HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 2880
Yazar: Ayþe Yýlmaz
YAVUZ BÜLENT BAKÝLER'LE MÜLÂKAT

Kalemi Sivas’ta elime aldm

   

Türkçemizin uyank bekçisi, hassasiyetler airi, Yavuz Bülent Bakiler ile sk sk konutuk…

iir vadisinin en geni okuyucu kitlesine sahip airlerinizdensiniz. iir vadisinde var oluunuzun hikayesi nedir?

Geni bir okuyucu kitlesine sahip olduumu sanmyorum. Yaynlanan 4 iir kitabm var. imdiye kadar hepsinin toplam bask says 95.000’dir. Eskiden her kitabm 5.000 adet baslyor ve bir ylda bitiyordu. Artk 1.000 adet baslyor ve birkaç ylda bitiriliyor. Türkiye gibi 71 milyonluk bir ülkede bir airin dört iir kitabnn 95.000 baslmas ve satlmas devede kulak bile deil. Geçende bir arkadam, kitaplarmn 95.000 adet basldna “Bu bir rekordur.” dedi. Ben katiyetle bu kanaatte deilim. Önümüzdeki günlerde bu say 96.000 olacak. Herkesin olduu gibi benim de iirde yer almn elbette bir sebebi var. Önce Sivas, halk iirimizin harman olduu bir ehir. Sivas’n bine yakn halk airi var. Benim çocukluum, mahalle aralarnda, hep o halk airlerini dinlemekle geçti. Zamanla, ben de onlar gibi vezinli-kafiyeli sözler söylemeye özendim. Sonra üzerimde annemin de tesiri oldu. Annemin sesi güzeldi. Bana her gece masallar anlatrd. O masallarn aralarnda türküler de olurdu. Ben o masal türkülerini de büyük bir zevkle dinlerdim. Hevesim daha çok artard. Çocukluumda vezinli-kafiyeli (ama saçma- sapan) beyitler, kt’alar yaza yaza ite bu günlere geldim efendim.

Siz, Ankara’da yaynlanan Hisar dergisi grubundansnz. Prof. Dr. nci Enginün sizin için: “Yavuz Bülent Bakiler iirde rahat bir söyleyie sahiptir ve o dönemin çok sevilen airlerinden birisidir.” diyor. Ve devam ediyor: “Hisar topluluu Memleket Edebiyat’nn devam niteliindedir. Hisarclarla söyleyite, tekrar halka yaklalmtr.” ddiasnda bulunuyor. Sizce, Hisarclarn edebiyatmza katks bundan m ibaret?

Hisarclarn en büyük özellikleri, Türkçemizi bir imparatorluk dili olarak kabul etmeleri ve yaayan Türkçeye çok önem vermeleridir. Hisarclar ayn zamanda, bizi millet yapan kültürümüzün dier temelleri üzerinde de dikkatle durdular. Mesela dinimize tarihimize, musikimize sahip çktlar. Komünizm’e kar çok hassas davrandlar. Yani komünizmin, sanat yoluyla içimize sokulmasna, kendi imkanlar çerçevesinde kar çktlar. Yeni airlerin, hikayecilerin, roman ve tiyatro yazarlarnn ortaya çkmaya zemin hazrladrlar. Sanatta, edebiyatta çok ciddi davrandlar. Milli varlmza düman olan bütün cereyanlara kar çok dikkatli ve mücadeleci oldular.

Az önce nci Enginün de belirttii gibi rahat söyleyiiniz, iirinizi kendiliinden musikiye tayor. iirinizde iki temel tema yalnzlk ve aktr. Sizin yalnzlnz insan kasvete sürükleyen bir karanlk deil. Peki ak nasl bu kadar içten ve sarsc anlatyorsunuz? Akn kapsamn anlamann bir srr var m?

