HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 77
Yazar: Ümit Şimşek
TOPLUMSAL CİNSİYETTE GERİ ADIM YOK

TOPLUMSAL CİNSİYETTE GERİ ADIM YOKMillî Eğitim Bakanlığı tarafından bir süre önce tamamlanmış bulunan ETCEP (Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi) ile ilgili olarak yapılan bir açıklama, bazı basın organları tarafından “projenin iptal edildiği” şeklinde yansıtılınca, kamuoyunda farklı şekilde algılanmalara yol açtı.

Bakanlık, resmî sitesinde konuyla ilgili olarak 6 Ocak günü şu açıklamayı yayınlamıştı:

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi” hakkında medyada yer alan haberlere ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur.

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi” Orta Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından 2014 – 2016 yılları arasında yürütülmüş ve tamamlanmıştır. Söz konusu projenin pilot uygulamaları da geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı itibariyle tamamlanmıştır. Basından gelen talepler üzerine, Sayın Bakanımız yapılan pilot uygulamaların çıktılarını değerlendirmiştir.

Bakanlığımızın gündeminde bu alanda devam etmekte olan bir proje yoktur.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.[1]

Proje iptal edilmedi

Bu açıklamanın bazı gazetelerde “Bakanlık sapkın projeyi iptal etti” şeklindeki başlıklar altında yer alması üzerine, Aile Akademisi de kendi web sitesinde bir açıklama yayınlayarak projenin iptal edilmesinin söz konusu olmadığını hatırlattı:

Bu açıklama olumlu bir adımdır. Halkımızın konuya olan duyarlılığının MEB tarafından da dikkate alındığı göstermektedir. Çünkü, hatırlanacağı gibi, 29 Aralık 2018 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayınlanan haberde “toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı okul” projesinin geliştirildiği ve pilot çalışmanın 162 okulda başlatıldığı belirtildikten sonra Bakan’ın şu açıklamalarına yer veriliyordu:

“Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Etkinlik Kitabı hazırlandı. Kitap kapsamında 9. ve 10. sınıf seviyesinde derslerde ünitelere uygun, etkinlikler yaptık. Uzmanlar tarafından hazırlanan taslak etkinliklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla branş ve rehberlik öğretmenlerinin katılımıyla bir çalıştay gerçekleştirildi.

Çalışmalar neticesinde, Taslak Değerlendirme ve İyi Uygulama Örnekleri Raporu hazırlandı ve revize süreci başlatıldı.”

Bu haber üzerine halkın pek çok kesiminden gelen tepkiler sonucunda, Bakanlığın ilk olarak Milli Eğitim Müdürlüklerine bir mesaj gönderdiğini biliyoruz. Sonrasında bir gazetede konuyla ilgili yukarıdaki açıklamaya benzer bir yazı kaleme alındı. 2 Ocak Salı günü açık olan ETCEP sitesi, yayından kaldırıldı. Ne var ki bu açıklama ve adımların kamuoyunda yeterli bulunmadığını belirtmeliyiz. Nitekim Bakanlık dün resmi sitesinde yukarıdaki açıklamayı yaptı. Bu açıklamayı halkımızın konuya olan duyarlılığının bir sonucu olarak görüyoruz.

Yine de bu açıklama yeterli bir açıklama değildir. Çünkü açıklamada “devam etmekte olan bir proje yoktur” denilmektedir. Projenin rafa kaldırıldığı, projenin uygulamasına son verildiği ya da projenin uygulanmasının söz konusu olmadığı söylenmemektedir. Nitekim, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları, yaptığımız araştırmalarda da belirttiğimiz gibi, “ana akım politika” olarak uygulanmaktadır. Yapılması gereken, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarına tamamen son vermektir. Kamuoyunun beklentisi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın AB projelerinden tümüyle bağımsız olarak kendi inanç ve değerlerimize dayalı aile, öğrenci ve öğretmen eğitim programları ve modelleri hazırlamasıdır.

Özetle, Bakanlığın bu açıklamasının ve ETCEP’in ileride gündeme alınıp alınmayacağının takipçisi olacağımızı belirtiyor, kamuoyuna saygılarımızı sunuyoruz.[2]

ETCEP’in arka planı

Yazar Sema Maraşlı da cocukaile.net sitesindeki yazısında bu algı operasyonuna tepki göstererek konunun arka planını şu şekilde açıkladı:

Ak Parti hükûmeti 2012’de “İstanbul Sözleşmesi” diye anılan Avrupa Birliği sözleşmesini kabul etti. Sözleşmeye hiçbir çekince konulmadan, TBMM’de hiçbir itiraz almadan, tüm partilerden bütün milletvekillerinin onayıyla geçti.

