HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / MÜLÂKÂT
Okunma Says: 2394
Yazar: Umut Bulut
DÝL GÝDÝNCE ÝL DE GÝDER (Merhum Olcay Yazýcý ile mülakat)

 

 

Olcay Yazc ile dil estetii ve Türkçemiz üzerine gerçekletirdiimiz son söyleiyi tekrar yaynlyoruz…

 

 

Hayatmz estetize etmeden dilimizi, dilimizi estetize etmeden hayatmz estetize etmemiz mümkün deildir. Dilimiz ile hayatmz arasndaki bu derin irtibat hiçbir ekilde inkar edilemez. Dilimiz, estetiimiz ve yaam kalitemiz üzerine düünmek ayr bir ciddiyet mevzuudur. Bizim ilim geleneimizde ilim, 'önce seviye seviye sonra tesviye tesviye' diye tamama erer. Önce bilgi merdivenlerini trmanp, sonra bu bilgi malzemesini tesviye(estetize) ederiz. airler bu malzemeyi, yani dil tan yontan ekil veren heykeltralardr. airin yourduu hamur dil ise; dil estetii üzerine düünmek de yine air mesleidir. Bu da tabii ki soy airlerin altna kafa koyacaklar arlkl bir meseledir. air Olcay Yazc ile dil estetii ve türkçe üzerine konutuk.

Dil, genileyen ve derinleen bir yapya sahiptir. Türkçenin hareket alanlarn açan, ifade gücünü derinletiren eski eserlerimizle irtibatmzn zayflamas duygu ve düüncelerimizi ifade etmemizde bizim önümüze ne gibi zorluklar çkarmaktadr?

Ortak tarih uuru, ortak kültür uuru, ortak duygu ve düünce iklimi gibi, ortak dil uuru da ancak ve ancak, KÖK BLG LE GÖK BLGY HARMANLAYAN ortak kitaplardan edinilebilir. Dildeki duruluk ve güzellik kayb ite bu ortak kitap yokluundan kaynaklanyor. Çünkü dil, en iyi, en düzgün ve en doru hâliyle, bu sahada yazlm güzel kitaplardan, edebî ve fikrî kitaplardan örenilir. Kitaplardan kopan nesil, dil uurundan da uzaklat. Bu gelenek kopukluu, tefekkür nizamnn kesintiye uramas ve görsel olann önlenemez furyas, nesilleri kendi köklerinden, kendi kimliinden, kendi irfan ve iman ikliminden koparp, baka diyarlara savurdu. Kök ve gök bilgiden habersiz nesiller, çan bütün kötülüklerine meyilli, birer tüketim arac durumuna düürüldü. Artk insan, o âli, izzetli ve keremli kimliini, ulvî statüsünü terk ederek, düünen insan yerine, "tüketen insan" rolünü oynamaya balad. Fakat ne yazk ki, varlk bilgisi, idrak, ahsiyet ve aidiyet uurundan yoksun insan, bu yoz çan albenili tuzana, oltann ucundaki tuzak-yem'e kendini kolay kaptrd. Çlgnca tüketiyor…Tüketirken, aslnda kendi âli yönlerini kemiriyor da, farknda deil. Bunun için yllardr baryorum: "Tüketen ve tüketirken tükenen insan!" Ne zaman kendi yüce kimliine, ulvî ve ebedî ilmine, iklimine döneceksin? Hep orada, o bulank rmakta kalmak, ne fena ve ne feci bir giditir. Allah kurtarsn…Dur, düün ve kendi iklimine dön!..Yoksa, yok olacaksn!..

Mesele bu kerte tehlikeli boyutlara varmken, dil ve kültür kopukluu artk ortada. Bu hâlin önümüze getirdii zorluk, kimliksizlik, kimlik bocalamas veya en kötüsü, en sapkn çifte kimlik. Ya da kimlik uurunun tümden yok olmas…Sadece bedenin ihtiyaçlarn hissedebilen, metafizik dünyadan, mânâ âleminden uzak bir hayat, salkl ve saygn bir hayat deil.

Düünmek hiç kukusuz dil ile balar. Bunun için ilk olarak kelime ve cümlenin yeniden ina edilmesi zorunluluu var. Gömlein ilk dümesinin yanl iliklenmesi sonrakileri de yanl iliklememize sebeptir. Bunun gibi kavramlarmz kelime ve cümlelerimiz batan doru bir yere oturtmalyz. Derelerin slah edilmesi gibi dilimizin slah edilmesi ve dil kanallarmzn nefes almas için açlmaya ihtiyac yok mu ne dersiniz?

