HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : TÂRÝH / ÝSLÂM TÂRÝHÝNDEN
Okunma Says: 5215
Yazar: Lütfi Bergen
HASAN-I BASRÎ: DÝRENÝÞÇÝ ZÂHÝD

Hasan- Basri: Direniçi zahid
Müslüman dünya Yecüc (zorba sultanlar) ile Mecüc (anaristler) arasnda bir fitneye batmt. Hasan- Basri o dönemde farkl bir ses oldu!

Müslüman düüncede “menfi artlarn iddete dayal siyasî inklapla slah” fikrinin tartlmas Haccac’n tarih sahnesine çkndan sonra mümkün olmutur. Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve Hz. Abdullah b. Zübeyr  (ra ecmain)’in “hilafet talebinden sonraki” ehadeti, Müslüman diman ve toplumun gördüü dünyada emsali vuku’ bulmam öyle bir zndklk, zulümât, cürüm ve slam’a ve milletine hadsiz, hudutsuz bir dümanlk olduunu eksiz ispat etmektedir.

syan ça, zalimlerin çelik kalkanlarn, keskin klçlarn ortaya çkarm ve önüne çkan tüm özgürlük-ahlâk-iman taraftarn çok sert biçimde telef etmitir. bn Zübeyr’in ba kesilmi, cesedi de üç gün çarmhta kalmt. Yine bu süreç Müslümanlarn kutsallar olan Kâbe’nin ykmna, Müslümanlarn birbirlerinin ölümünün sebebi olmasna da yol vermitir. Müslümanlarn bütün kutsallar, slam adna yaplan mücadelelerde tahrip edilmitir. slam’n bütün Arap Yarmadasnda hâkimiyeti için aç ve susuz kalan, birbiri ile karde ve akraba olan muttaki önderlerin birbirlerine klç çeker hale dümeleri sonraki nesillerin vicdannda asrlarca kanayacak büyük yaralar açmtr.

Ölümü öyle sevindiriciydi ki Haccac’n…

Haccac, 661 ylnda Taif'de dodu. Künyesi Ebu Muhammed Haccac bin Yusuf bin Hakem es-Sekafî eklindedir. Emevîler'in “Mervanî” kolunu destekledi ve onlar tarafndan da kolland. çlerinde Enes bin Malik’in de bulunduu çok sayda kiiye zulmetti ya da katletti. Zor kullanarak biat ald, biat vermeyenlere de dinden çkm muamelesi yapt. Abdullah ibn Zübeyr, Said bin Cübeyr gibi âlim ve salih insanlarn ehadetlerinin sebebi oldu. Emevi dönemi isyanlarn bastrmada etkili olunca, 697 ylnda yetkileri daha da arttrlarak bütün dou illerinin valisi yapld. öyle dedii söylenir: “Evet, ben berbat bir adamm, ama siz yönetici olarak benim gibi zalim bir adam hak etmisiniz. Tebazeru Ete'ammeru Leküm=Siz Ebu Zerr gibi olunuz, ben de Ömer gibi adil olaym.”

Haccac’n zulmünün bir benzeri sonraki dönem slam toplumlarnn hiç birinde bir daha görülmedi. Bu nedenle ölümü üzerine Hasan- Basrî’nin, “Allah’m, onu ortadan kaldrdn gibi sünnetini de kaldr” diye dua ettii, Ömer b. Abdülazîz’in ükür secdesine gittii ve brahim en-Nehaî’nin sevincinden alad söylenir. Katlettiklerinin says, baz kaynaklarda 120 bine kadar çkarlmaktadr. Haccac- Zalim’in ortaya çknn Müslüman toplumlarndaki “isyan kültürü” ile ilgisi olduu söylenmelidir. Müslümanlar Peygamber (asv)’in ölümünden hemen sonra birbirlerine klç çekmilerdi. syan ve karde kavgas, Haccac gibi bir zulmet halinde Müslüman topluma geri dönmütür.

Hariciler hangi konularda birlik içindeydi?

Tartmalarn temeli “imamet kimin hakkdr?” sorusundan çkyorsa da, aslnda münakaalarn arlk merkezini “ef’al’u ibad” yani “kullarn fiilleri” tekil ediyordu. Hariciler “büyük günah” ileyen müslümanlarn katli vacibtir, yolunda bir fkh gelitirmiler ve slam dünyasnda tatbik etmeye balamlard. Müslüman dünya Yecüc (zorba sultanlar) ile Mecüc (anaristler) arasnda bir fitneye batmtr. Hariciler, “Hüküm ancak Allah’ndr” diyerek Hz. Ali’den (ia’dan) ayrlm bir topluluktu. Hz. Ali (ra) ile Muâviye arasnda yaplan Sffin savanda, sorunun çözümü için taraflarn birer hakem atamalar üzerine ortaya çktlar. Onlara göre Allah’tan baka kimsenin herhangi bir konuda hüküm verme yetkisi yoktur (lâ hukme illâ lillâh). Böyle bir yetkiyi kabul edenler kâfir olurlar. Hariciler birçok frkaya ayrld halde üç noktada görü birlii içindeydi:

1) Hakem olayn kabul ettii için Hz. Ali, Hz. Osman, hakemler Amr b. el-As ve Ebû Musa el-E'arî, Cemel savana katlan Hz. Âie, Talha ve Zübeyir’i kâfir kabul etmek. Onlara kâfir demeyen de kâfirdir. Böylece “silsile-i mükeffirin” (tekfir etmeyeni de tekfir et) denilebilecek bir fikir gelitirdiler.