Birinci sorunuzu cevaplarken halk airlerimizi çok dinlediimi, onlarn etkisinde kaldm anlatmtm. Ben ilkokul sralarndan lise yllarma kadar hep halk tarznda yazdm ve halk airlerimizi okudum. Halk edebiyatnda veznin ve kafiyenin önemini biliyorsunuz. Milletimiz binlerce yl, iirde mükemmel olan ölçüyü aram ve bulmutur. O vezinler 4+4, 4+3, 6+5 veya 7+7 heceleriyle karmza çkyor. Halk airlerimiz, bir de iirlerinde yarm kafiyeyi, tam kafiyeyi, zengin kafiyeyi kullanmlardr. iirde musikiyi yakalamlardr. Dikkat ederseniz, benim serbest vezinle yazdm iirlerin çounda yukarda belirttiim vezinler sk sk karnza çkar. O vezinler iirde akcl salar. Bir de ben iirlerimi mutlaka çeitli kafiyelerle yazarm. Redife dikkat ederim ve eklerden kafiye olmayacan bilirim. nanyorum ki, halk iirimizi bilmeyenler, aruza aina olmayanlar, serbest vezinde baarl olmazlar.

Ak iirlerimi içimden geldii gibi yazyorum. “çten ve sarsc” yazdmn farknda deilim. Yalnz kadn benim için bir beden ihtiyac deildir. Ona bir sokak delikanlsnn ihtiraslaryla bakmyorum. Kadn benim ruh dünyam ürpertilerle dolduran bir güzelliktir. Akn kapsamn anlamann srr ruhumuzda sakldr. O, yaanan fakat kolay kolay anlatlamayan bir duygudur. Temiz bir havay içimize çekmek gibi bir eydir. Güzelliini yaarsnz, hissedersiniz; fakat anlatamazsnz.

Anadolu romantizmi iirlerinizde yepyeni bir tat kazanyor. Bir iirinizde: Yumruklarm memleket kadar büyük diyorsunuz. Sivas’ta Yoksul Çocuklar iirinizde yoksulluk, bir amar gibi herkese çarpyor. Sizde ak duygusunun bir baka izah, sevgilinin saçlarna gizlenmi bir ilkbahar olmasdr. Vatan sevgisi her faninin görebilecei kadar büyükken, sevgiyle yönelen ak, neden gizli bir ilkbahar esintisi?

Öyle söylemeyin. Ben iirlerimde Anadolu sevgisini nasl bara bara söylediysem, ak iirlerimi de ayn cokun duygularla ortaya koydum. Mesela: “ardm Kaldm te” iirimde ak için sevgili için ne söylemek gerekiyorsa, onlar söyleyip durdum. “Sen, Seni, Sen” iirimde de, “Ben Olacam”, “Yamur Güzeli”, “Sayklama”, “simsiz iir”, “A”, “Yamur Güzeli” gibi iirlerimde de yüreim bütün samimiyetiyle, çlk çlk ortada deil mi?

Kesinlikle sarsc ve içten demitik, farkl izaha da deinmi olduk. Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, iirlerinizde Necip Fazl ve Cahit Külebi’den etkilendiiniz iddiasnda bulunuyor. Bu tespit size ne kadar yakn?

Yavuz Bülent Bakiler: Çok yakn. Ramazan Hoca’nn tespiti yüzde yüz doru.

Bir de “u iiri ben yazsaydm.” diyecek kadar, bir iire sevdalandnz oldu mu?

Ah keke bir iire sevdalansaydm. Ben bir iire deil, yüzlerce iire sevdalanm bir adamm. Okuduum her airde çok güzel msralar, çok güzel kt’alar, çok güzel tebihler, çok rahat söyleyiler bulurum. Ah keke ben de böyle bir iir yazabilseydim diyerek göüs geçiririm.

“Sözün Dorusu” adl eserinizde Türkçenin hususiyetle unutulmaya mahkum edilmi güzellikleri üzerinde duruyorsunuz. Gençlerin kaybettii deerler de deiniyorsunuz. Yitenlerin herkes farknda fakat Türkçemizdeki bu kan kaybnn önü nasl alnr? Sanat bunu tek bana yapabilir mi?

