HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 3583
Yazar: Safvet Senih
NASIL KELÝME UYDURULUR?



“Prensip” yoktu; “uydurmaclk” vard

Geoffrey Lewis, Oxford Üniversitesi’nden emekli Türkçe profesörüdür. ngiltere’deki Türkçe çalmalarna ve Anglo-Türk dostluuna yapt katklardan dolay 1999 ylnda srasyla St. Michael ve St. George kolejlerince mükâfatlandrlmtr. Kendisi, “dil devrimi”yle alâkal olarak geni bir aratrma mahsûlü olan “Trajik Baar, Türk Dil Reformu” isimli kitabn yazardr.

Bu eser hakknda “Dramatik bir hikâye, elenceli bir anlatmla berâber...” “Büyüleyici bir kitap... Sözünü esirgemeyen, sert ve samîmî, ama batan sona nükteli…” “Heyecanl, ama plânsz bir ekilde reform yapmaya kalknca nelerin olacann büyüleyici târifi…” eklinde deerlendirmeler yaplmtr.

Türk Dil Kurumu, Teknik Terimler Komisyonu danman olan Nihad Sâmi Banarl 1949 ylndaki Altnc Kurultay’da vukubulan, ama zabtlara geçmeyen bir hâdiseyi anlatr. Üyelerden yeni teknik terimlerin oluturulmasna hâkim olacak olan prensipler hakknda bir soru gelir. Soruyu tâkiben meydana gelen sessizlii, Dilbilim ve Etimoloji Komisyonu’nun bakan Sâim Ali Dilemre bozar. Dil doktoru deil ama cana yakn bir tp doktoru olarak sessizlie daha fazla dayanamamtr: “Arkadalar, kemküm etmeyelim. Bizim prensibimiz mirensibimiz yoktu; uyduruyorduk!”


Yabanc (Arapça, Farsça) kelimelerden kurtulmamz lâzm diye, o dönemde Güne Dil Teorisi adna yaplanlara bir göz atalm:
Dil ve gramer ihtisâs olmayan Yusuf Ziya Ortaç, ‘Afrodit’ kelimesinin asln, Arapça ‘avrat’ (avret) kelimesinde bulmutu. Yusuf Ziya’ya göre gûyâ öztürkçe olan avrat kelimesinden birileri ‘Afrodit’ (Aphrodite) kelimesini türetmiti... Böylece Güne Dil Teorimiz isbatlanm oluyordu.

Anayasa profesörü Ali Fuad Bagil hâtralarnda diyor ki: “Hiç unutmam, 1935 yaznda bir gün, Ada vapurunda rahmetli Eskiehir Mebusu Yusuf Ziya Hoca ile bulutuk. Ankara’dan geldiini ve be yüz sayfalk bir eser hazrlamakta olduunu söyledi. Neye dâir, diye sordum. Arapçann Türkçeden çkma olduuna dâirmi. Bir de misal verdi: ‘Firavun’ kelimesi Arapça sanlr, halbuki Türkçedir ve ‘burun’ kelimesinden çkmadr. Burun, insann önünde, çknt yapan bir uzuvdur. Hükümdar da cemiyetin önünde giden bir ahsiyet olduu için, Msr’da buna burun denilmi, kelime zamanlar içinde kullanlarak nihâyet ‘Firavun’ olmu... Üstad hakîkaten uydurmaclk hastalndan kurtulamayarak Allah’n rahmetine kavutu.”


brahim Necmi, ‘Tarama Dergisi’nden bahsederken ‘psikoloji’ kelimesinin Türkçe olduunu bakn nasl isbatlyor: “Bugün herkesin söyledii ‘psikoloji’ sözünün kökü aranacak olursa, bunun ‘psikoz’dan çkt görülür. Etimoloji kitaplar bunu da ‘nefes’ diye anlatrlar. Yaamann nefes almakla bir olduunu düünürken eskilerin ‘nefes’le rûhu bir tutmalar kolay anlalr bir itir. imdi dergide ‘nefes’ sözüne bakarsanz ‘Ps’ diye bir söz görürsünüz ki, ‘psikoz’ sözünün de ‘nefes’ lakrtsnn da hep bu ana kaynaktan kaynam olduunu anlamak pek kolay olur.” brahim Necmi, aslnda eitimi bakmndan bir avukattr. Ama bu onun Dil Kurumu’ndaki kariyerine zarar vermemi ve 1934 ile 1945 arasnda Kurum’daki Genel Sekreterlik görevini devam ettirmitir!..