2) Büyük günah ileyen kimseyi cehennemde ebedî olarak kalacak kâfirlerden saymak.

3) Zalim devlet bakanna kar isyan farz kabul etmek.

Onlara göre, hür seçimle ibana gelmesi artyla herkes mam olabilir. Seçimle baa geçirilen kii doru yoldan saparsa görevden alnmas, hatta öldürülmesi farz olur. Hariciler hakknda u hikâye anlatlr: “Hz. Ali müriktir” demedii için Abdullah b. Habbab’ öldürdüler. Buna mukabil, Hristiyann hurmasn ücretsiz kabul etmediler. Abdullah’a “Hakeme bavurma hakknda ne dersin?” dediler. Abdullah, “Hz. Ali’nin, Allah'n kitabn sizden daha iyi bildiini ve Allah'n dinini sizden daha iyi koruduunu ve görüünün sizden daha basiretli olduunu söylerim” dedi. Haricîler, “Sen hidayete tâbi olmuyor, adlarna bakarak adamlara tâbi oluyorsun” dediler, Abdullah’ nehrin kenarna götürdüler ve orada öldürdüler. Dier yandan bir Hristiyan’dan bir hurma aac istediler, adam “Aln sizin olsun” dedi. Onlar ise, “Vallahi bunu parasz almayz” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Hristiyan adam “Bu ne garip ey, Abdullah b. Habbab gibi bir adam öldürüyorsunuz, fakat bizim hurma aacmz para vermeden almak istemiyorsunuz?” dedi.

Sivil itaatsiz’ bir mecra tuttular

Hasan- Basrî (D.641- Ö.728) slam dünyasndaki karklk ve karde mücadelelerinin iddetle devam ettii bir dönemde yaad. Tabiûn’dandr. Babasnn ve annesinin köle olduu rivayet edilir. Annesi Hz. Peygamber (asv)’in elerinden Ümmü Seleme’nin kölesiydi. Annesi bir yere gidecei zaman Hasan- Basrî’yi Ümmü Seleme’nin kucana brakrd, çocuk O’nun kucanda sakinleirdi.

Hasan- Basrî ekolü, tpk mam- Azam ekolü gibi “sivil itaatsiz” bir mecra tutmutur. Hasan- Basrî’nin de mam- Azam gibi “Horasan Ekolü” ile alakas vardr. Horasan valisi Rebi’ b. Ziyâd’n kâtipliini yapmtr. Bu ekol, zalimi zulmünde yalnz brakmak ve zulmün zulm olduunu ifa ederek “emr-i bil maruf nehy-i anil münkerde bulunmak” eklinde tarif edilebilir. Ömer b. Abdülaziz döneminde Basra kadl yapm ve bu görevden bir maa almamtr. Haccac- Zalim vali olunca istifa eder; tpk mam- Azam gibi kadlk görevi yapmaktan, zulmün uygulanmasna ortak olmaktan kaçar. Hayatnn sonuna kadar da gelen tüm memurluk taleplerini reddeder. lim ve vaazla megul olur.

Mücadele ilim ve zühd ile

Bu ekolün bir baka özellii de zalimlerle mücadelenin ilim ve zühd ile yaplmasdr. ecaat, ilim, takva, zühd ile maddi otorite yklarak manevi otorite kurulacaktr. Hasan- Basrî, bu ekolün sembol isimlerinden biridir. Halife Abdülmelik b. Mervan, Hasan- Basrî’nin kaderle ilgili görülerini örenmek istemi, risaleyi Halife’ye getiren görevli u sözleri söylemekten kendini alamamtr: “Sahabelerden ve geçmi nesle ait âlimlerden bilgi elde edenler arasnda, Hasan- Basrî’den daha fazla Allah’, dinini ve Kitab’n okuyup tefekkür eden hiç kimse kalmamtr.” Böylece Hasan- Basrî, slam toplumunun imam, ahlâki ve vicdanî önderi, Hakk’n sözcüsü haline gelmiti. Bu, ayn zamanda zalimlerin imam olmayaca ayetinin de tecellisidir: “Rabbi brahim'i bir takm emirlerle denemi, O da onlar yerine getirmiti. Allah, ‘seni insanlara önder klacam’ demiti. O ‘soyumdan da’ deyince, ‘zalimler benim ahdime eriemez’ buyurmutu.” (2 Bakara 124)

