HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : DÜNYADA NELER OLUYOR / UZAK DOĞU
Okunma Sayısı: 1754
Yazar: Cihangir İşbilir
JAPONYA'NIN KORKULARI VE İHTİRASLARI

JAPONYA'NIN KORKULARI VE İHTİRASLARI1945 Eylül’ünde Hiroşima’ya atom bombası atılmasıyla teslim olan ve diz çöken Japonya, 1970’de dünyanın en büyük ikinci ekonomisi oldu; hâlen de 128 milyon nüfusu ve 46 bin dolar civarındaki kişi başına düşen milli geliri ile dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi durumunda. Aynı zamanda dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı olan Japonya, bu ithalatın % 80’den fazlasını Ortadoğu ülkelerinden (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt) yapıyor. Nükleer enerji üretebilmesine rağmen enerji fakiri olan Japonya’nın Ortadoğu bağımlılığı, enerji tedarik yapısını oldukça kırılgan hale getiriyor. Zira Japonya Ortadoğu’daki istikrarsızlıklardan ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Bu itibarla Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleştirdiği ‘ekonomik mûcizede Ortadoğu ülkelerinin katkısı ilk sıradadır desek yanlış olmaz. Şimdi ise aynı bölgede yaşanan krizler Japonya için kâbusa dönüşebilme potanisyeli taşıyor…  

Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin 16-20 Ocak’ta gerçekleştirdiği Mısır, Ürdün, İsrail ve Filistin’i kapsayan Ortadoğu turu bu çerveden bakıldığında oldukça anlamlı. Şimdi merak konusu olan, gazeteci Kenji Goto’nun ölümüyle sarsılan Japonya’nın ‘güvenlik krizi’ sonucu alarm durumuna geçmesinin ve yeni tehdit algısının Irak Şam İslam Devleti (DEAŞ)’a karşı oluşturulan koalisyona verdiği desteğin niteliğini değiştirip değiştirmeyeceği.

Zira Japonya’nın bölgedeki operasyonlara desteği son açıkladığı koalisyona mensup ülkelere yönelik yapacağı 200 milyon dolarla sınırlı değil. Birinci Körfez Savaşı’ndan (1991) Irak’ın işgaline (2003) ve en son DEAŞ’a karşı oluşturulan operasyonlara verdiği destekle Japonya Batı eksenli ‘terörizmle savaş’ın da baş finansörü. Sözgelimi Birinci Körfez Savaşı esnasında Irak’a yönelik NATO operasyonlarında 13 milyar dolar katkı sağladı Japonya. Ayrıca Afganistan ve Irak’a yönelik operasyonlarda askeri personel desteği vermiş olması da işin cabası…

Özellikle Çin’in hızlı yükselişi ve Güney Kore’deki ekonomik hareketlilik Japonya’yı küresel anlamda daha proaktif bir dış politikaya zorladı. Nitekim Başbakan Abe sadece makroekonomik reformlar yaparak, Japon ekonomisindeki durgunluğa son vermek için kendi ismiyle anılan “Abenomiks” politikalarını yürütmekle kalmadı son dönemde, tüm dünyada çok yönlü diplomatik ilişkiler kurarak Japonya’ya yeni bir vizyon da kazandırdı. Gelinen noktada Abe’nin tetiklemek istediği ve gittikçe yaşlanan ve azalan Japon nüfusunu geçmişin yüklerinden ve bölgesel çatışmaların travmalarından kurtarmak için başlattığı ‘Yükselen Japonya’ miti de tehlikeye girme riskiyle karşı karşıya.

Japonya’nın komşularıyla olan problemleri ve emperyal geçmişinin yüküne şimdi de Ortadoğu’da girdiği kirli ilişkilerin bedeli eklenmiş görünüyor. Jeopolitik sorunlarının topraklarından ziyade imajıyla ilgili olduğu düşünülürse, Japonya için gazeteci Kenji Goto’nun ve silah tüccarı Haruna Yukowa’nın DEAŞ tarafından katledilmesi yeni bir milat olabilir ve bu olay sonrası bölge halkları ve yönetimleri Japonya’nın bölgedeki etkinliğini gözden geçirmek isteyebilirler.

Nitekim Abe’nin son Ortadoğu turundaki temasları dikkatle analiz edilirse barış, istikrar, işbirliği soslu ama çıkar odaklı Sisi ve Netanyahu görüşmeleri bölge açısından maalesef pek de iç açıcı görüşmeler değildi.

Gazeteci Kenji Goto’nun vahşice katlinin ve medyaya servis edilmesinin hiçbir haklı açıklaması olamaz ama Japonya’nın bölgedeki kaos politikasına verdiği destek daha güçlü bir şekilde sorgulanmalı. Japonya, Ortaoğu’daki krizlerin küresel ve bölgesel aktörlerini finanse ederek bir bakıma geçmişteki ihtiraslarının bedelini ödüyor ama bölgede sebep olduğu yıkımın bedelini de yeni ve çok daha dehşet verici korkular yaşayarak ödeyecek gibi görünüyor…

Japonya’nın İslam’a ve Müslümanlara bakışı ve konunun Japonya Müslümanlarına yansımaları ise bambaşka.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Cihangir İşbilir
04-02-15
E mail: gazetevahdet.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
JAPONYA'NIN KORKULARI VE İHTİRASLARI
Online Kişi: 34
Bu Gün: 256 || Bu Ay: 5660 || Toplam Ziyaretçi: 1172762 || Toplam Tıklanma: 31904735