HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 218
Yazar: Ömer Kayani
ŞEYTÂNÎLERİN KÜRESEL FAY HATLARINDA DANSI

“Gün olur asra bedel” sözünü yaşadığımız zamanlardan geçiyoruz.

Sabah çok önemli diye hafızamıza aldığımız konu öğlene eskimiş akşama ise tamamen yerini çok daha önemli bir gelişmeye bırakmış oluyor.

Her akşam ekranlarınızda kafanızı daha da karıştırmak üzere konumlanmış küresel sistemin maaşlı elemanları, troller, siyasi fahişeler bu kafa karışıklığınıza kendi katkılarını veriyorlar.

İngilizlerin mükemmel bir şekilde adlandırdıkları “spin doctors” diye siyasî bir tabirleri vardır. Yani kamuoyu yönetme uzmanlarının başınızı döndürüp size istediklerini istedikleri şekilde yutturmaları, yeri gelince unutturmaları, gündemi değiştirmeleri ve sizi karmaşada kaybettirmeleri yöntemidir.

Peki buna karşı koyabileceğimiz bir metot yok mu?

Evet, bizce var.

Siz yönünüzü, kıblenizi, başınızı sabit tutun, bırakın onlar sizi döndürmeye çalışırken dönsünler, spin atsınlar.

Düzenli krizlerle cephane ve toprak kazanımı

Biriken bu kadar konu olunca, eski konulardan analiz yapmak şart oldu. Tahminen 2016 yılında “Süper Shemitah” krizi patlak verecekti. Ancak patlamadı ve bunun en muhtemel sebebi de bizce 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden istedikleri sonucu alamamış olmalarıdır. Kıyameti görenler muhtemeldir ki projelerini askıya almak zorunda kalmışlardır.

Darbe girişiminden 4 ay sonra Trump, Amerikan Başkanı seçilmiş ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmiştir.

Yahudi damat

Seçilen Başkanın başına gelebilecek en kötü şey bir ekonomik krizdir. Ama sadece kriz yetmez, bir de kızları esir verme durumu vardır.

Ülkemizin 28 Şubat darbesi ile yüz yüze kaldığı sıralarda piyasaya çıkan “Başkanın Kızı” isimli kitabında Jack Higgins birdenbire konu değiştirerek Ortadoğu bölgesine yönelir.

Bu kitabın Irak’ın işgalinden 6 sene önce yazıldığını hatırlatalım.

Şimdi Amerikan Başkanı Trump’ın kızının her tarafından buram buram Mossad kokusu gelen Yahudi damadını düşünün, bu damadın Ortadoğu politikalarını yönetmekle görevli olarak en üst kademede çalıştığını hatırlayın, kızının Museviliğe devşirildiğini hatırlayın, aynı dönemde Trump’a rakip olan Hillary Clinton’ın da damadının da Yahudi olduğunu hatırlayın, karşınıza çıkan resim aşikar değil mi?

Kızlar üzerinden savaş

Sistemin çalışma şekli sizi ikna etmedi ise 5G ile dünya internet ve elektronik altyapısını ele geçirmekte olan Çinli Huawei firmasının sözde sahibinin kızının başına Kanada’da gelenleri hatırlayın.

DEAŞ da değil, IŞID de, o ISIS

Bizim zorla DEAŞ diye isimlendirdiğimiz örgütün İngilizce ismi ISIS’dir ve ismin kendisi başlı başına bir şifredir. Anası çocuğuna ISIS demiş siz zorla “hayır DEAŞ” diyorsunuz, öyle olunca da şifreyi çözemiyorsunuz.

Onların ISIS bizim DEAŞ dediğimiz örgüt çıktı çıkalı neler oldu peki?

Suriye dağıtıldı, Trump önce Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti, sonra Suriye’nin Golan tepelerini İsrail’in nüfusuna geçirdi.

Şimdi de;

Büyük sürgün mü başlıyor?

Yüzyılın anlaşması adı altında Filistinlileri Sina’ya yani Mısır mitolojisinde Seth’in sürüldüğü Sahra çölüne sürme çalışmaları 2017 yılından beri basına sızdırılıyor.

Her şey Mısır mitolojisinin sembolizmine ne kadar uygun gidiyor, değil mi?

Hani ISIS/DEAŞ militanlarını Golan’da tedavi eden İsrail haberlerini hatırlamışsınızdır. Masonların ISIS isimli localarını araştırma işlerini size tevdi edip bir hatırlatma yapalım:

Mısır kültünde 12 Ekim “Kara Toprakların” Horus’a ve “Kızıl toprakların” Seth’e verildiği tarihtir. Temmuz ve Ekim aylarına dikkat diyelim.

Yine geçtiğimiz günlerde “seçilmesi durumunda Batı Şeria’yı ilhak edeceğini” söyleyen Netanyahu istediğini aldı ve seçildi.

Yani planları işlemeye devam ediyor.

