HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : EDEBİYAT / OKUMAK
Okunma Sayısı: 485
OKUMA ZEVKİ!

OKUMA ZEVKİ!“Beş yıl sonra ne olacağınızı şu andaki okuduklarınız ve beraber olduklarınız belirler.”

Bu sözü 2000 yılında ajandamın kapağına yazmıştım. Her ajandayı açışımda kapakta bu sözü görürüm ve okuma aşkım artar. Böylelikle bu yazımızın konusunu da belirtmiş olduk.

Okuma, öğrenme yollarından bir tanesi olan zihinsel bir faaliyettir. Kazanıldığı taktirde insana inanılmaz faydası olan bir alışkanlıktır. Özellikle alışkanlık kısmı üzerinde durmak istiyorum. Bu alışkanlık küçük yaşlarda ve eğitim atmosferi içerisinde kazanıldığı taktirde hayatta çok mesafe kat etmek mümkün.

Düşünün bir kere sizden yüzyıllar önce yaşamış birisi ile oturup sohbet ediyorsunuz ve onunla dertleşip hem hal olabiliyorsunuz. Daha önce tecrübe edilmiş bir şeyi çok ucuza ve zahmetsiz öğrenebiliyorsunuz. Herkesin her şeyi yaşayarak öğrenmesi büyük bir zaman kaybı değil mi?

Biz ortaokul ve lisedeyken Türkçe ve edebiyat derslerinde ödev olarak roman ve hikaye okutulur ve bu kitapların özeti istenirdi. O dönemde kitap okumayışımın sebebi bu muydu acaba? Hiç ilgi alanım olmayan ve hoşlanmadığım bir kitabı okumak zorunda kalıyordum. Üniversite yıllarında gerçek manada kitaplarla ve okuma zevki ile tanıştım. Sanırım bunda, kitapçılara, sahaflara gidip kendi kitabımı seçmemin de etkisi büyük.

Hatta üniversitede hazırlık okurken Sultan Ahmet Camii’nin avlusunda 11.kitap fuarı vardı ve orası çok hoşuma gitmişti. Ayrıca üniversitenin bahçesinde düzenlenen mini kitap fuarları çok ilgimi çekerdi. Bazen sırf kapakları ilginç olduğu için aldığım kitaplar bile oldu ve aslında çok da ilgi alanım olmayan kitapları da okumuş oldum.

Sonra anladım ki insan önce severek okuyacak, sonra da okumayı sevecek. Özellikle anne babalardan ricam şu çocuklar önce sizin istediklerinizi değil, kendi istediklerini okusunlar sonra nasıl olsa sizin istediklerinizi okurlar.

Size beni şaşırtan bir durumdan da bahsetmek isterim. Yine üniversite okumaya başladığım dönemlerde bir gün cami de hoca vaaz verirken (Ramazan ayı idi sanırım) Peygamberimize gelen ilk vahyin “Oku!” olduğunu öğrenmem beni şoke etmişti.

Belki daha önce defalarca duymuşumdur ama orada bende bir farkındalık oluşmuştu. Bu bir tesadüf olamazdı ve bunun bir sebebi hikmeti olmalıydı. Yaratıcı bizi bizden daha iyi tanıyordu ve “Oku!” diyordu. Şimdi ülke olarak baktığımızda okuma sıralamasında gerilerdeyiz. Biz demek ki daha ilk emri bile doğru anlayıp uygulayamamışız.

Nasıl okunmalı? Ne okunmalı? Bu soruların cevapları da önemli aslında. Nasıl ki vücudun bazı ihtiyaçları varsa aslında zihnin de ihtiyaçları var. Mide üç öğün yemeğe ihtiyaç duyuyorsa zihinde okumaya ve düşünmeye ihtiyaç duyuyor.

Her gün okumak işin özü aslında. Kişi kendisi ile yarışmayı öğrendiyse ve “İki günü eşit olan ziyandadır.” gibi felsefenin farkına vardıysa zaten her gün o kişinin okuyacağını düşünüyorum. Okurken önemli noktaların altını çiziyorum ve kitap bitince bu önemli kısımları bahsettiğim ajandama not alıyorum. Farkında olmadan kısa bir özete sahip oluyorum.

Bu özetlere bir göz gezdirince kitabı hatırlıyorum. Çünkü kitabı tekrar bulmanız ve taşımanız zor oluyor. Yeni öğrenip uygulamaya başladığım bir şeyi de paylaşayım sizlerle. Okuduğum kitaplardaki önemli noktaları bilgisayara geçerek ulaşmak istediğim bilgiyi bulmak ve kullanmak daha kolay oluyor.

Zamanla şunu anladım: İnsan farklı farklı konularda kitap okuyunca çok fazla kendisini geliştiremeyebiliyor. Faydası mutlaka var ama daha ayrıntıya inmek ve belli alanlara hakimiyetin artması için okumalarımızı çok da dallandırmadan belli alanlara yoğunlaşarak sürdürmeliyiz. Kişinin gündemine ve dönemine göre de belli alanlara yoğunlaşması daha verimli olabiliyor. Tarih, edebiyat, eğitim, sanat gibi.

Şunu da fark ettim ki üç gün okumadığım taktirde konuşma ve düşünme lezzetini kaybediyorum. Özellikle günün sonunda, yatmadan önce okursanız, gündelik gündemlerden kurtulup günün yorgunluğunu üzerinizden atıp rahat uykuya geçebiliyorsunuz.

Başladığım gibi son bir sözle bitiriyorum.

“Okuma zevkini kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır.”

(P.Peacut)

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Tezcan
08-01-18
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
OKUMA ZEVKİ!
Online Kişi: 24
Bu Gün: 47 || Bu Ay: 4300 || Toplam Ziyaretçi: 1112066 || Toplam Tıklanma: 30187301