Fatih Rfk Atay ‘hüküm’ kelimesi için unlar anlatmaktadr: “Samda Naim Hâzim Hoca, solumda Yusuf Ziya oturuyordu. ‘Bunun karl yoktur, koruyalm.’ dedim. kisi birden ‘mkânsz!’ dediler. Sama döndüm ve ‘Profesör, Arapçann aslnn Türkçe olduunu siz söylüyorsunuz. Kur’ân’dan aldmz her kelimenin aslen Türkçe olduunu siz iddia ediyorsunuz.’ dedim. Sonra soluma döndüm. ‘Ve siz profesör, bütün dillerin Türkçeden türediini ileri sürüyorsunuz. Franszca ‘chambre’ kelimesinin oda kelimesinden türediini göstermek için her yola bavurdunuz. Fakat i hüküm gibi köy dilinin bile parças olmu bir kelimeye gelince ikiniz de ayak diriyorsunuz.’ Daldktan sonra dostum Abdülkadir yanma geldi ve unlar söyledi: ‘Ben Asya Türklerinin çounun lehçelerini biliyorum. Sizin ve Yakup Kadri gibilerin lehçesini de anlyorum. Benim aklmn ermedii bir lehçe varsa, o da Türk Dil Kurumu’nun lehçesi!..’ Dolmabahçe Saray’nn üst holünde: ‘Görüyorum ki, pek sklyorsunuz.’ dedi. ‘Siz bana güçlük çektiiniz kelimeleri söyleyiniz. Ben onlara Türkçe kökenler bulabilirim.’ dedi. ‘te hüküm kelimesi’ dedim. ‘Endie etmeyiniz. Yarn ‘hüküm’ü Türkçe yapacaz.’ dedi. Ertesi gün bâz lehçelerde ‘ök’ün ‘akl’ mânâsna geldiine, bunun birtakm lehçelerde ‘uk’ eklini aldna dâir vesîkalar getirdi. Ben kendim de Yakutçada ‘üm’ eki ile kelime yaplabildiini kefettim. Gerisi kolayd: ‘ük’ art ‘üm’ zamanla ‘hüküm’ olmutu. Toplant açlnca ben ‘Hüküm kelimesi Türkçedir.’ dedim ve örendiim her eyi aktardm. Bu, iki profesörü sessizlie gark etti. ‘Uydurma’ demeyeyim de ‘yaktrmaclk’ ilminin temelini atmtk. O akam komisyonun çalmalarn Atatürk’e götürdüm. Bu yaktrma ile böyle ehemmiyetli bir kelime kazanmaklmzdan pek memnun kald. stiyordu ki, Türkçede mümkün olduu kadar çok kelime brakalm, ancak bu kelimelerin Türkçe olduunu da îzâh edelim.”

Cumhuriyet Gazetesi’nin 31 Ocak 1936 târihli saysnda Elektrik Türkçe bir kelimedir!” diye bir manet vard. Çünkü Dilmen, Uygurca ‘yaltrk’ (lt) kelimesiyle ngilizce ‘electric’ kelimesinin ayn kökten olduunu söylemiti...