Türkçemiz, çok ciddi tuzaklarla kar karya. Dil kirlenmesinin veya Türkçedeki budanma gafletinin, ihanetinin önü hem kanunla hem de sanatla- edebiyatla alnabilir. Mesela ehirlerimizde i yerleri, büyük maazalar, oteller, lokantalar, kahvehaneler… umumiyetle yabanc kelimelerle açlyor. Dergilerimizin %70’i yabanc isimlerle çkyor. Artk hipotromlarda atlarmz bile yabanc isimlere kouyorlar. Bu, bizim birtakm insanlarmzn, Bat dünyas karsnda duyduu aalk ruhundan kaynaklanyor. Bu çirkinliin önüne geçmek, dünyann en kolay ilerinden biridir. Nasl ki kapal yerlerde sigara içimini kanun çkararak önlediysek, nasl ki trafikteki baz yanllar kanunlarla yasaklanyorsa… dildeki bu kirlenme de bir kanun çkarlarak önlenebilir. Mesela yeni bir kanun çkarlr ve orada denilir ki : “Türkiye’de yabanc kelimelerle i yeri açlamaz. Bu esasa uymayanlar yüz bin liradan be yüz liraya kadar cezalandrlr. Bu kanunu belediyelerimiz uygular.” Böyle bir kanunla dehetli bir yanln önü alnabilir. Fakat Türkiye’de böyle bir kanun çkarlamaz. Neden çkarlamaz? Onu bilmiyorum. Onu milletvekillerimize sormak lazm. Anayasamza göre devletimizin resmi dili Türkçedir. Eitim kaytsz-artsz Türkçe olmaldr. Çocuklarmz, mutlaka yabanc bir dil, hatta birkaç dil örenmelidirler. Ama eitim her kademesinde eitim dili Türkçe olmaldr. Türkiye, bir sömürge devleti olmad halde, imdi anaokullarnda bile artk ngilizce dersleri var. Yanltr. Türkiye, ngiltere tarafndan igal edilseydi, acaba eitim dili konusunda nasl farkl bir uygulama olurdu? Kanunla, birtakm yanllklarn önüne geçilmesi arttr. Bir de sanat- edebiyat adamlarmza düen bir vazife vardr. Onlar da dilde rkçla kaymamaldrlar. Milletimizin bin yldan beri konua konua Türkçeletirdikleri kelimelere katiyyen dokunmamaldrlar. Dilimizin, bir imparatorluk dili olduunu unutmamaldrlar. Türkçeleen her kelimeye sahip çkmaldrlar.

Attila lhan, lhan Berk ve Fazl Hüsnü Dalarca’nn vefatlarndan sonra siz ve Sezai Karakoç gibi belli airler için bir ey söylenir oldu: “Türk iirinin en köklü airleri” Bu yaklam, size ne düündürüyor? iirimiz, artk sizler gibi üstatlar yetitiremiyor. Bunun ana sebeplerine deinir misiniz?

Ben mi Türk iirinin en köklü airlerinden biriyim? Buna yüz defa deil bin defa estafurullah derim. Sezai Karakoç kendini ‘Kaf Da’nn tepesinde görüyor. Onun için hiçbir ey diyemem. Ama bugün beni krk defa suya götürüp susuz getirecek airlerimiz var. Yapmayn. Bu hükümlerle bana gelinmesin. Bu iddiay bin dilim olsa, biriyle bile vallahi billahi kabul edemem. Ben vasatn biraz üstünde olan airler arasndaym.

Medyann içinde birebir bulundunuz. Yllarca TRT’de çaltnz. Televizyon, günümüzde insanlar hayattan uzaklatran sosyal hayattan koparan bir kurulu haline geldi. Bu medya genilemesinde edebiyatn, sanatn yeri ne kadardr?