Bir bürokrat: “Milletvekillerinin önlerine gelen kanunları okumadan imzaladıklarını” söylemişti, büyük ihtimal bunu da okumadılar. O gün bu korkunç kanuna imza atanlar nasıl hesap verecekler?

O gün aile birliğinin köküne dinamit koyan “İstanbul Sözleşmesi” ve ona bağlı çıkan 6284 kanunu “Delil şahit önemli değil, kadın beyanı yeterlidir” diyerek hem adalet ve aileye büyük bir darbe vurmuş oldu hem de eşcinsel haklarını garanti altına aldı. Bununla birlikte cinsiyet eşitliği politikaları da kabul edilmiş oldu.

2015 yılında ETCEP “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Geliştirme Projesi” okullarda uygulamaya geçti. Milli Eğitim Bakanlığı bütün kitaplardan cinsiyet rolleri ile ilgili ne varsa temizledi. Tüm ülkede öğretmenlere cinsiyet eşitliği eğitimleri verilmeye başlandı, öğrencileri cinsiyet eşitliğine uygun yetiştirsinler diye. O dönem bu konunun tehlikesini yazdım fakat yetkililer kulaklarını tıkadı.

“Cinsiyet eşitliği” kulağa masum geliyor oysa burada bir kelime oyunu var. Sanki hak-hukuk anlamında bir eşitlik isteği gibi algılanıyor. Oysa uygulamada kızlar ve erkekler aynileştirilmeye çalışılıyor. Bu proje kapsamında eğitimciler öğrencilere: “Kız ya da erkek doğmak biyolojiktir, kız ve erkek rollerini toplum size dayatıyor, siz istediğiniz cinsiyeti kendi özgür iradenizle seçebilir onu yaşayabilirsiniz” diyorlar.

Cinsiyet eşitliği eğitimleri, çocukların cinsiyet rolleri ile ilgili kafalarını karıştırıyor. “Erkekler pembe giysin, erkekler de ağlasın, kızlar da erkeklerin yaptığı her işi yapabilir, bir farkınız yok, istediğiniz cinsiyeti seçin…” Bir çocuğun dünyasında ne kadar ağır zihin bozucu dayatmalar.

Cinsiyeti ile ilgili kafası karışan çocuk ki bunlar ilkokul çocukları, ergenlikte nasıl tercihler yapacaklar toplumda görülecektir. Batı toplumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sonucu 5 yaşında 9 yaşında çocuklar cinsiyet değiştirme ameliyatı oluyorlar ve eşcinsellik hiç olmadığı kadar arttı. Cinsiyet eşitliği eğitimi ile çocuklara: “Toplum size cinsiyet rolü dayatıyor, özgür olun” diyerek kendileri de eşcinselliğe yönlendiriyorlar.

Cinsiyet eşitliği çalışmaları çok göz önünde olmadığı MEB de dikkat çekmeden yürüttüğü için üstü kapanmıştı. Konunun tekrar gündeme gelmesi ise yeni bir uygulamanın duyulması ile oldu. Milli Eğitim Bakanlığı son üç yılda farklı şehirlerde 162 okul seçmiş öğrencileri cinsiyetsizleştirmek için yoğun uygulamalar yapılmış. Uygulama bitiminde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk uygulamanın başarıyla yapılıp tamamlandığı, çalıştay yapıldığını ve projelerin devamı geleceğini bir gazeteye açıklama yapınca kıyamet koptu.

Sosyal medyada bu konuyu dert edinmiş ben ve birkaç insaf sahibi uygulamanın tehlikelerini yazdık, takipçilerimiz sağ olsunlar büyük tepki gösterdiler, duyarlı gazeteciler haber yaptı derken olay büyüdü. Seçim öncesi hükumet böyle bir olayın patlak vermesinden rahatsız oldu. Milli Eğitim ETCEP sayfasını hemen kapattı.

. . . [Bakanlığın açıklaması üzerine] herkes rahatladı, ETCEP projesi bitti zannedildi. Oysa orada bir kurnazlık, bir söz oyunu var. Biten ETCEP projesi değil, biten 162 okulun projesi. “Pilot uygulamalar bitti. Devam eden bir pilot uygulama yok” diyor. 162 okul projesinin bittiğini zaten biliyoruz. Üç yıl boyunca binlerce çocuğu zehirleyebildikleri kadar zehirlediler.[3]

Bütün kanunların üzerinde İstanbul Sözleşmesi var

ETCEP, İstanbul Sözleşmesi uyarınca Batı’nın ahlâk anlayışını Türk milletinin bütün kesimlerinde yerleştirmek ve buna aykırı düşen her türlü inanç, örf ve âdetin kökünü toplumdan kazımak maksadıyla bir süredir devletimiz tarafından uygulanmakta olan proje ve faaliyetlerden sadece bir tanesini teşkil ediyor.