Elbette var, yok olur mu? Evet, kelime düüncenin hece/yap talar. Tek tek talar olmadan duvar örülür, bina ina edilebilir mi? Hayr!..Kelime ve kavramlar olmadan veya yerli yerine oturmadan, bir fikir binas ina edilemez. Dil bir toplumun temeli, ana kaidesidir. Kültür de, inanç da bu temel üzerinde yükselir. Temeli salkl ve salam kuramaz iseniz, yükselttiiniz bina en küçük bir depremde sarslr ve yklr. Cemiyeti dil ve din ayakta tutar. Yn, ancak dili ve dini etrafnda kümelenerek, adna "millet" denin âli birlii teekkül ettirir.

Evet, ie dorudan balamak lâzm. Yanltan baladnzda, bir daha doruyu bulmanz güçleebilir, hatta imkânszlar. lk adm, ilk iaret ve ilk "söz" önemlidir…Gelimi toplumlarn fertlerine sadece hazra konmak yetmez; tpk gelenek gibi, dili de yeniden kurmak, yeniden gelitirmek; "kökü mazide olan âtiye" doru bir gelime çizgisi göstermek gerekir. Çünkü hayat da, dil de, canl, yaayan, nefes alan, zamann dalgalarndan, sert rüzgârlarndan etkilenir. Kiiye düen, kendi toprana, kendi iklimine ait tohumun evsafn muhafaza ederek, onun yeerip, filiz verecei ortam hazrlamak; tohumu her zaman d saldrlardan korumak, özüne kurt dümesine mâni olmaktr…Yoksa, sizin gül ekmediiniz corafyaya, birileri gelir srgan eker ve keyfiniz, az tadnz, dil ve gönül güzelliiniz bozulur. Unutulmamal ki, kendimize ait tohumun özelliini, kendimize ait kelime ve kavramlarn mânâ ilmini özenle ve arzuyla korumal, yaatmal, yarnlara intikal ettirmeliyiz.

Evet, tohumun slah edilmesi gibi, yaayan güzel Türkçemiz de, slah edilmeli. Cürufundan, kirinden ayrlmal, arndrlmal, saflna, nahifliine, kaynandan çkt günkü duruluuna, berraklna kavumal. Çünkü kelime ve kavramlar kirli, bulank ve parazitli olursa, düünce dünyamz da karmak, çetrefil ve anlalmazlar. Dahas bize aitlii ortadan kaybolur. O zaman da, "Vatanm ruy-i zemin, milletim nev-i beer!" garabeti çkar ortaya. Ve artk Diojen gibi, eliniz de deveci feneri, gün ortasnda dolarsnz ortalkta. Ne aryorsun?, diye soranlar da, "nsan aryorum!" dersiniz; bu yetmez, "kendi insanm aryorum!" diye feryad- figan eylersiniz. Ya da merhum Cengiz Aytmatov'un özgün ifadesiyle, mankurtlar, sahibinin sesi, küresel dünyann köksüz, yiyip-içen, gelip-geçen…bir ferdi olarak hayattan kam alr gidersiniz…Nereye mi? Eh artk, orasn Allah bilir!..Fakat tahmin etmek zor deil…

Türkiye'de sokan dili terbiye edilmemiken, aydn dilinin de insan tepeden bakan bir taraf var. Bu ikisi arasnda salkl bir dengeyi nasl kurabiliriz?

Sokak dili, bir disiplin, bir ilim ve bir sanat olan dil uurunun, dil idrakinin en alt, en aa snflamas. Bir münevverle, köprü alt çocuklarnn, tinercilerin, esrarkelerin, külhanbeylerin dili bir olamaz, olmamal. Ama ne yazk ki, güzel Türkçemizi bozanlar, hatal ve yanl kullananlar daha ziyade sözde aydnlar. Edebiyatç olduunu iddia eden bir akedemisyen, "Damardan giriyorsunuz!" sözünü kullanabiliyor. Artk ötesini tahmin edin…Rahmetli büyük ilim adam, eitimci ve dil âlimi Prof. Dr. Tahsin Banguolu'nun ifadesiyle, dildeki safl Anadolu insan, ehir aydnndan daha fazla, daha dikkatli bir özenle muhafaza ediyor. Çünkü, ne oldum delisi olan, çeyrek aydnlar, cin olmadan adam çarpmaya kalkyor ve entelektüel küstahlkla dili pervaszca kullanyor. Ne dil bilgisi var, ne dil sevgisi. Bütün bu saçmalklar kitaplk çaptaki çalmamda, (DL ESTET) anlattm, Burç FM'deki Dil Estetii konumalarmda da açk yüreklilikle dile getiriyorum. Çok uç, çok üst boyutta bir idrakle bakyorum meseleye. Her mütefekkir, her edebiyatç, her münevver de böyle düünmeli, böyle bakmal. Çünkü skça vurguluyorum: Gelenei olmayann, gelecei de olmaz. nsan lisan demektir…Dil gidince, il de gider…Batt balk yan gider! Diyenlerle idrakimiz de, irfanmz da, yolumuz da ayrlyor. Bulamaç kimliklerin,kök ve gök bilgiden habersiz züppe/kopuklarn bu idrakte yeri yok elbette…Popülizmin bulank suyunda balk avlamaya devam etsinler…Sonunda ne balk kalacak, ne rmak…Ö zaman da, suyu çekilmi ölü nehirlerdeki çrpnan balklar gibi, mazinin aynasna bakp hazin çrpnlarn seyrederek, terk-i dünya ederler. Biraz ac, biraz trajik, biraz da komik!.. Ama ne yazk ki, hâl ve gidi bu yönde…

