HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Neyin aslını öğrendiysem, orada acı buldu beni.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 121
Yazar: Sabri Balaban
HEPSİ NATO TEZGÂHI

Barbarlığı 28 Şubat Kararlarıyla Kamufle Edemezsiniz

Bir zihniyet düşünün ki; bu milletin kalbinde hançerdir. 1951 yılındaki Atlantikçi anlayış, NATO’nun ülkemize davet edilmesiyle beraber 28 Şubat’ın ilk tohumlarını ekmiştir. Birçok muhtıra, darbe, suikast, buralarda tezgâhlanmıştır.

28 Şubat, alenen alınan kararlarla SSCB’nin dağılması milat belirlenerek, ülkemizde devletin kaynakları kullanılarak Müslümanlara karşı asimilasyon politikalarının başlatıldığı adil olmayan ancak oldukça ‘’adi’’ olan savaşın tarihidir. O dönemlerde SSCB’nin dağılmasının ardından NATO’nun düşman belirleme ve kategorik düşman tanımlamaya ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Bu tanımlama, bu milletin bağrına bastığı evlatlarına karşı devlet eliyle yapılan bir ihanetin başlangıç tarihidir.

İhanet karargâhında kendini vatansever gösterme adı altında Kemalizmi kılıf olarak kullanan, ulusalcılığı devrimcilik kavramıyla süsleyen, Batı’nın fundamentalizm uşaklığını yapan bazı ihanetçi cemaatleri de bu milletin üzerinde kılıç olarak kullanan, alçak ve karanlık bir gladyo tezgahıdır NATO.

Bu ülkenin masum solcularını çıkarlarına alet eden, sağcılarını yobaz gören, cemaatlerini ihanetçi olarak yetiştiren alçaklığın adıdır NATO.

Batı’nın kripto yapılanması içerisinde adı soyadı Türkçe olan içimizdeki ihanetçiler doğru tespit edilmediği sürece daha çok bedel ödeyeceğimizi unutmayalım.

1960 darbesini iftira ve fitneci bir yapıyla başaran, 1980 darbesini planlayan, silahlı kuvvetlerin içerisinden satılmış, ayrılıkçı düşüncelerle gelen Avrasyacılık ve Batıcılık temelli ihanetler hiçbir zaman bitmedi. 2500 yıllık Türk tarih ve geleneğini inkâr eden yaklaşım; hastalıklı bir beyin yapısıdır.

28 Şubat’ın tohumlarının ekildiği tarih, Uğur Mumcu’yu katleden zihniyetin doğduğu, birçok eylemin peş peşe hazırlandığı bir tarihtir. Uğur Mumcu, vatansever bir gazeteci olarak devletin karanlık kısmını incelediği sırada suikasta maruz bırakılmıştır.

28 Şubat zihniyetini savunan, prensipleriyle utanmadan başlarını dik tutanlar, FETÖ ve PKK’dan daha tehlikelidir. Bu akıl yapılanması Adnan Kahveci’yi öldüren zihniyettir. Bu alçak, derin yapılanma denilen NATO ve merkezi, Eşref Bitlis’i öldüren zihniyettir. Bu karanlık yapılanmalar bu ülkenin değerleri olan Kürtleri, Türkleri, Lazları, Çerkezleri birbirinden ayırt eden, Bingöl’de 1998 yılında 33 askerimizi şehit eden alçak yapıdır.

Ne yazık ki; Madımak olaylarını başlatan, Başbağlar katliamıyla devam eden, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ı lojmanda şehit eden bir tiyatroya seyirci olduk. Bu alçaklığın ana karargâhı olarak NATO’nun içindeki, içimizdeki soysuzları hep görmezden geldik.

Cem Ersever’in ölümünü tesadüflere bağlayan bir aklın, aklımızla alay eden dönemin kudretli(!) paşalarının ne kadar beyinsiz olduklarını bugün daha iyi anlıyoruz. FETÖ’nün 1983 yılından beri silahlı kuvvetlerde yapılanmasına göz yuman ulusalcı, Kemalist zihniyetin bugün kendini sütten liman görmesi affedilir bir durum değildir.

FETÖ denilen alçak yapılanma, dini kullanarak meyhaneyi hoş görmekten tutun da zinaya kadar, katalog evliliğinden başlayıp, her türlü alçaklığı lehine kullanabilen aşağılık bir oluşumdur. Kamu kurumlarında 28 Şubatçı zihniyeti toplum üzerinde kullanan döneminin hükümet yetkilileri ve ona uşaklık edip bu talimatları uygulayanlar lanetli bir mahlukat sınıfıdır.

Çoğu zaman kendini toplum üstü gören, devletin sahibi olduğunu ifade eden cibilliyetsiz şahsiyetlerin ferman yazdığını hiçbir zaman unutmadık.

28 Şubat, bazı tezgâhtarların birçok kamu ve kurumda Müslüman, mütedeyyin kamu personelini ihraç etmek için maksatlı olarak hazırladığı bir yol haritasıdır. Buna zemin hazırlayan, bunca mazlumun ahını alan, haksız yere insanların ekmeğiyle oynayan bu gibi yapılanmalar hem bu dünyada hem de ahirette bu milletin lanetiyle karşılaşacaktır.

Cemaatleri vesile, tarihleri dönüm noktası belirleyerek bu toprakların inançlı insanlarına derin yapılanmasıyla en büyük küfrü NATO etmiştir.

28 Şubat barbarlığını bir notla kapatmak isterim…

Silahlı kuvvetlerde, peygamber ocağında genç bir subay; Sadık Güray Balatekin. Vatanını severek girdiği silahlı kuvvetlerden irticai faaliyet sebebiyle ihraç ediliyor bu genç subay. O sıralarda GATA’da kanser tedavisi gören eşi ise hastahanenin yoğun bakımından çıkarılarak, hastanede tedavi görmesi engellenerek ölüme terk ediliyor. Yirmi gün sonra ise kapıyor gözlerini bu hayata. Bu acımasızlığa sebep olanların, bu zulmü uygulayanların Allah katında, kul hakkında affedilir bir yanı var mıdır?

Bir insanın hayatta başına gelebilecek en kötü hadiselerden biridir bu. Bu ve bunun gibi onlarca belki yüzlerce acılara rağmen Ergenekoncuların, Balyozcuların bu ülkede hâlâ savunulması da ayrı bir ironidir. Bir o kadar da ikiyüzlü bir politikadır. NATO denilen bu karanlık ve barbar yapıya uşaklık eden, hizmet eden herkes, altını tekrar çizmekte yarar var ki; lanetlidir.

Vesselam…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Sabri Balaban
29-01-19
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
HEPSİ NATO TEZGÂHI
Online Kişi: 21
Bu Gün: 233 || Bu Ay: 6400 || Toplam Ziyaretçi: 1197299 || Toplam Tıklanma: 32514255