Çok az! Çok az! Çok az! Bütün büyük gazetelerimiz hemen hemen her gün, sayfalarnn ikisini, üçünü, bazen de dördünü tamamen spora ayryorlar. Gazetelerimizde, bütünüyle sanata- edebiyata ayrlan sayfalar, haftada bir defa ya düzenleniyor, ya düzenlenmiyor. Gazetelerimizde televizyonlarmzda ahlakszla zemin hazrlayan resimler, haberler, programlar adeta yamur gibi. Artk utanma-arlanma duygumuza da kaybediyoruz. “u ununla yatyor, u ununla gezip tozuyor !... balkl, fotorafl haberler lam artklar gibi ortalkta. Bu haberlerin, programlarn kime ne faydas var? Bir de düzeyli iliki” safsatas var. Düzeyli ilikin de düzeysiz ilikinin de Türkçemizdeki karln biliyorum ama utancmdan burada söyleyemiyorum. Seviyesizlik olmasn diye susuyorum.

55. sanat ylnzn kutlamas için Yazarlar Birlii size Ankara veya stanbul ehirlerimizi teklif etti. Siz de bu çalmann medyada yeteri kadar ilgi göremeyeceini bildiiniz halde Sivas’ta olsun?” dediniz. Neden?

Sivas benim memleketim, kalemi Sivas’ta elime aldm. Halk airlerimizi dinleye dinleye iire ilgi duydum. lk iirlerimi Sivas’ta yazdm. Düünüyorum: Ben baka memlekette doup büyüseydim, belki de iire ilgi duymayacaktm. Çünkü sanatta, muhitin, çevrenin önemli bir yeri var. Sivas olmasn istemenin birinci sebebi budur. Bir ikinci sebep daha var: Sivas Türkiye’nin düman yüzü görmemi(Timur baskn hariç) istilaya uramam bir ehri. Yani Sivas noksansz, Türk ve Müslüman bir ehir. Türk’ün ve Müslüman’n en önemli özelliklerinin banda kitap okumamas geliyor. Dou ve Güneydou illerimiz hariç tutulursa, benim iir ve nesir kitaplarmn en az satld ehirlerin banda Sivas geliyor. Bu bakmdan ben de, sanat hayatmn 55. ylna(55) kii bile gelmese programn Sivas’ta yaplmasn istedim. Toplantya Ankara’dan ‘Kültür Bakanl’mzn müstear sayn smet Ylmaz, bakanlktan bir heyetle katld. Bana 55 tal güzel bir ödül verildi. Fakat benim sevgili hemerilerim, beraberinde götürdüüm 4-5 ayr kitabmn yarsna bile ellerini uzatmadlar. Okumamak memleketimizin en bata gelen özelliklerinden birisi. Gerçek bu, ne yapalm yani?

Galiba Türk iirinde ana üzerine en çok iir yazan iki kiiden biri sizsiniz. Bunun bir sebebi olmal.

Sebebi çok uzun. Fakat ben size çok ksaltarak anlataym: askerliimi 1961-1963 yllar arasnda, Ankara’da Çankaya’da Cumhurbakan Muhafz Alay’nda yaptm. Paraüt bölüünde takm kumandanydm. Bir gün bölük erlerinden Kemal Sar benden izin istedi. Annesinin Ankara’ya geldiini, görümek için kendisine haber gönderdiini söyledi. Kemal Sar, benden 18.00 sralarnda izin istemiti. steini yerinde buldum ve kendisine gece saat 24.00 e kadar izin verdim. Dorusu onun çok daha geç saatlerde döneceini düünüyordum. Fakat Kemal Sar saat tam 22.00’de çkp geldi. Çok ardm ve neden iki saat önce geldiini sordum. Dedi ki: - Komutanm! Anneme durumu anlattm. Sizin ciddi bir mes’uliyet altna girerek beni hafta içinde izinli tuttuunuzu söyledim. Annem dedi ki: “Olum Kemal! Ben anaym! Olum gözün karn yok ki doysun! Olum ben sana öyle iki saat, dört saat, alt saat deil, bir ömür boyu baksam doyamam. Çünkü ben anaym ve gözün karn yok ki doysun! Var bir an önce git ki, kumandann mükül bir durumda kalmasn!” Annem böyle söyleyince, ben de iki saat önce çkp geldim komutanm! O Çankaya gecesinde, Kemal Sar’nn annesinin söyledikleri, beni çok duygulandrd. Gözyalarm tutamadm. Düündüm ki, benim annem de benim için ayn duygularla dolup tayor. Sonra yine düündüm ki annem için yazdm bir tek iir bile yok. Bundan çok utandm ve o geceden sonra oturup ana iirleri yazdm.

