HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 309
Yazar: İsmail Kılıçarslan
Şu köhnemiş dünyâmızın uzmanlara değil âriflere ihtiyacı var

Şu köhnemiş dünyâmızın uzmanlara değil âriflere ihtiyacı varNabi Hoca'yı dinlerken

Hikâyeyi biraz baştan alayım. Son beş yıldır üst başlığında “kültür” olan hemen her oturumda yahut kültür sanat hayatına yön veren her insanla yaptığım görüşmede anlattığım bir proje vardı: “Açık Üniversite.”

Bu modelde, alanının en iyi hocaları kayıt yaptıran her yaş ve ilgiden öğrenciye belirli bir konuda, programı hazırlanmış bir ders verecekti. Söz gelimi Tufan Gündüz Hoca “Türk Siyasi Tarihinde Siyasetnameler”, söz gelimi Ergün Yıldırım Hoca, “Sosyolojik Düşünmek” derslerini verecekti. “Şu meseleyi bir öğrensek” diyen herkesin o meseleyi en iyi hocalardan öğrenmesi bir yana, finalde alacakları katılım belgeleri de işlerine yarayacaktı.

Bu beş yıl boyunca bu projemi anlattığım hemen herkes “güzel projeymiş” dedi ama hiçbiri de “yahu bunu hayata geçirelim” demedi. Kütahya Belediyesi hariç... Geçtiğimiz yıl bir konferans vesilesiyle gittiğim Kütahya’da “Açık Üniversite” projesini anlattım yetkililere. Onlar da “bunu hayata geçirelim” dediler ve iki gün önce bir açılış dersiyle başladı proje. 3 ay boyunca alanında en yetkin hocalar 12 ayrı başlıkta dersler verecekler Kütahya’da. Öğrenci katılımı çok yüksek… Görünen o ki dersler de çok bereketli olacak inşallah.

Sağ olsunlar, Kütahya Belediyesi’nin güzel insanları “projenin fikir babası” ve “gönüllüsü” olarak beni de davet ettiler. Ben de bu vesileyle Nabi Avcı Hocanın verdiği açılış dersini dinleme fırsatı buldum.

Nabi Hocanın “sanayi devrimiyle hayatımıza giren ‘fabrika tipi okul’ modeli kökünden değişmeli. Okulun başka türlü yaygınlıklar kazanması çok önemli” tespiti bence dersin en önemli tespitiydi.

Hadi şunun adını şöylece koyalım. Bugün tüm dünyada cari olan eğitim sistemleri temelde sadece “uzman” yetiştirmeye odaklanmış durumda. Uzmanlaşmak, aynı zamanda “başka alana sağır kalmak” gibi çok ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Hep söylüyorum. Hasta yakınına vefat haberini doğru düzgün bir iletişim modeliyle verememek doktorun değil, onu yetiştiren sistemin sorunudur. Matematikten anlamayan ilahiyatçı, müzik bilmeyen mimar… Bunlar “fabrika tipi okul” modelinin tedavisi olmayan yan etkileri. “Ben iktisatçıyım. İşletmeden anlamam” diyen insanlar gördü bu gözler.

“Bir meselenin uzmanı olmak” diğer tüm meseleleri yok saymaya doğru bir adım oluyor “okul” dediğimiz mesele sayesinde.

Elbette bunları söylerken kimsenin “ne yani, dahiliyeci olmasın mı diyorsun?” diye sormamasını umut ederek söylüyorum.

Kanalı biraz değiştireyim.

Bugün adına “bilgi” dediğimiz yığına ulaşmak tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolaylaştı. Bilgiye erişim artık “parmak ucu mesafesine” kadar geriledi. Örneği biraz sert vereyim. Söz gelimi bugün ortalama bir üniversite öğrencisinin sahip olduğu bilgi 13. yüzyılda yaşayan bir medrese hocasının toplam bilgisinden daha çok. Fakat bu bilgiye sahip olmak o üniversite öğrencisini o medrese hocasından daha donanımlı hale getirmiyor. Sebebi çok basit: Çünkü bilginin erişimin kolaylaşması ile bilgiyi işleyip hikmete, hakikate, irfana, “deruni anlayışa” dönüştürme arasında anlamlı bir orantı yok. Dolayısıyla bugünün insanı sahip olduğu bilgiyi ne yapacağını bir türlü bilemiyor. Sonunda da “bildiği ile övünen” kibirli bir varlığa dönüşerek helak oluyor.

Oysa bilgi ancak onu işleme bilgisine sahip olmakla kıymet kazanan bir kavram.

Tam burada şunu söylemekte fayda var: Bugün adına okul dediğimiz olgu muhatap olduğumuz bilgi yığınıyla ne yapabileceğimizi bir türlü öğretmiyor bize. Onun yerine “kapitalizm duvarının yeni bir tuğlası olmak üzere” uzmanlaştırıyor bizi.

Oysa şu köhnemiş dünyamızın uzmanlara değil ariflere ihtiyacı var.

Nabi Hoca açılış dersinde dedi ki “her şey yerli yerinde kalsın diye her şeyi değiştiriyorlar.”

Bugün başta okul ve eğitim meselesi olmak üzere değişenin ne olduğu ve değişmeyenin ne olduğu meselesine kafa yormazsak yarın diye bir şey olmayacak.

Sorumuz şudur ve cevabını bulmak zorundayızdır: “Değişim olduğuna inandığımız şeyler aslında neyin değişmemesini sağlıyor? Bazı şeylerin değişmemesi konusundaki ısrarımız aslında neyi değiştiriyor?”

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İsmail Kılıçarslan
10-02-18
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
Şu köhnemiş dünyâmızın uzmanlara değil âriflere ihtiyacı var
Online Kişi: 49
Bu Gün: 59 || Bu Ay: 6121 || Toplam Ziyaretçi: 1136056 || Toplam Tıklanma: 30927307