HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Mümin erkek ve kadınlara işlemedikleri şeyler yüzünden eziyet edenler, doğrusu bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Ahzab, 33, 58.
HADÎS-İ ŞERİF
Hiç kimse başka bir kimseyi fasıklıkla suçlamasın ve onu küfürle itham etmesin. Eğer itham ettiği kimse dediği gibi değilse, bu sıfatlar muhakkak itham edene döner.
Buhari, Edeb, 44.
SÖZÜN ÖZÜ
Bize hep yalan söylediler ve inandıkça daha fazlasını söylediler.
Malcolm X
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 260
EĞİTİMDE ÇÖZÜM DERT EDİLDİĞİ KADARDIR

EĞİTİMDE ÇÖZÜM DERT EDİLDİĞİ KADARDIRBelki biraz iddialı bulunabilir ne var ki söylemekten geri durmak gayri kabil: Söz konu eğitim olunca maalesef ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor.

Mevcudu muhafaza ederek mevcudu aşacağımızı varsayıyoruz. Mevcudun neyi hedeflediğini hangi amaçları gerçekleştirmek için ikame edildiğini gözardı ederek hayaller kuruyoruz. Kurduğumuz hayallerin mevcut düzeneğin hedefleri arasında yer almamasını o hayallere ulaşmamız için bir engel olarak görmüyoruz. Sistemin mantığını sarsacak hayallerimiz var ve bu hayyallerimizi sistemi tahkim ederek gerçekleştireceğimize inanıyoruz.

Çoğu kişi eğitim sistemi dediğimizde, işaret edilenin kurumları, ideolojisi, bürokrasisi, işleyişi, felsefesi olan bir düzenek değil de kendiliğinden hayatımıza ilişmiş olan bir yapıyı varsayıyor. Hatta eğitim sistemi denilen bu yapının dil, matematik, tarih, kimya, fizik vd. alanlarda bilgi aktarmak için yanıp tutuşan; ahlak, erdem, iyilik, güzellik vd. değerleri kazandırmak için kendisini paralayan bunu da neredeyse Allah rızası için yapmak isteyen bir yapı olduğunu düşünüyor.

Eğitimin kitlesel, zorunlu, devlet eliyle, ideolojik ve herkes için aynı standartta olmasını bir doğa kanunu olarak ne zamandan beri kabul ettiğinizi bir kez olsun kendinize sormadığınızda yukarıda betimlediğimiz hal içinde bir ömür tüketebilirsiniz. Eğitime dair hayallerinizi ve hedeflerinizi sanki mevcut sisitemin de bu tür hedefleri varmış kabulüne dayanan bir yanılsamaya kendinizi kaptırabilirsiniz.

Karşınızda rasyonel görünümlü irrasyonel yapılar olduğu gerçeğini bir kez ıskaladığınızda; uzman, komisyon, akademi, enstitü vs. gibi şatafatlı isimleri olan organların gizemi kaldırıldığında esasında anlamdan ve mantıktan yoksun olan hallerini görmeniz zorlaşır.

Abdulbaki Değer’in bir yazısında, “Sistemi dönüştürme mücadelesi verenler bile maalesef neyin vasiliğini ve varisliğini yaptıklarını bilmiyorlar. Maksat artık esasa ilişkin bir ihya ve inşa mücadelesi değil aklını ve mantığını tüketmiş bir formun muhafızlığına dönüşüyor.” ,  diyerek yapmış olduğu çarpıcı ikaz da tam olarak bununla ilgili sanırım.

Böyle bir muhafızlıktan emin olmanın tek yolu mevzu ettiğiniz şeyin gerçekten sizin tarafınızdan mesele edilmesidir. Kant, Pedagoji Üzerine Dersler’de eğitimi “insana sunulabilecek en büyük ve en meşakkatli mesele” olarak tarif eder. Kant’ın en meşakkatli mesele olarak tarif ettiği eğitimin mesele edilmediği bir coğrafyada hızlıca çözüme ulaşmak istiyoruz. Eğitimi bir mesele olarak değil de teknik bir prosedür olarak görüyoruz. Sanki birileri için tüm mesele yakıtı biten bir araca köşedeki benzin istasyonuna uğrayıp yakıt almaktan ibaret.

Hayaller Formula 1 gerçekler Doğan SLX, bunu dert eden yok ama!

Birisi diyor ki mesela; bizim esas meselemiz teknik bir mesele. Biz matematik, fizik, coğrafya öğretemiyoruz!

Belli ki bunun nasıl öğretileceğini dert ediyor arkadaş.

Ne var ki aynı arkadaş şu soruyu sormuyor: Biz 20 milyon çocuğumuzun hepsine niçin matematik, fizik, coğrafya öğreteceğiz? Bu 20 milyon çocuğun sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel vaziyeti ne? Hepsine MEB onaylı tek bir programı dayatmak ne kadar anlamlı ve mantıklı? Bu 20 milyon çocuğumuzun kültürel aidiyetleri, inanç evrenleri, şuuraltı müktesebatları, kültürel sermayeleri, kalıtımsal özellikleri ve kişilik-karakter yapıları nasıldır?

Bir yandan her öğrenci biriciktir diyoruz diğer yandan herkes için  standart bir format dayatıyoruz. Hakikaten bizim ağzımızdan çıkanı kulağımız duymuyor.

Mesele etmek, sorgulamak, sorunsallaştırmak biraz da soruları arttırmak ile ilgili. Akılcılığın akıl-dışılığı ancak böyle ifşa olabilir. Çözüm eğer sahiden beklenen bir şeyse ancak böyle ufukta belirecek.

Hakikat şu ki; bir şey sizin için ne kadar mesele olmuşsa ona ilişkin çözümünüz de o kadardır!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Aydın
26-07-18
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
EĞİTİMDE ÇÖZÜM DERT EDİLDİĞİ KADARDIR
Online Kişi: 23
Bu Gün: 57 || Bu Ay: 4310 || Toplam Ziyaretçi: 1112092 || Toplam Tıklanma: 30188008