Doru! Ana üzerine Türk iirinde en çok iir yazan iki airden biri benim. Öteki de Arif Nihat Asya. Dier mehur airlerimizin ya bir ana iirleri var veya hiç yok. Ne kadar yazk deil mi?

Gerçekten öyle. Ahmet Turan Alkan, Sivas’ta “parlak bir avukatlk” döneminizin olduunu yazyor.

Ahmet Turan Alkan, benim aziz hemehrimdir ve sevgili kardelerimdendir. Yaça benden küçüktür ama baça benden büyüktür. O, bir büyüklük göstererek, Sivas’ta parlak bir avukatlk dönemimin olduunu yazm. Esasnda avukatlk hayatmn parlakl filan yoktur. Eer benim mizah kabiliyetim olsayd, Sivas’ta nasl avukatlk yaptm yazar, ortaya mükemmel bir mizahi eser koyardm. Sivas’ta, meslein içine girince anladm ki ben, katiyen avukatlk yapamayacak bir yaradla sahibim. O bakmndan, avukatlktan ayrldm ve tekrar devlet memuriyetine döndüm. Acaba bizim adalet tarihimizde var mdr ki, bir avukat müvekkili adna bir dava açsn, yani davac olsun, sonra bütün delillerin toplanmas üzerine, dosyay incelesin ve kalkp mahkeme bakanna: “Efendim! Açm olduum bu dava redde mahkumdur. Davamn reddini talep ediyorum.” desin. Ben açtm bir, iki davamn reddini isteyen adamm. Girdiim ceza davalarnn hiçbirine, savunma ahitlerimize “Mahkemede öyle öyle söyleyeceksiniz!” diye bir uyarda bulunmadm. Bana sordular: “Mahkemede ne söyleyelim?” Onlara dedim ki: “ahit gördüünü, duyduunu, bildiini söyleyen adamdr. Ne biliyorsanz, ne gördünüzse onu söyleyeceksiniz. Yerde bir ölü var. Ben ahiretimi para ile satacak adam deilim! Size hiçbir telkinim olamaz! Baz davalarda, benim mütevekkilden alarak isimlerini bildirdiim savunma ahitleri, yüzde yüz bizim aleyhimizde ifade vermilerdir. Mahkeme heyeti arp kalmtr ve bana sormulardr:  - Bu ahitler sizin gösterdiiniz savunma ahitleri ama mütevekkilinizin aleyhinde ifade veriyorlar ne diyorsunuz? Demiimdir ki:

- Reis Bey! Ben bu ahitleri yazhanemde veya mahkeme kapsnda, mahkeme heyetine öyle öyle ifade verin demiyorum. Bana soruyorlar: “Nasl ifade verelim?” diyorlar. Ben de onlara diyorum ki: ahit sizsiniz, ben deilim. Hadise hakknda ne biliyorsanz dosdoru bir ekilde onu söyleyin! Onlar da bildiklerini böyle söylüyorlar.”

Böyle avukatlk olur mu Aye Hanm? Benim avukatlm böyle sahnelerle doludur.

Aye Ylmaz: Dil konusunda çok güzel bir tespitiniz ve teklifiniz var. Diyorsunuz ki ngiliz eitim sisteminde, liseden mezun olanlar Shakespeare (ekspir) ngilizcesini örenerek üniversite tahsiline balyorlar. Bizde ise, çocuklarmz 30-40 yl önce ölen bir edebiyatçmzn eserlerini okuyup anlayamyor. Bunu biraz açar msnz?

ngiltere’de bir gemi kaptanyla konuurken ona mahsustan sormutum: Sizin ngilizcenizde, Franszcadan ve Latinceden pek çok kelime var. Niçin o kelimeleri dilimizden atarak öz ngilizce ile konumuyorsunuz?” demitim. Cevap vermiti:

