HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / MAÂRİF (Eğitimle İlgili Yazılar)
Okunma Sayısı: 156
Yazar: Ali Aydın
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI POPSTAR MI?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI POPSTAR MI?Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!

‘Beyazperde Karatahta’ isimli kitabıyla dünya sinemasından seçtiği 20 film ile modern eğitim sisteminin eleştirel bir okumasını yapan Yazar Bekir Birbiçer, ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’  romanı hakkında yazdığı son yazısında edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın bezdirici okul rutini üzerinden modern eğitim kurumlarına ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yapmış.

Her ne kadar romanın yazarı Dag Solstad romanda modern eğitimle bir hesaplaşmanın içerisine girmese de Bekir Birbiçer yazısında bu hesaplaşmayı göze almış. Birbiçer’in de yazısında hatırlattığı Nurettin Topçu’nun ‘’Ders kabus haline gelmiştir; neşve ile doldurucu bir ziyafet ve şenlik değil; diploma arzusu ve istikbal endişesiyle çekilmesi mukadder bir dert, taşınacak bir yük, dolacak bir çile…’’ sözü, Norveç Dili ve Edebiyatı’nı öğrencilere anlatmak için kendisini paralayan Elias Rukla’nın neden öğrencilerin öfkeli bakışları arasında derslerini tamamlamak zorunda kaldığını ve öğrencilerin zil sesini duyar duymaz Rukla’ya da aldırmadan sınıftan neden kaçarcasına uzaklaştıklarını anlatıyor.

Söz konusu modern okul ve kurumsal eğitim olduğunda Norveç’in Türkiye’ye çok da uzak olmadığını bilmemiz ve görmemiz açısından Elias Rukla’nın hikâyesi anlamlı.

Ne var ki bu gerçeğin bizde kavranma düzeyi konunun hakikatinden hâlâ çok uzak.

Bu kadar çok bilenin yaşadığı bir ülkede bu kavrama sorunu can sıkıcı hakikaten.

Demek ki bilenlerden çok bildiğini sananları dinliyoruz yıllardır.

‘Çalıştay devam ediyor’, ‘Öğretmen strateji belgesini tartıştık’, ‘Vizyon belgesini konuşuyoruz’, ‘Öğrenen okul modeli etkinliğindeyiz’…

Twitter bu cümlelerden geçilmiyor….

Bakıyorsun, titri olan kerli ferli insanlar bunlar.

Eee ne konuştunuz?

Ne diyorsunuz abi?

Söyleyin biz de bilelim!

Adorno, “Bir Alman söylediği yalana inanma zorunluluğu duyan kişidir” demiş. Adorno’nun bu ölçüsünü dikkate aldığımda Türkiye’deki eğitim uzmanlarının Almanlarla bir bağlarının olduğunu düşünüyorum artık!

Başka bir örnek 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin başına gelenler!

2023 Eğitim Vizyon Belgesi 23 Ekim Salı günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde açıklandı. Cumhurbaşkanı ve Milli Eğitim Bakanı sırayla kürsüye gelerek hedeflerini, bu vizyon belgesinden ne murad ettiklerini anlattılar. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk belge hakkında tafsilatlı bir sunum yaptı o gün. Tüm televizyon kanalları sunumu canlı yayınladılar. Vizyon Belgesinin metni internetten tüm Türkiye ile de paylaşıldı.

Elimizde bir metin var. 134 sayfa. Dili Türkçe. Bu metnin sunumu da bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılmış.

Şimdilerde yeni bir moda ile karşı karşıyayız!

Moda şu; Milli Eğitim Bakanını kuruluş kuruluş çağırıp daha önce sunumunu yaptığı vizyon belgesinin tekrar sunumunu kendisine yaptırmak…

Düşünce kuruluşlarının art arda duyurularıyla karşılaşıyoruz:  MEB Bakanı Ziya Selçuk filanca tarihte kuruluşumuzda düzenlenecek programda 2023 Eğitim Vizyon Belgesini anlatacak!   

Şimdi bahsi geçen düşünce kuruluşları Milli Eğitim Bakanından zaten daha önce sunumunu yaptığı bir metni yeniden sunmasını istemek yerine metinle ilgili kendi teklif ve değerlendirmelerini Milli Eğitim Bakanına sunsalar daha iyi olmaz mı?

Varsa bir yol öyle alabiliriz, farklı düşünceler ile öyle karşılaşabiliriz, eksiği gediği öyle kapatabiliriz.

Milli Eğitim Bakanı bir popstar değil ki…

Milli Eğitim Bakanı ile eğitimi konuşacaksınız. Kendi çalışmalarınızı, tefekkürünüzü paylaşacaksınız…

İşte gel de Sokrates’i anmadan geç burada!

Bildiğiniz gibi Sokrates meşhur savunmasında, kendisinin bilge olmadığını Atinalılara anlatmaya çalışır. Sokrates Atinalılara devlet adamlarının,  ozanların ve el işçilerinin yanına gittiğini onların bildiklerini iddia ettikleri şeyler hakkında onlardan istifade etmek istediğini ne var ki hepsinin de bilmedikleri halde biliyor olma iddiası içinde olduklarını gördüğünü anlatır. Kendisinin ise bilmediğini biliyor olması nedeniyle onlardan üstün olduğunu eğer bir bilgeliği varsa işte o bilgeliğin bundan başkaca bir şey olmadığını söyler.

Tamam bilmek önemli de bilmediğini bilmek inanın bence çok daha önemli!

Türkiye’de temel sıkıntı da bu!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Aydın
15-12-18
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI POPSTAR MI?
Online Kişi: 37
Bu Gün: 201 || Bu Ay: 6865 || Toplam Ziyaretçi: 1222696 || Toplam Tıklanma: 33047427