HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 147
Yazar: Mustafa Çelik
NASİHATLER DUYULMUYOR, YARAYA EL SÜREN YOK

NASİHATLER DUYULMUYOR, YARAYA EL SÜREN YOKKahbe içeride ise kapı kilit tutmaz

Dostlarımızın gönlü düşmanlarımıza açıldı. Bir dolu umudumuz vardı o da boşa saçıldı. Yapılan nasihatler duyulmuyor kulaklar sağır. Yardım için uzatılan ellerimiz boşlukta adımlar ağır. Avazın çıktığı kadar bağır; “Kahpe içerde olursa kapı kilit tutmaz.” Düşman ayakta iken Mü’min yatağında rahat uyumaz.

Yarınlara emin adımlarla ilerlemek istiyorsan behemehâl içerideki kahpeleri temizle. Şunu bunu bırak sadece Peygamber ve sahâbesini izle. İhanet okunuyorsa hain gözlerde; cinayet işlenir kem sözlerde. Plan ve projeler yanar kül olur közlerde.

Dostlardaki hainlik samimiyeti vuran öldürücü silahtır. Hainliği tezahür etmiş dostlarla değil yol yürümek, görüşmek bile günahtır.

İçerideki hain bürünmüş Peygamber hırkasına; durmadan sırların casusluğunu yaparak laf ulaştırıyor Ebu Cehil fırkasına. O Ebu Cehil fırkası ki; Allah’a değil, güveniyor tağutların yasasına. Hainliğine taraftar bulmak için saklanıyor heykellerin arkasına!

Lâ dini güçleri razı etmek için mallarını, hayatlarını, mesailerini saçıp savuranlar, mü’minlerin değil, şeytanların kardeşleridir. Rabbimiz buyuruyor: “Şüphesiz saçıp savuranlar ihvanu’ş Şeyatin/şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.” (İsra Sûresi/ 27)

Bilindiği gibi, şeytan bir müddet meleklerin içinde yaşadı. İçerideki hainlerin ilki odur. Mesele sadece bilgi olsaydı şeytan hepimize hoca olurdu. Mesele önce iman, sonra ilim ve daha sonra da salih ameldir. İmansız ve amelsiz ilim, insanı şeytan yapmaktan başka bir şeye yaramaz. Allah yolunda güçlenmek, kuvvetlenmek için dâhildeki hainleri etkisiz, yetkisiz ve güvensiz olduklarını ispatlamak şarttır. Bakınız ABD’nin “Yahudi asıllı” eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’a 1990’lı yıllarda sormuşlar: “Amerika, nasıl bu kadar güçlü olabildi?”

Kissinger; “Biz Amerika olarak neden güçlüyüz biliyor musunuz?” diye başlayıp, şöyle sürdürmüş sözlerini:

“Bizler Amerika olarak içimizdeki vatan hainlerini çabuk etkisiz hâle getiririz... Dünyanın birçok ülkesindeki vatan hainlerini de kahraman yapar, onları ülkelerinde önemli yerlere getiririz.”

Kissinger’ın bu sözlerinden anlıyoruz ki; bir ülkenin “güçlü” olabilmesinin birinci şartı, “vatan hainlerini etkisiz hale getirmek”, ikinci şartı da “yabancı ülkelerdeki vatan hainlerini kahraman olarak lanse etmek” ve onları “önemli yerlere getirmek”tir!..

İçindeki hainleri temizlemeyip söz sahibi kılan, etkili ve yetkili hale getiren oluşumların, yapılanmaların geleceği olmaz. Hainlerle yola çıkmak, yolun başında yolu inkâr edenleri yetiştirmeye başlamaktır.

Dâhildeki hainler bir devrin işaretleridir. Devir, tilki ile plan yapan, kurt ile avlanan, sonra oturup koyun ile birlikte feryad eden ve çobanla birlikte ağlayıp yas tutanların devridir. Önce kurtla birlikte yiyen ve sonra da çobanla birlikte ağlayanlar, ümmetin ipini hainlerin ipine bağlayanlardır. Günümüzün haini, kurtla beraber öldürüyor, çobanla beraber yiyor, sahibiyle birlikte ağlıyor.

Ebu Muslim Horasanî der ki: “Onlar şerlerinden emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak için düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakın tutulan düşman dost olmadı. Ama uzak tutulan dostları düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”

Düşmanın çoğaldığı an, dostların düşman olduğu andır. Haine hainliği hatırlatılmazsa o hep kahramandır. İhanete uğrayan emanetlerin hesabını bizden soracak olan yegâne halıkımız Rahman’dır.

“Yusuf kuyuya, Mısır Yusuf’a emanet,

Hak Nebi mağaraya, Medine Hak Nebi’ye emanet,

İbrahim ateşe, İsmail bıçağa emanet,

Ne bıçak, ne ateş, ne kuyu, ne de mağara etmedi ihanet,

Asrın İbrahimleri sana emanet!

Arkadaş!

Gel sen de bir kor gibi yak sineni,

Çünkü hepsi Allah’a emanet.

İçine doğru derinleş, dibi görünmeyen bir kuyu ol,

Sakla Yusufları koynunda, Yusuflar sana emanet!

Mağarada yılan olma,

Güvercin gibi vefalı, örümcek gibi tehlikelere perdedâr ol,

Mağara gibi al Muhammedi’leri, al yedi genci, al bütün bir gençliği…

Hz. Sümeyrâ, Hak Nebi’yi evlâtlarına emanet etti.

“Sakın O’na bir şey olursa eve dönmeyin” dedi.

Dönmeden emanete sahip çıkamayacaklarını anlayınca vazgeçtiler eve dönmekten.

Evlerinden çıkamayanlar neyin emanetçisi acaba?”

Dinimizi çaldılar, ilmimizi, amelimizi çaldılar. Bizi bizden çaldılar. Önce ekmeğimizi çalıyorlar sonra da ondan bize bir parça vermeye çalışıyorlar. Muhtaç ettirip yardım etmek, planlanmış bir cinayettir. Bu cinayetin canilerini asla unutmamalıyız.

Gelin hep beraber hainleri aşıp emanete sahip çıkalım. Emanete taktığımız kilidi gözümüz gibi koruyalım. Biz mü’miniz bütün insanlık bize emanet. Bizim içimizde yaşama hakkını ve imkânını asla ve kat’a bulmamalı hain ile ihanet!

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
11-07-19
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
NASİHATLER DUYULMUYOR, YARAYA EL SÜREN YOK
Online Kişi: 20
Bu Gün: 64 || Bu Ay: 5065 || Toplam Ziyaretçi: 1367195 || Toplam Tıklanma: 35873835