HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 98
Yazar: Hüseyin Yağmur
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE’DE İSLAM

ÇAĞDAŞ TÜRKİYE’DE İSLAMAraştırmalarım ve okumalarım sırasında Batılıların sosyolojiye çok önem verdiklerinin farkına vardım. Bu işin inceliğini bilenler “Sosyoloji, emperyalizmin ileri karakoludur” derler. Bu yüzden sosyal ve antropolojik çalışmalar o coğrafya üzerinde ileriye dönük emeli olan ülkeler için önemli birer yol haritasıdır.

Yıllar önce İnsan Yayınları tarafından neşredilen ‘Müslüman Halklar Ansiklopedisi'ni' okumuştum. Yabancılar tarafından hazırlanan bu ansiklopedide yazarların Afrika'nın en ücra köylerine kadar gidip buradaki insanların konuştukları kelimelere, tören günlerinde giydiği kıyafetlere kadar tesbit etmeleri beni şaşırtmıştı.

Şimdi ‘Afrika'nın Kürtleri' diyebileceğimiz Tuaregler (yaygın ve devletsiz bir çöl halkı) Mali'den sonra Nijer'de de bağımsızlık yolunda hareket halindeler. Nijer şu anda Fransa ile Çin'in iktidar savaşında adeta bir arena gibi…

Gelelim tekrar ülkemize. Önceki hafta elime 1993 yılında neşredilmiş ‘Çağdaş Türkiye'de İslam' isimli bir kitap geçti. Kitap Richard Tapper'in editörlüğünde hazırlanmış bilimsel makalelerden oluşuyor.

İşin açıkçası Batılılar 80'li yıllarda ülkemizde yükselen İslam'ı araştırmak için bizim yerli akademisyenleri taşeron olarak kullanmışlar.

Bir dönem CHP'de üst düzey yönetici olan sosyolog Prof. Dr.Sencer Ayata ve eşi de o günlerde çok satan İslami dergileri araştırmış ve rapor hazırlamışlar.

Ribat, Mektup, Girişim, İslam, Kadın Aile Dergileri kaç satıyor, neler yazıyor? Ne yapmak istiyor bu makalelerden öğrenebilirsiniz.

Kitapta yerli akademisyenlerden daha ziyade Richard Tapper'in Türkiye ile ilgili görüş ve tesbitleri orijinal geldi bana. O görüşleri sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü yerli akademisyenler olaya birer oryantalist gibi bakmışlar.Yabancıların görüş ve tesbitleri resmi bakıştan daha bağımsız ve oturaklı. İşte o tesbitler:

(…) ‘İstanbul ve Ankara'nın aydınları, İslam'ın ya da dinin ne olduğunu siyasal nedenlerden ötürü tümüyle yanlış anlamışlardı.' (Shf. 14)

(…) Kemalizm'in, ne ‘akla olduğu kadar kalbe de hitap eden bir toplumsal etos' sağladığı, ne de insanın ‘varoluşunun temel güvenliği'ne seslenebildiği gerçekten doğru olabilir. (Shf. 57)

(…) Cumhuriyet tarihinin ilk döneminde İslam adına ortaya çıkan bazı ayaklanmalar, merkezin dayattığı zorunlu modernleşmenin önünde bir karşı ideolojinin bulunduğunun göstergeleriydi. (Shf. 54)

(…) 1940'larda çok partili siyasete geçişle birlikte önemli bir değişim gerçekleşti. Artık siyasal partiler iktidara gelmek için, seçmenler arasında seçimi kazanmağa yeterli bir ittifak toparlayabilmek zorunda olduğundan, seçmenlerin dinsel tercihlerine kulak verme eğilimi önemli ölçüde gelişti. Yine de dini politize etme yolundaki ilk girişimler pek başarılı olmadı. Örneğin, Cumhuriyet Halk Partisi karşısındaki muhalefetin daha dinci kanadını temsil eden Millet Partisi, 1950 seçimlerinde başarı sağlayamadı. Seçmenlerin ezici çoğunluğu, yönelim açısından laik olan ama halkın, dinsel alanda içinde bulunduğu pratik ihtiyaçlarına cevap veren Demokrat Parti'yi destekledi. Demokrat Parti'yi seçmenler arasında popüler yapan, siyasal ideolojisinin dinsel temeli değil, dine karşı hoşgörülü yaklaşımıydı. (Shf. 56)

(…) İslam, yirmi beş yıllık laisizmin ardından 1945'ten itibaren varlığını sürdürdü, çünkü Kemalizm'in materyalist değerlerinde, dini hâlâ sağlamakta olduğu bazı şeyler eksi

(…) CHP'nin, temelde kentli işçiler ve aydınlar tarafından desteklenen daha merkez sol, sosyalist bir programı vardı, ama cumhuriyetçi siyasal bağlamda daha ‘muhafazakâr' olan laik konumla özdeşleşmişti. Ekonomik bakımdan Batı kapitalizmine yönelmiş olan merkez sağ DP/AP, dinsel özgürlüğe desteğini artırdıkça daha ‘ilerici' bir kimlik kazandı:

(…) 1950 seçimlerinde Atatürk'ün CHP'sinin yerine DP geçti. Kimi zaman dinsel muhafazakârlıkla özdeşleştirilse de başlangıçta DP'nin başarısı, daha çok çevrenin merkeze karşı başkaldırısına dayanıyordu.

(…) Daha 1950 öncesinde eğitimde yeniden din dersleri konmuş, hükümet Haccı yeniden desteklemeye başlamış, türbeler yeniden açılmış ve yeniden din görevlisi yetiştirmeye başlanmıştı. (Shf. 16)

(…) (MSP; 1972'den itibaren) ve açık bir biçimde dindar, Batı karşıtı, sosyalizm karşıtı - buna rağmen epeyce ‘ilerici' programıyla kırsal kesimde büyük destek topladı.

(…) Muhafazakâr olarak nam salmış taşra küçük burjuvazisi tarikatları desteklemekle birlikte, geniş tabanlı merkez sağ partilere oy vermeyi sürdürür. (Shf. 17)

Merak ediyorum: Dün saha araştırmasında denek ve labaratuvar malzemesi olan dindarlar bugün iktidara geldiler. Hala yabancılar tarafından denek olarak incelenmeye devam mı ediyorlar? Yoksa onlar da rakiplerinin hal ve hareketlerini incelemeye başladılar mı?

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Yağmur
22-11-19
E mail: yenisoz.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE’DE İSLAM
Online Kişi: 32
Bu Gün: 242 || Bu Ay: 2621 || Toplam Ziyaretçi: 1428272 || Toplam Tıklanma: 37244583