HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : EDEBÝYAT / TENKÝD
Okunma Says: 4478
Yazar: Selami Güdener
ELÝF ÞAFAK'IN AÞK ROMANINA FARKLI BÝR BAKIÞ

Orhan Pamuk'un dii versiyonu

Habervaktim yazar Selami Güdener, aylk olarak çkan Anadolu Gençlik Dergisi'nin Aralk ay saysnda Yazar Elif afak'n kitab ‘Ak'a çok ilginç bir eletiride bulundu. te Güdener'in o yazs…
 

"Elif afak'n Ak'na bir eletiri denemesi

Ak kada yazlmyor Mihriban!

Elif afak Ak' yazd; yüz binlerce satt; kem gözlere i, hala da peynir ekmek gibi gidiyor.

Pembe kapaklsnn müterisi ayr, gri kapaklsnn ayr… Meer insanlarmz aka nasl da susam…

Dilimize pelesenk oldu ak. likisinin ak olmadn/olmayabileceini düünen yok neredeyse.

Çiftler birbirine ‘akm' diye hitap etmiyorsa, dillerdeki bu eksiklik, gönüllerdeki eksiklie delil kabul ediliyor.

Azlarda sakz ettik ak. O kadar ki, bu gözler ahit, köpeine bile akm diyenler var.

Piyasa mal haline gelmi bir ak, pek matah bir ey olmasa gerek. Leyla ile Mecnun'un akna öykünülür, Mevlana ile ems-i Tebrizî'nin akna gpta edilir de, köpeine ‘akmmm' diyen birinin akna öykünülmez herhalde.

Dorusu, bu kadar çok konuulmasna ramen, insanlarn ak bildikleri üpheli. Olur olmaz, baya kadn erkek ilikilerini ak sanmak, ne kadar ak cahili olduumuzun ispat deil mi? Sradan insanlarn ak bilmemesinde alacak ve garipsenecek bir durum yok; Elif afak acaba ak biliyor mu?

“Yahu kadn akn kitabn yazm, senin sorduun soruya bak, laf m bu!”

Dücane Cündiolu yrtnadursun “Akn kural m olurmu!” diye, hanmefendi üenmemi, tam 40 kural koymu ortaya… nallah, mezarnda kemikleri szlamyordur Tebriz güneinin. Yazarmzn hiç vicdan szlamam bunlar yazarken. Hiç düünmemi, “akn kural olmaz derlerdi, bunlar da neyin nesi” diye…

Belli ki, Mihriban türküsü de hiç kulana çalnmam: “Yar deyince kalem elden düüyor / Lambada titreyen alev üüyor / Ak kada yazlmyor Mihriban”

Akn koulu yoktur ki kural olsun. Ak karlkszdr. Ak hasbilii gerektirir; hesapsz olmay. Hesap ve çkar olmaynca, kural da olmaz. Akl kural vaz eder, gönülse ferman dinlemez!

Elif afak'n Ak kitab için yaplabilecek en temel eletiri budur. Yazarmz kurallar koymakla, ak aklyla yazdn ispatlamaktadr. Kays çöllere dütüüne, akln yitirdiine yansn!

Akn kitabn yazmak kabilse, bu aklla deil, ancak gönülle yazlabilir. Elif afak'n Ak'nn gönülle bir rabtas olmad apaçktr. Gönülden çkmaynca, sûfîlik özentisi de aka bir anlam ve deer katmaya yetmemitir.

Ak kitabnn gönülle bir ilikisi olmad tespiti, iin özüne dair temel bir eletiridir. Bu nedenle kitapla ilgili bir yargya varmamz için yeterlidir. Ancak yazara ve eserine dair eletiriler bununla snrla kalm olsayd, en fazla söylenecek ey u olurdu: Kifayetsiz!

Fakat daha vahim bir durumla kar karya olduumuzu belirtmek gerekir. Maalesef yazarmz hem kifayetsizdir, hem de muhteris!

Ben Elif afak'ta, Orhan Pamuk'un dii versiyonunu görüyorum. Yazar, Nobel'e giden yolu bilmektedir; Baba ve Piç'ten sonra Ak, yazarmzn, bu yola koyulduunun belgesi niteliindedir.

