HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / HÝKÂYE
Okunma Says: 2027
Yazar: Ýsmail Kýlýçarslan
MUTLU ÂÝLENÝN SIRLARI

MUTLU ÂLENN SIRLARIÇtrt

Elli üç yldr böyleydi bu Hüseyin usta için. O sabah da öyle oldu. Kalkt, abdestini ald, namazdan önce “Bismillah’ diyerek açt dükkânda “ya Allah” deyip frn yakt, namaz için camiye gitti, namaz çk da usul usul piirmeye balad.

lk yirmi be yl, atein ilk çtrtlaryla birlikte ustasnn sözlerini dinledi. Derdi ki rahmetli: “te insanolu da böyledir evlat. Çtr çtr yanmadan kendisini de etrafn da stamaz. Odun odunken yanmay biliyor da, insan insanken beceremiyor yanmay.” Sonraki yirmi sekiz yl, yani ustas “tezgâh artk senindir” deyip köeye çekileli beri de her sabah odunlarn ilk çtrtlaryla birlikte ustasnn sözlerini düündü.

O sabah da öyle yapt. “Hey koca ustam” dedi atee bakp dalarken. “Ejderha bile evlat” derdi rahmetli, ilk katmer piip de ortal hafif bir fstk, ya ve kaymak kokusu sarnca, “ejderha bile ejderha olmaklyla yavrusundan ayr deil. Derdi gücü yavrusunu doyurmak. Bizim de derdimiz budur evelallah’n izniyle. Evimize, yavrumuza helalinden ekmek götürmektir. A yedirmektir.”

Suyu hep üç yudumda içti Hüseyin. Suyu içip Allah’a bakt hep. Krk düündü bir söyledi. Bir söyledi krk dinledi. Tez zamanda “bu çocuk baka çocuk, hiç kimsenin çrana benzemez, evliya hamurundan yourmular bunu” denmeye balad hakknda. Eh, buras insann krk metreden tannd Orta Çar. Burada biri hakknda böyle cümle kurulmayal olmu belki yüz sene.

Böylece katmerci Hüsamettin’in çra Yetim Hüseyin, oldu sana çarnn kymetlisi. Ne ceketini ihmal etti çarnn esnaf Hüseyin’in, ne yeleini.

Hüseyin öyle böyle sivrilip gelirken günün birinde elindeki kürei düürüverdi yere.

öyle oldu: O gün ustas, öle namazndan sonra “sen usul usul kapatrsn evlat, az iim var” deyip gitti. Katmer ii ikindiye doru hepten tavsard. Hüseyin usul usul atein ölmesini bekledi, dükkân temizledi, ertesi günün hamurunu halletti. Kendine bi menengiç söyledi. Höpürdeterek içerken kapdan Gülbahar girdi.

Girmesi yetti de artt zaten. Ama bu yetmezmi gibi, içi prlanta dolu bir maaraya benzeyen küçücük azn açp, dünyann en güzel musikisini utandracak sesiyle konuuverdi de Gülbahar: “iniz bereketli olsun. Kar dükkann sahibi Behruz ustaya bakmtm, babam olur da.”

Afallad Yetim Hüseyin. Sesini ayarlamaya çalrken hepten dald. Soruyu anlamaya çabalarken akaklarna ter hücum etti. Ne diyeceini bulaym derken saç aard.

“Demek öyle, kaln salcakla, pazar olsun” deyip gitti Gülbahar.

Sonradan hatrlad Hüseyin ne olup bittiini. Behruz ustann bi yol alverie gittiini, “birazdan gelirim” dediini, isterse urackta bekleyebileceini, ona da bir menengiç, olmad çay, olmazsa ac kahve, hiç olmad hlamur, zahter, ada çay, kakao söyleyebileceini nasl olup da zrvalamadan, kalbi durmadan, yere dümeden anlatabildiine hayret etti hatrladkça.

Sonraki günler Gülbahar’n yolunu gözledi. Uzaktan uzaktan takip edip çarnn zagonuyla yandan yandan bilgi toplad. Lise sonun tatilindeymi meer Gülbahar. Üniversite snavnn sonucunu beklermi. Ona göre Ankara’ya yahut stanbul’a gidecekmi de fakülte okuyacakm.

Ustas, Hüseyin’in dalp dalp yemenici Topal Behruz’un dükkânna bakmasn kaçrmad tabii gözden. Hele hele Behruz’la Gülbahar katmer yemeye geldiklerinde Hüseyin’in elini ayan nereye koyacan bilememesiyle ikmal etti meseleyi. Akamna çekti Hüseyin’i karsna.

Hüseyin’in uzun hayatnn en ilginç, en tuhaf anlarndan biri, belki de birincisi ustasyla yapt o konuma oldu.

Ustas tane tane dedi ki “evlat, ben sana kzm Hatice’yi münasip gördüm. Nasipse askere gitmezden evvel sözünüzü kesecektim. Askerlik dönüü de düün olacakt. Ama gönül dediine ne usta sözü geçer, ne ah sözü iler. Gönlünde yatan bakasysa hele bana de ki bileyim. Vaziyeti ona göre alaym.”

Sustu Hüseyin elbet. Ustas “evlat” deyip bastrd, “susarsan ikrar sayarm, ona göre de amel ederim. Ama susmaz da söylersen üzerimdeki borcu öderim ikiletmeden. Hele söyle.”

“Gülbahar” dedi Hüseyin. Bunu derken canndan can gitti, etinden et koptu.

imdi yeniden krk dokuz sene sonrasndayd Yetim Hüseyin usta. Atee bakt. Odunlarn çtrtlarn dinledi.

O yaz, askere gitmeden hemen önce ustas “her eyiyle kefilin benim, kzn da istiyorsa Allah’n emri Peygamber'in kavli” dedi Behruz’a. Behruz “he” dedi, lakin Gülbahar kabul etmedi. Ali dedi Kamber demedi, Nuh dedi peygamber demedi.

Birlie doru yola çkaca sabahn gecesinde ustas, biricik kz Hatice ile kesti sözlerini. Dua dualad. Hüseyin’in kulana eilip “dünya böyledir evlat” dedi, “üzgünlük yurdudur, gam yeridir. Allah dareyn saadeti versin.”

Atee bakt Hüseyin. Geçen ay topraa verdikleri Hatice’sini düündü. Geçen gün televizyonda gördüü Gülbahar’ düündü. Geniçe gülümseyiverdi. Profesör Doktor Gülbahar Firuz “mutlu ailenin srlar”n anlatyordu. Kulana ustasnn sözleri bir kez daha dedi: “Dünya böyledir evlat, üzgünlük yurdudur, gam yeridir.”

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Ýsmail Kýlýçarslan
11-03-18
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
MUTLU ÂÝLENÝN SIRLARI
Online Kii: 22
Bu Gn: 219 || Bu Ay: 5.312 || Toplam Ziyareti: 2.928.256 || Toplam Tklanma: 58.600.403