ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN!

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

ÂYET-İ KERÎME
Ey insanlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sakınasınız diye size de farz kılındı.
Bakara, 183
HADÎS-İ ŞERİF
Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda sema kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır.
Nesai, Sıyam, 5.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Manisa'da tarım işçilerini taşıyan minibüs devrildi: 12 yaralı    Baykal'a kaset kumpası davasında gözaltına alınan Güven tutuklandı    Muson yağmurları 7 bin Arakanlı mülteciyi etkiledi    Twitter çöktü    Zuckerberg bir kez daha özür diledi    Venezuela ABD'li diplomatı sınır dışı etme kararı aldı    Cumhurbaşkanı Erdoğan iftarını Sargın ailesinin evinde açtı    Hatıra parası bastırıldı ama Trump-Kim zirvesi olmayabilir    Sony'den 2,3 milyar dolarlık dev anlaşma    Sanatçı Kırdar'ın sağlık durumuyla ilgili yeni açıklama    Siirt'te 3 terörist SİHA ile etkisiz hale getirildi    İyi Parti'de çözülme devam ediyor: 2 üst düzey istifa    İbadi ile Sadr teknokratlar hükümeti konusunda uzlaştı    Göztepe'nin yeni teknik direktörü Bayram Bektaş oldu    Adana'da araç parkı kavgası: 6 yaralı   
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 75
ESKİ DOSTLUĞU DEVAM ETTİRMEK ÎMANDANDIR

ESKİ DOSTLUĞU DEVAM ETTİRMEK ÎMANDANDIRDostluk nedir?

Büyük İslâm İlmihali’ni okurken, bu hadis-i şerifle karşılaştım: “Eski dostluğu devam ettirmek, imandandır.”

‘Dostlukta kıdem esastır’ nasihati gereğince, hemen üç kadim dostumu aradım ve Peygamber Efendimiz’in mübarek sözünü onlarla paylaştım.

İnancıma göre, dostluk, bir nasip meselesidir ve insanın dışında gelişir. Şununla dost olayım deyip olamazsınız. Dostluk, Lütfi Bergen’in ifadesiyle söylersek, yürürken belirginleşen bir şeydir. Bir de hatırlatma: “Katlandığımız değil, razı olduğumuz insanlar dostlarımızdır.”

“Önce refik, sonra tarik” denilerek, yola çıkacağımız insanları dikkatli ve rikkatli seçmemiz tembihlenir. İlk olarak şunu söyleyelim: ‘İnsanı, yol değil, yoldaşları yorar.’ Yola çıkacağımız insanları yüzde yüz isabetle seçme şansımız ise maalesef yoktur. Çünkü bu seçimi veya elemeyi, esas itibariyle yapacak olan bizler değilizdir; yoldur, yolculuktur. Yanımızdakinin dostumuz olup olmadığı, yolculuk esnasında ortaya çıkar. Özellikle siyaset ve ticarette, hatta edebiyatta, bu yürüyüşlerin büyük bir kısmı hüsranla sonuçlanır. Tanıdığımızı sandığımız insanları tanıyamamış olmanın üzüntüsü ve şaşkınlığı, bizi, yolculuktan daha fazla yorar. Tam da burada, Mustafa Kutlu’nun şu sorusu önemlidir: “Kırk yıl birlikte olmuş olsak bile, bir insanı ne kadar tanıyabiliriz?”

Hep söylüyoruz, yine söyleyelim: Rakamlar maddiyatı, harfler ise maneviyatı temsil eder. Dolayısıyla, rakamlar (ve hesaplar) üzerinden sahici bir dostluk oluşmaz, sadece ortaklık kurulur. Taraflar, ancak bir harfin (anlamın) ucundan tutarlarsa, dost olabilir veya kalabilirler. Rakam ile harfi toplamaya kalkışırsanız eğer, bu işlem, sizi Nurettin Topçu’nun şu sözüne götürür: “Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister. Bir arada barınamazlar.”

Madem sahici dostluklar harfler ve anlamlar vasıtasıyla kuruluyor, o halde, edebiyatçılar arasındaki bu çekişme de nedir? Böyle sorabilirsiniz. Ne kadar ulvi amaçlarla yazarsak yazalım, sonunda, iş gelip benlik meselesine dayanıyor. Edebiyat dünyasında beş-altı senelik birlikteliklerin bile uzun sayılması, bundandır.

SAHİCİ DOSTLUKLAR

Birçok insanın ‘hesap uzmanı’na yahut ‘madde bağımlısı’na dönüştüğü bir devirde, çevremizdeki insanların dost olup olmadığını nereden anlayacağız? Galiba, serinlik veriyor mu, vermiyor mu, ona bakmak gerekiyor. Said Yavuz’un da dediği gibi: Yüzler vardır, ruhun susamasını dindirir.

Yıllar önce, ‘dost, her zaman taze olandır’ diye yazmıştım. Bu tazeliği, ancak şöyle izah edebiliriz: “Eski, hiç eskimeyendir.”

Kadim bir dostluğun oluşabilmesi için zorluklara, yokluklara ve imtihanlara ihtiyaç vardır. Bütün bunlardan alnının akıyla çıkan münasebete ise ‘sınanmış dostluk’ diyoruz. Şöyle anlatalım: Asıl marifet, bahar aylarında veya yaz mevsiminde değil, kışın açabilmektir. Yani iyi gün dostu olmak kolaydır, en mühimi, kötü gün dostu olabilmektir.

Toparlayalım: Siyasî ikbal ve buna benzer dünyevî şeyler için ‘kırk yıllık dostların’ birbirini yok saydığı günlerden geçiyoruz. Hesap yapmaktan iş yapmaya veya dostluk kurmaya vakit bulamayanların sayısı da her geçen gün artıyor. Bazı dost bildiklerimiz ise kırıcı, kıyıcı ve ifşa edici. Oysa dostluk, açmayı değil, kapatmayı gerektirir. Sözgelimi dostunun sırrını herkesten saklamak, ayıplarını örtmek, sözüne müdahale etmemek, iyiliğini istemek, onun hüznüyle mahzun olmak; bütün bunlar, ‘dostluğun adapları’ arasındadır (Marifetnâme’den). Çünkü dostluk ve kardeşlik, öldükten sonra da devam eden kıymetlerimizden biridir. “Ahiret kardeşliği” diye boşuna demiyoruz.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İbrahim Tenekeci
10-05-18
E mail: yenisafak.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ESKİ DOSTLUĞU DEVAM ETTİRMEK ÎMANDANDIR
Online Kişi: 22
Bu Gün: 249 || Bu Ay: 6073 || Toplam Ziyaretçi: 1025016 || Toplam Tıklanma: 27125378