Ama tıkır tıkır işletemediklerini şöyle kanıtlayabiliriz;

Filistin tarafından atılan ev yapımı füzelere karşı İsrail’i koruyan ve bizim de bazı gazetecilerimizin pek bir hayran olduğu anti füze sistemi “Demir Kubbe” yi, geçen Kasım ayında kim çökertip 360 füzenin İsrail işgali altındaki topraklarda patlamasını sağladı acaba?

İsrail ve küçük küreselcilerin büyük planları

Tabii iş o kadar basit değil. 2015 ve 2016 yıllarında yaşanan harita savaşlarını hatırlayın:

CNN İsrail’i, Google Filistin’i haritadan silerken büyük bir savaşın da işaretini veriyorlardı.
The New York Post tarafından “harfi harfine” alıntılanan Kissinger’in “10 yıl içinde artık İsrail olmayacak” sözü kati ve şartsız. Kissinger, İsrail’in tehlikede olduğunu, fazladan trilyonlarca dolar verip düşmanlarını ordumuzla ezersek kurtulabileceğini söylemiyor. Netenyahu’nun eski dostu Mitt Romney’i seçersek, İsrail’in bir şekilde kurtulabileceğini de anlatmıyor. İran’ı bombalarsak, İsrail var olmaya devam edebilir de demiyor. Bir çıkış yolu önermiyor. Basitçe bir gerçeği belirtiyor: 2022’de, İsrail artık olmayacak. (Gazeteler, 6 Ekim 2012)

Kuşak-yol cezaları kesiliyor

İşte bu global yönetimin en önemli projesi olan “kuşak – yol” üzerinde yer alan tüm ülkelerde karmaşa hakim. Ülkeler dağılıyor, ekonomik krizler çıkıyor, müeyyideler uygulanmaya çalışılıyor, iktidarlar devriliyor, semboller yanıyor.

“Kuşak yol”un ve İsrail’in can suyu, Akdeniz gazı

Kıbrıs, Lübnan, Filistin, Mısır ve İsrail’in açıklarında yatan doğalgaz rezervlerinin tüm dünya donanmalarını av bekleyen çakallar gibi bölgeye çektiği günlerde ardı ardına tatbikatlar yapılmaktadır. Özellikle BAE’nin her türlü pis ayak işlerini yaptığı, Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs ve Mısır ittifakına Amerika’da açıktan destek vermektedir.

Akdeniz savaşında F-35 ve S-400’lerin rolü

Aslından en güzel analizi Alman Stern dergisi geçen hafta yaptı:

“ABD, dünyanın her ülkesinin hava sahasında gizli jetleriyle uçabilen bir ülke. Dolayısıyla Türk hava sahasında da başta Akdeniz olmak üzere radara görünmeden uçabiliyor. S-400’lerin en önemli özelliği ise görünmez olarak nitelendirilen uçakları tespit edebilmesi.”

Yazıda S-400 bataryalarının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkisini büyük ölçüde artıracağı söylendi ve “Ankara’nın iradesi dışında, havadaki kimse bu alanda çalışamaz” denildi. (17 Nisan)

Zaten F-35 ambargosu gündeme geldiğinde İsrail’in nasıl mutluluk çığlıkları attığını hatırlarsınız. Dolayısıyla F-35 ve S-400 kombinasyonuna donanmasının gücü eklendiğinde Türkiye’ye rakip olabilecek bir bölge aktörü bulunmamaktadır.

Burada Türkiye’nin yaptığı uçak gemisi/havuzlu çıkarma gemisi kombinasyonu olan TCG Anadolu üzerine konulacak olan F-35’leri de eklerseniz resim ortaya çıkar.

Atılan çığlıkların asıl sebebi budur.

Notre Dame’da yanan ne?

İki hafta önce şu soruyu sormuştuk: “Türkiye Ayasofya’yı açarak Hristiyan dünyasının şimşeklerini üzerine çekseydi aynı sıralarda İsrail Kudüs’te ne yapacaktı? 7 tepeli İstanbul’un Ayasofya camisinden 7 tepeli Kudüs’ün Mescid-i Aksa’sına giden yol bir semboldür. Ve bu yolu iyi anlamak gerekmektedir.”

Erdoğan’ın “Tuzağa düşmeyiz, biz neyi ne zaman açacağımızı kendimiz belirleriz” mealindeki sözlerinden Türk devletinin “dolduruşa gelmeyeceği” beyan edilmiştir. Dolayısıyla Yeni Zelanda cami katliamıyla başlayan son süreçte, Ayasofya’dan istediğini elde edemeyenler bir sonraki durak olan Paris Notre Dame Katedralini yakmışlardır.

Kudüs’te İsrail işgali altındaki Mescid-i Aksa’nın her daim baskın, saldırı, kuşatma ve yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu zaten hepimizin malumu.

