Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
Hiç kimse kötüyü kötü olduğu için seçmez; iyiyi, mutluluğu ararken düşer bu yanlışa.
Mary Wollstonecraft
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / GEÇERKEN UĞRAYAN YAZARLAR
Okunma sayısı: 410
 
 
ELMALI'DAN İNSAN MANZARALARI
 
 

        

Mısırınızı düşürdünüz amca!

Öğretmen Hasan Bey’le pazardayız.

Elmalı pazarı, pazartesi günleri şehir merkezindeki üstü kapalı mekanda kuruluyor. Kapalı pazar yerinde daimi dükkanlar sıralı. Bakkal, züccaciye, manav, boya-inşaat malzemecisi, leblebici, tuhafiye, ayakkabıcı, kasap, çilingir… Ne ararsan var.

Bir taze mısırcıya yaklaştık. Dördü bir lira… Seçtiğim mısırları bir poşete koydurup parayı ödedim, yürüdüm. Arkadan bir çocuk sesi:

-Amca mısırınızı düşürdünüz!

Döndüm, biri on, diğeri beş altı yaşlarında iki kız çocuğunu ellerinden tutmuş başörtülü bir Anadolu kadını. Bana seslenen küçük kız. Parmağıyla düşen mısırı gösteriyor. Hakikaten yerde bir mısır var, ama benden düştüğüne ihtimal vermiyorum. Tezgâhtan düşmüştür, diyorum içimden. Elimdeki poşete baktım, küçük kız haklıydı; poşetin altı yırtılmış, bir mısır eksikti. Gönlümden sıcak bir bulut çıktı, küçük çocuğu sarmalayıverdi. Yok yok, mısırı kurtardığımdan değil, çocuğun dürüstlüğünden. Yanındaki annesine karşı içimde büyük bir hürmet hissi uyandı. İşte asli hüviyetimizin en mühim unsuru dürüstlüğün kökü ondaydı; onun imanlı kalbiydi. Küçük kızda gördüğüm, onun mü’min kalbinden çocuğa akseden aydınlıktı. Ne mutlu ona! Çocuğuna daha bu yaşta iman kumaşından diktiği dürüstlük elbisesini giydirivermiş. Millet bu kadındır, istikbalimiz de şu küçük çocuk!

Yaptığı işin bir güzellik olduğunu ruhuna perçinlemek ve dürüstlüğü bir karakter halinde ömür boyu taşımasına bir destek olmak üzere cebimden bozuklukları çıkardım, çocuğa vermek istiyorum. Anne kabul etmedi:

-Lütfen yapmayın, vermeyin, gerekmez!

-Siz karışmayın, bu benimle bu çocuk arasında, dedim. Çocuğun avucuna bir bozukluk yerleştirdim, yürüdüm.

Ey güzel anne! Ey güzel çocuk! Siz varsanız biz hâlâ varız, ki siz varsınız!

***

Kurdun kuşun hakkı

Hasan Bey’den telefon:

-Ahmet Hocam, biz kayınpederle Kortan (Yılmazlı) köyündeki üzüm bağına üzüm toplamaya gidiyoruz; arzu edersen sen de gel.

Bu, Elmalı köylerini de görüp tanımak için iyi bir fırsat. “Tamam!” deyip hazırlanıyorum. Biraz sonra Hasan Hoca’nın emektar Brodvey’i ile gelip beni aldılar. Fethiye yolu üzerinden devam ediyoruz. Her taraf elma bahçesi. Elmalı’ya niçin Elmalı dendiğini bilhassa batı tarafındaki köylerini görünce anlarsınız. Arada üzüm bahçeleri de var. Bir üzüm bağının düzeni ve tertibi dikkatimi çekiyor. Uzaktan Karadeniz’in çay bahçelerini andırıyor. “Bu ne güzel bir bağ!” diyecek oluyorum, Hasan Hoca sözümü kesiyor:

-Bırak onları, onlar şarap üzümü!

Meğer sağ taraftaki yamaca kurulu şarap fabrikası için yapılmış üzüm bağları imiş.

 Kışla, Yalnız Dam ve Eski Hisar köylerinden geçtik. Bu sonuncu köy burada tanıdığım muhterem insan Alaattin Hoca’nın köyü imiş. Yeşil, bağlık bahçelik bir köy…

Nihayet Kortan’a vardık. Hasan Hoca’nın kayınpederi Ali Amca babasına uğramak için ayrıldı, biz köydeki talebe yurduna geçtik. Arkadaşlarla hoş beş ettik. Ali Amca geldi, bağa gitmek üzere kalktık.

