
| Kategori : TÂRÝH / TÂRÝHÝN ARA SOKAKLARI | Okunma Says: 2524 |

Sabahn seherinde bir ashap enlii vard surlarn içinde.
Türk-slam ordusu ehre girmi ve ehri teslim almt. Sultan Mehmet Han, yannda kumandanlar, meayihleri, serdarlar, askerleri ehri batan aa dolam, kendisine uzatlan stanbul güllerini birer birer sevgisiyle çoalta çoalta etrafna uzatyordu.
Uzaklarda martlar çlk çla baryor, bir yükselip bir aaya denizin barna bir gaga vurduktan sonra gelip stanbul semalarnn yeni Fatihini selamlyor gibiydiler.
Sultan Mehmet Han, zaferin heyecanyla saatlerdir kendinde deildi. Yüzü gülüyor, ruhu çok ötelere seyahate gitmi gibi dalgnd. Aklnda çok sevdii o iki cihan güneinin sözleri vard. Baarmt. O sözleri gerçee dönütürmütü.
O sevgili kumandan, o güzel kumandan kendisiydi demek ki.
Buna hiçbir ekki üphesi kalmamt.
Hocas, babas, müridi, gözlerini kendisinden ayrmyor, gülümsüyor, zaman zaman ban sallyordu. çindeki kendisiyle konuuyor gibi bir hali vard. Aklndan kimselerin tasavvur edemedii bin bir türlü düünce kol geziyordu. Asl cihat imdi balyordu. Maddeyi mana ile nasl youracaklard. Bu hamur maya tutar myd? Bu hamurdan öyle bir ekmek yapmalar lazm gelirdi ki her dem buhar üzerinde, her dem taze gül gibi kokan bir lezzeti olmalyd.
Hocasnn derin düüncelere daldn fark etmede geç kalmad genç Padiah. Önce uzun uzun bu aksakall, nur yüzlü ihtiyar seyretti. Gerilere çok gerilere kayd düünceleri. Edirne’ye ilk geldii günü hatrlad. Yüreinde birden bire hiç sönmeyen bir kandilin fitilini ateleyen, bu atei her dem diri tutan bu ihtiyardan bakas deildi.
Keke Babas Sultan Murat Han da bu güzel günleri görseydi.
Keke bu sevinçli haberi ona duyurabilseydi. Derin bir iç geçirdi genç Padiah. Büyük Allah dostunun gözlerinden kaçmad. Gülümsedi. Atn yanna sürdü ve suhuletle:
—Bil ki bu müjde bilmesi gereken her kim varsa kendilerine verilmitir. Siz müsterih olunuz Muhteem Fatih’im.
Genç Fatih irkildi. lk kez bu ünvanla birisi kendisine sesleniyordu. Utand, ban öne edi. Bir kez daha büyüklüünü anlad hocasnn. Ruhunun bütün adreslerini okuyan, hislerine tercüman olan bu Allah dostuna zaman zaman nasl davranacan bilemiyordu. Birden atn durdurup hocasna döndü:
— eyhim, her ne kadar siz bendenize Fatih adn layk görseniz de bu Fatih’in hocas, müridi, siz oldunuz. Allah sizden raz olsun. Hakknz helal eyleyiniz. Sizler de hocalarm, kumandanlarm, serdarlarm, koçlarm, ahbazlarm.
Herkes hep bir azdan yeri göü inletircesine:
—Helal olsun. Helal olsun Büyük Fatih’imiz…
Genç Fatih, heyecanla atn mahmuzlad ve rüzgâr gibi stanbul caddelerini geçmeye balad. Bütün ahali sokaklara inmi, genç padiah görmeye çalyordu. Herkes hayretler içindeydi. Prl prl bir genç padiah vard karlarnda. Aylardr tarihin görmedii toplaryla surlar döven ve nihayetinde imdi ehrin anahtar elinde olan bu genç adamd demek. Genç kzlar genç padiah yakkl bulmu, orta yallar çok genç bulmu, genç erkekler çocuk denecek kadar genç olan bu delikanl karsnda sadece susmulard.
Artk, stanbul efendisini kucaklyordu.
Genç padiah Ayasofya’ya doru yürüyordu. Arkasnda devlet erkân, eyhleri, hocalar, askerleri ve kumandanlar geliyor durmadan tekbir ve salâvat getiriyorlard. Ayasofya’nn önüne geldiinde patrik dâhil herkesin buraya toplandn gördü.
