutlu öykücülüünün bir özellii olan, "toplumculuun" metinde bir ekilde tezâhürünü salamaktr. Bir toplum fotoraf çekmektir.

Kutlu'nun öykülerinde "ironi"den farkl olarak, bir mizâhî bak da söz konusudur. "Menekeli Mektup"ta ve hemen tüm öykülerinde bu "byk altndan gülme hâli"ni fark ederiz. Bir babacanlk, bir iyimserlik, bir ahbaplk havas tüm metinleri sarar. nsanda scak duygular uyandrr.

Deyim ve atasözlerinin yerli yerince kullanlmas, halktan kiilerin doallkla konuturulmas, bütün bunlardan öte, örnein, bize âit bir kader anlaynn, hikâyelere içkinletirilmi olmas, eskiden beri konuula konuula bitirilememi o mehur "yerlilik" problemini, kendiliinden am bir yazarn metinleriyle kar karya olduumuzu gösterir bize.

Bu dönemin öyküleriyle ilgili olarak, ve tabii "Menekeli Mektup"la ilgili olarak unu da belirtmeliyiz: Kutlu'nun çou ksa öyküsünde büyük bir ustalkla ulat "younluk", bilhassa bu dönem öykülerinde iyice geriye çekilmi gibi görünmektedir. Bir baka deyile, öykülerin anlatm örgüsü oldukça gevektir. Okuma kolayl salayan bu özellik, öykülerin etkisini, gücünü azaltmaktadr. Gene de Kutlu'nun okuru sarp sarmalayan dili, bu "problem"i perdeleyebilmektedir.

Kitaptaki dier iki öyküden ilki "Hacca Gidebilmek" adn tayor. Bir oförün azndan, ilginç bir "hac olma" mâcerâs aktarlyor. "Kar Üstüne Kan Damlar"da ise mehur Sarkam Fâcias fon alnarak bir ak ve ölüm hikâyesi anlatlyor.

ÇEKMECE AÇILINCA!

Rus yazar Turgenyev'e atfedilen "Hepimiz Gogol'ün 'Palto'sundan çktk!" cümlesi, zaman zaman kendi kendime mrldandm, zaman zaman yanmdakilerin de duymasn salayacak ekilde -tahrif ederek- mrldandm bir cümle. "Hepimiz Mustafa Kutlu'nun 'Palto'sundan çktk!!" Bu tahrif edilmi cümleyi bir kez daha tahrif edeyim: "Keke Mustafa Kutlu'nun 'Palto'sundan çkabilseydik!" Bir kez daha: "Keke Mustafa Kutlu'nun 'Palto'suyla hesaplaabilsek, oradan kendimiz olup, kendi sesimizi bulup çkabilseydik!" ("Hepimiz"in kim olduu sorusuna cevap vererek vakit kaybetmeyeceim. Zîrâ bu soruyu soranlarn "hepimiz"i anlamalarna imkân yok; sormayanlarn ise böyle bir cevaba ihtiyaçlar yok.)

"Hepimiz"in deilse bile, pek çok hikâyeci arkadamn, hikâyelerinde, hattâ denemelerinde Mustafa Kutlu'nun dilinin, üslûbunun etkisi çok belirgin. Tabii bu etkinin, sadece dil ve üslûp düzeyinde olduunu söylemek de mümkün deil. Genç yazarlarn "mesele" edindikleri konularda da (her ne kadar son çeyrek asrda, ülke edebiyat Kutlu'nun toplumculuunun aksine bir noktaya doru meyillenmi de olsa) onun têsiri var. Ve bu çok normal. Çok doal. Doal olmayan, bu etkiyle savamamak. Bu etkiyle hesaplamamak. Mustafa Kutlu estetiinin renkleri ortasnda kaybolmay göze almak!