Yazarn niyeti, ak üzerine iyi niyetli bir deneme deildir. Yazar, Mevlana ve ems-i Tebrizî gibi Dou'nun en büyük hazinelerini, Batllara yamalatmak istemektedir. Dücane Cündiolu, “Altn bulmak ümidiyle erenlerin türbesine kazma vurulmaz” diye endielerini dile getirirken yerden göe kadar hakl deil midir?

Yazar, Bat'da Mesnevi'nin ncil'den sonra en çok okunan kitap olduunu gayet iyi biliyor. Mevlana ile ems-i Tebrizî'nin kendi alemlerindeki ‘ak ilikisi'nin Bat tarafndan sapkn yorumlara konu edildiini de…

Hakk'la tanmayanlarn bu ak anlamalar mümkün deildir elbet. Batllarn bunu anlamamalar gayet normal. Ancak bu topraklarn sesi olmas gereken yazarn, Batllarn penceresinden ak yazmas dorusu çok daha manidardr.

Biz ak yazan bir yazarn gözlerinin aktan kör olmasn beklerdik, ne ki Elif afak'n Nobel saplants gözlerini kör etmi görünmektedir. Her hamlesi buna dönüktür, Baba ve Piç romannda, Ermeni tezlerini dillendirmi ve bir Türk yazarn vicdannda Türkleri mahkûm etmitir. Bu çknn Bat'da dikkat çekeceinden emindir yazar, nitekim bu kanaatinde yanlmad görülmütür. Orhan Pamuk da bu yollardan geçmitir, Elif hanm Orhan Pamuk'un klavuzluundan gayet maharetle yararlanmay bilmektedir.

Ak romannda yerleik ve yerli deerlerin içlerinin boaltlmas, deersizletirilmesi ve Bat anlayna uygun yeniden modife edilmesi çabalar sürmektedir. Her ne kadar Mevlana demekteyse de, ems-i Tebrizi'den söz etmekteyse de, slam'a dair inciler döktürmekteyse de, yazarn bütün bunlar Batl deerlerle yeniden ürettii bellidir.

Roman kahramanmz Aziz bile, Mevlana'y en iyi Batllarn anlad iddiasnn tezahürüdür. Çöl gülü tiplemesi, Mevlana ve ak konulu bir çalmada ne kadar yerli yerindedir, oturmutur! Cündiolu, “Hiristiyan okuyucularn ihtiyac dikkate alnarak üretilmi Maria Magdalena taklidi” derken yerinde bir tespitte bulunmaktadr.

Bunlar, yazarn roman teknii içinde kulland / kullanmak zorunda hissettii dolgu malzemeleri olarak saymak mümkün denilebilir, ancak Batl deerlere uygun ‘üretilmi slam' tezlerini misyon edinmesinin affedilir yan olabilir mi?

Romanda bilinçli olarak geleneksel slam'a ve eriata dair yer alan bütün figürler, kötü ve demode olarak kurgulanmtr. Çöl gülü hadi tövbekardr, iyi gösterilmeyi hak etmektedir, peki masadan ban kaldrmayan Sarho Süleyman bile sevimli gösterilirken, Cengaver Baybars'n iki yüzlü, eyh Yasin'in eriat'tan baka bir ey bilmez bir tutucu olarak gösterilmesi ve yargsz infaza tabi tutulmas tesadüf olabilir mi? ems-i Tebrizî'nin hogörü iklimi Çöl gülünü, Sarho Süleyman' kuatyor, fakat yldz eyh Yasin'le, Baybars'la bir türlü barmyor? Öyle bir portre çizilmi ki, ems'in yolu camiye uramyor hiç, cami cemaati ile ne konuaca, ne paylaaca bir ey var… Haa zndn teki… Yazarmz Mevlana'y bile meyhaneye yolluyor da, ems'e, Mevlana'y görmek için bile olsa camiden içeri adm attrmyor. ems, arab içmekte saknca görmüyor; Mevlana'nn krmz arabn tadyla tanmasna ise ramak kalyor…

Bütün bunlar, Elif hanmn Bat algsna uygun piyasa mal üretimleri… eriat banazlktr. Mevlana her ne kadar önceleri banazlarn ba ise de, ems'le halvet olduktan sonra, slam'n batnî yorumuyla tannca, sanki eriatn kalplarndan, banazlklarndan kendini kurtarmtr. ems-i Tebrizî'nin ‘Meryem putunu' ho görmesi de bu anlayn uzants bir zrvalktan baka anlama gelmemektedir.

