
| Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar) | Okunma Says: 4205 |

CAMDE CN VARMI, ÇARPIYORMU!
çimizde hangi fidan varsa tohumu o zaman atlmt...
Çocukken yazlar hocaya giderdik. Ben, kardelerim ve bazen de misafir akrabalarn çocuklar. Yazlarmz yaylada geçerdi. Bizim burada yazlar dayanlmaz scak olur. Bu yüzden halkn çou eskiden beri ya denize ya da yaylalara giderler. Sanrm yayla ya da deniz tercihi dünya görüüyle de alakal bir durumdu ya, onu geçelim imdi. Biz çocuklar için yaylann pek çok elenceli yönü vard. Ormanda oyunlar oynamak, daa küçük geziler yapmak, bahçelerden meyve armak ve en elencelisi de hocaya gitmek. Hocaya gitmek
Baka yerlerde ne ad verirler bilmem ama biz burallar yazlar cami
imamndan Kur’an eitimi almaya “hocaya gitmek” deriz. Kardelerim ve ben çocukluumuzun en güzel anlarn hocaya giderken yaamzdr.
Çocukluktan ibaret bir hayat
O zamanlar internet, cep telefonu yoktu. Televizyon bizi bu günkü gibi megul ve terbiye (!?) edemiyordu. Televizyon keyfimiz haftada bir gün be dakikalk bir çizgi filmle snrlyd, o kadar. Geriye uçsuz bucaksz dalar, orman, elif ba cüzümüz, bir de çizgi romanlarmz kalyordu. Ve koskocaman bir zaman. Herkes hayal gücünü bir araya getirince o koskocaman zaman daha da genilerdi bizim için. Her zerresini ayr tadardk. Bugün bile geriye dönüp baktmda geçmi hayatmn çounu çocukluumdan ibaret sanrm.
En güzel anlar ve de arkadalklarmz hocaya giderken edinirdik. Her yaz, mahalleli baka bir imam tutard camiye. O zamanlar yazlk yerler için kadrolu imam pek yoktu. Hoca sabah dokuzda balard. Bu yüzden yaz tatillerinde bile erken kalkmak zorundaydk. Aslnda bu bizim için pek zor olmazd. Akam bizi uykusuz brakabilecek bir program olmazd tek kanall televizyonlarmzda. Yatsdan sonra oynadmz körebe veya saklambaç oyunlarn saymazsak zaten zamannda yatardk.
Kahvaltmz eder etmez her gün ayn heyecanla hocaya koardk. Hoca, baz yazlar kzl erkekli olurdu, baz yazlar kzlar öleden sonra gelirlerdi hocaya. Erkekler öle namazna kadar. Galiba hocadan hocaya deiirdi bu durum. Ama her halükarda biz erkekler hereyi hep beraber yapardk. Erkeklerin oyunlar erkeklere göreydi ne de olsa. En çok da Tarkan ve Kara Muratçlk oynardk orman içlerinde.
Adyla bilmediimiz sureler
Caminin içinde duvar diplerine sralanarak otururduk. Hoca ortada. Büyük çocuklardan yardmclar olurdu dört be tane. Okuma sramz gelene kadar bunlar bize bir nevi ön çalma yaptrrlard. Okula balamam küçükler “elemtere”den balar “kuleuzubirabbinnas”a kadar okurlard. O yaz, okula giden büyükler ise “nas”tan sonra elif ba’ya geçer, daha çalkan olanlarmzsa elif ba’dan sonra Kur’an’a geçerlerdi. Kur’an’a geçen hepimize lokum datrd. Lokumlar gül kokard.
lk önce ksa namaz surelerinden, “inna ateyna”dan balard en küçükler. Ama
hiç birini adyla bilmezdik. Fil suresi “Elemtere”ydi, Fatiha “Elham”. Kafirun suresine “Kulya”, hlas suresine Hocaya gitmek“Kulhü” derdik. Ksaca her sure ilk ayetleriyle adlandrlrd. imdi Fatiha’y ezberleyen oluma ne zaman “olum oku bakalm Fatiha’y” desem, “baba Elham’ m” diyor. Demek ki bu adlandrmalarn hepsi çocuklara aitmi diye düünüyorum. Ne güzel yllard.
Hoca herkese srayla okuturdu. Tek tek ilgilenir, ödevlerini verirdi. Sonra topluca anlataca konulara geçerdi. Dinimizin ana esaslarn, Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatn, savalarn, Hz. Ali’yi, seviyemize uygun hikayeletirerek, hatta -hocaya göre deiir- dramatize ederek anlatrd. Efendimiz Peygamberlikle müjdelenirken -çocuk oluundand herhalde- Hz. Ali’yi ayr severdik. lk çocuk müslümand o, çocukken namaza balamt hem. Bizim gözümüzde Bedir’de de Hayber’de de Ali hep ayn çocuktu. Kahramanmzd bizim. Hele Hayber’de kapy yerinden söküp kalkan yap yok mu, orta-1’de resim dersinde, kahramanlarmz konusunda çizmitim de pek modern resim öretmenim bile bam okamt.
lk bakaldrmz
Tatsz eyler de olmuyor deildi. Hani u malum mizah dergilerinde çizilegelen imam tipine pek oturmasa da ona yakn bir hoca gelmiti bir yaz. Hoca dayayla bir onda tanmtk. Onu da bir kaç ders sonra neredeyse bütün çocuklar protesto etmi, o yaz derslerine katlmamtk. Bu bizim belki de ilk bakaldr harekâtmzd zulme kar. Gene dersimizi almtk yani. Çocuktuk ve kafamza yatmayana koymutuk postasn kendimizce. Eee, oraya kadar Hz. Ali hikayeleri ile büyümütük ne de olsa. in en kötü yan da o hocann geldii yaz onun yüzünden vakit namazlarna, o çok sevdiimiz yats namazlarna gitmez olmutuk. Allah affetsin.