Yaadmz mekân ve çevre hatta kurduumuz ilikiler dilimizin üzerinde kendi kokusunu da brakyor. Sanrm yaam kalitemizi yükseltmeden kendimize yüksek seviyede bir dil kurma ansmz kaybediyoruz. Siz bu anlamda ne dersiniz?

Kullanlan dil üzerinde elbette mekânn ve çevrenin rolü vardr. Üzüm üzüme baka baka karard gibi, dil de kötü dilden, sufli hallerden, kirletilmi mekânlardan etkilenir. Buna insanlar aras ilikiler de dahildir. Nezih bir ortamda kullanlan dil, ile naho ortamlarda kullanlan dil elbette bir deildir. Güzellik, güzellii, kötülük kötülüü dourur ve çoaltr. Elbette hissedebilenler için kelimelerin insan düüncesini aydnlatan, gönlünü inirah klan, uyandrd çarmlaryla etrafna gül rayihalar saçan bir yan, bir ruhu, bir özü, bir kimlii, kokusu, dokusu, cevheri vardr. Bunun için Necip Fazl, stanbul'u anlatrken, "Türkçesi sümbül kokan!" der. Deerli ilim ve edebiyat insan, Türkçe sevdals Nihat Sami Banarl, muhteem eseri "Türkçenin Srlar"nda, kelimelerin tadndan, rayihasndan belagatli bir dille söz eder. Türkçenin güzellii, dil estetii, öylesine yaktrlm bir ey, zorlama bir bezeme deildir. Türkçe gerçekten çok renkli, çok rayihal, çok revnakl bir dildir. Hâlâ bu dilin ilmine ve iklimine vâkf olmayanlar varsa, bu ak ve aknl, güzellik duygusunu tatmak için önce ulu Anadolu bilgesi, hikmet eri, gönüller sultan, sufî dervi görklü Yûnus Emre'nin gökekince taze, diri ve diriltici iirleriyle ie balasn. Sonra da Anadolu rmaklar gibi çalayan Karacaolan'la devam etsin güzellik ölenine…O zaman kelimelerin ruhu enlendiren rayihasn mutlaka hissedecek; bu yetmez, idrak edecek, diye düünüyorum…

Türk dili konusunda, edebî ve estetik çalmalar olan, Türkçeye sevdal, düünen bir air olarak size göre Türkçeye ifade zenginlii ve mânâ derinlii kazandrmak için ksa, orta ve uzun vadede neler yaplabilir?

Baknz, dil bahsindeki gelime sürecini öyle snflandrmak veya aamalandrmak mümkün. Önce dil bilgisi gerekli. Sonra dil sevgisi. Dil saygs. Dil uuru. Dil idraki ve en son, en üst ve en entelektüel bir yaklam olarak da, Dil Estetii burcunu yükselmek gerekir. Yani Dil Estetii, dil bahsinin zirve idrakidir. Bendeniz acizane buna dikkat çekmeye, bunu gerçekletirmeye çalyorum. Bu nasl olacak sorusuna gelince, çocuklar için yazdm ve birçok öretmen tarafndan çocuklara belletilen, "Okumak…okumak; oku, çözülsün yumak!" msran 35-40 yandaki çocuklara da ezberletmekle mümkün diye düünüyorum.

Bilginin, kültürün, tefekkürün ve irfânn anahtar kelimesi: Okumak!.. Onun için yüce Kitabmz, "Oku!" emri ile balyor; "servet biriktir, mevki kap!" diye balamyor. Bu emirden alacamz "hikmetler" var elbette. Çözüm bu lâhî emrin etrafnda…Bulmak ve bilmek, sonra da "olmak" lâzm. Oldurmayan bir okumak, yine Kur'ânî ifadeyle, "Kitap yüklü merkebe" benzetilmektedir.