Bu macera, 2011 yılında Avrupa Birliği ile imzaladığımız mahut İstanbul Sözleşmesiyle başladı. Yürürlükteki bütün kanunların ve hattâ Anayasanın da üzerinde kabul edilen İstanbul Sözleşmesi, her türlü sapıklığı “cinsel yönelim” adı altında ve tam bir eşitlikle güvence altına alıyordu. Yürürlükteki bütün kanunlar bu Sözleşmeye uygun düşecek şekilde yorumlanmak zorundaydı ve devlet, bütün kurumları ve bütün personeliyle bu Sözleşmeyi uygulamakla görevlendiriliyordu.[4] Hükûmetimiz ise, bir taraftan Avrupa Birliğine “Bizi almazsanız almayın!” şeklinde meydan okurken, bir taraftan da, bütün AB ülkelerinden önce ve hiç çekincesiz olarak bu Sözleşmeyi imzalamış olmakla övünüyordu.[5]

Takip eden yıllarda, İstanbul Sözleşmesinin ve uyum yasası olarak çıkarılan 6284 sayılı kanunun gerektirdiği şekilde, başta Aile ve Millî Eğitim Bakanlıkları olmak üzere, bütün devlet kademeleri bir “eğitim seferberliğine” girişti. Diyanet İşleri Başkanlığının müftü, vaiz, imam ve müezzinleri de dahil olmak üzere bürokrasiye İstanbul Sözleşmesinin getirdiği yeni ahlâk ve inanç ilkeleri öğretildi. O kadar ki, bu eğitim faaliyetleri, bedelli askerlik için eğitim altına alınan erleri dahi kapsamına alacak şekilde kışlalara kadar uzandı.[6] Millî Eğitim Bakanlığı da, bu arada, ETCEP faaliyetleri kapsamında, pilot olarak seçilen on ilde iki yıl boyunca 57 bin öğrenciyi formatladı.[7]

Henüz girdiğimiz 2019 yılında da devletimizin Toplumsal Cinsiyet adı altındaki Batı ahlâkını (!) toplumun bütün kademelerinde yerleştirmek için yoğun faaliyetler içinde bulunması hedefleniyor. Cumhurbaşkanlığının 2019 yılı programı, devletin en yüksek makamına, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politika ve programların hayata geçirilmesi için toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme araçlarının kullanılması, kadınların işgücüne katılımının artırılması” hedefini gösteriyor.[8]

Kısacası: “Devletimiz halkın tepkisine kulak verdi; hatâdan dönüyoruz” diye bayram etmek için henüz vakit çok erken görünüyor. Fakat atmosfer seçim atmosferidir, halkın hissiyatını da o kadar yabana atmaya gelmez; bu bakımdan ara sıra medyamızda böyle “hava indirmeye” yönelik haberlerin peyda olmasına da çok fazla şaşırmamak lâzımdır.

[1] http://www.meb.gov.tr/basin-aciklamasi/haber/17798/tr

[2] http://aileakademisi.org/basinaciklamasi/etcep-hakkinda-basin-aciklamasitoplumsal-cinsiyet-esitligi-politikalarina-tamamen-so

[3] http://www.cocukaile.net/etcp-projesi-ve-milli-egitim/

[4] Ayrıntılar için bkz. https://yazarumit.com/bir-guncelleme-oykusu-2/

[5] https://yazarumit.com/sapikligi-korumakta-avrupayi-sollamisiz/

[6] https://yazarumit.com/kislada-toplumsal-cinsiyet-egitimi/

[7] http://aileakademisi.org/sites/default/files/10_maddede_toplumsal_cinsiyet_esitligi_0.pdf

[8] https://yazarumit.com/toplumsal-cinsiyet-2019da-tam-gaz/

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ümit Şimşek
12-01-19
E mail: yazarumit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
TOPLUMSAL CİNSİYETTE GERİ ADIM YOK
Online Kişi: 37
Bu Gün: 252 || Bu Ay: 5656 || Toplam Ziyaretçi: 1172748 || Toplam Tıklanma: 31904567