Sabah dokuzdan öle ezanna on be yirmi dakika kalana kadar zaman nasl geçer anlamazdk. Ha, bir de tam ortada on be dakikalk teneffüslerimiz olurdu. Onda da mahallenin emeklilerinden yal bir amcann –yanlmyorsam öretmen emeklisiydi-caminin hemen yanbana açt küçük bakkal dükkanna hücum ederdik. Kelimenin tam anlamyla iyi yere dükkan açmt yani. Kola mola yoktu o zaman, beyaz ya da sar gazoz vard: Elvan. Bir avuç beyaz leblebi alr, doldururduk ienin içine. Yanaklarmz iire iire bir yandan yer, bir yandan konuur, güler elenirdik. Bazen iki ii bir arada beceremezdik, elvann asidi burnumuzdan gelirdi. Buna daha çok gülerdik.
Buluma adresimiz hiç deimedi
Yllar, o dersler gibi keyifli olmasa da, yine ayn hzla geçip gitti. Herkes bir yere dald. Her birimiz hayatn bir ucundan tuttuk. Kimse kimseyi göremez oldu. Ara sra senelik izinlerimizde birkaçmz denk düer de bir yats namaznda bir araya gelirsek ne âlâ. Sevindirici olansa dalm tespih tanelerinin tek buluma adresinin ayn mekân oluu. çimizde hangi fidan yeermise, tohumu o zaman atlmt.Hocaya gitmek
te “bütün bunlar çocuklarm da yaar m, bir ucundan koklar m” diye onlar
da hocaya yollamaya karar verdim geçen yaz. Tamam, iyi kötü evde kendimizce bir eyler veriyoruz ama hocann yeri baka dedik hanmla. Büyük kzm götürüp ellerimle teslim ettim hocaya. Ksaca hocaya da anlattm size anlattklarm. “Hocaya gitmek” dedim, “dini çocuklara sevdirmek” dedim. “Elenmek” dedim. “Anlar” dedim. Hatta eski usul “eti senin kemii benim” dedim. Hoca durmadan ban sallayarak hiç bozmad bir tebessümle dinledi beni. “Siz hiç merak etmeyin” diyerek ald çocuu. Kafamda eski hayaller, gönül rahatlyla eve döndüm. Öle oldu çocuk geldi eve. “Nasld kzm” dedim. “Çok iyiydi baba. Bir sürü yeni arkadam oldu, elendik, unlar örendim” filan dedi. “Tamam” dedim içimden, maya tutuyor.
Haydaa, nereden çkt imdi bu?!
Akam oldu, uyuyacaz artk, çocuk yatmak istemiyor. Korkuyormu. “Yavrum nereden çkt bu, her gün tek bana uyumuyor musun?” “Baba” dedi, “ben cinlerden korkuyorum. Cin diye bir ey var m?” Haydaa, gel de çk iin içinden. Var desen olmaz, çocuk zaten korkmu. Yok desen olmaz, yalan olacak. “Kzm nereden çkt imdi bu” diye sordum. Hoca söylemi. Ç
ocuklar teneffüste minareye girmiler, hoca da girmesinler diye “orada cin var, sizi çarpar” demi. Fesubhanallah. Neyse, çocua okyanuslarn dibinde de elektrikli ylan balklar olduunu, bilmem kaç bin volt elektrik tadklarn, ama biz gidip onlar ellemezsek bizi çarpmayacaklarn, cinlerin de böyle farkl mekânlarda yaadklarn anlattm da biraz rahatlad.
Ertesi gün dayanamayp hocaya gittim. Akam olanlar anlattm. Meer minarenin içerisinde çplak elektrik kablolar varm. Hoca çocuklarn bana bir i gelir diye bu cin lafn etmimi. Dayanamadm, “yahu hocam” dedim, “cin yerine dorudan elektrik çarpar deseydin ya, elektrik daha beter çarpmaz m adam? Daha doru olmaz myd?” Hem çocuk korkmazd. “Camiden soutmamak lazm” dedim, “çocuklara sevdirmeli, ürkütmemeli” dedim. “Hocaya gitmek çocuklar için elence” dedim, “anlar” dedim, “tohum” dedim, “fidan” dedim…
Hoca durmadan ban sallayarak, hiç bozmad bir tebessümle dinledi beni.
Yazar: Çaðatay Hakan Gürkan |
24-07-10 |
||
| E mail: dünyabizim.com | Tweet | ||