Fatih Sultan Mehmet Han, kendisi için toplanan büyük kalabala yaklat. Kalabalk korkudan yerlere kapanmt. Aralarnda titreyenler, alayanlar vard. Atn dizginledi ve önce bayla Bizans halkn selamlad ve ayaa kalkmalarn istedi... Onlara gülümsedi ve sonra ar ar konumaya balad. Halk armt. Bilmiyorlard ki bu genç adam Rumcay be yandan beri bilmektedir. Bu padiah kendi dilleriyle konuuyordu. Bir anda sevgileri gürül gürül bu genç ve yakkl padiaha akmaya balad. Sultan Mehmet Han gür sesiyle Rumca patrik’e seslenip:
-'Ayaa kalk! Ben, Sultan Mehmet, sana ve arkadalarna ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren artk ne hayatnz ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabmdan korkmaynz,' dedi."
Ksa zamanda bütün Bizans halknn gönlünü de fethetmiti genç Fatih.
Bizans’tan geriye kalan hiçbir maddi ve manevi unsurun zarar görmesini istemeyen, tebaasna efkat ve merhametle yaklaan bu büyük Hakan, demokratik tutum ve icraatlaryla Bat Roma’nn da kalbini tkrdatmaya balad. Bizans halk ve Bat Romallar kendisine “Kayser-i Rum” veya “Basileus” (imparatorumuz) unvanyla seslenir oldular.
Eer stanbul'un fethi baarlmasayd, son Bizans mparatoru XI. Konstantin'in yerine abisinin olu geçecekti. Fetihten on yedi yl sonra bu kii ite Osmanl'nn Deniz Kuvvetleri Komutan Mesih Paa olarak karmza çkar ki bu Fatih’in gerçekten de fethettii stanbul’u halkyla da fethedip Osmanlya kattnn bariz bir göstergesidir.
Fatih’in yüzünü batya çevirip her anlamda slahatlara girimesi, Hristiyanl aratrmas, bilgilenmesi onun aslnda bu dine olan muhabbetinden deil, tebaasn anlamak, baty her anlamda analiz etme ihtiyacndan kaynaklanyordu.
Baz Venedik kaynaklarnda yazlanlara göre Fatih’in bu özelliini frsat bilen Papa II. Pius, Fatih’e bir mektup yazarak” Hristiyanl kabul ederse meru imparator sfat ile dünyann en güçlü hükümdar olacan belirtir. Kendisine hem Greklerin hem de Dou’nun imparatoru unvann vereceini, bütün Hristiyanlarn kendisine sayg göstereceini söyleyerek onu açkça Hristiyanla davet eder.
Özellikle Kültür ve sanat alannda göstermi olduu batc, yenilikçi tavrdan cesaret alan Papa ve devrin önemli Bizansl aydnlar Fatih’i ikna edemezler.
Ancak art niyetli ve kendilerini tarihçi addeden baz sözde aydnlar ne talihsizliktir ki yazlarnda sanki Fatih Hristiyanla sempati duyuyormu gibi bir iddiada bulunduklar gibi onun gizlice Hristiyan olduunu söyleyen çapsz aydnlar da çkmtr bu corafyada.
Dolaysyla asl gerçek udur ki Fatih dinler aras bir diyalogdan, medeniyetler aras bir alveriten yanayd. Zira bugün gelinen noktay bu engin görülü büyük hakan görmü ve bu anlamda yeni bir çan temelini atmtr. Kendisi slam dinini çok iyi bilen, çevresinde devrinin en önemli âlimleri, meayhlar olan çok ansl bir dervi kiiliktir.
Mesela stanbul’un slamlamasnda ve Türklemesinde büyük hizmetleri olan Ebul Vefa Hazretleri, Fatih’in çok deer verdii bir kimsedir. Bir gün kalkp dergâhna gider. Ancak bu dergâhn kaps Fatih’in yüzüne açlmaz! Fatih gönlü krk, gözü yal dönerken, Ebu’l Vefa Hazretleri de dergâhnda alamaktadr. Soranlara: “ Aramzdaki muhabbet vazifelerimizi unutturacak kadar çok fazla. Eer o sohbetin tadn alrsa sarayda duramaz. Tac taht brakr, dervilie meyleder. “ der.
Gerek Ebul Vefa, gerekse de Akemsettin Hazretleri Fatih’in iyi bir mümin olduunda birleir ve bu dervilik hususunda önünü açmazlar. Onun asker Fatih olarak asl görevini yapmas gereini dile getirirler.
Sonuç olarak Türk ve slam tarihinin en önemli padiah olan bu baarl hükümdar hakknda “Hristiyanla meyletti, ya da gizlice Hristiyan oldu” iddialar birer safsatadan ibarettir. Bir takm kompleksli tarihçilerin hayal mahsulü görüleridir.
Fatih ki sevgili peygamberimizin övgüsüne mazhar olmu komutandr!
Fatih ki stanbul’u slamlatrm olan padiahtr.
Allah raz olsun…
Muhabbetle…
Yazar: Meryem Aybike Sinan |
31-05-10 |
||
| E mail: aybikesinan@gmail.com | Tweet | ||