HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 102
Yazar: D. Mehmet Doğan
CEHÂLET SALDIRGANLAŞTIRIR

CEHÂLET SALDIRGANLAŞTIRIRYüzüncü yılına yaklaşıyoruz, zamanında “inkılâp”, sonra “devrim” denilen 1920’lerdeki uygulamaları eleştiremeyeceğiz, olumsuzluklarını söyleyemeyecek miyiz? Eğer böyle bir şey yapmaya kalkışırsak da kuduzca saldırılara mı maruz kalacağız.

Bu saldırgan cahiller, yirminci yüzyılda köklü milletlerden sadece Türklerin alfabesinin değiştirildiğini bilmezler.

Sovyet bloğundaki Türkler, önce Latin harflerine sonra farklı Kiril alfabelerine geçirildi. Batı bloğundaki Türkiye Latin harflerine geçirildi…

Alfabe değişimi bir hâfıza sıfırlamasıdır! Türklerin geçmişte dinlerine göre alfabeleri oldu. Orhun yazıtlarındaki alfabeden neredeyse yüz yıl sonra Soğd esaslı Uygur alfabesi kullanıldı. Bu alfabe Kök Türk alfabesine göre daha uzun süre kullanılmıştır. Türkler müslümanlıktan sonra Arap/İslâm alfabesine geçmişlerdir. Buna rağmen Uygur alfabesi de dolaşımda kalmıştır. Osmanlı divanında Fatih dönemine kadar Uygur alfabesi ile yazılmış metinler olduğu bilinmektedir.

Türklerin Arap alfabesine geçtiği dönemlerde alfabe değiştiren veya alfabe edinen bir hayli kavim vardır. Bu dönemde yazılı metinler büyük bir yekûn tutmadığı, hele de okur yazarlık yaygın olmadığı için alfabe değişikliği ciddi bir kültürel hasara yol açmamıştır. Aradan bin yıl geçmiş, 20. Yüzyılda sadece Türkler’in alfabesi değiştirilmiştir. 20. Yüzyılın başında bütün Türklerin müşterek bir alfabesi vardı. Artık yoktur ve belki de bundan sonra hiç olamayacaktır!

20. yüzyılın başında iki yazı dilimiz vardı, batı ve doğu. Batı yazı dili Osmanlıca olarak anılırdı. Azerbaycan’da kullanılan yazı dili Osmanlıca olmamakla beraber, batı yazı dili çerçevesinde idi. Doğuda kullanılan yazı dili Çağatayca olarak anılırdı. Türkistan’da yazılı kültürü fazla olmayan topluluklarda yetişen yazarlar da bu yazı dilini kullanırdı. Komünizm döneminde Türk topluluklarının her biri ayrı Kiril alfabesi kullanmaya mecbur edildi, hepsinin farklı edebi dil oluşturması için sistem kuruldu. Böylece Kazak, Kırgız, Türkmen, Tatar yazı dilleri geliştirildi.

Türkiye de yazı dilini değiştirdi! Bin yıllık edebî zenginlik bir yana bırakılarak yeni bir dil oluşturulmaya çalışıldı ve bunda belli ölçüde başarı kazanıldı. İşte dil devrimi ile yapılmak istenen bu idi.

Alfabe inkılabının en bilinen (veya dışa vurulan) gerekçesi kolay okuma yazma öğrenmekti. Güya Latin harfleri ile 10-15 yılda bütün millet okur yazar olacaktı. Peki ne oldu? Atatürk öldüğünde ancak yüzde yirmiye ulaşılmıştı. İşe bakın Türkiye’de okur yazarlık oranı “gerici” iktidarlar döneminde ciddi şekilde arttı. DP iktidarının sonunda yüzde kırka varılmıştı. Bugün ise, yüzde yüze yaklaşmıştır.

Beş-on yılda herkesi okur-yazar yapmak iddiasını ciddiye almak mümkün değildir. Bu önce öğretici kadro yetiştirme, sonra fiziki şartların sağlanması ile ilgilidir. Okullaşma oranını artırmadan, öğretmen yetiştirmeden okur yazarlık nisbetini artırmak mümkün değildir.

Kemal Karpat, 1890’larda Osmanlı’da okur yazarlık oranının yüzde altmışın üzerinde olduğunu tespit etmiştir. Bu durumda Cumhuriyet’in başlangıç yıllarında okur yazarlık oranının yüzde onlarda olduğu iddiası nasıl açıklanabilir?

Bu ancak 1911’den beri savaşan bir toplumun eğitim zayiatı ile izah edilebilir! Mesela memleketim Kalecik’te, iptidailer (ilk okullar) dışında rüşdiye (orta okul) varken, Cumhuriyet’ten sonra, muhtemelen öğretmen yokluğundan, kapatılmıştır. Kalecik’te orta okul ancak 1950’lere doğru açılabilmiştir.

Gelelim meselenin özüne…Okur yazarlık seviyesinin alfabe ile alâkası yoktur. Dünyanın en zor alfabesine sahip Çin, Kore ve Japonya’da okur yazarlık oranları bizden yüksektir! Alfabesini değiştirmeyen İran’ın okur yazarlık oranı ile Türkiye’ninki birbirine yakındır. İran’da kitap okuma oranının Türkiye’den yüksek olduğunu da kaydedelim.

Neden bu kadar bilgi verdik? Ancak kör cahillere yakışır bir saldırgan yazı ile karşılaştığımız için.

Bir “spiker-gazeteci” bir milletvekilini hedef alan bir yazı yayınlamış. Beni ilgilendireceği düşünülerek sağdan soldan gönderilince, okumak zorunda kaldım. Spiker-gazeteci güya harf inkılabını savunuyor. O kadar cahilane bir savunma ki, şecaat arz ederken cehaletini açığa vuruyor.

Türklerin ilk alfabesi Uygur alfabesi imiş!

Bu eçhelin, Orhun yazıtlarından ve onun yazıldığı alfabeden haberi yok!

İran’ın farklı alfabesi varmış!

Bana İran alfabesi ile bir kelime yaz da göreyim!

İran’ın bugün de kullandığı alfabe İslâm dünyasının ortak alfabesidir. Yani bizim 1928’e kadar kullandığımız alfabe!

Türk dünyası farklı alfabeler kullanıyormuş. Neden acaba?

Sovyet hâkimiyeti sırasında alfabeleri zorla değiştirildiği için olmasın?

Onların alfabelerini Moskova tanzim etti. Ya bizimkini?

Bazı İslâm ülkeleri Arap alfabesi kullanmıyormuş. Neden acaba? Bir zamanlar sömürge oldukları için olmasın?

Sorumuz şu: Bilmeden, bunlar üzerinde düşünmeden çırpıştırmalarla insanları karalamak namuslu davranış mıdır?

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: D. Mehmet Doğan
05-11-19
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
CEHÂLET SALDIRGANLAŞTIRIR
Online Kişi: 37
Bu Gün: 256 || Bu Ay: 2635 || Toplam Ziyaretçi: 1428289 || Toplam Tıklanma: 37244759