Dil bahsinde bu aamalar, bu burçlar aarak, dil bilgisinden, dil sevgisine, oradan dil uuruna, dil idrakine ve en son dil estetii burcuna yükseldiniz mi? Artk ne yapacanz biliyorsunuz demektir. Bu iin, süreçleri atlatarak, bir hamlede en üst dil idrakine erdiren, kestirme bir reçetesi yok, ne yazk ki… Bu çileyi çekecek, bu süreci yaayacaksnz ki, "bildim ve oldum" diyebilesiniz. Bunun biricik yolu bu: Kitap ve okumak…

Elbette, yüksek bir idrak seviyesine varmadan, yüksek bir dil uuruna ulamak pek mümkün deil. Kelimeler, düüncenin yap talar… Onunla yükselir ve onunla alçalr insan…

nternet, gazete dergi veya televizyon gibi kitle iletiim araçlarnn dilimiz üzerindeki etkisi hakknda ne düünüyorsunuz? Bu gibi araçlar olumlu anlamda nasl kullanlabilir?

-Kitle iletiim vastalar büyük bir güç. Birçok eyi deitirip, dönütürme kudretine sahip. yi ve güzel yönde kullanlrsa, iyilik ve güzellik çoalr; kötü yönde kullanlrsa hem ahlâk, hem de güzel Türkçemiz kirlenir. Bu vastalarn insanlar üzerindeki ve dilimiz üzerindeki müspet-menfi tesirleri herkesçe aikâr. Herkes gibi ben de bundan bizarm. Bu vastalarn olumlu yönde kullanlabilmesi için, buralarda çalanlarn arzu edilen nitelikte olmas gerekir. Baka çkar yol yok.

Türkçenin gelecei ve milli varlmzn bekas için Fransa'daki 'Dil Akademisi' benzeri bir yaplanma Türkiye'de kurulabilir mi? Bu da olmazsa, Türk Dil Kurumu böyle bir ileve kavuturulabilir mi?

Türk Dil Kurumu zaten var. Akademi etiket olarak kurulsa ne yazar. çi nasl doldurulacak? Maalesef dil hatalarnn büyük çou sözde okumu-yazm insanlar tarafndan, akademisyenler tarafndan yaplyor? Bu i akademi ile deil, akla, sevgiyle, uurla ve millî bir idrakle mümkündür. Türk diline ferdî destek, kurumlardan çok daha fazla olmutur, olmaktadr.
air içinden çkt toplumdan bamsz düünülemez, buna ramen durduu yerden kitlelere yön tayin etmek gibi bir sorumluluu da yüklenmitir. Önce kendimizden balayarak sokaktaki dili estetize etmek için çözüm öneriniz nedir?

Zor bir mesele…aire, yazara düen kendince ana diline saygl kalmak ve onun güzelliklerini yanstmaktr. Ötesi onu aar…Bu i toplumsal bir uur ister, dil sevgisi ister, kimlik ve kültür uuru ister. Sözle olacak i deil…

Sizin az yazan ve titiz çalan bir yazar olduunuzu biliyoruz. Bize biraz da eserleriniz hakknda bir eyler söylemek ister misiniz?

Evet, kiinin aynas eseridir, söz çok da önemli deil. Yaynlanm 12 kitabm var, yaynlanmaya hazr olanlar ise bunun iki kat. Fakat yaz, yaz, iler ayaz!..diyorum. Popülist deilim, çok ükür öhret budalas da deilim. Geçici-uçucu olanlarla iim yok. Evet iirde de, yazda da ar bir mükemmeliyetçiliim var. Bir iir için bir-iki yl, bir kitap için 10-15 sene beklerim. Kemale ermeden yaynlamam. Acelem yok. Gayretim yarna kalmak, gelenei gelecee tamaktr. Kök ve gök bilgi uuru ile yapyorum yaptm; menkbedeki karnca gibi Nemrut ateine su tayorum. Bana düen bu, ötesi Rabbimin bilecei…"Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler!" Ben bilmeyi ve olmay murat ediyorum, s ve sradan bir vasatta parsa toplamak benim iim deil. Ületiren ületirsin dünya lezzetlerini…Kitaplarm ortada, yüreine ve beynine hitap eden okuyucu ile bulumasn dilerim…

Teekkür ederiz.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

 

Yazar: Umut Bulut
13-09-10
E mail: Haberkültür.net
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
DÝL GÝDÝNCE ÝL DE GÝDER (Merhum Olcay Yazýcý ile mülakat)
Online Kii: 20
Bu Gn: 719 || Bu Ay: 5.811 || Toplam Ziyareti: 2.928.921 || Toplam Tklanma: 58.614.112