- Franszcadan ve Latincede, ngilizceye geçen; ama artk herkes tarafndan bilinen, konuulan, anlalan o kelimeler, tamamen bizim dilimizin kelimeleri olmulardr. Hiçbir ngiliz, o kelimeleri dilimizden çkarp atmak cüretini gösteremez. Hangi dünya dili saftr ki, bizim dilimiz de saf ngilizce, öz ngilizce olsun? Peki az önce bana, bu yl üniversiteye balayacak olan kznzdan bahsettiniz. Sizin kznz Shakespeare (ekspir) ngilizcesini biliyor mu?” diye sordum. Cevab öyle oldu: - ngilterede, Shakespeare (ekspir) ngilizcesi bilmeyen bir kimseye aydn nazaryla baklamaz. Kzm u anda evimizde, Shakespeare (ekspir) ngilizcesi üzerinde çalmaktadr. Kendisine bir hoca tuttum. Çalyorlar.” Bir gemi kaptanndan, dil konusunda aldm cevap aynen böyledir. Burada dikkat edilecek müthi bir gerçek var: Shakespeare (ekspir), 390 yl önce ölen bir ngiliz edibi. ngiltere eitim sistemi, 390 yl önce ölen bir edibinin dilini ve eserini canl tutuyor. Okuyan anlayan nesiller yetitiriyor, biz ise deil 90 yl, 50-60 yl önce ölen bir edibimizin kitaplarn okuyamyor, okutamyoruz. Türkçemizi her 40-50 ylda yeniden buduyoruz. Dilimizi adeta kua çeviriyoruz. Bundan büyük felaket olur mu? Attila lhan, bir TV. Programnda anlatmt. Demiti ki: “Paris’e gittiim zaman H. De Balzac’n romanlarn Franszcasyla okudum ve gördüm ki onu rahatlkla okuyup anlayabiliyorum. Acaba benim Franszcam çok mu mükemmel diye üpheye dütüm. Sordum- soruturdum. Örendim ki, Fransa’da lise eitiminde geçen bir kimsenin Franszcas, Balzac’ anlayabilecek seviyededir. Biz de öyle nesiller yetitirmeliyiz ki, onlar Atatürk’ün Nutuk isimli eserini, lugatlara bakmadan okuyup anlayabilsinler!” Burada dikkat edilecek çok önemli bir nokta var. Balzac 1850 ylnda öldü. Yani 159 yl önce kalemini elinden brakt. Ama Fransz gençleri de, Balzac Franszcasn okuyup anlyorlar. Peki oysa bizdeki durum nedir? Biz evimizde 7 yl Türkçe konuuyoruz. 8 yl ilköretimde, 3 yl da lisede Türkçe eitim görüyoruz. Etti mi 18 yl? Türkçe eitim gören çocuklarmz üniversitelerimizdeki hocalarnn dillerini ve kitaplarn anlayamyorlar. Kendilerini doru dürüst ifade edemiyorlar. Doru dürüst bir dilekçe bile yazamyorlar. Niçin? Türkçeleri hem çok ksr olduu hem de ders kitaplar dnda edebi eserler okumadklar için.

Bat dünyas niçin bizim önümüzde? Biz neden gerilerde kaldk? Okunulsa, örenilse bilinecektir ki, bunun birinci sebebi dilimizde meydana getirilen ksrlatrma, budama hastalklardr. Türkiye zengin bir Türkçeye kavuturulmadan, okumadan, aratrmadan, bilmeden, incinmeden geliemez, yükselemez. Evlerimizin %95’i kitapsz ve kütüphanesiz Türkiye, cinayetler ve gerilikler bataklndan yakasn kurtaramaz.

Yorduk sizi. Verdiiniz bilgiler için teekkür ederim.

Teekküre deecek bir hizmetim olduysa ne mutlu bana.

 

 

Aye Ylmaz

HaberKültür.Net

Yazar: Ayþe Yýlmaz
21-04-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
YAVUZ BÜLENT BAKÝLER'LE MÜLÂKAT
Online Kii: 32
Bu Gn: 713 || Bu Ay: 5.805 || Toplam Ziyareti: 2.928.907 || Toplam Tklanma: 58.613.630