HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 237
İYİ MÜFREDÂTI KÖTÜ ÖĞRETMEN OKUTURSA BÖYLE OLUR!

İYİ MÜFREDÂTI KÖTÜ ÖĞRETMEN OKUTURSA BÖYLE OLUR!Ah bu yazarlar, bu okumalar!..

Geçenlerde bir eve misafir olarak gitmiştim. Evin kızı lise ikinci sınıf öğrencisiydi. Konuşma esnasında, öğretmenlikteki eski günlerimi hatırlamak babında, kızımızdan edebiyat kitabını istedim. Kitabı şöyle bir karıştırınca, bir şey çok dikkatimi çekti. O da şu:

            Kitabın birinci konusu Mevlâna, ikinci konusu Yunus Emre, üçüncü konusu Süleyman Çelebi ve dördüncü konusu da Sabahattin Ali olarak düzenlenmiş. Konuların dizilişi gayet güzel de dikkatimi çeken şey başka. Mevlâna, Yunus Emre ve Süleyman Çelebi konuları “tertemiz” dururken, Sabahattin Ali konusu notlarla dolu, sayfada neredeyse boş yer kalmamış.           

Kızımıza sordum: “Kızım, siz sınıfta bu üç konuyu işlemediniz mi? Hiç çizik yok, kalem oynatılmamış!” Kızımız bana ne dese beğenirsiniz? “Hayır, öğretmenimiz o konuları atladı!”

            “Peki” dedim, “Size okumak için verdiği romanlar var mıdır?” Kızımız üç adet roman getirdi; üçü de demode olmuş, kaşarlanmış, adı sanı anılmaz üç yazarın!

            Düşündüm!.. Siz iyi müfredat, medeniyet çizginize uygun müfredat hazırlasanız da, o müfredatı okutmayıp, ruhları iğdiş eden, ideolojisi dibe vurmuş “yapıtlar” okutan öğretmenlerinizi denetleyemiyorsanız, daha çok yapılacak işiniz var demektir.

            “Müslümanların gününde ziyaretçi kabul etmiyorum!” diye yafta asacak kadar … İslam düşmanı Nurullah Ataç..” (Necip Fazıl, Babıâli, s. 267)

            Aynı Nurullah Ataç’a gazeteci soruyor: “Müslüman mısınız?” Cevap pek şaşırtıcı değil:

            “Evvela Allah’a inanıp inanmadığımı sorun. Ben ne Allah’a inanırım, ne de Müslüman’ım!” Eşi Leman Hanım söze girer: “ Ah sadece gâvurum der gezer!” der. (S. Sami Uysal, Cumhuriyet, 5 Ağustos 1954)

            Bugün, metafiziksel hiçbir açılımı olmayan “sözcükler” üretip, medeniyetimizi lisan yönüyle tökezleten bu adam ve benzerleridir. Cümleleri okuduğunuzda ruhunuz kanatlanmıyorsa, siz, edebi bir yetimsiniz.

            Dönem öylesine bir dönem ki, hangisine el atsan aynı şeyler su yüzüne çıkıyor. Mesela Oktay Rifat Horozcu. Şu meşhur Garipçilerin üçlüsünden biri. Ona da gazeteci aynı soruyu soruyor ve aldığı cevap pek de farksız değil: “Elhamdülillah dindar değilim. Allah’a inanmam. Yani sizin anlayacağınız tamamiyle dinsizim.” (a.g.g, 30 Eylül 1954)

            Mesela Reşat Nuri Güntekin’in “Yeşil Gece” romanı. Geçmişin değerlerini kıyasıya yere batırır. Onun için medrese (dönemin üniversitesi) talebesi “alil, ebleh, mütereddi (soysuz), yarı meczup çocuklar”dır. Koca romanda bir tane olsun merhametli, insansever din adamı yoktur. Hepsi çıkarcı, jurnalci, kendi menfaati için başkasının gözünü oymaya hazırdır.”

            Ya Halide Edip Adıvar’ın “Vurun Kahpeye” romanı? Din adamlarını Milli Mücadele karşıtı gösteren bir romandır. Biliyoruz ki, Anadolu’da Milli Mücadele’yi ateşleyenler müftülerdir, din adamlarıdır. Böyle olması da doğaldır; çünkü halkın içinde kanaat önderleri, sözleri dinlenenler onlardır.

            Aslında sorulması gereken soru şudur:

            Bu millet on asırdan beridir Müslüman’dır. İslam medeniyeti onun ruhuna işlemiştir. İbadetleriyle ve tüm davranış biçimleriyle bu medeniyeti on asırdır temsil etmektedir. Ama “Klasik romanlar” diye çocuklarımıza okuttuğumuz romanlarda, namaz kılan bir kahramana rastladınız mı? Yok! Peki, “Sefiller”i okudunuz mu? Orada göklere çıkarılan kim? Bir papaz! Neden? V. Hugo toplumunu yazmıştır da ondan. Bundan daha doğal ne olabilir?

            Yazmış olduğunuz eserlerde, orijinal olan kendi hayatlarınız değil de, başkalarının kopyası hayatları zoraki kendinize mal ederek yazarsanız, çaplı bir eser ortaya koyamazsınız.

            Şimdi şöyle derinden bir düşünelim: Bu denli kendine yabancılaşmış “yazar”ların yazdığı “yapıt”larla haşir neşir olan çocuklarımız, gençlerimiz, kendi medeniyetlerini nasıl tanısınlar, kişiliklerini nasıl geliştirsinler?

            Son zamanlarda güzel kitaplar çıkıyor; tabii okuyanlar için!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Ali Taşçı
15-05-18
E mail: haber7.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İYİ MÜFREDÂTI KÖTÜ ÖĞRETMEN OKUTURSA BÖYLE OLUR!
Online Kişi: 31
Bu Gün: 190 || Bu Ay: 3826 || Toplam Ziyaretçi: 1079659 || Toplam Tıklanma: 29005205