Bağ hafif meyilli bir yamaçta. Toprak sarı. Siyah üzümler yetişmiş, beyaz üzümler yeni yeni ışıldamış. Ali Amca bana bir bıçak verdi. “Ben elimle koparırım, sen bıçağı kullan.” dedi. Hepimiz hususiyetle siyah üzümlerden toplamaya başladık. Bu üzüme “dilmit” denirmiş. İçim gidiyor ama ramazan olduğu için tadına bakamıyorum. (İftarda baktım; çekirdekli, çıtır çıtır, çok lezzetli bir üzüm)

Benim asıl söylemek istediğim bunlar değil. Oraya şimdi geldik… Ali Amca, az öteden seslendi:

-Üzümü tamamen sıyırmayın, bazı salkımlar kalsın! Kurdun kuşun da hakkı var.

İşte bu! Ben deminden beri lafı bu söze getirmek için uğraşıyorum. Durdum, gözlerimi kıstım, düşündüm. Az ötemde kendi haline üzüm toplayan şu yaşlı adam menakıp kitaplarının arasından fırlamış gelmiş bir derviş, bir maneviyat kahramanı olarak göründü gözüme. Söylediği sözün derinliğinin farkında bile değil. Hasan Hoca’ya döndüm.

-Hasan Hocam, dedim. Şu basit sözün arkasında bütün zenginliği, derinliği ve genişliği ile bir îman âlemi; târihî mâcerâmız ve tecrübelerimiz kaynıyor. İnsanları bırak, hayvanların, kurdun kuşun bile hakkını gözetmeyi ihtâr eden bir söz dipsiz, köksüz, üç günde söylenebilecek bir söz değildir. Ali Amca, işte bu îmânın ve mâzînin meyvesidir. Üzerinde bir dakika bile tefekkür etmemiştir belki bu sözün, ama onu mânâ olarak atalarından tevarüs etmiş, tabii olarak yaşamaktadır. Mühim olan da zaten budur.

Hasan Hoca da hislenmişti:

-Evet, evet hocam, derken sözün derinliğini kafasında canlandırmaya çalışıyordu.

Ey yörük dervişi Ali Amca! Sen bu toprakların tapususun! Buna hakkını düşündüğün kurtlar kuşlar bile şâhittir. Sen ve senin gibiler var oldukça şu Elmalı’nın ve bütün memleketin taşları ağaçları “Allah Allah!” diye sâhibini hatırlayacak…



 
 
Yazar: Ahmet Ar
27-08-10
 
  E mail: nesim-i_dil@hotmail.com  
 
 
 
 
Yorumlar:1
Necmiye Güneylioğlu
YURDUMUN İNSANI
Tarih : 17-01-11

"Elmalı'dan İnsan Manzaraları" adlı yazınızı okuyunca dilimize pelesenk ettikleri "yurdum insanı" sözü aklıma düştü. Yurdum İnsanı Anadolu'mun biraz komik, biraz garip veya gariban, tuhaf davranışlar sergileyen anlamında kullanıldı (Yanılmıyorsam). Oysa yurdum insanı değil Yurdumun İnsanı işte bu satırlarda anlatılanlar. Elinize dilinize sağlık unutmamamız gereken hasletlerimizi bir kez daha hatırlamamıza vesile olan yurdumun bu değerli insanlarını bizlere tanıttığınız için. Biz bu idik ama biz bu olmaktan hızla planlı bir şekilde uzaklaştırıldık. Çok şükür ki sizin de söylediğiniz gibi o çocuklar ve anneler hâlâ var biz de varız o halde. Bahçesindeki meyvede, yaptığı evin saçağında, hayatının her anında kurdun kuşun hakkını düşünen yüce gönüllü insanlarımız, siz sağolun, var olun! Sizleri bu satırlarla unutulmaz kılan değerli kalem sahipleri de...

 
ELMALI'DAN İNSAN MANZARALARI / GEÇERKEN UĞRAYAN YAZARLAR Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

h huseyin
daha neler yolda
yazıyı buraya getirenlere,yorum yazan uğurlu hocama teşekkür ederim.şimdi mevcut meseleler duru...
08-02-12



Solak
Ha gayret
Dikkatinizin isabetli, azminizin sürekli olması dileğiyle elinize sağlık....
08-02-12



uğurlu
Gönül
Ey gönül, gönül gel koybolma. Yoğrul, yoğrul ve doğrul da gel....
07-02-12



uğurlu
Aciliyet arz etmektedir
Evet, eğitimde darbenin izleri müfredatta sistemde var ama en belirgin hali kesintisiz sekiz yı...
07-02-12



hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12




G. Kodu:
8c74e
 
Kodu Gir

Online Kişi: 8
Bu Gün: 5 Bu Ay: 374 Toplam Ziyaretçi: 36466 Toplam Tıklanma: 519733
Copyright © 2009 AlanJaweb