HALEB'E DUÂ

HALEB'İ UNUTMA, UNUTTURMA!

Duâ da edemiyorsan, Müslümanlığını gözden geçir...

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 94
Yazar: Mustafa Çelik
GÜÇ ZEHİRLENMESİ-1

GÜÇ ZEHİRLENMESİ-1Güç zehirlenmesi, sahte ilahlık davasının mukaddimesidir. Hayatlarının dengesini kitap, mizan, adalet ve demirle kuramayanlar, güce tapmaktan kurtulamazlar. Allah’ı gücendirmeyi gaye edinmişlerin işi güce tapmaktır. Önce üzmek sonra da ezmek, güce tapanların en bariz vasfıdır.

Muhteris, müstağni, mağrur ve mütekebbir duruşlar, güce tapanları ele veren duruşlardır. Bir insan “ben neymiş” deyip insanlara karşı üstünlük tasladığı andan itibaren güç zehirlenmesine yakalanmış demektir.

Güç gösterisi, riya müşterisi, İslâm ümmetinin baş belâsıdır. Allah rızası ile teselli bulamayan kalpleri ne pahalı evlilikler, ne dolgun ücretli maaşlar, ne kalabalıklar, ne alkışlar, ne tripleks köşkler, ne denize nazır villalar, ne köşklerde “Baby Shower” mevlitlere oluk oluk para akıtan, düğün sonrası “After Party’leri” ihmal etmeyen, ezanla karışık çalan müzikler, ne İngiliz kraliyet balosunu bile geride bırakan düğünler ve ne de lüks yatlarda beyaz elbiseleriyle doğum günü partisi kutlamalar teselli eder. Kapler, zikrullah ile birlikte Allah rızasını bulmadıkça itminane erip teselli bulamazlar.

Güç sarhoşu; gösteriş düşkünü, dünya ve madde bağımlısıdır. Bir memlekette insan insanın yurdu değil, kurdu olmuşsa o memlekette güç zehirlenmesi gerçekleşmiş demektir. Paranın ve makamın gücü ile kendilerini kaf dağında görenler, Allah’a değil güce tapanlardır. Hayatta insanların körleşmesi ve köleleşmesi, kontrolsüz güce sahip olmalarındandır.

Hayatta ötekilerini mankurtlaştırmak için kurtlaşanlar, güce tapmaktan kurtulamazlar. Hak ve hukuk karşısında istiğna ve istikbara kapılırlar asla ve kat’a istişareye ihtiyaç hissetmezler. Firavunlar, Nemrudlar, Neronlar, Karunlar, güç zehirlenmesinin kurbanlarıdır. Kur’ân’ın haberi ve tarihin şehadetiyle sabittir ki; Firavun’u, Nemrud’u, Karun’u, Neron’u, Ebu Cehil’i ve bütün zalim önderleri ve toplumları “güç zehirlenmesi ve kibir kuleleri” yıkmıştır. Çünkü “güç zehirlenmesi ve kibir kuleleri” bu zalimlere Allah’ı unutturdu. Bunlar, Allah’ı unutmakla kalmadılar, kendilerini ilah olarak ilan ettiler. Rabbimiz uyarıyor:

“Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler.

Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na eşler koşmamızı emrediyordunuz” derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir.

Yine, “Bizim mallarımız ve çocuklarımız daha çoktur. Bize azap edilmeyecektir” demişlerdi.

Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.” (Sebe Sûresi/32-37)

Bir yerde gücün sözü, sözün gücünü boğuyorsa, güç zehirlenmesi gerçekleşmiş demektir. Hak ve hukuksuz elde edilen gücün tek bir görevi var o da sahibini zehirlemektir. Kendilerini her yerde ve her zaman haklı görenler, konumlarını ilahlaştıranlardır. Mutlak güç Allah’ındır. Allah’ın gücünü etkisiz ve yetkisiz kılmak için ortaya konulan bütün çabalar, güce tapanların çabalarıdır.

Güce tapanlar, kabadayı olurlar, buyurgan olur. Onların hayatında itaat diye bir şey olmaz. Onlar herkesten itaat isterler. Kendilerine hatalarının hatırlatılmasını kendilerine sıkılmış kurşun gibi kabul ederler. “Güç sarhoşluğu içki sarhoşluğundan fenadır, zira güçle sarhoş olan kişi, düşmeden ayılmaz.Hak ve hukuk ile mukayyed kalmayan güç düşmandan gayri başka bir şey sayılmaz.

Allah’a tevekkül eden kişi, hak ve hukuk ile mukayyed kalmayan güce karşı duracak. “Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiği zaman dünya huzur bulacak.” Güç sarhoşluğu, enaniyet ve vurdumduymazlığın değer kazanmasıdır. Riyanın, kibrin, gösterişin müessese haline getirilmesidir. Güç zehirlenmesi, mütevazılığın, gösterişsizliğin, sadeliğin, samimiyetin, iyiliğin, adaletin ve yardımlaşmanın sürgüne gönderilmesidir. Gücün hak ve hukuk belirlemeye kalkışması, Allah’ın yetki alanına müdahaledir. Hak ve hukuk kullardan değil, el-Hak olan Allah’tandır. Haklı olmak, zayıf olanı güçlü yapar, haksız olmak ise, kuvvetli olanı güçsüz kılar. Güçlerini haksızlıklarından alanlar, firavun olmanın yolunda ilerleyenlerdir.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Mustafa Çelik
25-12-19
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
GÜÇ ZEHİRLENMESİ-1
Online Kişi: 27
Bu Gün: 96 || Bu Ay: 7472 || Toplam Ziyaretçi: 1463215 || Toplam Tıklanma: 37834852