HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
İman edenler, hicret edenler ve canları ve mallarıyla Allah yolunda cihat edenler Allah katında en yüksek mertebededirler. Asıl kurtuluşa erenler de bunlardır.
Tevbe, 9/ 20.
HADÎS-İ ŞERİF
Mü'min insanların canları ve malları konusunda kendisine itimat ettikleri kimsedir. Muhacir ise hatalardan ve günahlardan uzaklaşandır.
İbni Mace, Fitne, 2, 3924.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Türk Akımı'nda Sofya hamlesi          Ana kız bir oldu hedefi vurdu    Aman yok!    Devlet gibi adamların mekanıydı    İhracatın da şampiyonu THY    Tiyatro bitti    CIA'den tehdit       Erken seçim yok    Peyzajda marka şehir: İstanbul    Acı hatıralar müzesi    Komisyonda fezleke dağı    Dövizi gastronomi turisti bırakıyor   
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 110
GAZİ PAŞA HAZRETLERİNİN RUH-U ŞERÎFLERİ İÇİN...

GAZİ PAŞA HAZRETLERİNİN RUH-U ŞERÎFLERİ İÇİN...Cumhuriyet Türkiye’sinde hemen her gelişme ve anmanın mütemmim cüzü sayılan Anıtkabir ziyareti, Atatürk’ün mozolesine çelenk koyma, saygı duruşu ve Anıtkabir Özel Defterine mesaj yazarak imzalamak meselesi terk edilemeyecek bir teamüldür. Üstelik bu teamül sadece devlet erkânı için değil neredeyse spor, akademi, sanat vd. sivil alanlar için de mistik bir tatmin ve ispat yöntemi olarak böyle işlemektedir.

Yüksek Askeri Şura’nın bu yılki toplantısı öncesinde Başbakan Binali Yıldırım’ın Şura üyeleriyle birlikte gerçekleştirdiği Anıtkabir ziyaretinde bu kez farklı bir resim ve mesaj verildi. Başbakan Yıldırım mozoleye çelenk yerleştirip saygı duruşunda bulunduktan sonra ellerini açarak dua okudu. Marjinal sayılabilecek Kemalist-sol birkaç haber portalı dışında meseleyi itiraz boyutuyla tartışan olmadı diyebiliriz. Ancak bu birkaç itiraz üzerinden Anıtkabir’de el açıp dua etmenin fayda ve kerametleri üzerine bazı yazılar kaleme alındı hızlıca.

Seküler Türbe’de Ne Okunur?

Konuyu iki açıdan tartışalım. İlk olarak sorumuz şu olsun: Mustafa Kemal ve Kemalist teamüller el açıp dua etme meselesinde nasıl bir anlayış ve pratik sergilemişlerdir? Sekülerizmi aşıp Türkiye’yi pozitivist temelde modern bir ulus devlet-toplum kimliğiyle yeni baştan inşa etmek isteyen Mustafa Kemal ve Kemalist iktidar sınıfları böyle bir tabloyu ister ve bekler miydi?

İkinci sorumuz ise İslam dairesinden ve Müslümanların pratiğine ilişkin olsun: İslam, Allah’ın hükümlerinin tamamını veya bir kısmını ilga etmek, toplumsal hayattan tecrit etmek üzere hukuksuz bir iktidar mücadelesi verenler için Müslümanların el açıp dua etmesine cevaz verir mi? Mü’min ve muvahhid olduğuna kesinlikle şahitlik edemeyeceğimiz aksine söylem ve eylem biçimleriyle toplumsal hayatı tanzim etme yönünde büyük baskılar kurmuş kişilerin ardından nasıl bir duruş sergilenmelidir?

Hiç kimse için bir sövgü veya hatırasına saygısızlık yapmaksızın tarihi hakikatleri konuşmak mecburiyetindeyiz. Gelgitler yaşasa da Mustafa Kemal’in bir ideolojisi, çelişkileri çok olsa da bir hayat tarzı ve bütün sıkıntılarına rağmen toplum için öngördüğü ideal bir hedef vardı. Mustafa Kemal’in İttihatçı bir gelenekten geldiğini, pozitivist bir ideolojik formasyondan geçtiğini, Batılı manada seküler bir hayat modelini toplumsallaştırmak üzere İslami söylem, sembol ve pratikleri gücü yettiğince kamusal alandan kazıdığını Tek Parti Dönemi pratiği ortaya koymaktadır. Mü’min bir toplum modelini silerek seküler ulusal bir toplum modelini hâkim kılma üzere yapılmıştır hemen bütün inkılaplar. Bireysel ve toplumsal ibadetlerin yerine devlete sadık yurttaşlar yetiştirmek üzere modern seküler-ulusal eğitim ve törenlerle hayatın her alanı ipotek altına alınmıştır.