Nurullah Ataç kendi kendine bir oyun kurmutu. Bu oyun daha sonra Ömer Âsm Aksoy tarafndan Ataç’n ölümünün onuncu yldönümünde anlatlmtr. Oyunun temel fikri, Arapça kökenli Osmanlca kelimelere, bunlarn sessiz harflerinin, Arapça üç harfli köklerden geldiini deil de daha bilindik Türkçe ve Batl kelimelerden geldiini farz ederek çeitli mânâlar bulmakt... Aksoy diyor ki: “Bir gün Ataç odama gelmi, ‘Merûta ne demek?’ diye sormutu. Ben ‘hükûmet-i merûta’ ve ‘evkâf- merûta’ gibi örneklere göre açklama yaparken o ks ks gülüyor; ‘Yorulmayn, bilemezsiniz’ diyordu. Bu sözlerini ciddîye aldm görünce hemen açklamt: ‘Merûta, ort giymi kadn, demek...' Bu defa gülme sras bana gelmiti. O zaman kar karya oturup birçok kelimelerin bu ekilde mânâlarn bulmutuk: ‘Tereddî’, radyo dinlemek; ‘tebennî’, banyo yapmak; ‘terakkî’, rak içmek demekti. ‘Mêzûn’ özen pastanesinde oturan kimseye denirdi. ‘Tekellüm’ün birkaç mânâs vard: kilim satn almak, kelem yani lahana yemek ve KLM uça ile uçmak.”


Geoffrey Lewis diyor ki: “1960’larda Kurum bazen, muhâliflerinin uydurduu kelimelerin gülünç taklitlerini yapmak için dolama soktuu bâz ifâdeleri tekzip etme ihtiyâc hissetmitir. Bunlarn en çok bilinenleri arasnda, uçak hostesi yerine ‘gök konuksal avrat’; otomobil için ‘öz ittirimli götürgeç’; bisiklet için ‘ayakiter götürgeç’; sigara yerine ‘tütünsel dumangaç’; imambayld için ‘içi geçmi dinsel kii’ ve millî mar yerine ‘ulusal düttürü’ ifâdeleri bulunmaktadr. Sradan insanlarn bunlarn hakîkî TDK ürünleri olduunu düünmesinin sebebi ise bunlar Kurum’un bâz kendi yaptklarndan tür açsndan farkl görmemeleridir; eer bir eyin asl güldürecek kadar acâyipse, onun güldürecek kadar acâyip bir taklidinin taklid olduunu kim söyleyebilir ki?..”

Böyle gülünç durumlara dümektense, asrlar içinde dilimizde kullanla kullanla effaflap güzelleen ve yepyeni mânâlar kazanarak birçok incelikleri ihtivâ eden kelimelerimizi yaatmak daha uygun olacaktr. Zâten bir dilde kelime fazlal her zaman için gerçek dilciler tarafndan bir dil zenginlii olarak ele alnmtr.

Bu hususta têsirli bir ses olan Fatma Özkan “Türkçe Yanllar Üzerine” yazdklarnda öyle diyor:

“Bir dilde, bir kavram, nesne veyâ varl karlayan birden fazla kelime varsa, zamanla bu kelimelerin arasnda ince mânâ farklar doar. Aralarnda böyle nüanslar bulunan kelimelerden birini dile dolayp dierlerini unutturmak, dilimizin ifâde imkânlarn daraltr. Meselâ, son zamanlarda ‘beenme, takdir etme, holanma, hazzetme, zevk alma’ kelimelerinin hepsini birden karlamak üzere, ‘keyf alma’ sözü dillerde pelesenk oldu... Ayn ekilde ‘affedersiniz, kusura bakmaynz, özür dilerim’ ibârelerinin yerine, ‘bala’ demek, dilimizin ifâde gücünü azaltmaz m? Hattâ, hepsini bir kenara itip, ngilizce ‘I am sorry (Ay em sori)’nin tercümesi olan ‘Üzgünüm’ sözüyle meram anlatmak hangi mantkla açklanabilir. ‘eref, haysiyet, gurur, kibir, izzet-i nefis’ kelimelerinin yerine sâdece ‘onur’u koymak; ‘üphe, endie, merak’ kelimelerinin yerine yalnzca ‘kuku’yu getirmek, dilimizin kayb m kazanc m?”

Bu güzel tesbit üzerine söylenecek söz olmasa gerek...

Yazar: Safvet Senih
29-07-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
NASIL KELÝME UYDURULUR?
Online Kii: 30
Bu Gn: 317 || Bu Ay: 5.410 || Toplam Ziyareti: 2.928.388 || Toplam Tklanma: 58.604.026