Sanki ‘ak'la tananlara Kur'an- ve Kur'an slamn kendi kafalarna göre yorumlama hakk bahedilmektedir. Yok böyle bir ey. Sanki Peygamberleri bile balayan slamn kurallar, batnî derviler için snrlayc deildir. Onlar ruh esriklii içinde ne eriat dinlemektedirler, ne din diyanet! Hal böyle olunca ems-i Tebrizî'nin eyh Yasin'le takmasndan daha doal ne olabilir!

Elif afak'n romann iyi niyetli bir deneme kabul etsek bile, slam algsnda bir problem olduunda üphe yoktur. Kald ki, bu nakse ve çarpklk, bilgisizlikten deil, bilinçli tercihten kaynaklanmaktadr. Bat dünyasnn anlayna ve algsna uygun hazlar devirilmek istenmektedir.

Bu yaklam tarz, Elif afak'n ak algsn da problemli hale getirmitir. Buna ramen Ella'nn Aziz'e görmeden ak olmasn, afak'n hanesine yazlacak bir art olarak deerlendirmek mümkün olabilir.

Öyle ya, insanlar, akn bin türlü hali olduuna; hesaba kitaba smadna inanrlar ama yine de görmeden aka asla ihtimal vermezler. Böyle bir ey muhaldir onlara göre. (Oysa akn gözü kör deil midir, nasl görülebilir ki!)

Bense akta imkanszn imkansz olduuna inanrm. Onlar görmeden aka atkça, ben de onlarn bu hallerine aarm.

Sözde Allah' severler! Sormak lazm, Allah' görmüler midir hiç! Ya Peygamber aklarna ne demeli!

Dünya gözü beenilerimiz içindir. Göz görür, ama gönül sever… Gönül gözünün görmesi ve sevmesidir esas olan. Ak, gönül iklimine cemre dümesi gibidir; plk hisler yaylr önce, topran uyanmas gibi uyanr bütün duygular. Hazlarn bütün çeitlerinden, straplarn bütün nüanslarna kadar her bir duygu tomurcua durur. Bazen Nisan yamuru olur, ipil ipil yaar yüree. Bazen yanarda olur, lav püskürtür…

Ak halden hale sokar insan. Kah hamu (suskun) dersiniz kendinize Mevlana gibi, kah her bir sözcük inci tanesi gibi iir olur dökülür dudaklarnzdan.

Ak ne görülebilir, ne öngörülebilir… Gönle düer, uzak yakn demeden. Ne aradaki dalar dinler, ne yllar… Krk ylda bir görülen depremle sarslrsnz, stma nöbetine yakalanm gibi.

Aklnz itiraz eder mütemadiyen. Ama gönül ferman dinlemez! Sonra akl da kalmaz bata; Mecnun olur düersiniz çöllere. Mevlana'nn ems'le hemhal olduktan sonra, dünya ile balantsn kesmesi, çoluunu çocuunu, evini barkn unutmas, hikaye ya da rivayet deildir.

Dünya gözüyle görseniz ne olur, görmeseniz ne olur! Ses olur önce, siz elbise gibi bir beden giydirirsiniz. Dudaklarn hayal edersiniz mesela. Sonra gözlerini ve gözlerindeki prlty… Sesinin tns ve gözlerindeki lt güne olur; bir yandan içinizi strken, bir yandan da kardan adama çevirir sizi.

Tanr kendi ruhundan üfürür; bu aktr. Tanr'nn arad Mecnun yürek sizdeyse, Leyla'y bulmak da, Mevla'y bulmak da mesele deildir artk.

Mecnun Leyla'y görse ne olur, sanki tanyacak m?

Bana öyle gelmektedir ki, Elif afak, Mevlana ile ems-i Tebrizî akndan, Ella-Aziz ak çkarmakla, sanki sarayn atlas perdelerinden paspas yapmtr.

Elif afak'n metalatrd ak, belki yüz binlerce satarak milyon dolarlar etti, ama aklarn gözünde be para etmedi.

Son söz yerine: Ak kada yazlmyor Mihriban!"

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

NOT: Vurgular bize âittir.

Yazar: Selami Güdener
13-11-10
E mail: habervaktim.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ELÝF ÞAFAK'IN AÞK ROMANINA FARKLI BÝR BAKIÞ
Online Kii: 21
Bu Gn: 249 || Bu Ay: 5.342 || Toplam Ziyareti: 2.928.294 || Toplam Tklanma: 58.601.736