Döneminde bn Sîrîn, e- a’bî gibi âlimler Yezit b. Muaviye’nin hilafete varisliinin yanlln söylemeye cesaret edemedikleri halde, Hasan- Basrî bunu hata gördüünü çekinmeden ifade etmitir. Hasan- Basrî’nin, Haccac’n yüzüne, “Gök ehli senden nefret ediyor, yeryüzü ehli de seni lanetliyor” dedii kaynaklarda yer alr. O’nun ekolü; hem zorba, zalim yöneticilere ve hem de iddet, devrim, anari ile iktidarla mücadele eden siyasî ekollere kar bir öüt, denge, vakarl duru ve ahlâk öretisiydi. Sivil itaatsiz düünürlerinin tümündeki (Habil, mam- Azam, Gandhi, Tolstoy, Cevdet Said) ilim, zühd, Allah’a tedeyyün, hakk söyleme, zulme taraftar olmama özellikleri Hasan- Basrî’de de görülür.

dareciler ‘be emniyet’i salyorlar; o halde…

Hasan- Basrî, toplumdaki kötülükleri, toplumun kendi ahlâki durumunun bir tezahürü görüyordu. Bu nedenle, “darecileriniz amellerinize benzer; siz naslsanz öyle idare edilirsiniz” (Aclunî, Kefu’l Hafâ, I/46/47) hadisine dayanarak insanlarn halleriyle idarecilerin zulmü arasnda balantlar kuruyordu. Ona, “niçin Haccac’a isyan edip kötülüü deitirmiyorsunuz?” sorusu geldiinde, “muhakkak ki Allah tövbe ile deitirir, klçla deil” diyordu. Böylece bireysel ve toplumsal deimenin yasasn belirleyen ayeti Müslüman topluma uygulamtr: “Bir toplum kendi nefsini deitirmedikçe, Allah onlarn durumunu deitirecek deildir.” (13 Rad 11) Toplum, anari ve zulmü zühd ile deitirebilir. Kötülük ilelebet baki kalmaz; toplum nefsini deitirince kötülük de sönüp kaybolur.

Hasan- Basrî, ilim-ahlâk-zühd ile hareket eden bir “direni teorisi”ne bal idi. Bu direni “pasif muhalefet”tir. Siyasal otoriteden beslenmemek, kötülüklerinde onu yalnz brakmak, kötülüklerle mücadeleyi kavga-klçla yapmaktan da berî durmak eklinde ifade edilebilecek ekol kurmutu. Haccac ve Abdülmelik b. Mervan’a kar balatlan ayaklanmalara katlmamt. Bu ayaklanmalara katlmama sebebi de udur: dareciler, Cuma ve vakit namazlarn kldryor (din emniyeti), nikâhlar kayt altna aldryor (nesil emniyeti), snrlar ve mallar koruyor (mal emniyeti), adaletsizlik halinde hadleri uyguluyor (can emniyeti), arap, kumar, uyuturucu gibi mefsedeti yasaklyor (akl emniyeti). Be emniyeti koruyana haksz yere kar çkmaya (ayaklanma) “nankörlüktür” demiti.

Sufi deildi, zahiddi

Hasan- Basrî, eletirirken, kendisini alenen tehlikeye atacak bir söylemden uzak durarak nefsini zelil etmekten saknr. Nitekim bu tavr Kur’an’da delillendirilmitir: “Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azd. Ona yumuak söz söyleyin. Belki o, akln bana alr veya korkar.” (20 Taha 43-44) Nitekim çada Said b. Cübeyr, bu ilkeyi uygulamad için idam edilir. Hasan- Basrî, toplumda iyilii söyleyen bir topluluun sürekliliini (davetin devamlln) esas alyordu, zulmü eletirirken hakikati söyleyecek âlimlerin tamamn telef edecek bir zarar celbetmek caiz deildi.

Zahiddi. Sufi deildi. Sûf giyerek ayranlar tenkit ederdi. “lmü’l kulûb” üzre tefekkür ederdi. “Kalblerinizle konuun” derdi. “Nefislerinizi gemleyin, çünkü onlar azmaya müsaittir.” O’na göre tefekkür daima ahiret düüncesini ortaya çkarmaldr. Bunun için fakr olmak yani dünyadan uzaklamak gerekir. “Kendini murakabe etmeyenin ahir hesab çetin olacaktr” diyordu.

Dünyadan kaç, zühd, nefsinden emin olmama hali hüznünün kaynadr. Hüznü önemsiyordu. Gülmek kalbi öldürürdü. Vera sahibiydi. Kötülük yapmaktansa kötülüe maruz kalmay tercih etmek gerekir. Manevi hayatn en yüksek noktas Muhabbetullah’tr. Nefs muhasebesi, iktidarla mücadeleden, insann Allah’la akna çkyordu. Bir insan Allah’ anar (zikr) ve O’na yaklarsa, öyle bir an gelir ki Allah o kulun iiten kula, gören gözü olurdu. Ak, Allah’a varan bir ahlak ayaklanmasyd. Zühd, bir direniti.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

NOT: Vurgular bize âittir. (Dorulu)

Yazar: Lütfi Bergen
11-09-10
E mail: dünyabizim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
HASAN-I BASRÎ: DÝRENÝÞÇÝ ZÂHÝD
Online Kii: 23
Bu Gn: 675 || Bu Ay: 5.767 || Toplam Ziyareti: 2.928.858 || Toplam Tklanma: 58.612.622