
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 3137 |
S-9) Risale-i Nurlar için ben onlar kendim deil ilham olarak yazyorum demesi ve bundan ötürü Risalelere Kur'an mesabesinde baklmas nasl bir durumdur?
Bir olgu olarak "ilham"n hakikatini teslim etmekle birlikte, bizim Akaid ve Usul-i Fkh kaynaklarmzda onun bir "bilgi/hüküm kayna" olarak deerlendirilmediini bilmemiz gerekir. Bilindii gibi Usul-i Fkh'da, bilgi/hüküm kaynaklar (edille-i er'iyye), "aslî" ve "fer'î" olarak iki kategoriye ayrlmtr. Kitap, Sünnet, cma ve Kyas "aslî" bilgi/hüküm kaynaklarn tekil ederken, -mezhepler arasnda ihtilafl bir alan oluturan- stihsan, Mesalih-i Mürsele, Sedd-i Zerayi, Örf vb. de "fer'î" bilgi/hüküm kaynaklarn oluturur. Bunlar arasnda "ilham" diye bir maddenin yer almadna bilhassa dikkat etmek gerekir..
lham ve rüyann bilgi/hüküm deeri konusunda derli-toplu ve sahih bilgi bulabileceimiz bir kaynak olarak Abdülganî en-Nâblusî'nin el-Hadîkatu'n-Nediyye erhu't-Tarîkati'l-Muhammediyye isimli eseri zikre deerdir.(1) en-Nâblusî orada ksaca ve anlam olarak öyle der: Gerek zahir, gerekse batn ulemas nazarnda ilham, kendisiyle er'î ahkâmn sabit olduu, Kitap ve Sünnet'ten müstani klan bir hüccet deildir. Batn ulemas nazarnda -amelî hayat Kitap ve Sünnet'ten elde edilen ilim dorultusunda düzenlendikten sonra- ilham Kitap ve Sünnet'in anlamlarn kavramada sahih bir yol olarak görülür. Aksi halde ilham, kendisiyle amel etmek caiz olmayan eytanî bir vesvese olur...
Bu çerçevede ulemamz, er'î nass, ilke ve hükümlerle çatmamak artyla ilhamla amel edilebileceini belirtmitir. Ancak hemen belirtelim ki, bu da ilham sahibinin ahsyla snrl bir durumdur; bir bakasn kesinlikle ilzam etmez.
Bu noktay aklda tutarak meseleyle alakal bir dier noktaya intikal edelim: nsann, Kitap ve Sünnet'ten içtihad ederek çkard hükümde yanlma pay her zaman mevcut olduu gibi, ilham ve keifle elde ettii bilgide de yanlma pay her zaman mevcuttur. Daha önce muhtelif vesilelerle deindiim bu meselenin tafsilat için dipnotta belirttiim yere baklabilir.(2)
nsan herhangi bir mesele üzerinde uzun zaman younlat zaman, gerekli altyapya da sahipse, bakalarnn dikkatinden kaçan birtakm bilgi ve tesbitlere ulaabilir. Bu yolla kalbine, bakalarna zahir olmayan bilgiler münkeif olabilir. Hepimizin bu dorultuda tesbit, müahede ve tecrübeleri vardr. Dolaysyla Bediüzzaman merhum gibi hayatn Risale-i Nur'un telifiyle geçirmi, daha dorusu hayatn buna adam bir insann, bir ömür üzerinde younlat meseleler hakknda ilhama mazhar olmasn garipsememek gerekir.
Yanl olan, Risale-i Nur'un ihtiva ettii Kur'an ve Sünnet nasslar zemininde birtakm anlam boyutlarna ilhamla ulalm olabileceini söylemek deil, "ilhamla yazlmtr" diyerek bu esere "hatadan masun" gözüyle bakmaktr. nsan ürünü hiçbir eser hatadan salim olmad gibi, Risale-i Nur da hatasz deildir. Bediüzzaman merhumun kendisi hakknda ileri sürmedii bir davay biz onun hakknda nasl ileri sürebiliriz? O'nun, kendisi veya Risale-i Nur hakknda "hataszdr" eklinde bir iddiada bulunmu olmas öyle dursun, kendi sözleri hakknda "mihenge vurun" dediini daha önce görmütük.
Ancak yine daha önce de dediim gibi bu durum, Risale-i Nur'u her önüne gelenin tenkit edebilecei, ya da "içinde hatalar var" diyerek kymetten düürebilecei anlamna gelmez. Hele baz çevrelerde görüldüü gibi bu eser ve sahibi hakknda tahkire varan bir tutum ve üslup benimsemek, -tasvip ve tensip etmek öyle dursun- müsamaha ile dahi karlanamaz!
Devam edecek
1- Bkz. el-Hadîkatu'n-Nediyye, I, 164 vd.
2- Ebubekir Sifil, Sana Din'den Sorarlar, I, 143 vd.
Yazar: Dr. Ebubekir Sifil |
27-10-10 |
||
| E mail: milligazete.com | Tweet | ||