HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 209
ASIRLARI ETKİLEYECEK BİR KARAR AREFESİNDESİN

ASIRLARI ETKİLEYECEK BİR KARAR AREFESİNDESİNKıldan ince kılıçtan keskin

İnsan bazen kazansa da kaybeder kâri ve kaybetse de kazanır. Onca zulmün ve onca ölümün karşısında Aliya’nın “Biz ölüyoruz belki ama onlar da kazanamıyorlar” dediği geliyor hatırıma.

Zor zamanlardan geçiyoruz kâri. Sanıyorum ki önümüzdeki birkaç hafta belki de bundan sonraki birkaç asırda yaşayacaklarımızı çok büyük ölçüde etkileyecek. Ve kadar vermek zorunda olan bizler bundan sonra yaşayacaklarımızın ya da yaşanacakların sorumluluklarını da omuzlarımıza alarak geçireceğiz ömrümüzü. Ya şerefle ben de oradaydım diyeceğiz ya da hayıflanarak teslim olduk diye boynumuzu bükeceğiz.

İnsan bazen kazansa da kaybeder kâri ve kaybetse de kazanır. Onca zulmün ve onca ölümün karşısında Aliya’nın “Biz ölüyoruz belki ama onlar da kazanamıyorlar” dediği geliyor hatırıma. Ölmek bile kaybetmek değilse, yaşıyor olmak da kazanmak demek değildir. Ve bu bir savaş da değildir aslında, bir yürüyüş, kutlu bir yürüyüş… Ve ben tam da şimdi bu yürüyüşte ayaklarımıza çelme takanların yanımızda yürüyenler olmasından korkuyorum…

Bana sorarsan eğer, vefa diye bir tılsım var insanların arasında. En azından olması gerekir. Hem bu vefa denen mesele bir bağ ile bağlar insanı birbirine. ‘İnsan insandan en çok ne bekler?’ sorusuna cevap verme hakkımı kullanıp da ‘vefa’ diyorum ben. Ve bence insan en ziyade diğer insandan -hele ki dostu, arkadaşı ve kardeşi bilmişse onu- vefa bekler. Lakin bu vefa denen mesele kanaatimce sadece insanla ilgili de değildir. Ve en başta şunu kabul edelim: vefasızız. Neye? Bence tarihimize vefasızız, kültürümüze vefasızız. E tabii ki bunlara vefası olmayanın insana da vefası olmuyor. Bunlara da olur mu ki vefa? Olmalı. Ve yeri gelmişken söylemeliyim. Tarihe de vefa duyar insan. Ya da duyması gerekir. Hiçbir şey değilse sahip çıkması, nereden geldiğini unutmaması, unutan varsa hatırlatması gerekir. Kültüre de vefa gerek, yaşamak ve yaşatmak için. Bilmem nereden gelmiş iki günlük, yarım yırtık heveslere kültürü heba etmemek için. Ve en büyüğü dava da vefa ister. Tek başına kalmış olsa da ve başka kimse durmasa da yanında davasına vefa gösteren adamlar bekler. Ve asırları aşan davalar da öyle adamların sırtında büyür zaten.

Aslında unutmamamız gereken o kadar çok vasfımız var ki bizim. Evvela kim olduğumuzu unutturmaya çalıştılar mesela. Konuşmayı unutturdular bize dilimiz lâl oldu. Dilimizi aldılar. Sonra söküp alamasalar da sinemizden neye inandığımızı ve inandığımız gibi yaşamayı unutturmaya çalıştılar. Başkası gibi yaşamamızı, onlar gibi davranmamızı ve hatta onlardan olmamızı istediler. Unutmadık belki ya da onlardan olmadık ama kabul edelim ki cebren bile olsa onlara benzemeye başladık. Ama rüyalarında bile bir mukaddes maziyi hayal eden bizler ya da bazılarımız unutturulanları, yok edilmeye ve yok sayılmaya çalışılanları sağır kesilmiş kulaklarımıza haykırdı bizlerin. Mesela biri çıktı ve “sen” dedi “cebinde kaybediyorsun güneş dolu tarihi...” Kaybettik mi o güneşleri, bunu oturup demli bir kaç bardak çayı yudumlarken saatlerce konuşuruz elbet kâri.

Yine de umudu sensin belki de bütün âlemin. Zira uzak diyarlarda insanlar çocuklarının adlarını “İstanbul” diye koyuyorlarsa, asırlar evvelinden bildikleri bir sır gibi “Kuzey Yıldızı” deyip de zulümden kurtulmak için seni bekliyorlarsa, hiç gitmediğin yerlerde mazlumlar elinde senin bayrağını tutuyorlarsa vebal büyük, yük ağır ve dava inan ki mukaddestir.



Yani bu birkaç haftanın ehemmiyetini kavramak zorundayız. Zira -teşbihte hata olmasın- bu son bir vakit kıldan ince, kılıçtan keskin bir yol gibi…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Fatih Duman
12-06-18
E mail: dirilispostasi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ASIRLARI ETKİLEYECEK BİR KARAR AREFESİNDESİN
Online Kişi: 28
Bu Gün: 62 || Bu Ay: 4315 || Toplam Ziyaretçi: 1112110 || Toplam Tıklanma: 30188724