Sakil kaçmayacaksa, kendimden bir örnek vereyim. Üslûpla ilgili, deelenirse derinliine kimi problemlere de ulalabilecek bir örnek: Hece Öykü'nün 18. saysnda yaynlanan öyküm, "Kravat"n son bölümü "ubat sonuydu. Rüzgârn ifâ veren kanatlar rûhuma, rûhumun en derin yerine dokunuyor; üzerinde iki sporcu siluetinin bizim göremediimiz bir havuza dala geçtikleri mein top, kara dutun dallarna doru yükseliyor, yükseldikçe yükseliyordu." cümleleriyle bitiyordu. Bu cümlelerde özellikle doa unsurlarna yaplan vurgu (ve sezinleyemediimiz daha baka birçok ey belki de) Kutlu'nun üslûbunu çartrr niteliktedir. Ben de bunun önlemini almak için, "kara dutun dallarna doru" ifâdesini modern unsurlarla deitirmeyi denedim. Her ne yapt isem, ortaya çkan ifâdeleri doal (yâni içten, yâni naturel) bulmadm için, bu cümleyi deitirmekten vazgeçtim. Kutlu'yu çartran "kara dutun dallar" yerine, örnein bir "cafe"nin uydu antenleriyle dolmu, isli, iç karartan çatsn koymay denedim. Halbuki öykü iyimser bir sonla bitiyordu ve bu "çat"nn öyküde hiç de yeri ve anlam yoktu.

Nisan Kumru'nun ilk öykü kitab Üçüncü Çekmece'yi okurken düündüm bunlar. Nisan Kumru'nun bu uzun öyküsünde, "hepimiz"de deilse bile çoumuzda bir biçimde var olduunu gördüüm Kutlu etkisi -özellikle dil ve üslûp düzeyinde- dorua ulam durumda. O kadar ki, artk bir Nisan Kumru'dan bahsetmek neredeyse imkânsz hâle geliyor. Kumru, edebiyat dergilerinde "görünmeyiinin", bir baka deyile ve daha doru bir deyile, edebiyat dergilerinde kendisini denemeyiinin bedelini ar ödemie benziyor. Bunun dnda Kumru'da ciddî bir "sarâhat" problemi de var. Öykünün neresindeyiz, ne anlatlyor, kim kimin ayana basyor, hepsi birbirine girmi durumda. Tabii ki her ey bu kadar kötü deil. Kumru, Kutlu'nun 'Palto'sundan çkma ansna sâhip! Üstelik herkesten çok Nisan Kumru sâhip. Çünkü kimse bu kadar sokulmamt o 'Palto'nun gözenekleri arasna.

Bu problemlerle hesaplaarak, (kendisini hiç mi hiç tanmadm ve kitap çkncaya kadar adn da duymadm hemehrim) Nisan Kumru, bir "yeniden yaplanma" gayretine girmeli. lk kitabyla tökezlemek çou yazarn kaderidir. Bu yanln kendi lehine çevirebilir.


NOT:
Vurgular bize âittir. (Dorulu)

Yazar: Abdullah Harmancý
20-07-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 1
ÞAHÝN ERTÜRK, ÇORUM
MUSTAFA KUTLU'NUN ÖYKÜCÜLÜÐÜ
Tarih : 03-06-14

ABDULLAH HARMANCI'NIN YAZISINI DÝKKATLE OKUDUM. YORUMLARINA KATILIYORUM. KUTLU BÝR HÝKAYE USTASI. HEM KURGU AÇISINDAN, HEM ÜSLUP AÇISINDAN, HEM DE ZAMANIN RUHUNU OKUMA AÇISINDAN. O MUHAFAKAZAKAR EDEBÝ GELENEÐÝN ESTETÝK SINIRLARINI HER ESERÝYLE BÝRAZ DAHA GENÝÞLETMÝÞMÝÞTÝR.

 
MUSTAFA KUTLU HÝKÂYECÝLÝÐÝ- TAHLÝLLER
Online Kii: 34
Bu Gn: 778 || Bu Ay: 5.870 || Toplam Ziyareti: 2.929.011 || Toplam Tklanma: 58.616.251