Roma’nın başı Katolik rahiplerin taciz/tecavüz skandalları ile derttedir. Türkiye’de Ayasofya gündeme getirilmeye çalışılmış, Mescid’i Aksa yıkılma yakılma tehdidi altındadır ve şimdi Vatikan’ın “Hristiyanlığın Fransa’daki sembolü” olarak tanımladığı ve Paris Başpiskoposluğuna ev sahipliği yapan katedral cayır cayır yanmıştır.

Ama Notre Dame katedralinin bir özelliği daha bulunmaktadır. Tapınakçıların, ki bugün güncel isimleriyle onlara küreselciler diyoruz, yeraltına çekilmeden önceki son büyük ustası, 18 Mart 1314’te, Notre Dame Katedrali’nin önündeki meydana getirilip mahkumiyet kararı okundu, aynı gün adanın diğer ucunda yakılarak idam edildi.

Burayı kimin yaktığına karar vermek görüldüğü gibi oldukça güç. 4 gün önce çatıdaki 16 heykelin restorasyon nedeniyle oradan kaldırıldığı, Hz İsa’nın sözde çarmıha gerilmeden önce başına takıldığına inanılan “Dikenli Taç”ın yangından kurtarıldığı yazılmaktadır.

Küreselcilerin yeni mekanı Çin’de yayınlanan Global Times gazetesi ise adeta çok ince bir mesaj vererek Assassin’s Creed: Unity (suikastçinin yuvası) oyununda yer alan Notre Dame’ın detaylı modelinin yeniden inşa için yardımcı olabileceğini yazmaktadır.

Çok ilginç bir durum. Yeniden inşa için Tapınakçıları/Küreselcileri konu alan bir oyunda yer alan grafik detaylar kullanılabilirmiş.

Adeta “bırakın Tapınakçılar yeniden yapsın, intikam alınmış olsun” der gibiler.

Niye Fransız devrimi?

“Kendileriyle – sömürecekleri insanlar arasındaki son engel olan kralları kaldırmak amacıyla saldırmışlardı. Fransız devrimini bunun için yaptılar. Fransız kraliçesine gerçekte söylemediği ‘ekmek bulamazlarsa pasta yesinler’ cümlesini halkı kışkırtmak için ajan provokatörlere söyletmişlerdi. Fransız devriminin verdiği tecrübe ve başarıyla Bolşevik devrimini de yaptılar. Kralları devirdiler çünkü onlar kendi halklarına, topraklarına asla ihanet etmezdi. Ardından dünyanın en ucuz emtiası olan politikacı denen sınıfı ürettiler. Kendi çıkarlarından başka kimseye sadık olmamak üzere türetilen bu politikacılar sınıfı ile ülkeleri canları istedikleri gibi yönettiler, parçaladılar, dinleriyle oynadılar, inançlarını değiştirdiler. Bu çıkarcı sınıf aracılığıyla kendilerini göstermeden ülkelerin kanlarını emdiler, savaşlar çıkardılar, paralarını kendileri bastılar, doğal kaynaklarına el koydular.

Buraya kadar dilimiz döndüğünce dünya üzerinde Küreselcilerle – Ulus devletlerin, dinsizlerle – dindarların çatışmasını anlatmaya çalıştık.

Geçen hafta Twitter’da Tapınakçıların en karanlık bankası HSBC’nin (Hong Kong Shangai Banking Corporation) reklamını görünce işte budur dedik:

Sembolü 2D ve 3D piramit olan Tapınakçıların bankası HSBC de piramitlerini İstanbul’un üzerine oturtmuştu reklamda. Hem de eski bir İstanbul fotoğrafının üzerine. Piramitlerin üzerindeki köprü sembolüne dikkatinizi çekeriz.

Müthiş bir subliminal çalışma ile “Kuşak yol” un Türkiye sembolü olan 3. Köprü ve yeni havalimanıyla hazırız mesajı vermiş bankamız adeta.

Bu reklam bize, 3 sene önce Küreselcilerin adayı Hillary Clinton seçilemeyince yazdığımız “Geleceklerdi ama gelemediler sanki” başlıklı yazımızda incelediğimiz bir filmi hatırlattı. Orada da Çin’in finans merkezi Şangay’ın üzerine inen bir cisim vardı, benzerlik şaşırtıcı değil mi?

2013 yılında HSBC’nin İstanbul Levent’te bulunan merkez binası çok kanlı bir saldırı ile havaya uçurulduğunda 27 kişi ölmüş ve yüzlerce kişi yaralanmış, bina kullanılamaz hale gelmişti.

Banka bazıları tarafından 2001 ekonomik krizini tetikleyenlerden biri olmakla suçlanmıştı.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ömer Kayani
07-05-19
E mail: gercekhayat.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ŞEYTÂNÎLERİN KÜRESEL FAY HATLARINDA DANSI
Online Kişi: 31
Bu Gün: 92 || Bu Ay: 8258 || Toplam Ziyaretçi: 1346045 || Toplam Tıklanma: 35419982