
| Kategori : / ÞU GÝDENLER (Tasavvuf Büyüklerinden Levhalar) | Okunma Says: 3597 |
Varln hakikati aktr. Talipler ak kitaptan deil insandan örenir. Bir baka deyile hakikat kitab insandan okunur. Çünkü varln en kâmil hali insandr. nsan derken, nefsinin mertebelerinde yükselerek velayet ehli olmu mürid-i kâmillerden bahsediyorum. Kuran' mushafndan okuyarak hatmedenlerden ziyade, bizzat Kuran'la ikiz olanlardan... Onlar Hakkn gözü, dili, eli olmulardr.
Hakikat kesintisiz bir zikirse, ehli de daimi olarak mevcuttur. Bazen devir gerei arifler alenileirler, bazen ise örtülere bürünürler. Allah'n gizli hazinesi misali, gökkubbesinin altnda, tenhalarda, içerilerde bilinmeyen nice evliyas vardr.
En güzel sûrette yaratld buyrulan ve meleklerin secde ettii Âdem; ki yeryüzü halifesidir, bize burada canl bir mânâ açmaktadr, tarihi bir kssadan ziyade.
Bu sebeple Kur'an'la ikiz olanlara 'ak sözcüsü' muamelesi yaplamaz. Onlarla kurulan iliki sûrete odakl, nefsin rzasn hedefleyen kiisel veya bireysel bir iliki deildir. Mürid-i hakiki, talipleri kendine çekse de davet etmez. eriat için davet illa gerekse de hakikate davet yoktur. Yoksa 'ben müridim' diyerek insanlar davet eden ve hakikate hizmet yerine kendi nefsine veya cemaatinin nefsine (menfaatine) hizmet ettiren pek çok kii var etrafta, her zaman da oldu.
Hakikate talip olanlara Musa (as) gibi peygamber dahi olsa, bir Hzr gerekecektir. Gemiyi asasnn sivri ucuyla delecek, nefsini boacak, gizli hazineyi gösterip üzerini örtecek bir mürid-i hakiki. Evet müridin eliinde olmazsa, insann tek bana nefsini terbiye etmesi ve ruha dönütürmesi mümkün deil. Bu seyr ü süluk bu manevi rehberlerle gerçekleiyor ancak.
Tapduk Emre, Yunus'un duvarlarn Hzr'n (as) Hz. Musa'nn gemisini deldii gibi ykm ve Yunus'u yeniden ina etmitir. Suya batmay göze alanlar için kys yoktur artk okyanusun. O yüzden her gördüünü Hzr bilmek, müthi bir ipucu sunar arzularna tercüman arayanlar için.
Âk; insan- kâmil olan müride intisap etmeden ve nefsini kemâle ulatrmadan manen ölü kabul edilir. Mürid-i hakiki'nin hayat baheden nefesiyle dirilir. Nefes müridin iki duda arasnda gizli olan ilahi hayat bahedici sözleri, duas, feyzi ve tabii ki velâyet srrdr.
Bu nefes rabtayla alnr. Manevi silsilenin yaayanlar eliyle Resulullah hakikati üzerinden birbirine balanr, gönülden gönle akar, kesintisiz bir nefes / dem olur. Ne kadar idrak varsa, nefes o kadar güçlüdür. Bunun kayna ise aktr. An ruhu, nefsi, namusu, can... Maukundur / müridindir artk. Ak, sevdiine irk komaz! Nitekim Hz. Ali, Efendisinin döeine uzanm ve öldürülmeyi göze almtr hicret günü. Hazreti Peygamber de ona kzn vermitir. Eti etimdir demitir.
Hz. Peygamberin “beni gören O'nu gördü” buyurmasnn anlamn açmaya çalrken, Hz. Ali'nin “gördüüm Allah'a inanrm” demesindeki srrn ucu buradan yakalanabilir. Ne kadar görebiliyorsak, o kadar! Ayetten mülhem; Peygamberler, veliler ve salihler vastasyla Kendine ulamak isteyenler için onlar vesile klmtr Allah (cc). Ki bir adnn da 'Veli' olduundan hareketle, herkesin bu özellii olduunu ama ol mauku görme maharetinin bizlerin idrakine balandn fark etmek gerekiyor.
Yunus Emre'nin hakikat kitabn Tapduk Emre'den okuduu gibi, Niyazi Msri, Sinan Ümmi'den, Sinan Ümmi Erolu Nuri'den, o Vahap Ümmi'den, o ise Yiitba Marmaravi'den (ks) okumutur. Bu ekilde evvelden ahire akar tüm aklar silsilesi ve her halkasyla ba ile sonu birbirine balanr. Velhasl mürid-i hakiki, Resulullah veçhesinden her devirde yaamaktadr. Modern zamanlarn Hak dostlarndan Lütfi Filiz öyle der; “Efendi bir tanedir ve hiç kaybolmaz. O kürsüde daima bir prof bulunur ama bir mürid gittiinde baka biri gelir ve dersi vermeye devam eder.” Niyazi Msri'nin deyiiyle en güzel balangçlarla en hayrl sonlar birbirine balayan vücuddur.
Abdülkerim Cilî, Resulullah'n her sûrette bir sûret bulma makam olduu için bu haliyle Onun, sûretlerin tümünde tecelli ettiini belirtir. Onun mânâsnn 'zamann en kâmili' sûretinde görülmesinin anlamn hangi makamda idrak ediyorsa talip, süluk'unda geldii mertebe odur.
Hz. Peygamber'in (sav) “Allah' seviyorsanz bana itaat edin,” buyurmasnn ancak onu temsil etme makamna gelmi kâmillerle mümkün olduunu fark eder talip. Onlarn peygamber varisi ve vekilleri olduunu... Göçmü Hak erenlerin de elbet canl söz olduunu ama ak için yüz yüze, ba baa, dil dile, diz dize olmak gerektiini... Çünkü talibin kulaktan, gözden, dilden alandn... Ak gelmeden (ardndan da irfan gelecektir) bu srrn ucunun açlamayacan... Mevlana'nn ems mahlasyla yazmasnn srrnda an isminin maukun harfleriyle kesintisiz yazlmakta olduunu...
Toparlayaym. ç yüzüne doru indikçe her baktn Hakk yüzü demek için... Tevhid hakikatini müridinde, eyada ve kendinde ispat edebilmek için... Âk ile maukun ayn nurdan olduunu anlamak için... Vahdet denizinin dibindeki inciyi bulan her kim; Yunus olup Tapduk'unu yutmutur vesselam.
Yazar: Leyla Ýpekçi |
01-07-16 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||