Hepsini bir kenara bırakalım ve ‘mabedsiz şehir’ olarak inşa edilmek istenen Ankara’nın tepesinde kurulan Anıtkabir’in mimari özelliklerine ve orada sergilenen pratiklere bir bakalım. Anıtkabir’de egemen olan iklim İslami hiçbir sembol ve kitabeye yer vermediği gibi orayı antik dönem Grek mimarisi ve heykelleriyle donatmıştır. Ne Mustafa Kemal’in “arkamdan dua edin, Fatiha okuyun” gibi bir vasiyeti vardır ne de en yakın dava arkadaşlarından olan İsmet İnönü, Recep Peker, Reşid Galip, Kel Ali, Mahmut Esat, Kılıç Ali gibi dava arkadaşlarının şimdiye kadar böyle bir pratiği olmuştur.

Kabul Olunmayacak Dualar

Mustafa Kemal’i kendisinden ve ‘havarileri’ sayılabilecek en yakın arkadaş ve takipçilerinden daha çok düşünmek doğru olmaz herhalde. Seküler tören ve pratiklerle toplumu terbiye etmek üzere kurulan ‘seküler türbe’yi maksadının dışında değerlendirmek doğru da olmaz fayda da vermez.

Meselenin Kur’an ve Sünnet’teki karşılığı ise her türlü değerlendirmenin üstündedir. Pek çok farklı örneği vardır ama Mustafa Kemal için vahiy ‘gökten indiği iddia olunan dogmalar’dan ibarettir. Başta Afet Hanım’a dikte ettirdiği Medeni Bilgiler ve Orta Zamanlar-Tarih II gibi kitaplarda topluma egemen kılınmak istenen ideolojik-felsefi görüşlerin Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed Mustafa (a) bakış gayet nettir. Tek Parti pratiği ve askeri darbelerle ilelebet egemen kılınmak istenen Resmi İdeoloji’nin İslami hayat tarzına karşı ne kadar amansız bir düşmanlık sergilediğine bizzat şahidiz.

İtikatta hatır gönül işi olmaz. Siyasal manevralar veya ihtiyaç duyulan konjonktürel imajlar için itikadi alanda pragmatik operasyonlara girişmek ters teper, zarar verir. Hatırlarsak Tevbe Suresi 84’te Allah-u Teâla bizzat Hz Peygambere hitap ve ikaz ederek “Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’ı ve peygamberini inkâr ettiler, fasık olarak öldüler” buyurmuştur. Benzer bir biçimde Münafikun Suresi 6’daOnlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allâh onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allâh, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez” buyrulmaktadır.

Atatürkçülere Atatürkçülük dersi vermeye kalkarken ha bire Atilla İlhan’ın ‘yumuşak’lığını eksik anlayıp Gazi Paşa Hazretleri’nin izinde yürümeyi tavsiye eden Salih Tuna’ya Doğu Perinçek etrafında örgütlenmiş Aydınlıkçı dostlarından başka kimler kulak asar bilemeyiz. Ancak takıyyeyi huy edinmiş basit tiyatrocuların, daha düne kadar “muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaati” diye güzelleme düzenlerin bu dönemde Kemalizm ve Kemalist çevrelerle ittifak kurmak üzere sergilediği varyeteleri hiç dikkate almamanızı tavsiye ederim. Güce tapan ve konjonktüre göre kıble değiştirenlerin asli misyonu toplumu fıtri değerlerine karşı yabancılaştırmaktır çünkü.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Kenan Alpay
26-11-17
E mail: yeniakit.com  
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
GAZİ PAŞA HAZRETLERİNİN RUH-U ŞERÎFLERİ İÇİN...
Online Kişi: 16
Bu Gün: 73 || Bu Ay: 5617 || Toplam Ziyaretçi: 919904 || Toplam Tıklanma: 23726276