Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
Hiç kimse kötüyü kötü olduğu için seçmez; iyiyi, mutluluğu ararken düşer bu yanlışa.
Mary Wollstonecraft
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : İKTİBAS (Alıntı Yazılar) / ÇARPIK VAZİYETLER
Okunma sayısı: 177
 
 
BU DİZİLERLE İSLÂM DÜNYASINA NEYİ PAZARLIYORUZ?
 
 

Türkiye, yıldızı parlayan bir ülke. Uyuyan potansiyel uyanıyor. Kendi dinamiklerini yeniden keşfediyor. Çevresinde müthiş bir sinerji üretiyor. Doğu Batı arasında, Kuzey Güney denkleminde, Doğu’nun en doğusuna varana kadar açılımlar yapıyor. Bunlar doğru. Bunlar bizi heyecanlandırıyor.

Heyacanlandırıyor, zira medeniyet olarak oturmaktan yorulduk ve artık kalkmak, kalkmak ve yürümek, hatta koşmak istiyoruz. Mazimizin derinliğinin icabı bu. Tarihin kalbi böylesi bir devinimden ve devamlılıktan yana. Ve dünle bugün arasındaki tarihsel kopuş bitmeli artık.

Ama yeniden ayağa kalkmanın sıkıntıları var. Yola birçok sinsi handikap kurulmuş. Bu handikapların bir kısmı da bizzat kendi eserimiz.

Sözü bu meyanda ihraç ettiğimiz popüler televizyon dizilerine getirmek istiyorum. Bu dizilerle biz aslında neyi ihraç ediyoruz?

Ortadoğu’ya, Balkanlara pazarladığımız bu dizilerin  çoğusunun içeriği yüz kızartıcı filmler. Türkiye’ye ilgi duymaya başlayan Müslüman halklara Batı’nın hedonik popüler kültürünü taşımak ve hatta aşılamak bize mi düştü? Bu dizilerle mi tesbihin dağılan tanelerini bir değerler sistemi etrafında toplayacağız?

Evet, devlet ve toplum olarak masum değiliz. İyi yönlerimiz, güzel huylarımız çok. Ama kusurlarımız da var. Bu diziler furyası, istisnaları bir tarafa bırakırsak, toplum olarak karanlık yönümüze, çürüyen yanımızı sergiliyor. Merhem bulmamız gereken yaramıza velhâsıl...

Peki biz ne yapıyoruz? Batı’nın insan doğasında varolan cinsel şiddeti ve ilkel güdüleri uyaran pornografi kültürünü; yine bizim gibi yaralı bilince sahip olan diğer Müslüman halklara, Türk kültürü diye sunuyoruz. Hem de Batı’dan gelene karşı bir nebze olsun gardını alan toplumların gardını düşürerek.

Çünkü ihraç ettiğimiz bu diziler, kurgusu, anlattığı hikâyeler ve özendirdiği ibahiyeci hayat tarzıyla, Türkiye’yi, Batı’nın ürettiği hedonik kültürü yerel formlar içinde taşıyıcı kılmaktadır.

Kimin eli kimin cebinde tarzı gayri ahlâkî hâl ve hareketleri normalleştirerek. Marazî homoseksüel kişileri paklayarak, ensest ilişkileri pazarlayarak. Batı filmlerinde bile gösterilmediği kadar alkol tüketimini teşvik eden uzun sahnelerle. Yediden yetmişe cinsellik peşinde koşan çamura bulaşmış dizi kahramanlarıyla...

Arap dünyası bu dizilerle sarsılıyor. Balkanlar da bu dizileri seyrediyor. İran gibi bir ülkenin önemli kesimi de bu dizilerin mübtelası. İran’ı ziyaret ettiğimde kimi dizi kahramanlarını sormuşlardı da, bilmediğim için ayıplanmıştım.

Malezya devlet televizyonunda tevâfuken gördüğüm birkaç Türk filmi resmen yüz kızartıcı cinstendi. Türkiyeyi Müslüman toplumlar nezdinde karalamak için bundan daha iyi bir yöntem olamaz herhalde!

Türk dizilerinin Arap toplumunu sarsan etkisini sanırım sizler de medyadan okuyorsunuzdur. Öne çıkartılan seksi kadın ve erkek rol modeller, Davos ve Mavi Marmara ruhuna kezzap döken bir muhtevayla endam etmekte. Çürümüş bir hayat tarzının reklamını yapmanın ne bize ne de Müslüman dünyaya bir yararı yok.

Bu dizilerle aşılanan kültür, itibarı artan Türkiye’nin siyasi misyonuyla bağdaşmaz. Tarihsel ve kültürel derinliğimizi hiçleştirmekten başka bir faydası yok.

Bu dizilerden yola çıkarak Türkiye’nin bölgesinde seküler kültürel nüfuzunu artırdığını, dinî İran nüfuzunu dengelediğini düşünenler de var.

Biz, ahlâk zabıtası değiliz ama ahlâkımıza da sahip çıkmak zorundayız. Ahlâkî çöküntü hiçbir toplumu ihya etmez. Dolayısıyla daha özgün ve bizi birleştiren bir uslûba ihtiyaç olduğu âşikârdır. Ortak değerlerimizi referans alan ve değer üretmeyi hedefleyen bir dille.

Tabiî ki öncelikle kendi halkımızı bu dizilerin şerrinden korumamız gerekir. Ruhumuzu ezen, vicdanımızı kirleten, aile bağlarını çürüten ve hayatı cinsellikten ibaret sunan bu dayatmalara geçit vermemeliyiz.

Türkiye, Müslüman dünyasına bu tarz bir tüketici kültürün taşıyıcısı olursa, nihayetinde Batı’nın kültür acentalığını yapmış olacaktır. Yazının başında ifade ettiğim heyacanlarımızı söndürerek.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.



 
 
Yazar: Serdar Demirel
25-07-10
 
  E mail: habervaktim.com  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
BU DİZİLERLE İSLÂM DÜNYASINA NEYİ PAZARLIYORUZ? / ÇARPIK VAZİYETLER Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

h huseyin
daha neler yolda
yazıyı buraya getirenlere,yorum yazan uğurlu hocama teşekkür ederim.şimdi mevcut meseleler duru...
08-02-12



Solak
Ha gayret
Dikkatinizin isabetli, azminizin sürekli olması dileğiyle elinize sağlık....
08-02-12



uğurlu
Gönül
Ey gönül, gönül gel koybolma. Yoğrul, yoğrul ve doğrul da gel....
07-02-12



uğurlu
Aciliyet arz etmektedir
Evet, eğitimde darbenin izleri müfredatta sistemde var ama en belirgin hali kesintisiz sekiz yı...
07-02-12



hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12




G. Kodu:
4892b
 
Kodu Gir

Online Kişi: 9
Bu Gün: 5 Bu Ay: 374 Toplam Ziyaretçi: 36466 Toplam Tıklanma: 519734
Copyright © 2009 AlanJaweb