Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma sayısı: 197
 
 
DİL BELÂSI
 
 

İnsana verilen her bir nimet, aynı zamanda bir imtihan vesilesidir. İnsan bunlardan sorguya çekilecek, hesap verecektir. Mal-mülk, evlad-u ıyal, sağlık, gençlik... böyledir. Tıpkı bunun gibi, insana verilen organların her biri de bir emanettir ve insan o organları vasıtasıyla yapıp ettiklerinden de sorguya çekilecektir. Yüce Kitabımız'da şöyle buyurulur: "Biz ona (insana) iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi?" (90/el-Beled, 8-9)

İnsana verilen bu organlar, nerede ve nasıl kullanıldıklarına bağlı olarak sevap ve mükâfat vasıtası olabileceği gibi, günah ve azap vasıtası da olabilir. Bu, tamamen insanın kendi elindedir.

Yukarıda mealini verdiğim ayet-i kerimede üç organın zikredildiğini görüyoruz: "iki göz", "dil" ve "iki dudak." Burada "dil" ile birlikte "dudaklar"ın da zikredilmiş olmasının, insanın konuşma yeteneğine vurgu anlamı taşıdığını söyleyebiliriz. Biliyoruz ki "konuşma" dediğimiz fiilin gerçekleşmesi için sadece dilin varlığı yetmez; dudakların varlığı da zorunludur. Buradan "konuşma" yeteneğinin ne kadar önemli olduğu sonucuna varmak zor değil.

Ayet-i kerimenin işaret ettiği ikinci husus da şudur: Görme fiili pasif bir fiildir. İnsan sadece "görme" yeteneğini kullanarak başkasına zarar veremez. Harama bakmak günahtır ama bu günah insanın sadece kendisine zarar verir. Konuşma fiili ise böyle değildir. İnsan diliyle yasak fiiller işlediğinde sadece kendisini günaha sokmakla kalmaz, aynı zamanda yalan söylemek iftira etmek, çirkin söz söylemek... gibi fiiller işlemek suretiyle başkalarına da zarar verir. Bu sebeple dilin muhafazası son derece büyük bir önem taşır.

Sahabe'den Mu'âz b. Cebel (r.a) anlatıyor: "Bir seferde Resul-i Ekrem (s.a.v) ile beraber yürüyordum. "Ya Resulallah! Bana, beni cennete sokacak ve cehennemi benden uzak tutacak bir amel söyleyin" dedim. Şöyle buyurdu: "Benden çok büyük bir şey istedin. (Bununla birlikte) istediğin şey, Allah'ın kolay kıldığı kimse için kolaydır: Allah'a kulluk eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazı kılar, zekâtı verir, Ramazan orucunu tutar, Beytullah'ı haccedersin." Sonra şöyle devam etti: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç (günahlara ve cehennem azabına karşı) bir kalkandır. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları söndürür/siler. Ve kişinin gecenin tenha vaktinde kıldığı namaz (da hayır kapılarındandır.)" Böyle buyurduktan sonra Resulullah (s.a.v), "(gece namazı kılmak için) vücutları (rahat) yataklarından uzaklaşır" diye başlayan (Secde, 16-17) ayetlerini okudu ve şöyle buyurdu: "Sana bütün işlerin başını, direğini ve zirve noktasını haber vereyim mi?" "Evet ya Resulallah" dedim; şunu söyledi: "İşin başı İslam (müslüman olmak) dır. Direği namazdır. Zirve noktası ise cihaddır." Sonra, "Sana bütün bunların özünü haber vereyim mi?" diye sordu, "Evet ya Resulallah" dedim. Eliyle dilini tuttu ve "Bunu tut (dilini muhafaza et)" buyurdu. "Ey Allah'ın Resulü! Bizler konuştuklarımızdan da mı sorguya çekileceğiz?" diye sordum; "Annen seni kaybetsin ey Mu'âz! İnsanları cehenneme yüz üstü (veya burun üstü) yıkan, dillerinin hasadından başka bir şey midir?!" buyurdu. (et-Tirmizî)

Ulemamız, insanın organlarının maruz kaldığı manevi hastalıkları detaylı olarak zikretmiş, bu meyanda "dilin afetleri" olarak da yirmi civarında manevi hastalık saymıştır. Yalan, gıybet, dedikodu, iftira, kötü/kaba/çirkin söz, aslı olmayan abartılı övgü ve yergi... bu cümleden olarak ilk akla gelenlerdir.

Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "İki dudağı ve iki bacağı arasında bulunan organları(yla günah işlemeyeceği) konusunda kim bana garanti verirse, ben de ona cenneti garanti ederim." (el-Buhârî)

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.



 
 
Yazar: Ebubekir Sifil
03-09-10
 
  E mail: milligazete.com  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
DİL BELÂSI / ÎMAN VE İSLÂM Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

Solak
Ha gayret
Dikkatinizin isabetli, azminizin sürekli olması dileğiyle elinize sağlık....
08-02-12



uğurlu
Gönül
Ey gönül, gönül gel koybolma. Yoğrul, yoğrul ve doğrul da gel....
07-02-12



uğurlu
Aciliyet arz etmektedir
Evet, eğitimde darbenin izleri müfredatta sistemde var ama en belirgin hali kesintisiz sekiz yı...
07-02-12



hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12




G. Kodu:
24ebf
 
Kodu Gir

Online Kişi: 12
Bu Gün: 26 Bu Ay: 341 Toplam Ziyaretçi: 36421 Toplam Tıklanma: 519613
Copyright © 2009 AlanJaweb