
| Kategori : TEFEKKÜR / ÝNSAN VE TEFEKKÜR | Okunma Says: 2706 |
Küçük düünmek...
“Toplumsal” alan , küreselleme öncesi zamanlarda ekonomik ve siyâsal alanlar hem içeren hem de onlardan farkllaabilen bir alan olarak alglanyordu. Yâni zannediyorduk ki; bir ekonomist olarak toplumsala bakmak mümkündü. Bu, toplumsaln ekonomik deikenler üzerinden “okunmas” manâsna gelirdi. Benzer bir ekilde; toplumsal, “siyâsal” deikenler üzerinden okumak da bir siyâsal bilimcinin iiydi. Toplumsaln bir de “kültürel” taraflar vard. Bu da kültür bilimcilerin iiydi. Toplumsal ,en genel ve saf manâda “toplumsal” olarak okumak da sosyologlarn iiydi. Onlar, belki de siyâset, ekonomi ve kültür sosyologlarnn çalmalarnn ileri bir sentezini yapan veyâ bu tarz çalmalara ilhâm kayna olan genellemeler, soyutlamalar, perspektifler üreten bir üst-teorik dünyânn temsilcileriydi.
Küresellemenin az saydaki hayrl taraflarndan birisi de, toplumsaln teorik makaslarla istenildii gibi kesilip biçilebilemeyeceini; tasarmnn ve daha genel olarak mühendisliinin yaplamayacan bize öretmesi oldu. Bir defâ unu anladk ki, toplumsal alanlar arasnda bizim zannettiimiz gibi almaz, szdrmaz snrlar yoktur. Bir ekonomistin siyâsetten anlamamak; bir siyâsal bilimcinin de ekonomiden anlamamak gibi bir lüksü olamaz. Kültürbilim çalan birisinin de ekonomi veyâ siyâset bilmeme gibi bir özürü olamaz. Ya zoru seçip; mevcutlardan da daha “bütünlüklü” (holistik) bir bak gelitirecek veyâ iin kolayna kaçacak ve mevcutlardan daha “parçal” (fragmante) baklar üretecektik. 1990’l senelerin balangcndaki tablo buydu.
Pekiyi , bu epistemolojik tartmalardan ne çkt? Bir kere zor olanda srar edenler ve bu yolda çalanlar çkt. Meselâ I.Wallerstein ve arkadalarnn temsil ettii “Sistemci Okul” bunlardan birisidir. Onlarn modelinde ekonomi, siyâset bata olmak üzere çok sayda “toplumsal” yap birlikte ele alnr ve geni bir “târihsel” düzlemde elendirilir. Bu okulun çalmalarn makbûl bulmayabilir ve eletirebilirsiniz. Meselâ A. G. Frank ve arkadalarnn temsil ettii ve “Sistemci Okulu” eletiren “Bamllk Okulu” buna örnektir. Ama , üretilen çalmalarn çapn küçümsemeye kimsenin gücü yetmez.
Gârip olan husus bu tarz yeni makro teorilerin akademik yaplardaki karl son derecede snrl oldu. Meselâ ne tuhaftr ki, son senelerin “gözde” akademik departman olan Uluslararas likiler’deki müfredatlarda, Wallerstein, Samir Amin, A.G. Frank, Kojin Karatani, Perry Anderson gibi adamlar hemen hemen yok sayld. Bu bölümlerin kaç tânesinde mâhut Siyâsal Târih derslerinde Eric Hobsbawn okutulur acaba? Bunlar yerine “strateji-taktik” gibi görece hayli ucuz kavramlarla düünen basitlemeci yaklamlar hâkim oldu.
urasn kabûl ediyoruz ki, dünyâ küreselletii evrede daha maddî bir dünyâ hâline geldi. Fâillerden çok fiiller, ahslardan çok sistemler baskn oldu. Bunun yaratt en ar tahribât ahlâkîdir. Fiillerin her zaman olduundan daha fazla can actt , ama fâillerin silindii ve sorumlu tutulamad bir dünyânn anlalmas, en bata fiillerin yapsal karlklarnn doru anlalmasn gerektiriyordu. Bana öyle geliyor ki; bütünlüklü baklar gerektiren bu zahmetli iin hakk verilmedii için her eyi kültürelletiren bir sanalla savrulduk. Bu sanallamann ilk evreleri, kabûl ediyoruz ki “enlikli”; ama u aralar idrâk ettiimiz ileri evreleri ise “kanl” geçiyor. Daha tahammülsüz ve saldrgan bir kültürel iklim de bu sanallamann getirdii taknlklara iâret ediyor. Yaplar ve sistemler bastryor; bizler ise birbirimizin boazn biraz daha skyoruz. Bütünlükleri kurmakta ne kadar zorlanyorsak; o kadar ayryor ve saldrganlayoruz. Gâliba yaadklarmz u kadarn öretti bize: Küçük önce güzel; daha sonra zehirleyicidir.
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.
Yazar: Süleyman Seyfi Öðün |
31-07-17 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||